Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Ülkeler, Halklar
-
Karapet Tozluyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun) Sonra, herkesin serbestçe kendi memleketine dönebileceği emri geldi. Ama biz Zeytunlular toplanıp bir hesap yaptık; kırk beş bin kişiden yalnızca bin elli sekiz can kaldığını hesapladık. Pek çok Zeytunlu, Arabistan’ın Der Zor bölgesinde katledilmişti. Onları katledenler de Kafkasya Çerkezleriydi. Habur Nehri’nin kıyısında üç tane Çeçen Köyü vardı. Zamanında, Çar…
-
Hovsep Bıştikyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Zeytun) 1915 yılma kadar, Zeytun’da otuz bin Ermeni vardı. Türkiye’de yalnız Zeytun’un nüfusu sadece Ermenilerden oluşuyordu. Sf. 652 Aynı Çeçenler sonbaharda mallarla birlikte geri geldiler; bunlar hem İstanbul taraflarından, hem Konya tarafından, ülkenin her tarafından getirilen Ermenilerin serveti, elbiseleri, takıları, altınları, paralarıydı, ne istersen, aklından ne geçerse vardı! Ne maldı…
-
Hovhannes Stepani Gasparyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Eskişehir, Yayla Köyü) 1913’de İttihat ve Terakki Cemiyeti komitesi Talat başkanlığında gizli bir oturum yapmış, o oturuma Enver, Doktor Nazım, Bahaeddin Şakir ve başkaları da katılmıştı. Onlar Türkiye’de yaşayan Ermenileri ortadan kaldırmayı kararlaştırır ve o oturumda yok etme planını geliştirirler: yeni doğan bebeklerden en yaşlı insanlara kadar hiçbir Ermeni’yi…
-
Suren Sargısyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Sebastiya [Sivas], Koçhisar Köyü) Köyün muhtarı olan amcam Abig Sargısyan oraya buraya koşuyor, zaptiyelerin kibrit çakıp evimizi ateşe vermelerine ve anneme vurmalarına engel oluyordu. Sonunda rüşvet karşılığı evimizi yakmaktan vazgeçtiler; ama zavallı annemi yanlarında götürdüler. Zavallı anneme bütün gece tecavüz etmişlerdi. Ertesi gün onu yarı ölü halde geri getirdiler. Biz…
-
Mıkırtiç Karapetyan’ın Tanıklığı (D. 1910, Tigranakert [Diyarbakır]) Asıl Tigranakert, Ararat Ovası yönünde bulunan 25 kilometre uzaklıktaki Farğin’dir. Kral Büyük Tigran’ın sarayı ordaymış; ama deprem yüzünden yıkılmış. Tigranakert’ten Ağrı Dağı gözükürdü. Oradan Tigris Nehri geçerdi. Biz doğma büyüme Tigranakertliyiz. Ben her şeyi teferruatlı olarak iyi hatırlıyorum. 1915 yılında bizi aniden sürgün ettiler. Ben çok küçüktüm; ama…
-
Hayrik Manuki Muradyan’ın Tanıklığı (D; 1905 Şatakh (Çatak) Cınuk Köyü) “Göç yolunda bize Kostantin Hambardzumyan liderlik ediyordu. Bizim 5.000 kişilik bir ordumuz vardı. Ordu birkaç bölüme ayrıldı; bir tabur vadinin sol tarafından, diğeri önümüzden, sonuncusu da arkamızdan ilerledi. Böylece kırk bin Ermeni Van’ı terk ettik. Biz, İttihatçıların Simko’nun çetesine rüşvet verdiğinden haberdar değildik. Onlar yolumuzu…
-
6 Ağustos 1914 günü Türk-Alman İttifak Antlaşması İstanbul’da imzalanır. Alman Büyükelçi Wangenheim İTF Hükümeti’ne verdiği notada şöyle diyordu: “Eğer Osmanlı hükümeti sorumluluklarına sadık kalarak Üçlü îttifak’a karşı harbe girerse, Almanya ona şu avantajları sağlar.” İmzalanan antlaşmanın 6 maddesinden biri de şöyleydi: “Almanya Osmanlı İmparatorluğu’nun doğu sınırlarının, Rusya’da yaşayan Müslüman nüfusla Türkiye’nin direkt teması sağlanacak şekilde…
-
(Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.) Ermenilerin bu şekilde göç etmelerinin vilayete zarar verdiğini anlayan Türkler, sorunu onların durumunu iyileştirerek değil de, onların yerine Müslüman Çerkezleri yerleştirerek çözmeye çalışıyorlar. Hükümet, Müslüman Çerkezleri zorla Ermeni köylerine yerleştiriyor ve onlara en iyi toprakları veriyor. Ayrıca onları her…
-
Herodot “İranlılar kadar yabancı memleketlerin adetlerini kapan bir millet yoktur. Bunlar Medlerin giyinişini üstün kabul ederek bunu almışlar. Harpte, Mısırlılar gibi göğüs levhası taşırlar, her hangi bir sefahet (sefih, aşağılık) haber alırlarsa, onu hemen benimserler” demektedir. Sf. 125 Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz, (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 125) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Elisee Reclus, “Lazistan, Ermenistan ve Kürdistan” çev. “Miyapan”, Vağarşabad, 1893, Alıntı;) “Ermeni ve Kürt yaylalarında yaşayan aşiretlerde tüm Müslüman ve Hıristiyan tarikatlarının yanı sıra Mazdaizm’den bilinçsiz izler de vardır. Kızılbaşlar (bu kelime Afganistan ve birçok Doğu ülkesinde Pers ırkına ait insanlar için kullanılır) çoğunlukla Kürt’tür. Bu tarikata ait 400.000 insanın 15 bini Türkmen soyundandır. İki-üç…
