Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Ülkeler, Halklar
-
Osmanlı’nın Bizans’ın tımar sistemini aldığını söylemek, Selçuklu tımar sistemini yok saymak ve Türkleri her türlü kültür ve teşkilat mirasından yoksun bir göçebe aşireti saymak demektir. Sf. 19 Elbette Bizans’ta da “tımarlar” vardı, İmparatorlar, Osmanlı Padişahları gibi devlet topraklarının bir kısmını, üstündeki çiftliklerle birlikte istediklerine temlik veya vakfedebiliyordu. Sf. 20 Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı…
-
(Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Büyük zararlara yol açacağından ve padişahın haşmet ve şanına halel getireceğinden ötürü hükümdarın astları üst yapmaması lazımdır. Bunlar özellikle ehl-i setr olup akılları bu işlere ermeyen kadınlardır. Zira bunlar nezih bir neslin devamı için vardırlar. s. 255 Tarihin bütün devirlerinde hükümdarın karısı hükümdara egemen olduğunda rezâlet, şer, fitne ve…
-
Nizamü’l-Mülk’ün tesis etmeye çalıştığı yönetim zihniyetinde Selçukluların politik duruşu Persik özellikler arz etmekteydi. s. XXI Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. XXI) kitabından birebir alınmıştır.
-
Müslümanların yönetimi altında İspanya Yahudileri zenginleşerek varlıklarını sürdürdüler. Magripli Müslümanlar, Yahudilere karşı çok merhametli davrandılar. Müslümanlar, Kurtuba, Gırnata ve Toledo gibi elde ettikleri şehirlerin yönetim birimlerini genellikle Yahudilere bıraktılar. Yahudi tüccarlar ve onların ticareti cesaretlendirildi, teşvik edildi ve başarılar elde ettiler. Yahudi ve İslam düşüncesi birlikte yeşererek birbirlerini desteklediler, içlerinde Kurtuba’nın da bulunduğu, Müslümanların İspanya’da…
-
Ortodoks Hıristiyanlığa en tehlikeli tehdidi oluşturan Arius’un sapıklığı idi. Arius 318 yılında İskenderiye’de kilise ileri gelenlerinden bir papazdı. 335 yılında öldü. Arius’un Ortodoksluk ile olan anlaşmazlığı oldukça basit ve tek bir konudaydı. Arius İsa’nın tümüyle ölümlü olduğunu, ilahi olmadığını, ilham edilen bir öğretmenden başka bir şey olmadığını savunması tek ayrılık noktasıydı. Bedende cisimlenmeyen, vücut bulmayan,…
-
Sapkınların en çok üne sahip olanı Mitharaik, Zerdüştlük gnostik (1) ve Hristiyanlıktan etkilenen Maniheizm’di. Bu mezhep, MS. 214 yılında Bağdat yakınlarında Persli bir kral ailesinden olan Mani adına birisi tarafından kuruldu. Genç Mani, babası tarafından zahitlik ve dinî açıdan evlenmemeyi ilke edinen, vaftiz edilme ve beyaz cübbeler giyilen bir mezheple (muhtemelen gnostizm idi) (1) tanıştırıldı.…
-
Zamanın üçüncü büyük sapkını; MS 120-130 yılları arasında İskenderiye doğumlu bilgin Basilides’di. Basilides hem İbrani yazmalarına hem de Hıristiyan İncillerine aşinaydı. Aynı zamanda Mısır ve Helenistik düşüncesine de meraklıydı. İncillere yirmi dörtten fazla yorum kattığı sanılmaktadır. Irenaeus’a göre, Basilides en çirkin sapkınlığı yaymıştı. Basilides, çarmıha germenin yalan olduğunu, İsa’nın çarmıhta ölmediğini, kendi yerine Sirene’li Simon’un…
-
Bu olay doğru olsa bile kaçınılmaz gerçek şu ki; İsa, Roma yönetimi, Roma mahkemesi, Roma mahkûmiyeti, Roma askeri ve Roma infazının bir kurbanıydı. Bu infaz ki sadece Roma’nın düşmanlarına uygulanan bir şeydi. İsa’nın çarmıha gerilmesi Yahudiliğe karşı suçlardan değil imparatorluğa karşı işlenen suçlardan dolayıdır. Sf. 415 Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal…
-
Markos, Roma rejimini temize çıkarmak ve yaptıklarını örtbas etmek için Mesih’in ölümünden sorumlu olarak bazı Yahudileri tutmuş olabilir. Bu icat sadece diğer İncillerin yazarları tarafından kabul edilmekle kalmamış, ilk Hıristiyan kiliseleri de böylesi bir düzenleme yolunu âlimlerin belirttiğine seçmişlerdir. Böyle bir icat olmaksızın ne kilise ne de İncil hayatta kalabilirdi. Luka İncili, göre M.S. 80’li…
-
