Kategori: Yahudilik, Tevrat
-
Bu uyarılarla, bir birlikte çıkışı tespit edebiliyorum; Siyonizm ile Turanizm çıkışları, nerde ise, aynı on yıldadır. İkisinde de bir “ana” yurt tarifi ve tespiti var; bizde “Turanizm” tespiti Ziya Bey’e bağlanıyor ki, en yakın çalışma arkadaşının Moiz Kohen olduğunu biliyoruz. Daha sonraki yıllarda Munis Tekinalp adıyla Kemalizm’i kodifiye eden Kohen’in, Siyonist kongrelere katıldığını ve Osmanlı…
-
Bedreddin Simavi İsyanı’yla ilgili rivayetler de mevcuttur. Bu rivayetler şimdiye kadar açık şekilde belirtilmemiş ve iddia edilmemiş olmasına karşın Bektaşi – Hurufi tarikatıyla pek de ilgisiz olamaz. Bu isyan, kısmen dini, kısmen sosyal bir hareketti. Bunun programı, dini kaynaşma ve müşterek mallarla ilgili Bektaşi – Hurufi hükümlerini içeriyordu. Hristiyan müritler, coşkulu bir istekle karşılanıyor ve…
-
Bedreddin’in Tire’ye gelmesiyle kentte ve kırsal kesimde büyük bir canlılığın yaşandığını görüyoruz. Kentteki Hristiyan ve Yahudiler de şeyhe büyük ilgi göstermektedirler. Bu arada Türkmenlerin yoğun ilgisi kentteki Sünni kesimleri ve otoriteleri rahatsız etmeye başlamıştır. Düşünceleri kısa süre içinde köylere değin yayılmakla kalmamış, Tire adeta onu görmek, onunla konuşabilmek için dolup dolup boşalmaktadır. Daha sonra adı…
-
Bedreddin’in annesi Melek Hatun’un Kara Andon’un kızı Ance olduğu belirtmektedir. Aynı yazar (1) Bedreddin’in, İshak ve İsmail adındaki ağabeyleri olduğunu da eklemektedir. Sf. 120 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 120) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1) (2022); Söz konusu yazar Hamit Baldemir.
-
Hemen belirtelim ki, Tire’deki ibadet mekânı ve kutsallıkla ilgili bir örnek, bunun en güzel kanıtı olsa gerektir. Örneğin, 15. yüzyıl dini yapılarından Şemsi Zaviyesinin alt katı ayazma idi. Osmanlı Döneminden günümüze bu yerin “Üstü mescit, altı kilise” olarak ifadesi hoşgörü mirasının bir kanıtıdır. Ayazmaya gelen Hristiyanlar, burada mumlar yakarlar, dualar ederler, kutsal suyla yüzlerini yıkarlar…
-
Gezgin İbni Batuta 1333 yılında uğradığı Tire’yi bir ahi kenti olarak anmaktadır. Osmanlı Devleti kurulduktan sonra Aydın Sancağı tesis edilmiş ve sancak merkezi de Tire yapılmıştır. Bu sancağın sınırları içine de olaylar coğrafyasının etkin kentleri Karaburun ve Sart eklenmektedir. Sf. 103 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf.…
-
Esasen, ailesi Selçuklu soyundandır ve bu nedenle gerek dedesi Abdülaziz gerek babası İsrail yönetici ve lider sıfatıyla seçkin bir konumda bulunmaktadırlar. Sf. 81, 82 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 81, 82) kitabından birebir alınmıştır.
-
Olayların hazırlık kenti ve strateji belirlemede Tire başta olmak üzere, Karaburun ile Manisa (Sart) ve Edirne’nin hangi nedenlerle olaylarda belirginleştiği bir bakıma daha açık anlaşılacaktır. Bedreddin’in Tire’yi karargâh seçiminde, tarihçilerin, salt Alevi ağırlıklı bir kent yorumu pek inandırıcı gelmiyor. Anadolu’da Alevi ağırlıklı başka kentler yok muydu da, Bedreddin Tire’yi seçti? Bu gerekçeye katılanlar arasında Prof.…
-
1531 tarihli belgede, Sart’taki İsrailli yerleşiminin “Kadim ül eyyamdan” oldukları ve “Avarız-ı divaniye” vermedikleri vurgulanmaktadır ki, bu da fetih dönemlerinin yerleşimi olduğunu göstermektedir. Bedreddin’in babası İsrail’in adeta Küçük Menderes, Çeşme yarımadası ve Manisa çevresinde geniş bir egemenlik alanı bulunmaktadır. Özellikle Manisa Sart’taki Torlakların Kütahya’ya kadar yayıldıklarını “Menakıpname” de değinmektedir. Torlak Kemal büyük olasılıkla buradaki cemaatin…
-
Gerek Bedreddin’in babası İsrail’in Eğridere, gerek Börklüceli Mustafa’nın Kızılbörklü Köyü birbirine yakın köylerdir. Bu nedenle Tire’de bir araya gelmeleri rastlantı değildir. Sf. 54 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 54) kitabından birebir alınmıştır.
