Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
recent posts
- NURİ DERSİMİ, “MİLLETLER CEMİYETİ UMUMİ KÂTİPLİĞİNE” BAŞVURUDA BULUNDU
- DERSİMLİLER LİDERLERİNİ PUSUYA DÜŞÜRÜP ÖLDÜRMÜŞLER
- DERSİM’DEKİ İLK ASKERİ BİRLİĞİN KOMUTANI ELAZIĞ’IN MIĞI KÖYÜNDEN VE ALEVİ
- DERSİM HAREKÂTI NEDEN 1937 YILINDA YAPILDI
- “CUMHURİYETİN KAHREDİCİ ORDULARI TARAFINDAN MAHVEDİLECEKSİNİZ”
about
Kategori: Ülkeler, Halklar
-
Fahişelere özel ilgisi var, fahişe Pyrallis’e pek tutkun olduğu kayıtlıdır; genelev imarına ehemmiyet veriyor ve fahişeleri bir başka planda da unutmuyor. Hazine iflas edince ve müsadere ile kumar yolları aşırı ölçüde kullanılınca, vasıtalı vergilere dayanıyordu; bunlar arasında hamalların günlük kazançlarının sekizde birini ve fahişelerin de her gün bir vizitenin ücretini Caligula’ya verme mecburiyeti yer almaktadır.…
-
Asil bir baba-oğul Augustus’a esir düşmüştü, ikisinden birisine yaşam bağışlamıştı, seçimi baba-oğula bırakmıştı, baba ölümü seçti, yaşamı oğluna bıraktı ve idam edildi, ama Şefin daha sonra oğlun da intihar etmesine “izin verdiğini öğreniyoruz; her iki töreni de seyrettiği kayıtlıdır. Sf. 87 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 –…
-
Hayâsız idi ve hayâsızlıkta hiçbir sınır bilmiyordu; sarayında yapılan bir nikâh töreni bitince, genç gelin için, “o benim karım” diyebiliyordu. Başkasının eşini almaya, Augustus-usülü evlilik dendiğini not etmiştim, ancak, Augustus, Tiberius’un babasına, eşi Livia’yı boşamasını söylemiş ve öylece evlenmişti. Senatörler, Caligula’nın bulunduğu yerlere eşlerini ve kızlarını getirmekten korkmaya başladılar; istediğini o anda alıp bir arka…
-
Ana-İmparatoriçe’nin, bu amaçla, oğlu Neron’u ayarttığı ve yatağına aldığı rivayeti var. Doğru mu, Agrippina’nın erkek kardeşi Caligula ile de cinsel ilişkide olduğu hep ileri sürülmüştür. Ancak, bunlar, herhalde bir noktaya kadar etkili olabildiler, sonunda Neron’un Agrippina’dan bıktığı ve annesini öldürttüğü hep malumdur, not ettiğimi hatırlıyorum. Burası Roma’dır. Demek ki Roma’da ensest ilişkinin herhalde kötü sayıldığına…
-
Caligula imparator oluşunu kutlama törenlerine, imparatorluğunun ilk iki-üç ayında, 160 insanı kurban ettiği kayıtlıdır. Daha sonraki zamanlarında, oyunlarda, vahşi hayvanlara atılan küçük hayvanların pahalanması nedeniyle, toplanmış yoksullar ile mahkûmların kullanıldığı hep aktarıldığına göre, 160 kurbanın çoğunun yoksul ve/veya tutuklu olduklarını tahmin edebiliyoruz. Diğeri, Senatör Publus Afranius Potitus ise, Caligula yaşarsa intihar edeceğini söylemişti; iyileşti ve…
-
Farsça Nasrettin’in, Türkçe Nasrettin’den çok daha felsefi oluşuna hem şaşırıyorum ve hem de, bunu önemli buluyorum. Bu, bize, Türklere, ,dilimize ve devrimlerimize bir yeni kapı’dır. Şimdiye kadar dilimiz ve devrimlerimiz, büyük ölçüde, felsefesiz kalmıştır. Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.
-
Burada çok önemli bir nokta var, bilim kurallılıktır ve bilim yoluna girenler, hem önceden kural olduğunu kabul ederler ve hem de hep kural peşinde koşarlar. Bilim yolunda olanlar, birbirine hep düşman Fransız ve İngilizler’in bayraklarının aynı renklerden oluşmasını tesadüfe bağlamıyorlar; Hint-Avrupa’da, kaç bin yıl önce, üç düzen olduğunu biliyoruz, egemenlerin düzeni, dinseldirler ve büyücüdürler, kral…
-
Bizans’ta kadınlar kapalı yaşarlardı, ama fahişelik en büyük sektördür. Sirk, yaşamın vazgeçilmez parçasıdır ve bugünün Türkiye’sinde magazin sektörünü hatırlatmaktadır. Sirk, şehvet ticareti ve kan dökümü demektir; öldürmek, ekmek kadar gereklidir. Diehl, İstanbullunun zaman zaman ölüleri bıçakladıklarını da haber veriyor, yaşam, pek çok değersizleşmiştir ve o kadar öyle ki, en değersizler en yüksek noktalara çıkabilmektedir. Sf.…
-
Bir nokta daha var, bu anlatım, bize, “nadir” adının, pek de kıtlıktan gelmediğini de göstermektedir. Nadir, önemli bir Yahudi adıdır; Nadirdiler, metinde, “nadirid” olarak geçiyor, “karaid” benzeri bir konstrüksiyon karşısındayız, İslam’a karşı mücadele ettiler. Demek ki Yahudi camiasında, asil’dirler ve bu nedenle bu ad, nadir olmayan bir şekilde taşınmaktadır. Tarihi’dir demek istiyorum. Bunun için bir…
-
Şunları biliyoruz; İspanya’da Yahudiler, İslamik iktidarlardan hayli memnundular, Arap-Müslümanlar’ın adlarını alıyorlar ve benzer giyiniyorlardı. Birbirinin tarikatlarını kabul ettikleri, karşılıklı olarak ayinlere katıldıklarını biliyoruz; tasavvuf işte burada gelişmişti ve “kabala” nerede ise bir köprü oluyordu. Öylesine kaynaşmışlardı ki, Hıristiyanlar, Yahudiler’in, “işgalci” Müslüman devletleri desteklediklerini düşünüyorlar ve öfkeleniyorlardı; “ortak iktidar” denmese de bir beraberlik kesin ortadadır. Sf.…
-
Yenilgi üzerine, Sultan Ayşe’nin kral oğluna, “müdafa etmeyi beceremediğin taht için, kadın misli ağla, erkek de olamadın kral da” dediği meşhurdur. Bu söz, son Müslümanların, İspanya’dan çıkarılmalarını sembolize ediyor; 1492 yılındayız. Sf. 75 Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 75) kitabından birebir alınmıştır.
