Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Yahudilik, Tevrat

  • Peki, niye böyleydi? Kabaladaki Mesih inancı gereği Sabetay Sevi’nin “ahlaksız bir ortam yaratması”; fahişeyle evlenmesi inanılmayacak olaylar de­ğildir aslında. Çünkü Mesih’ten önce toplum o kadar ahlaksız ola­cak ve çürüme yaşayacaktı ki, Mesih geldiğinde bunların hepsini düzeltecekti! Daha önce de basite indirgeyerek yazdım; Mesih Hz. İsa’yı ör­nek gösterdim: Domuz yenmiyorsa, Mesih gelince yenecektir. Sünnetliyse, Mesih gelince…

  • İran kökenli musahiplik törenleri iki aile arasında yapılıyordu: Musahip olan çiftlerden erkekler baş açık, yalın ayak yere uzan­mışken kadınlardan her biri musahip erkeklerin çıplak ayaklarını uzun kefen etekleriyle örterler. Bu hareket onların bacı-kardeş olmalarını simgeler. Nitekim musahip ailelerine nikâh düşmez. Çocukları bile birbirleriyle evlenemez. Durumu böyle benimsemek istemeyen kimi kötü düşünceliler, durumu istedikleri yöne çekmektedirler.…

  • (Abraham Galante yazıyor;) “Eski tarihi incelersek zaman içinde bu törenin gözlemlendiğini ve izlerine bugün bile rastlanıldığım, ön Asya’daki bir ekol mensubu grup tarafından uygulandığını görürüz. Kızılbaş ya da Tahtacı olarak tanınan bu grup mensupları kendilerini bu tuhaf içki âlemlerine ver­mek için büyük mumların söndürüldüğü gece törenleri düzenlerdi.” “Garip tesadüf! Biz bu satırları yazarken, İstanbul’da yayımlanan…

  • Bu kuzu bayramı hakkında Sabetay zümresi mensuplarından Karakaşzade Rüştü, 1924 ‘tarihinde Vakit gazetesi muhabirine şu izahatı vermişti: “Kuzu Bayramı 22 Adar’da (Mart ayında) yapılır. Bu bayram geceye mahsustur. Ve her sene kuzu eti ilk defa bu bayram münasebe­tiyle ve hususî merasimle yenir. Bu merasimde en aşağı ikisi erkek iki­si kadın olmak şartıyla evli dört kişinin…

  • Bu birlikteliğin itici gücü Sabetayistler miydi?.. Bektaşî, mason ve Sabetayistlerin ortak noktası, değişmez ritüeli “sır” saklamak, sırla dolu hayatı sürdürmekti. Bektaşîlik, Sabetayistlik ve masonluk; üçü de “sırlar cemiyetiydi; gizliliği kurumsallaştırmışlardı. 1666’dan sonra Sabetayistlik; 1738’de Papa XII. Clemens’in yasaklamasıyla masonluk ve 1826’dan sonra Bektaşîlik varlıklarını hep “gizli cemiyet” olarak sürdürmek zorunda kaldılar. Toplanmaları, törenleri, simgeleri hep…

  • Ermeni Yahudiler Pakraduniler. Selanikli Sabetaycılar, İspanyol Marranolar – Konversolar ve İranlı  Meşhedilerden sonra Ermeniler içinde de gizli Yahudi bir cemaatin iki bin yedi yüz yıldır varlığını sürdürdüğünü biliyor muydunuz? Pakraduniler (Bagratuni / Bagradits) adı verilen ve asırlarca Ermeni toplumunu yöneten bu gizli Yahudi cemaatin hikâyesi, MÖ 730 yılında başlıyor ve günümüze kadar uzanıyor. İddianın iki…

