Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Ülkeler, Halklar

  • Teknoloji tarihçileri için Phaistos diski daha da kafa karıştırıcı; MÖ 1700 olarak hesaplanan tarihine bakılırsa dünyada ilk basılı belge olması gerekiyor. Sf. 282 Phaistos diski insanoğlunun bir sonraki adımının öncüsü, ilk basım girişimiydi, matbaacılıkta da aynı şekilde kesme matbaa harfleri ya da bloklar kullanılmıştı ama kâğıt üzerine ve mürekkeple basılıyordu, mürekkepsiz ve kil üzerine değil.…

  • Dolayısıyla, salgın insan hastalıklarına yol açan mikropların gelişmesi için nasıl yiyecek üretimiyle, yiyecek üretimini izleyen binlerce yıllık toplumsal gelişme gerekiyorsa yazının gelişmesi için de gerekiyordu. Yazı bağımsız olarak Bereketli Hilal’de, Meksika’da ve belki de Çin’de ortaya çıktı çünkü bu bölgelerin her biri bulundukları yarım kürede yiyecek üretiminin ilk başladığı yerlerdi. Yazı o birkaç toplum tarafından…

  • İlk Sümer metinleri saray ve tapınak bürokratlarının, içinde en küçük bir duygu bulunmayan hesap tutanaklarıdır. Uruk şehrine ait, bilinen en eski Sümer arşivlerindeki tabletlerin aşağı yukarı yüzde doksanı kâtiplerin tuttukları, mallara yatırılmış paraların, işçilere dağıtılmış tayının, dağıtılan tarım ürünlerinin miktarını gösteren kayıtlardır. Ancak Sümerler daha sonra, logogramların ötesinde sesçil yazıya geçtikleri zaman propaganda ve efsane…

  • Nasıl olduysa ilk yazıcılar önlerinde kendi çabalarına kılavuzluk edecek bir örnek, çabalarının sonunda ortaya çıkacak şeyin herhangi bir örneği olmadan bütün bu sorunları çözdüler. Bu iş hiç kuşkusuz öylesine güç bir işti ki tarihte yazıyı tamamıyla kendi başlarına icat etmiş insan topluluklarının sayısı da az oldu. Tartışmaya yer bırakmayacak şekilde yazının bağımsız olarak icat edildiği…

  • Yazının ilk kez bulunduğu merkezden yayılış şekli de önemli sorular getiriyor akla. Niçin, örneğin, yazı Bereketli Hilal’den Etiyopya’ya ve Arabistan’a yayıldı da Meksika’dan Andlar’a yayılmadı? Sf. 253 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Nisan 2018 – Sf. 253) kitabından birebir alınmıştır.

  • Oysa arkeolojik kazılardan ve kıyılarımıza gelen ilk Avrupalı kâşiflerden kalan betimlemelerden öğrendiğimize göre artık başlangıçta 20 milyon kadar yerlinin yaşadığını biliyoruz. Sf. 247 Başlıca ölüm nedeni Eski Dünya’nın mikroplarıydı, Amerikan yerlileri bu mikroplarla hiç karşılaşmamışlardı, bu yüzden de onlara karşı ne bağışıklıkları ne de genetik dirençleri vardı. Çiçek, kızamık, grip, tifüs öldürücülükte birinciliği almak için…

  • Hastalıklar insanların ölüm nedenlerinin başında geldiği için tarihi biçimlendirmede de önemli rol oynamışlardır. İkinci Dünya Savaşı’na kadar savaşlarda ölenlerin çoğu savaş yaralarından değil savaşla taşınan hastalıklardan ölüyordu. Büyük komutanları göklere çıkaran bütün o askerî tarihler insan egosunun balonunu söndüren bir doğruyu hafife alıyorlar: Eski savaşların galipleri her zaman en iyi komutanlara ve silahlara sahip olan…

  • MÖ 3.000 yılı dolaylarında Güneybatı Asya’da ya da yakınlarında icat edilen tekerlek birkaç yüzyıl içinde Avrasya’da hızla doğuya ve batıya büyük oranda yayıldı, oysa Meksika’da tarihöncesi dönemde bağımsız olarak icat edilen tekerlek güneye, Andlar’a asla ulaşamadı. Aynı şekilde, Bereketli Hilal’in batı bölümünde MÖ 1.500 yılına gelmeden geliştirilmiş olan alfabe ile yazı ilkesi bin yıl içinde…

  • Örneğin, Mısır’da arpa dışında ilk sekiz tarım bitkisinden hiçbiri yaban doğada yetişmez. Mısır’ın Nil Vadisi Bereketli Hilal’in Dicle ve Fırat vadilerine doğal çevre olarak çok benzer. Bu yüzden de o iki vadide başarılı olan paket Nil Vadisi’nde de başarılı oldu ve o görkemli yerel Mısır uygarlığının doğmasına yol açtı. Sfenks’i ve piramitleri aslında Mısır kökenli…