-
Genelkurmay İstihbarat Dairesinde görevli Yüzbaşı Fuat Doğu, savaşın sonlarına doğru düzenlediği bu raporda, Ege Denizinde 12 Adalar’da bulunan Alman birliklerinin su ve yiyecek için gelip giden motorlarla kendilerine “Savaş sona eriyor bizi Yunanlılar esir alacağına, gelin siz alın” şeklinde haber yolladıklarını ifade etti, buraların alınmasını önerdi. Ancak İsmet İnönü bu öneriyi kabul etmedi. Sf. 72…
-
İstanbul muhafızlığına tayin olunduğum günden beri Fransızlarla Türkler arasında bir yakınlık husulü (elde edilmesi) için her fırsattan istifade ile sarf ettiğim mesai ve Fransa sefareti ve umumiyetle Fransızlarla dostça münasebetler devam ettirmiş olmam itibarıyla, Fransa’dan yapılacak istikrazın (borçlanmanın) temeli olan birçok nafıa işlerinin (alt yapı işlerinin) tetkiki ve halli bana havale edilecek olursa, Fransızlarca hüsnütelakki…
-
“Ordumuza gelince: Biz artık Alman harp usulünden kendimizi kurtaramayız. Otuz seneyi aşkın bir zamandan beri ordumuzda Alman muallimler bulunmuş, zabitan heyetimiz kâmilen Alman harp usulü ile terbiye edilmiş, velhasıl bizim ordumuz Alman askeri talim ve terbiyesinin ruhu ile ünsiyet (yakınlık) peyda etmiştir. Şimdi bunu değiştirmek mümkün değildir.” Sf. 73 “İste General Liman von Sanders ıslahat…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 1 Eylül 1839, İstanbul) Padişah bir darbede Türkiye’nin o zamana kadar Avrupa’nın siyasi terazisine attığı ağırlığı yok ettikten, yeniçerileri ortadan kaldırdıktan sonra, düşmanları ve kendi uyrukları onun elinden ülkeler ve memleketler aldılar. Hellas, Sırbistan, Buğdan ve Eflak elinden çıktı. Mısır, Suriye, Girit, Adana ve Arabistan bir Hidiv’in eline geçti. Besarabya ve Kuzey-doğu Küçük…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 22 Kasım 1838, Malatya) Yanımızda Dağıstan’dan sürülmüş bir Lezgi prensi var. O kadar mükemmel bir nişancı ki atı alabildiğine koşarken upuzun tüfeğiyle bir kuşu kurşunla vurabiliyor. Bu biraz avcı hikâyesi gibi görünüyor ama ben gözümle dört defa gördüm. İki defa karga vurdu, hayvanlar olduğu gibi kalıverdiler. Sf. 232 Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal…
-
Osmanlı kaynaklarına göre dağdaki direniş Werfel’in dediği gibi kırk gün değil, elli üç gün sürmüştür. Direnişe beş bin kişi değil, direnişin lideri Papaz Dikran Andreassianın sayımına göre 4.200 kişi katılmıştır. Bu sayısal farklara rağmen romanda anlatılanlar, esas olarak sözlü ve yazılı tarih anlatılarıyla uyumludur. Bilinen odur ki, Misis Dağı üzerindeki Kessap ile Musa Dağ eteklerindeki…
-
7 Kasım 1932 tarihli Evening Standard adlı İngiliz gazetesinde “Bu sene İran Şahı’nın Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ile görüşmek üzere Türkiye’ye resmî bir ziyaret yapacağı, birkaç kere ileri sürüldü. Diktatörlerin Van şehrinde görüşeceklerine dair bugün yayınlanan haberin doğruluk payı fazladır. Belki de iki devlet başkanı isyancı Kürtlere karşı ortak bir siyaset izlemeye karar vermişlerdir” şeklinde…
-
Çanakkale Savaşı’nın kayıpları yanında (57.263 şehit, 97.874 yaralı, 11.178 kayıp, 20.297 hastalık sonucu ölüm ve diğerleriyle birlikte 207.696 zayiat) gayet mütevazı sayılabilecek bu sayılara bakılınca, esas savaşın İtilaf Devletleri’ne karşı verilmediğini anlarız. Dahası 1921’den itibaren İtilaf Devletleri’nin bir bölümünden önemli miktarda silah, mühimmat ve araç-gereç satın alınmıştı. Gerçek’ten de, en kanlı çatışmalar Yunanlar ve Ermenilerden…