-
Özdemir oğlu Osman Paşa atları soylu diye beş baş Çerkez esirine bir at alırlar ve verirler. Ama gayet hırsız kavimdirler. Hani bu diyarda hırsızlık etmeyenlere «yiğit değildir» diye kız vermezler. Onun için gece olunca siyah elbiseler giyip hırsızlığa giderler. Kızları, oğlanları, hatta kart adamları bile evde, dağda, tarlada bulduklarını alıp sağ salim köyüne dönerse kurtulur.…
-
Sabah olunca gördüler ki Kisüyan kaçmış. «Serâ Kisû» dediler. Yani «Kisu melik kaçtı» dediler. Hâlâ namları sera Kisu’dur. Zamanla bozularak (Serâkis) oldu. Ondan da galat (Çer Kese» diye şöhret kazandılar. Ama Rum lisanında Çerkez ve Çerkeş derler. Tatar lisanında Ser Kis, Acem lisanında Serkeş, yani baş çekici, gidici demektir. Doğrusu serkeş kavimdir. Çağatay lisanında Çârkes…
-
Kürdistan: Makdisî tarihine göre, Tufan’dan sonra ilk kurulan bu Cudi şehridir. Sonra Sencar kalesi ve sonra da bu Meyyâfarikîn kalesi yapılmıştır. Amma Cudi şehri sahibi, Hazret-i Nuh ümmetinden Melik Kördum’dur. Altı yüz yıl yaşamıştır. Kürdistan diyarlarını dolaşıp bu Meyyâfarikîn’e gelmiş, su ve havasından hoşlanarak burada yerleşmiştir. Çocukları ve soyu gayet çok olup İbrî ve Acem…
-
Şu da gariptir: Bu Kürtlerin çevresine bir çizgi çizsen, o çizginin dışına çıkmaları imkânsızdır. Ancak biri gelip o yuvarlak çizginin bir tarafını bozarsa o çizgiden dışarı çıkar! Yoksa o çizginin içinde öleceğini bilse dışarı çıkmaz. Bu diyarda bir köpek doğursa şenlik yaparlar. Bir siyah köpek ölse, soğan suyu ile yıkayıp kefenleyerek ahlıya vahlıya köpek mezarlığına…
-
Bu hamamların hepsi şehrin çöpleri ile ısıtılır. Gayet sıcak olurlar. Değme adamın bir saatten fazla bu hamamlarda durmaya gücü yetmez. Rum’da odun ile hamamı bu derece kızdırmak kabil değildir. Hamamda çöp yakmanın bir faydası daha var ki, şehir içinde zerre kadar çöp kalmaz. Hepsi zenbil zenbil hamama taşınır ve yakılıp yok edilir. Şehir sokaklarında ve…
-
İttil Kabilesinin durumu: Moğol dilinde «İttil», köpek lisanlı demektir. Bunlar harp meydanında bir çeşit ”Av av, va, va,” eden, kudurmuş köpek gibi uluyan inatçı bir kavimdir. Mardin kalesi yakınında Sancak dağındaki Saçlı Kürtleri de Melek Ahmed Paşa efendimizle kırdığımız vakit, yirmi bin kadar olan o pis kavimler de böyle idi. Mezhepsiz, kötü huylu, leş yiyen,…
-
Ermeni yoktur. Zaten buralarda Rum da yok, meğerki ticaret için gele. Fakat Yahudi ve Şiî çoktur. Mülhidler, zındıklar, Caferî, cebrî, kaderî, Hurufi ve öteki sapık fırkaları çoktur. Sf. 566 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi II – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 566) kitabından birebir…
-
Fatih Sultan Mehmed Han, denizler gibi askerle karadan ve denizden Trabzon’u kuşatıp, 865 tarihinde ve yetmiş gün kuşatmadan sonra Rumların elinden aldı. Su ve havasının güzelliğinden hazzederek, adına «Tarb-ı Etzun» dedi. Doğrusu, eğlence yeridir. Bir adı da Batumzir (Aşağı Batum)’dur. Bir adı Lezki şehridir. Bazıları Tarb-ı Efsun derler. Amma halk Trabzon der. Fetihten sonra, Mehmed…
-
Kosova ve Anadolu savaşlarında da bir hayli Hıristiyan bulunur. Murat I’in ordusunda önemli sayıda Hıristiyan yardımcı kuvvet vardır. Kosova savaşında hayli Hıristiyan vardır. Timur’un tarihçisi Nizameddin de bunu yazar: Balkan Beyleri Ankara Savaşı’na katılmıştır. Sf. 26 Bosna’da başlangıçta yalnız Üsküp sancağında Türk sipahi atanır. Ancak hemen 1469’da 135 tımardan 111 tanesi Hıristiyanlarındır. Sf. 27 Slav…
-
Halil İnalcık, Romen tarihçi İorga’dan şu alıntıyı yapar; “Osmanlılar bir kavim olarak değil, bir ordu, bir hanedan bir hâkim sınıf olarak ortaya çıktılar. Bizans, Slav ve Osmanlı nizamları bir tek bütün içinde kaynaştı. Sf. 25 Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013…