M.S. 6. yılında durum daha da kritik hale geldi, ülke idari olarak Yahudiye (Judaea) ve Celile (Galilee) olmak üzere ikiye ayrıldı. Celile’nin kralı, Herod Antipas oldu. Fakat Yahudi’ye ruhani ve dünyevi bir merkez olarak, Kayseri’de Roma’lı bir vali tarafından direkt olarak Roma kanunlarıyla yönetildi. Roma rejimi zalim ve despottu. Rejim, Yahudiye’nin kontrolünü ele geçirmek için…
-
İncil kitaplarından ikisi olan Matta ve Luka; İsa’nın soyu ve doğuşu hakkında biri diğerine göre açıkça söylemek gerekirse tuhaflık sunar. Neredeyse belirgin hiçbir şey yoktur, mesela; Matta’ya göre, İsa Davud’dan Süleyman’a geçen bir soydan gelmiyorsa, krallığa yasal hakkı olmayan bir aristokrattı. Diğer yandan Luka’ya göre, Hz. İsa’nın soyu Davud’dan geldiği için statüsü bir dereceye kadar…
-
Halkın “Maviler” ve “Yeşiller” olarak iki hizbe, bölünmesi de bu dönemde başlamasa bile, Justinyen Çağı’nda önem kazanmıştı; bu bölünme sportif olduğu kadar ve daha çok, politik idi. O dönemde politika hipodromda, daha sonra “At Meydanı” denilen şimdiki Sultanahmet alanı ve çevresi, yapılıyordu; “Maviler” yüksek tabakaları ve “Yeşiller” ise yoksulları çağrıştırıyordu, “Mevlevi” vs “Bektaşi” bölünmesine benzetebiliriz.…
-
Saddam, işgalle birlikte bir kahramandır ve kahraman olarak ölmüştür. Ölümü önünde saygıyla eğiliyorum. Sf. 189 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 189) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kadın’a, anlam yüklenmeden koşmak, öldürmek’tir. Anlam’sız sarılmak, boğmaktır ve çok sarılmak çabuk öldürmek, demek’tir. Daha geriye gitmiyorum, Caligula bir hedonist idi ve Roma kadınsız kalmıştır. Sf. 115 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.
-
Fahişelere özel ilgisi var, fahişe Pyrallis’e pek tutkun olduğu kayıtlıdır; genelev imarına ehemmiyet veriyor ve fahişeleri bir başka planda da unutmuyor. Hazine iflas edince ve müsadere ile kumar yolları aşırı ölçüde kullanılınca, vasıtalı vergilere dayanıyordu; bunlar arasında hamalların günlük kazançlarının sekizde birini ve fahişelerin de her gün bir vizitenin ücretini Caligula’ya verme mecburiyeti yer almaktadır.…
-
Asil bir baba-oğul Augustus’a esir düşmüştü, ikisinden birisine yaşam bağışlamıştı, seçimi baba-oğula bırakmıştı, baba ölümü seçti, yaşamı oğluna bıraktı ve idam edildi, ama Şefin daha sonra oğlun da intihar etmesine “izin verdiğini öğreniyoruz; her iki töreni de seyrettiği kayıtlıdır. Sf. 87 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 –…
-
Hayâsız idi ve hayâsızlıkta hiçbir sınır bilmiyordu; sarayında yapılan bir nikâh töreni bitince, genç gelin için, “o benim karım” diyebiliyordu. Başkasının eşini almaya, Augustus-usülü evlilik dendiğini not etmiştim, ancak, Augustus, Tiberius’un babasına, eşi Livia’yı boşamasını söylemiş ve öylece evlenmişti. Senatörler, Caligula’nın bulunduğu yerlere eşlerini ve kızlarını getirmekten korkmaya başladılar; istediğini o anda alıp bir arka…
-
Ana-İmparatoriçe’nin, bu amaçla, oğlu Neron’u ayarttığı ve yatağına aldığı rivayeti var. Doğru mu, Agrippina’nın erkek kardeşi Caligula ile de cinsel ilişkide olduğu hep ileri sürülmüştür. Ancak, bunlar, herhalde bir noktaya kadar etkili olabildiler, sonunda Neron’un Agrippina’dan bıktığı ve annesini öldürttüğü hep malumdur, not ettiğimi hatırlıyorum. Burası Roma’dır. Demek ki Roma’da ensest ilişkinin herhalde kötü sayıldığına…
-
Caligula imparator oluşunu kutlama törenlerine, imparatorluğunun ilk iki-üç ayında, 160 insanı kurban ettiği kayıtlıdır. Daha sonraki zamanlarında, oyunlarda, vahşi hayvanlara atılan küçük hayvanların pahalanması nedeniyle, toplanmış yoksullar ile mahkûmların kullanıldığı hep aktarıldığına göre, 160 kurbanın çoğunun yoksul ve/veya tutuklu olduklarını tahmin edebiliyoruz. Diğeri, Senatör Publus Afranius Potitus ise, Caligula yaşarsa intihar edeceğini söylemişti; iyileşti ve…