  •  İsrailli yazar Errol Gelardin, Sabetaycı Selim’in Öyküsü adlı romanında, Sabetay Sevi’nin Mesih olduğunu; çünkü Sabetayistlerin Müslü­man kabul edilip Türkiye’ye gönderildikleri için, Hitler’in Selanik’teki soykırımından kurtulduklarını yazdı. Sabetay Sevi üç yüz yıl sonra bile “müritlerinin” hayatını kurtar­mıştı! İkinci teşebbüs, İstanbul’un işgali döneminde oldu; ticaret-seyahat müsaadesi al­mak isteyen bazı Sabetayist tüccarların dönme teşebbüsüne İstanbul Hahamlığı izin ver­medi.…

  • Yeniçeri Ocağı klasik biçimini XV. yüzyılda aldı; XVI. yüzyılda gücünün doruğuna ulaştı. Askerlik dışında bir iş yapmaları yasak olduğu için seferlerde elde ettikleri ganimetleri, paraları bezir­gan/tüccar Yahudiler aracılığıyla işletiyorlardı. Tatsız olaylar da olmuyor değildi, örneğin, III. Murad döneminde, kendilerini kan­dırdıklarını düşündükleri Yahudilere karşı ayaklandılar; bazı zen­gin Yahudiler ile III. Murad’ın baş kadını Safiye Sultan’ın yakın…

  • Sonuçta, Talat Paşa, Mithat Şükrü Bleda, Cavid Bey, Dr. Rıza Tevfik, Nesim Mazelyah, David J. Kohen, Osman Adil, Âsim, Mi­sel Noradunkyan, Mehmed Galib ve Mehmed Arif’e masonluğun en büyük rütbesi 33. derece verilerek, Türkiye Yüksek Şûrası kuruldu. İstanbul Tokatlıyan Oteli’nde yapılan ilk toplantıda, amir-i hakim-i âzamlığa (en saygıdeğer üstatlığa) Prens Aziz Hasan Paşa; yardımcılığına da…

  • Gariptir, Hasan Âli Yücel başta olmak üzere birçok aydını ‘‘Türk” olmamakla itham eden, alnına Hitler’inkine benzer bir perçem bırakan, ırkçı-milliyetçi Nihal Atsız’ın kendisi bir “dönme”ydi! Bunu devletin resmî belgesi diyordu. Eylül 1944 tarihli, “Turancıların Muhakemeleri Hakkında Örfî İdare Komutanlığının İlk Duruşmalara Ait Raporu” bakın ne diyordu:  ‘Menfi ruhlu olan bu maznun (Nihal Atsız), 1905 senesinde…

  • Şeyhülislam Musa Kâzım Efendi, yaşamı boyunca, mason olduğunu hep reddetti. Ama gelin görün ki, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın resmî Internet sayfasında, mason olduğu yazılıdır. Ayrıca koca bir de fotoğrafı vardır. Ben bugüne kadar pek kaynaklarda görememiştim, fotoğrafı olan bir diğer mason şeyhülislam ise İzzeddin Efendi’ymiş! Listede adı olan bir diğer mason da,…

  • İkinci Meşrutiyetin ilanından hemen sonra yayın hayatına başlayan Sırat-i Müstakim’in yazarları arasında Şeyhülislam Musa Kâzım Efendi (bir dönem Darülfünun’da rektörlük yapan, ma­son) Babanzade Ahmed Naim Bey (Halide Edip’in “Yahudi dön­mesi” dediği); Ahmed Ağayev (Ağaoğlu), Yusuf Akçura (Türkçü), Ethem Nejat (sosyalist) gibi isimler de vardı. Ancak yollar zamanla ayrıldı. Ebülula Mardin ve arkadaşlarının çekilmesinden sonra Eşref…

  • “Tanburî Cemil Bey’in (oğlu Mesud Cemil) babasının veya babasının babasının Ma­car mühtedisi (dönmesi) olduğunu vaktiyle işitmiş ve üzerinde durmamış, hatta unutmuştum. Fakat bunların Macar olmayıp ‘Macar Tziyani’ (Çingene) olduklarını hiç duymamış, hiç bitmi­yordum. Bunu Asım Sönmez Beli’den işittim ihtiyatla naklediyorum. Büyük şairimiz (Yahya Kemal) Varşova’da elçi, oranın ileri gelme Yahudilerinden birine sormuş: ‘Niçin Polonya’da Yahudiler…