-
Olasılıkla, Börklüce Mustafa, Tire’nin Aydın Güzelhisarı’na sınır Kızıl Börklü köyünü yerleşime açan bir Selçuklu emiridir. Börklüce Mustafa’nın bir diğer lakabı da “Gümlüzade” dir. Bu da büyük bir olasılıkla Aydın Dağlarının diğer tarihi adı olan Güme Dağı’ndan galat olmalıdır. Sf. 53 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 53)…
-
Tarihi Ebü’l Faruk’tan aldığımız Börklüce’nin söylemleri, toplumsal paylaşım ilkesinin tebliği niteliğindedir. “Cenabı Hak dünyayı yaratmış, insanlara bahşetmiştir. Erzak, melbusat (elbiseler), davar, arazi ve bütün toprak mahsulleri umumun müşterek hakkıdır. İnsanlar hilkaten ve tabiaten müsavidirler. Birinin servet toplayıp biriktirmesiyle diğerlerinin ekmeğe bile muhtaç kalması ilahi maksada muhaliftir. Her şeyin çift olarak halk edildiğine, madde ve ruhun…
-
Osmanlı’nın beylikten devlete geçişinde ve hatta daha sonraki süreçte dahi yararlandığı kadrolar, başta Aydınoğulları olmak üzere Karesi ve Saruhan kaynaklıdır. Bunların da önemli bir bölümü Aydın Eli topraklarından akıp gelenlerdir. Ve bu akışta Tire önemli bir kaynaktır. Sf. 16 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 16) kitabından…
-
“Saray, saltanat ve yeniçeriler zulmün eseridir. Hükümet, zaman-ı saadette olduğu gibi halkın içinden seçilmelidir.” ifadeleri, hanedana dönüktür ve Osmanlı yönetiminin “Halkın Yönetimi” olmadığı iddiası taşımaktadır. Bu nedenle başkaldırıda siyasal bir karakter vardır. Sf. 9 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yeni Cumhuriyet’in zaferi hiç de alçakgönüllü değil. Günde on kez bana yabancı, çıkarcı, Türk düşmanı diye sövüyorlar. Evde, Elise götüreceğimiz eşyaları ayırıyor. Kovulmadığımızı, isteğimiz üzerine kendimize seçtiğimiz bir ülkeye gittiğimizi söylesem de kanmıyorum. Büyük sıçrayışa arzulu olan diğer Sefarad kardeşlerimizin aksine, kuşkusuz silahlı askerler bizi sınıra götürmüyor, ama bizleri geçim kaynaklarımızdan ederek, Türk vatandaşlığına geçmeye,…
-
“Kız çocuk ne doğsun, ne de ölsün” Sf. 283 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bizde bir yasa vardır. Bunun Seferad cemaatine özgü olduğunu uzun süre düşünmüştüm ama bazı Aşkenaziler de uyguluyormuş. Halkımızın bütün yasaları gibi, soyu korumaya yönelik bir yasadır bu. Hayatta kalmak. 1492’de İspanya’dan ayrılmadan önce, atalarımız on iki yaşını aşkın bütün çocukları bir birleriyle evlendirmiş. Sadece kızları korumak için değil. Evlilik hiçbir zaman tecavüze engel olmamıştır. Gerçek…
-
Cemaatin yeni güçlü adamı Emmanuel Carasso, Savaş zengini ve yanlış ata oynayarak bizi mahvetmeye hazır. .. Türkler uyanınca – ister istemez uyanacaklar- ortalık kan gölüne dönecek. Düşündükçe, nankörlük ettiğimize daha çok inanıyorum Sultan Bayezid biz kabul etti ve ibadet özgürlüğü tanıdı. Kuşkusuz bizde ona matbaayı, İspanya’nın ışıklarını, tıbbi ve askeri donanımını getirdik. Ancak hiçbir baskı…
-
Ben de onlara değer biçmiştim Yahudi düşmanlarının başında Rumlar geliyordu en pozcular Fransızlar en hor görenler Türkler, en yakınlık gösterenler Ermenilerdi. Sf. 132, 133 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 132, 133) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bizde bir şey yiyip içmek önce reddedilir, sonra kabul edilir. Sf. 151 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 151) kitabından birebir alınmıştır.