Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Yalçın Küçük
-
Asimilasyon, tam karşılığının “benzetme” olduğu, düşünceyi eskisine benzetmek, yeniliği öldürmenin kesin yollarından birisi olarak ortaya çıkıyor. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.
-
Emperyalist düzeni sürdürebilmek için “yenmek” ve eğer vulgar sözcükler kullanacak olursak, arada bir sorun çıkararak sağa veya sola dayak atmak gerekiyordu. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.
-
Basın, bir kurum olarak devlet zor’unun bir koludur. “Dördüncü kuvvet” sözü artık kesinlikle doğrudur; yasama, yargı ve yürütme türünden ve bunlarla hiç çelişmeyen, bunlarla iç içe, bir zor aygıtıdır. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.
-
Türkiye Cumhuriyeti, İkinci Dünya Savaşının sonunda Amerikan emperyalizmiyle eklemlenirken, içeride tehdit altındaydı ve bunu dıştan tehdit görüntüsüyle örtmeye çalışıyordu. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.
-
(9 Şubat 1925’te Başbakanlık bütçesi görüşülürken, Elazığ Mebusu Hüseyin Bey (Deveci), baytarların (Veterinerlerin) terfileri hakkında bir önergeyi imza ettirmek için Ardahan Mebusu Halit Paşa’ya gidiyor. Tersliği üstünde olan Deli Halit Paşa bunu imzalamıyor ve tartışıyorlar. Halit Paşa Hüseyin Bey’i vurmak istiyor ama bırakmıyorlar. Rize Mebusu Rauf Bey, Bozok Mebusu Salih Bey, Antep Mebusu Kel Ali…
-
Anadolu Direnişi’nde ilk kurşun, 19 Aralık 1918 tarihinde, Dörtyol’da atılıyor. Sf. 753 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 753) kitabından birebir alınmıştır.
-
İşletmeler büyüdükçe insanlar küçülüyor. Tekelli düzende sonsuz kavramı ortadan kalkıyor. Zaman ve mekân son derece dar ve kesikli bir nitelik kazanıyor. Son derece bürokratik, insanlığın tüm değerlerinden soyutlanmış, fırsatçı, çok sınırlı maddi kazanımlardan büyük hazlar çıkarabilen, edilgen, beyni medüzleşen bir yaratık çıkarıyor. Bu yaratık insan’dan hızla uzaklaşıyor. Sf. 777 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V –…
-
Ünlü Topal Osman, Koçgiri İsyanını bastırırken, isyancı Kürtlere bir beyanname dağıtıyor; Uğur Mumcu, bunu, benim bulamadığım bir kaynaktan alarak aktarıyor. «Ey din kardeşlerimiz. Muhterem arkadaşlar, içimizdeki Pontusçuları temizledik. Ermeni’den terki silah ettirdik. Başka büyük düşmanlarımız var. Yunan ordusu da yurdumuza saldırdı. Kardeş kavgasını bırakalım; bir din kardeşi olarak birleşelim. Yunan ordusunu yurdumuzdan atalım.» U. Mumcu,…
-
Kürtleri Göçürtme Yasası, 1932 yılında hazırlanarak Meclis’e sunuluyor; yasalaşması iki yıl sürüyor. Gerekçesinde, «Cihan tarihinde büyük muhaceret sellerini ve akın- tarım yapan ırkların başında Türkler ve Turanı kavimler olduğu malumdur» deniliyor; yasa, «ırk» sözcüğünü üstünü örtmeden kullanmakla, resmi metinler açısından, büyük bir içtenlik sergiliyor. Sf. 737 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin…
-
Yasanın birinci maddesi şöyledir: “Türkiye’de Türk Kültürüne bağlılık dolayısıyla nüfus oturuş ve yayılışını bu kanuna uygun olarak icra vekillerince yapılacak bir programa göre düzeltilmesi Dâhiliye Vekilliğine verilmiştir.” Böylece nüfusun, Türk kültürüne bağlılık ilkesine göre, yeniden dağıtılacağı yasa hükmü haline getirilmiş oluyor. Yasanın ikinci maddesi, bu yasa açısından, Türkiye’yi üç mıntıka ya da bölgeye ayırıyor; birinci…
