Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
recent posts
- “NASIR, İHVAN’I YASADIŞI İLAN ETTİ… BELLİ BAŞLI ÖNDERLERİNİ İDAM ETTİRDİ”
- “DİN’İN, SÖMÜRÜNÜN TEMELİNİ OLUŞTURDUĞU BİR DÜNYADA, UMUDA YER OLABİLİR Mİ”
- CIA’NIN KASIM’A YÖNELİK SUİKAST EKİBİNDE SADDAM HÜSEYİN DE VARDI
- PETROL İÇİN IRAK VE İRAN’A ABD DARBELERİ
- ABD’Lİ BİR CIA AJANININ YANİ ÇAKAL’IN ANLATIMI
about
Kategori: Yalçın Küçük
-
Lenin’in makine benzeri yaşamı olduğu saptamasını, bir izlenim olarak Balabanova‘da da görmek mümkündür. Sf. 59 Lenin’in “Çarlık Rejimi ve destekleyicilerine karşı söndürülemez bir kin duymasıdır. Birçokları, Lenin’in ağabeyinin Çar’a karşı başarısız bir suikastta asılması ile bu nefreti arasında bağ kurma eğilimindedirler; Balabanova, bunun, sistematik olduğu konusunda kuşku bırakmamaktadır. İkincisi, Roy’un anlatımında da var. Lenin’in kendisi…
-
Suphi ve Komintern üyesi Türkiye Komünist Partisi’nin on beş yöneticisi, Trabzon önünde, Karadeniz’e açılmaya zorlanmış ve sonra boğulmuşlardır; bunun 28 – 19 Ocak 1921 tarihinde olduğunu kabul ediyoruz. Burada ilginç nokta, Sovyet yönetiminin kimin kararı ile olursa olsun, bu pek acımasız katliâmı, Mart ayının yarısına kadar gizli tutmasıdır; Lenin yönetimi, Türk – Sovyet ve Sovyet…
-
1920 Yılında, İstanbul’daki işgal kuvvetleri tarafından yapılan çeşitli hesaplamalar, bu yılın sonuna kadar, İstanbul’a gelen Rus göçmenlerin sayısının 50 bin ile 200 bin civarında olduğu yönündedir. Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 58) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kemal Paşa’nın tarihsel misyonuna, başlamış olan mukavemet hareketlerini dağıtmayı görev kabul ederek çıkmış olduğu, tarihsel kayıtlara göre kesindir; kuşkusuz, burada, hırslı ve tarihsel şansını denemek için uzun yıllar beklemiş Paşa’nın, İstanbul’dan Samsun’a üstelik güven verecek geniş bir maiyet ile gelebilmek için, böyle bir hilei şeriye’ye muhtaç olduğunu ileri sürmek mümkündür. Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük,…
-
Kemal Paşa’yı, Samsun’a çıkıncaya kadar, ülkenin kurtuluşuna ve modernizasyonuna ilgisiz olmakla birlikte, bunu yaşamının en önemli sorunu misyonu hâline getirmeyen, Ordu içinde kendi yükselmesini ön planda tutan, bir kariyer subayı olarak resmetmek gerçeklere daha uygundur. Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 46) kitabından birebir alınmıştır.
-
Roy, (1)… Enver’in İngiliz üniformaları içinde öldüğünü ekliyor, bu, başka hiçbir kaynakta olmayan bir iddiadır. Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1) (2022): Manabendra Nath Roy (1887-1954); bilinen adıyla Roy, Bengal kökenli Hint devrimci, anarşist ve aktivist. Meksika ve Hindistan Komünist Partileri’nin…
-
Enver Başbakanlığı birkaç arkadaşı ile bastığı zaman, Başbakan yapacağı Paşa’yı yanlışlıkla öldürdüğü zaman bile, yolunda tereddüt etmeyen bir revolüsyoner – nasyonalisttir. Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1) (2022): Manabendra Nath Roy (1887-1954); bilinen adıyla Roy, Bengal kökenli Hint devrimci, anarşist ve aktivist.…
-
Roy, Enver’in, ikâmetine verilen eski köşkte, normal zamanlarda da şık üniformasını çıkarmadığını, çevresiyle pek konuşmadığını, hâlâ eski görkemli dünyasında yaşar göründüğünü kaydediyor. Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 26) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1) (2022): Manabendra Nath Roy (1887-1954); bilinen adıyla Roy, Bengal kökenli Hint devrimci, anarşist ve…
-
1921 Mart ayına geldiğinde, (Rusya) İran, Türkiye ve Londra ile ticaret ve dostluk anlaşmaları yapmış durumdadır; metinlere yansımasa bile, özellikle Londra’da imzalanan imzalaşma ile birlikte, Sovyet iktidarının Afganistan ve Hindistan dâhil pek çok coğrafyada, devrimci ideolojik mücadeleden vazgeçmeyi taahhüt ettiği hep ileri sürülmüştür ve sürülmektedir. Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs…
-
Darwin; “Halkın sesi hakkın sesi değildir.” Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.
