Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Yalçın Küçük

  • Avrupa ve Amerika’da insan sürüdür. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 82) kitabından birebir alınmıştır.

  • Galileo’nun insan düşüncesine eşsiz katkısı, hareketin değil, hareketteki değişmenin önemli olduğunu göstermesidir, bir düşünce alışkanlığı ve bir düşünme yöntemi olmak durumundadır. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 86) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her emperyalist ülke, kendisini emperyalist olarak kabul ettirebilmek ve bunu sürdürmek için, mutlaka, belli aralıklarla ülke toprakları dışında kuvvet kullanmak zorundadır.  Emperyalist aşamanın ordusu profesyonel ordudur.   Politik ordu, profesyonel olamıyor. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2019): Müthiş bir öngörü, bilimsel bakabilmenin sonucu.

  • Devrim, şiddet kullanarak şiddeti çözme sürecidir. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 62) kitabından birebir alınmıştır.

  • Somut zengindir; soyutlama, kavramlaştırma ve giderek bilim, zengin somutun işlenmesine dayanıyor. Büyük sanatçı veya büyük bilim adamı, “muttarit muhteriz” damlalar türünden somut değişiklikleri kimyasal bir kaynaştırma ile soyutlayabilendir; çok zor bir iş olduğunu kabul etmek gerekiyor.             İhtilâller her zaman rastlanmayan somutluklar oluyorlar, ihtilâller tarihin patlama düzeyine ulaşmış hızlanmalarıdırlar; bu nedenle büyük zenginlikleri taşıyorlar. Bu…

  • Tekelli düzende sokaktaki insanın kültürü reklam kültürüdür; dili, reklamcının basit düşünmeye mahkûm eden dili oluyor.   Hobson, emperyalizm ile halk yönetiminin ortak hiçbir yanı olmadığını ileri sürüyor. Bu saptama 1902 tarihlidir ve her geçen zaman Hobson’u doğruluyor. Tekelli ve emperyalist düzene geçen her ülke halk yönetimini bir kenara atıyor. Başkanlık sistemi, bürokratik yönetime en uygun sistemdir.…

  • Bir tez yazıyorum; Tekelli düzen, çelişkileri algılayan aklı siliyor.  Bir tez daha yazıyorum; Tekelli düzen insansızlaştırma sürecidir. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tekeller mutlaka ülke dışı ekonomik hareketlilik istiyorlar. .. Türkler, dışarıda iş yapmasını, diğer tekellerle ortaklık kurmayı, Arap liderlere rüşvet vermeyi öğrendiler. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir büyük zekâ, eğer şehirlerarası bir yoldaki bir dinlenme tesisinin helasında para toplamaya memur edilirse, bir süre sonra mutlaka geri zekâlı olacaktır. Çünkü zekâsı yaptığı işe uymak durumundadır. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mustafa Kemal, yirminci yüzyıl Türk politikacıları içinde en temkinlisi ve ufku en dar olanlarından birisidir; yönetime gelmesinde, yorgun ve yenilgiye alışmış, yenikçi Türk halkının psikolojisine uygun düşmesinin ayrı bir ağırlığı olduğunu düşünüyorum. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tüketim araçlarında bir ihraç kapasitesi yaratabilmek için gelir bölüşümünü hızla bozmak zorunludur. .. Ücretler hızla düşürülür, Türk Lirası sürekli devalüe edilirse, ihracatı arttırmak bir mucize değildir, ancak bunları hızla yapmak gerekiyorsa, mutlaka kan akıtmak ta gerekli oluyor.   Türkiye, emperyalist devlet düzenine giriyor. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 31)…

  • Türkiye Cumhuriyeti düzeni bitmiştir. Birinci düzen kendi mantığı içerisinde canlılığını yitirmiştir; bundan kuşku duymuyorum. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • … Devleti şişler demeti olarak anlatmaya çalıştım. Her zor bir vektör yada şiştir. .. Diktatörlük şişlerin hepsinin yönünü birleştirerek kalın bir şiş oluşturmaktır. Demokrasi şişlerin yönlerinin birbirinin şiddetini azaltacak biçimde birbirleriyle çeliştikleri bir durumdur. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yol ayrımları, aynı zamanda bütün yolların birleştiği yerlerdir ve çok zaman unutuluyor. Sıçramak için ise toprağa hızlıca basmak zorunlu oluyor. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.

  • Asimilasyon, tam karşılığının “benzetme” olduğu, düşünceyi eskisine benzetmek, yeniliği öldürmenin kesin yollarından birisi olarak ortaya çıkıyor. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanlar aklındaki düzenlerle okuyorlar. Her akıl düzeni bir sözcükler demetidir. …  Keynes, “bizim türümüzden yetişenler için güçlük, yeni düşüncelerde değil, eskilerden kopmadadır.” diyor. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • Emperyalist düzeni sürdürebilmek için “yenmek” ve eğer vulgar sözcükler kullanacak olursak, arada bir sorun çıkararak sağa veya sola dayak atmak gerekiyordu. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

  • Basın, bir kurum olarak devlet zor’unun bir koludur. “Dördüncü kuvvet” sözü artık kesinlikle doğrudur; yasama, yargı ve yürütme türünden ve bunlarla hiç çelişmeyen, bunlarla iç içe, bir zor aygıtıdır. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye Cumhuriyeti, İkinci Dünya Savaşının sonunda Amerikan emperyalizmiyle eklemlenirken, içeride tehdit altındaydı ve bunu dıştan tehdit görüntüsüyle örtmeye çalışıyordu. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • (9 Şubat 1925’te Başbakanlık bütçesi görüşülürken, Elazığ Mebusu Hüseyin Bey (Deveci), baytarların (Veterinerlerin) terfileri hakkında bir önergeyi imza ettirmek için Ardahan Mebusu Halit Paşa’ya gidiyor. Tersliği üstünde olan Deli Halit Paşa bunu imzalamıyor ve tartışıyorlar. Halit Paşa Hüseyin Bey’i vurmak istiyor ama bırakmıyorlar.  Rize Mebusu Rauf Bey, Bozok Mebusu Salih Bey, Antep Mebusu Kel Ali…