Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Ülkeler, Halklar

  • İstanbul muhafızlığına tayin olunduğum günden beri Fransızlarla Türkler arasında bir yakınlık husulü (elde edilmesi) için her fırsattan istifade ile sarf ettiğim mesai ve Fransa sefareti ve umumiyetle Fransızlarla dostça münasebetler devam ettirmiş olmam itibarıyla, Fransa’dan yapılacak istikrazın (borçlanmanın) temeli olan birçok nafıa işlerinin (alt yapı işlerinin) tetkiki ve halli bana havale edilecek olursa, Fransızlarca hüsnütelakki…

  • “Ordumuza gelince: Biz artık Alman harp usulünden kendimizi kurtaramayız. Otuz seneyi aşkın bir zamandan beri ordumuzda Alman muallimler bulunmuş, zabitan heyetimiz kâmilen Alman harp usulü ile terbiye edilmiş, velhasıl bizim ordumuz Alman askeri talim ve terbiyesinin ruhu ile ünsiyet (yakınlık) peyda etmiştir. Şimdi bunu değiştirmek mümkün değildir.” Sf. 73 “İste General Liman von Sanders ıslahat…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 1 Eylül 1839, İstanbul) Padişah bir darbede Türkiye’nin o zamana kadar Avrupa’nın siyasi terazisine attığı ağırlığı yok ettikten, yeniçerileri ortadan kaldırdıktan sonra, düşmanları ve kendi uyrukları onun elinden ülkeler ve memleketler aldılar. Hellas, Sırbistan, Buğdan ve Eflak elinden çıktı. Mısır, Suriye, Girit, Adana ve Arabistan bir Hidiv’in eline geçti. Besarabya ve Kuzey-doğu Küçük…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 22 Kasım 1838, Malatya) Yanımızda Dağıstan’dan sürülmüş bir Lezgi prensi var. O kadar mükemmel bir nişancı ki atı alabildiğine koşarken upuzun tüfeğiyle bir kuşu kurşunla vurabiliyor. Bu biraz avcı hikâyesi gibi görünüyor ama ben gözümle dört defa gördüm. İki defa karga vurdu, hayvanlar olduğu gibi kalıverdiler. Sf. 232 Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal…

  • Osmanlı kaynaklarına göre dağdaki direniş Werfel’in dediği gibi kırk gün değil, elli üç gün sürmüştür. Direnişe beş bin kişi değil, direnişin lideri Papaz Dikran Andreassianın sayımına göre 4.200 kişi katılmıştır. Bu sayısal farklara rağmen romanda anlatılanlar, esas olarak sözlü ve yazılı tarih anlatılarıyla uyumludur. Bilinen odur ki, Misis Dağı üzerindeki Kessap ile Musa Dağ eteklerindeki…

  • 7 Kasım 1932 tarihli Evening Standard adlı İngiliz gazetesinde “Bu sene İran Şahı’nın Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ile görüşmek üzere Türkiye’ye resmî bir ziyaret yapacağı, birkaç kere ileri sürüldü. Diktatörlerin Van şehrinde görüşeceklerine dair bugün yayınlanan haberin doğruluk payı fazladır. Belki de iki devlet başkanı isyancı Kürtlere karşı ortak bir siyaset izlemeye karar vermişlerdir” şeklinde…

  • Çanakkale Savaşı’nın kayıpları yanında (57.263 şehit, 97.874 yaralı, 11.178 kayıp, 20.297 hastalık sonucu ölüm ve diğerleriyle birlikte 207.696 zayiat) gayet mütevazı sayılabilecek bu sayılara bakılınca, esas savaşın İtilaf Devletleri’ne karşı verilmediğini anlarız. Dahası 1921’den itibaren İtilaf Devletleri’nin bir bölümünden önemli miktarda silah, mühimmat ve araç-gereç satın alınmıştı. Gerçek’ten de, en kanlı çatışmalar Yunanlar ve Ermenilerden…