  • Müzikologların üzerinde anlaştıkları konu, klasik Türk müziği­nin Sultan III. Selim döneminde altın çağını yaşadığıydı. Bir diğer öğretmen Haham Abraham Mandil (Haham Ağa) ise, Galata Mevlevîhanesi postnişini Ataullah Efendi’nin hocasıydı. Bazen Galata Mevlevihane’sine gidip ilahi okuyordu. Sf. 191 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf.…

  • Yahudi tasavvufçular ile Mevlevîlerin etkileşiminden doğan müziğe “maftirim” deniyor. Maftiriminin hikâyesi, 1492’de İspanya’dan gelen Yahudilerin en önemli yerleşim merkezlerinden biri olan Edirne’de başladı. Yahudiler, Endülüs’te Arap musikisini çok iyi biliyorlardı. Araplardan etkilenip yaptıkları ilahilere “piyyutim” diyorlardı. Sf. 190 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 –…

  •  Ancak, 1873’te Mithat Paşa’nın Selanik’e vali olarak tayini bu mektebin yeniden açılmasına neden oldu. Osmanlı Devleti, modern okulların açılmasına izin verirken, yerel yöneticiler her türlü kolaylığı gösterirken, Hafız Kerim’in okulunu kapattırmasını nasıl açıklayacağız? Şemsi Efendi’nin to­runu Ilgaz Zorlu, dedesinin devrin ünlü Kabalistlerinden oldu­ğunu ve öğrencilerine dinî bilgiler verdiğini yazdı; bu bir neden olabilir mi?  Sf.181…

  • Tanzimat Fermanı’nın okunuşunda İstanbul Hahamı’nın bütün Osmanlı Yahudilerini temsil eden bir hahambaşı niteliğiyle törene davet edilmesi, gerçekte bulunmayan bir makamın resmiyet kazanmasına neden olmuştu. Osmanlı tebaası Hıristiyanlar, “Siz bizi nasıl Yahudi’yle eşit hale getirirsiniz?” diye neden serzenişte bulunmuşlardı. Tanzimat ve Islahat fermanlarına en çok karşı çıkanlar Hıristiyanlardı. Patrik­hane ile Hahambaşılık’ın eşitlenmesine büyük tepki gösterdiler! Sf.174,…

  • Mevlevi matbahına (mutfağına) balık giremezdi! Onlara göre balık, varlığın büründüğü en aşağılık şekildi! Denizden çıkanlar yenilirse insanın manevî feyzinin kapanacağına inanıyorlardı… Güzel. Peki, ama biliniyor ki, Mevlânâ balığı çok severdi. Hatta bu nedenle oğlu Sultan Veled, canlıları ikiye ayırıyordu: hayvan­lar ve melekler. Hayvanlar, toprakta yaşayan yılanlar, melekler ise denizlerde yaşayan balıklardı; çünkü babası balık seviyordu!…

  • Selanikli Kenan Rifaî’yle de akrabalık olabilir, çünkü Mesut Yılmaz’ın kuzeni (Yahudi işadamı Sami Ofer’in ortağı) Mehmet Kutman, 24 Temmuz 2004 tarihinde CNN Türk’te katıldığı programda, babasının Karadenizli, annesinin ise Selanik kökenli olduğunu söyledi. Şişli Terakki mezunu Berna (Müren) Yılmaz’ın anne tarafı da Selanikli’ydi… Sf. 150 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın,…

  • Alyans okulları Siyonizm’e karşıydı. Amacı, Yahudileri, bulun­dukları ülkenin “iyi insan” ve “iyi vatandaşı” yapmaktı. Sf. 114 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır.