Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
recent posts
about
Kategori: Yalçın Küçük
-
Sanat, insanın gelişmesi içindir. Yüce sanat, insanı yücelten sanattır. İnsan eylemde ve sanatta gelişir. Gelişip aydın olur. İnsan doğduğunda aydın değildir. Aydın olma insanın bir gelişme aşamasıdır. Solcu olma ise aydından daha sonra gelen bir aşamadır. Sf. 81 Alıntı; Bir Soran Olursa – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ağustos 1987 – Sf. 81) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ben TİP’in, TKP’nin bile Kemalizm’den çok ayrı bir ideoloji oluşturabildiğini düşünmüyorum. Onlar da Kemalizm’in bir parçası. Sf. 31 Alıntı; Bir Soran Olursa – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ağustos 1987 – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.
-
Tezi yazıyorum: Yumuşak insanın sevmesi mümkün değildir. Aşk, katı insanın harcı’dır. Aşk, dişlilerin birbirine geçmesidir. Sevgi, karşılıklı olarak bilmektir ve derinlikleri duymaktır. Sevgide ortaklık ve saygıda uzaklık var. Tanrılar ortak olamadıkları için sevemezler ve uzak oldukları için de sevilmezler, Saygı, sevginin düşmanıdır. Güncel olmayan, tarihçi ve kalıcı sevgi için, aşk için, yalnız arada bir uzaklaşmayı…
-
Sevgide ortaklık, saygıda uzaklık var. Tekeller ortaklık duygusunun kökünü kazıyorlar, insanlıktan uzaklaştırdıkları insancıklara yalnızca tekellere karşı bir saygıyı bırakıyorlar. Sf. 13 Alıntı; Bir Soran Olursa – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ağustos 1987 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.
-
Tarihini değiştiremeyenler, talihini değiştiremezler. Sf. 8 Alıntı; Bir Soran Olursa – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ağustos 1987 – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bizans Devletini tarihçiler uydurdular; hiç bir imparator veya hiç bir teba kendisinin Bizans Devleti olduğunu düşünmedi söylemedi. Başlangıçta Roma imparatoru olduklarını söylediler, inandılar; sonra Doğu Roma İmparatoru ve en sonuna doğru da Grek İmparatorluğu’na razı oldular. Sf. 7 Alıntı; Bir Soran Olursa – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ağustos 1987 – Sf. 7) kitabından birebir alınmıştır.
-
Dünya materyalisttir; maddî kırım gerekiyor. Orta çağ antik kentleri yıktı. Orta çağ, antik kültür ve bilimi gömdü. Orta çağ, antik kültür ve bilimi taşıyan aydınları gömdü. Orta çağa geçmek için yıkım gerek. Petrol bunalımının kent yaşamında yarattığı şoku, böyle bir yıkım olarak algılıyorum. Bu çalışmama, bu bunalımın Washington ya da Ankara’nın günlük yaşamında yarattığı katastrofik…
-
Sovyetler Birliği’nden elde edilen ekonomik yardım dikkati çekiyor. 1967 yılında Seydişehir Alüminyum Tesisi için 62 milyon dolar ve İzmir Rafinerisi için 24 milyon 250 bin dolar değerinde iki proje kredisiyle başlayan ekonomik yardım 1969 yılında İskenderun demir-çelik İçin 101 milyon 130 bin dolarlık bir kredi ile devam ediyor. Sf. 238 Alıntı; Quo Vadimus? Nereye Gidiyoruz?…
-
Bu ayrıntılı çalışmaya göre Cumhuriyet döneminde Almanya’dan alınan ilk kredi 31.12.1942 tarihinde 142 milyon 754 bin dolar ya da 197 milyon TL. değerinde “Teslihat Kredisi” oluyor. Bu bilgileri aldığım kapsamlı ve ayrıntılı Devlet Planlama Teşkilâtı çalışmasına göre, Birleşik Krallık Türkiye Cumhuriyeti’ne ilk kez 1938 yılında kredi veriyor. Yaklaşan İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’yi kendi yanına çekmek…
-
Etatizmin (devletçiliğin) başlaması, Sovyetler Birliği’nden önemli bir yardımın alınmasına rastladı. 1933 yılında İnönü, Moskova’yı resmen ziyaret etti ve sonucunda Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında kapsamlı bir ekonomik anlaşma ortaya çıktı. Rusya, Türkiye’ye 8 milyon dolara özdeş (daha sonra 18 milyon dolara çıkarıldı) faizsiz borç verdi. Bu paranın Türkiye’nin sanayileşme programının gerektirdiği makina ve malzemenin Rusya’dan…
-
Büyüklüğü sabit bir tarlada çalışan emekçilerin sayısının artırılması halinde her yeni emekçinin veriminin azalacağı gözlemine azalan verimler yasası adı verildi. Bu «yasa» bugünün neo-klasik ya da marjinal iktisadının özünü oluşturuyor Bu “yasa” kaldırıldığı zaman neo-klasik ya da marjinal iktisat çöker. Sf. 230 Alıntı; Quo Vadimus? Nereye Gidiyoruz? – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988…
-
Cumhuriyet kurulduğu zaman mevcut olan pek az elektrik üretimi ve dağıtımı belediye santralları şeklinde idi ve yabancılara aitti. Bu santraller çok zorlanmıştı ve çok verimsiz olarak işletiliyordu. Bunlar kamulaştırıldılar. Daha sonra yeni belediye santralları kuruldu. Yerel santralların sayısı 1923 yılında 2 iken 1945 yılında 190’a çıktı ve kurulu kapasite de aynı dönemde 30.000 kilovattan 107…
-
İkinci kanala Kalecki-Keynes Modeli adı veriliyor ve her zaman doğru olmasının yanında öğrencilerin aklında kolaylıkla yer eden şu özdeyiş ile anlatılıyor: İşçiler kazandıklarını harcarlar, kapitalistler harcadıklarını kazanırlar. Sf. 56 Alıntı; Quo Vadimus? Nereye Gidiyoruz? – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.
-
Cumhuriyet’in otuzlu yıllarda körüklediği balo merakı, 1940 ve 1950’li yıllarda dans öğrenmeyi Üniversite eğitiminin bir parçası haline getirdi. İstanbul’da dans okulu açıldı. Bir Grek kökenli dans profesörü vardı; iki öğrenci gelmiş, ücreti sormuşlar. Birisi az biliyormuş, profesör, saati yirmi lira demiş; diğeri biç bilmiyormuş, saatine on lira koymuş. Şaşırmışlar. Profesör açıklamış; az bilene dansı öğretmek…
-
Bilimde nesne, harekettir; hareket yasalarını bilmek teoridir. Einstein, tüm buluşlarına, bir deney ile başlıyor: «Varsayın ışığa bindim.» Bu, belki de deneylerin en öğreticisi oluyor; aklın dışına çıkmayan bir deneyi gösteriyor. Sf. 35 Alıntı; Quo Vadimus? Nereye Gidiyoruz? – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bir tez yazıyorum: Örgütü olmayınca, işçi ve halk edebiyatını en çok tekeller yapar. Yapıyorlar. Sf. 145 Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 145) kitabından birebir alınmıştır.