  • 15 Mayıs 1919’da İzmir’e Yunan çıkartması yapıldığında bu sefer İtalyanlar ortaklarını protesto ettiler, bununla da yetinmeyerek Selçuk havalisini işgal ettiler. Ancak İtalyanlar Türklere o kadar iyi davranıyorlardı ki, düzenli ordunun henüz kurulmadığı günlerde Ankara Hükümeti’nin hizmet aldığı çetecilerden biri olan Demirci Mehmet Efe’nin Denizli’de terör estirmesi üzerine, şehir halkı, İtalyanlara sığınmayı bile düşünmüştü. Bununla da…

  • Alptekin Müderrisoğlu’nun Kâzım Özalp’ten aktardığına göre Fransızlar, Ocak 1922’de güney topraklarımızı terk ederken 10 bini aşkın tüfek, 1.505 sandık mermi ile parası ileride ödenmek üzere 10 hangar, 4 yedek uçak motoru, 3 telsiz istasyonu ile 10 Brege tipi uçağı Ankara Hükümeti’ne bırakmış, daha sonra da 1.500 adet hafif makineli tüfek, 2.735 sandık fişek, 200 kamyon,…

  • Temmuz 1906’da Tahran’daki İngiliz Büyükelçiliği’nde toplanan halk “Adalet istiyoruz; Şah’la dilencinin hukuk önünde eşit olacağı bir millet meclisi istiyoruz,” diye haykırıyordu. Sonuçta Şah, taleplere boyun eğdi, Belçika anayasası temelinde bir anayasa hazırlandı. Anayasada toplumsal haklar, serbest basın, bağımsız yargıdan söz ediliyordu. Sf. 102 Alıntı; Öteki Tarih I (Abdülmecid’den İttihat Terakki’ye) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık,…

  • İbn Rüşt’ün Yahudi dünyasındaki en büyük takipçisi Haham Moses ibn Maimon (Musa bin Meymun, Maimonides) (1135 – 1204) dur….  Musa bin Meymun, İbn Rüşt’e benzer şekilde on üç maddelik bir inanç sıralaması yapmıştı. . Tanrı’nın varlığına inanmak. . Tanrı’nın tekliğine inanmak. . Tanrı’nın cisimsiz olduğuna inanmak. . Tanrı’nın ezeli olduğuna inanmak. . Putperestliği yasaklamak. .…

  • Batı Avrupa’yı İbni Rüşt’ün etkilediğini söylemiştik. Endülüs’te astronomi tabloları yapıldı. Bunlar hızla Latinceye çevrildiler. Bitki bilim, insan vücudunu kuvvetlendirecek bilimler, tarım bilimi, hekimlik Doğu’da inişe geçerken, Endülüs’te yükseliyordu. İbni Zühre gibi hekimler, İbni el-Avram, gibi tarım bilimciler, İbni Baytar gibi derman vericiler bu yükselişi taçlandırdılar. Alıntı; Bizimkiler XI (Cengiz Han) – Evin Esmen ve Arda…

  • Hatırlanacağı gibi, Yesevî ocağında, Abdülhalik Gücdûvani öğrencisi Muhammed Bahaüddin Nakşibendi yetiştirmişti. Nakşibendilik Bahaüddin Nakşibend Muhammed b. Muhammed el-Buharî tarafından kuralları sistematize hale getirilen bir öğretidir. Nakşibend Farsça bir kelimedir ve “nakış yapan” demektir. Allah adını kalbe nakşetmeyi hedef aldığı için bu adı almıştır. Buhara’da kurulan Nakşibendi tarikatı, zamanla Afganistan, Hindistan ve Ortadoğu’ya yaymıştır…. Nakşibendi tarikatı,…

  • Yezidilik, kuvvetli bir olasılık ile Şeyh Adiyy ile başlamamıştır. Yine kuvvetli bir olasılıkla Emevîlerden beri vardı, ama bölük pörçüktü. Şeyh Adiyy’den sonra Yezidilik belli esaslara oturup, iyice şekillenmiştir. Yezidiler kendilerini Muaviye’nin oğlu Yezid’in yolundan sayarlar. Şeytan’ı Meleki Tavus diyerek kutsallaştırırlar. Şeytanı bir kötülük kuvveti olarak hiç anmazlar. Öyle ki “Ş“ ve “T“ harfleri kelimenin başında…