-
Roy’un, anılarında, “devrimci anti – emperyalist nasyonalizm ile komünizm arasındaki mesafe kısadır.” Sözüyle çok güzel anlattığı üzere, komünizme geçişi çok çabuk oluyor. Sf. 14 Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bugün toplum bilimlerinde doğru düşünmenin yeni yolları, arkeoloji ve tarih araştırmalarında gömülüdür. Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Bir gazeteci olarak Hamid’in saltanatını izlemiş olan Gaulis, Hamid’in, saltanatının ilk yirmi yılında, bütün dünyada, “çok asil ancak kendisini biraz nankör bir hizmete hasretmiş, ilerlemeden yana, liberal bir hükümdar” olarak kabul edildiğini kaydediyor. Gaulis, 1882 yılında, Fransız Meclisi’nde bir milletvekilinin, “aydınlanmacı prens, çalışkan, halkı tarafından sevilen, bugün imparatorluğu büyük bir bilgi, fedakârlık ve yüksek dirayetle…
-
Eleştiri anlamaktır ve yorum, anlamanın ifadesi olmaktadır. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 588) kitabından birebir alınmıştır.
-
Çetin Altan, insanımızın uyanmasına çalıştı, şimdi çok uyandılar, ürktü ve artık uyutuyor. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 562 ile 568 arası) kitabından birebir alınmıştır.
-
En büyük acımasızlıkla zindana kapatanlar, iktidarda olan Kemalistlerdi ve büyük bir yüreklilikle yeniden canlandıranlar ise yine, bu kez muhalefette, Kemalistler oluyordu. Sf. 562 Nazım’ımız düz yazıda olağanüstü başarısızdır. Sf. 568 Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 562 ile 568 arası) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bölünmekten korktuğumuz için hiç “bâtınî” (derinlikli) olamıyoruz ve hep sathiyat (yüzeysellik) ile yetiniyoruz. Bizde “bölünme” içgüdüsü çok güçlü ve “red” refleksi ise olağanüstü zayıftır; red’den korkumuz, sadece yüzeye bakmakla kendisini belli etmekte ve aynı anlama gelmek üzere gizlemektedir. Bu gerçekten korku anlamındadır ve olgulara yiğitçe bakamadığımız için hep yüzeyde kalıyoruz; derin, bizim ürperti alanımız olmaktadır.…
-
İç Asya bozkırında her etnik kökenli kavmin, varlığını ancak birlik olarak sürdürebileceği olgusunu başlangıç noktası alabiliriz; buna karşılık Erzurum – Van çevresi veya daha güneyi labirenti hatırlatan vadi, dağ, ırmaklarıyla, buradaki Ermeni veya Kürt Aşiretleri için birlik, hiçbir zaman hayati bir zorunluluk olmuyordu. .. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf.…
-
MED Televizyonunda benim “Türkiye Kürdistan’ı sömürge değildir.” Sözüme dayanıyordu, sanık kürsümden Turgut Bey’e “Değerli Yargıç anladım şimdi yine mahkûm edeceksiniz, Beşikçi Hoca’m “sömürgedir” diyor, mahkûm ediyorsunuz, ben ise üstelik Kürtlerin yaşadıkları yerlerin adını kullanırken başına hep “Türkiye” sıfatını ekleyerek konuşuyorum, “sömürge değildir” diyorum, anladım, yine ceza vereceksiniz.” Diyordum, acı mı? Değerli yargıcımın bir ayrım yaptığını,…