Bağdat’tan kovulan bilim, İspanya’daki Cordoba’da barınak buldu. Bilim nerede saygı görse, orası evi olmuştur hep.
Cordoba tüccarları, halifelerin bir yazma kitap için bin altın dinar ödedikleri zamanları daha unutmamışlardı.
Bağdat’ta, insanlardan uzak yaşayan filozof Gazali, bilginin gereksiz, akim güçsüz olduğunu söylerken, Cordoba’da, aynı X. yy. da, bir Aristoteles hayranı olan filozof İbni Rüşt, bilimi cesaretle savunuyordu.
İbni Rüşt en büyük mutluluğun bilinmeyenin önünde eğilmede değil, her şeyi öğrenmeye can atmada olduğunu ispat ediyordu.
İbni Rüşt, insanlığın ortaklaşa düşünüşünden söz ediyordu. İnsan ölür, insanlık kalır. İnsan, şu kısa ömründe çok şey öğrenemez. İnsanlık ölümsüz, düşünüşü de ebedidir. İşte bu ortaklaşa düşünüşün ulaşamayacağı sınır yoktur. Sf. 472
Alıntı; İnsan Nasıl İnsan Oldu – Mikhail İlin ve Elena Segal, Çeviri; Ahmet Zekerya, (Say Yayıncılık, 20. Baskı Ekim 2019, Sf. 472) birebir alınmıştır.
Bir Cevap Yazın