  • Eyyub ve Şirkuh Kuzey Azerbaycan’daki Kürt Revadi kabilesindendi. İki kardeş, Bağdat’a gelip, Selçuklu komutanı Bihruz’un hizmetine girmişlerdi. Bihruz onları Tekrit (Tıkrit)  kalesi muhafızı yaptı. Orada Musul egemeni Zengi’nin kaçışına yardımcı oldular. Daha sonra da iki kardeş Zengi’nin Şam Selçuklularından aldığı Baalbek kalesi muhafızlığına atandılar. Eyyub saf değiştirip, kaleyi Şam’a geri verdi. Mükâfat olarak da Şam…

  • 1119 yılında Kudüs Latin Kralı II. Baudouin’di. Baudouin, Kudüs’e gelmiş olan “İsa’nın Fakir Askerlerini” Süleyman Tapınağını korumakla görevlendirdi. Hatırlanacağı gibi M.S. 540 yılında İüstinianus (Justinyen), yıkılmış olan Süleyman tapınağı yerine bir kilise inşa ettirmişti. İsa’nın Fakir Askerleri bu kiliseye yerleştirildi ve adları değiştirilerek “Templiers“ Şövalyeleri (Knights Templar, Mabet Şövalyeleri, Tapınak Şövalyeleri) dendi. Şövalye De Payens…

  • 1096 yılı geldiğinde ilk haçlı seferleri başlamıştı. Haçlı seferlerinin organize edilmesinde en önemli nedenlerden biri Selçuklu fetihleriydi. Selçuklular önce Anadolu’yu, sonra Filistin’i ve en önemlisi Kudüs’ü ele geçirmişlerdi. Doğu Roma İmparatoru Alexios Komnenos’da 1091 yılında Papa II. Urbanus’e mektup yazarak yardım istemişti. Aslında onun istediği asker yardımı idi. Çünkü Alexios görüyordu ki Türklerin bu gelişi…

  • Nizamülmülk devletin, bürokrasinin çalışmalarını düzenlemiş, birbiri ile ilişkilerini yeniden tanzim etmiştir. Bunu yaparken de referansı ve kaynağı eski Sasani gelenekleri olmuştur. Sultan’ın sık emir vermesine karşıdır. Emirler ne kadar sık olursa o denli önemini kaybediyor der. Hele şifahi emirlere iyice karşıdır. Emirlerin yazılı verilmesini ister. Sözlü verilen emirlerin de hemen yazıya dökülmesini düzenler. Örneğin, Sultanın…

  • Bu sıralarda Anadolu’daki Doğu Roma idari yapılanması şöyleydi. Anatolik Teması: Merkezi Konya idi, Konya, Isparta, Burdur, Afyon, Kütahya’yı içine alıyordu. Armenyak Teması: Merkezi Amasya idi, Amasya, Samsun, Sinop, Çorum’u içine alıyordu. Trakezyen Teması: Başkent Efes’ti, Aydın, Uşak, Manisa, Denizli’yi kapsıyordu. Optimon Teması: Merkezi İzmit’ti, Kocaeli ve Sakarya çevresini kapsıyordu. Opsikyon Teması: Merkezi İznik’ti, Bursa, Balıkesir,…

  • Nusayrilere göre Ali bir tanrıydı. Tanrı Ali’yi, eski zamanlarda olduğu gibi ayinlerle kutsamaya başladılar. Muhammed güneş, ay Ali’dir. Muhammed geceleri Ali ile birdir. Gündüzleri ayrılır. Muhammed Selman’ı yaratmıştır. Bu üçü, Ali, Muhammed ve Selman, Hıristiyanlıkta ki Baba, Oğul ve Ruhül-Kudüs’e karşılık düşer. Ali Muhammed’i, Muhammed Selman’ı, Selman da diğer yakınlarını yaratmıştır. Bu üçlüye “AMS“ denir.…