  • Bu soruyu yanıtlayabilmek için gelin önce yiyecek üretiminin Güneybatı Asya’dan (Bereketli Hilal’den) başka yerlere nasıl hızla yayıldığını inceleyelim. Orada yiyecek üretimi başladıktan hemen sonra, aşağı yukarı MÖ 8000 yılından önce, Batı Avrasya’nın ve Kuzey Afrika’nın öteki kısımlarında, Bereketli Hilal’in doğusuna ve batısına doğru, çok uzaklara ulaşan merkezkaç güçlü bir dalga halinde yayılmıştı. Sf. 212 Alıntı;…

  • Bereketli Hilal’deki halklar yerel bitkileri çok erken bir tarihte evcilleştirdiler. Çok daha fazla türü evcilleştirdiler. Çok daha verimli ya da değerli türleri evcilleştirdiler, çok daha geniş bir yelpaze oluşturan çeşitlilikte bitkiyi evcilleştirdiler. Yoğun yiyecek üretimini çok daha hızlı geliştirip çok daha hızlı bir şekilde nüfus yoğunluklarını artırdılar, bütün bunların sonucunda da çağdaş dünyaya daha ileri…

  • Bu tarihlerden anlaşıldığına göre buğday Bereketli Hilal’de evcilleştirilmiştir, bu buğdayın atası olan yaban türünün İsrail’den doğuya doğru İran ve Türkiye’ye kadar uzanan bölgede bulunması da bu sonucu destekleyen bir olgudur. Sf. 107 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Nisan 2018 – Sf. 107)…

  • Örneğin, bilinen ilk çiftsıralı buğday tarımı MÖ.8500 dolaylarında Bereketli Hilal’de yapılmıştır. Bu tarihten hemen sonra giderek batıya doğru yayıldığı görülür. Sf. 106 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Nisan 2018 – Sf. 106) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu yüzden insanın yanılıp nohudun Hindistan’da evcilleştirilmiş olacağını sanması işten bile değildir. Oysa nohudun yaban atası yalnızca Türkiye’nin güneydoğusunda bulunur. Nohudun gerçekten de orada evcilleştirildiği yorumunu destekleyen bir olgu daha vardır: Evcilleştirilmiş olabilecek nohuda, Cilalı Taş Çağı’ndan kalma arkeolojik yörelerde bulunan ve M yaklaşık 8000 yılına ait en eski kalıntılarına Güneydoğu Türkiye ile onun hemen…

  • Yine daha sonra, eyer ve üzengi bulunduktan sonra atlar sayesinde Hunlar ve onların arkasından Asya steplerinin başka halkları dalgalar halinde gelip Roma İmparatorluğu’nu, ondan sonra kurulan devletleri titrettiler, en sonunda da MS 13. ve 14. yüzyıllarda Moğollar Asya ile Rusya’nın büyük bir bölümünü istila ettiler. Sf. 99 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi)…

  • Bir yerde yerleşik olmak doğum aralıklarının kısalmasını sağlayarak nüfus yoğunluğunun artmasında rol oynar. Yaban hayvan ve bitkilerle geçinen toplumun üyesi bir anne, bir yerden bir başka yere göçülürken birkaç eşyasının yanı sıra ancak tek bir çocuk taşıyabilir. Çocuğu göç sırasında kabileye ayakbağı olmayacak kadar hızlı yürümeye başlamadan ikinci bir çocuk sahibi olmayı göze alamaz. Sf.…

  • Kısacası, okuryazarlık sayesinde İspanyollar insan davranışları ve tarihi konusunda müthiş bir bilgi birikiminin vârisi olmuşlardı. Bunun tam tersine Atahualpa İspanyolların varlığından habersiz olduğu gibi denizaşırı ülkelerden gelen istilacılar diye bir şey de bilmiyordu, tarihte daha önce, başka bir yerde, başka birileri için böyle bir tehdidin söz konusu olduğunu duymamıştı (ya da okumamıştı). Bu bilgi boşluğu…

  • Öyle anlaşılıyor ki İsa başlangıçta, Esseni olma ihtimali yüksek bir gezgin derviş olan Vaftizci Yahya’nın bir şakirdi idi. Yahya Kudüs yönetimini iflah olmaz derecede yozlaşmış görüyor ve bu yönetime karşı ağır ithamlarla dolu konuşmalar yapıyordu. Sf. 137 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak…

  • 1948 yılının Ocak ayında genç bir Hindu, bir dini tören sırasında Gandi’ye yaklaştı ve onu vurdu. Böylece, Hindistan, katilin sözleriyle, “dışarıda İslam’la içeride Gandi’yle yüz yüze bırakılması halinde yaşayacağı karanlık ve ölümcül bir gelecek”ten kurtuldu. Sf. 121, 122 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki…

  • Gandi şiddetsiz ruh gücü olan satyagraha’nın Hindistan’da aslında hiç olmadığını anladı. Zayıf olduklarında şiddet kullanmayan taraftarları, bağımsızlık onları güçlendirdiği an şiddet yanlısı olmuşlardı. Kendilerine bir bayrak ve bir ordu verildiğinde, hemen birbirine savaş açmışlardı. Şiddetsizliği seçebildikleri sırada, bunu yapmayı reddediyorlardı. Ölümünden iki hafta önce, umutsuzluk içinde, bir muhabire “Satyagraha konusunda hatalı olduğu noktanın, zayıfın silahı…