-
Şiddetin bu kadar yoğun ve ayrımsız denebilecek dozajda uygulanmasının iki temel sonucu görünüyor; birincisi, Türkiye’de yaşayan insanlar, giderek küçülüyorlar. 1930 yıllarında, son derece dar ufuklu, itiraz etmesini bilmeyen, giderek daha çok edilgen, küçük bürokratik işlerini yapabilmek için beceri biriktiren, küçük işlerini yaptığı zaman çok büyük coşkular alabilen bir insan türü yaratılıyor. Bu dönemde, toplumun bürokratlar…
-
13 Şubat 1925 Piran’da Şeyh Sait İsyanının başlaması 14 Şubat 1925 Ardahan Mebusu Halit Paşa’nın ölümü 17 Şubat 1925 Aşarın kaldırılmasının yasalaşması 28 Şubat 1925 Dini politikaya alet etmenin Hıyanet-i Vataniye Yasası kapsamına alınması 3 Mart 1925 İsmet Paşa’nın başbakan olması ve yeni hükümetini kurması Takrir-i Sükûn Yasasının kabulü 4 Mart 1925 Birisi Ankara’da…
-
İttihat ve Terakki’nin politikada en önemli yöntemi, şiddettir; THKP, bu yolu yeniden açma denemesi yapıyor. PKK, şiddet kullanmayı spontane olmaktan çıkararak sistemleştirmeyi ve örgütlemeyi ilke sayıyor. Sf.747 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 747) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bir çözüm getirebildiğim iddiasında değilim; fetiş; ilkelin, ideoloji; kütlenin, teori; düzeni düzenlemek isteyenin rehberidir. Düzeni değiştirmek ya da düzenlemek, insanlığın vazgeçemeyeceği, bir insanlık hali olmalıdır; bu açıdan bakıldığında teorisizleştirilmiş bir insanlığı algılayamıyorum. Sf. 774 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 774) kitabından birebir alınmıştır.
-
1927 yılında başlayan Ağrı Dağı İsyanı, ilk başlarında yine başarılı gelişiyor: Hasretyan’ın çalışmasında, 1930 yılı başında hemen hemen tüm Kuzey-Batı vilayetlerinin Kürtlerin eline geçmiş olduğu kaydediliyor. Başta Kutschera, bazı kaynaklar, bu isyanın bastırılmasında Sovyet birliklerinin de rol aldığına dair işaretler bulunduğunu yazıyorlar; ancak kesin bir kanıtlama yapılamıyor. İsyan bastırıldıktan sonra kurulan mahkeme, 1932 yılında, otuz…
-
Ağrı Dağı İsyanı daha gizli bir hazırlık dönemi geçiriyor; 1927 yılı İlkbahar’ında, Lübnan’da bir araya gelen, dört Kürt örgütünün, Kürdistan Teali, Kürdistan Teşkilat, Kürd Milleti ve Kürdistan Bağımsızlık Komitesi’nin, temsilcileri, «Hoybun» adı altında bir üst örgütte birleşmeyi kararlaştırıyorlar. Sf. 732 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf.…
-
Abdülkadir, Hürriyet ve İtilafçı olduğu için asılmıyor. Sait İsyanına katıldığı için asılmıyor. Kemal’e bağlanamadığı için asılıyor. 1920 yıllarında bunun adı, İttihatçılık olarak konuyor. Sf. 726 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 726) kitabından birebir alınmıştır.
-
Cibranlı Halit Bey ile Yusuf Ziya derhal yakalanıyorlar ve bir daha özgürlüklerine kavuşamadan kurşuna diziliyorlar. Bu durumda liderlik, Şeyh Sait’e geçiyor; Sait, hiç hazırlığı olmadığı bir alanda büyük sorumluluklar yüklenmek zorunda kalıyor. İhsan Nuri ve arkadaşlarının hareketinden sonra Halit ve Yusuf Ziya, sonradan serbest bırakılan Hacı Musa’nın yakalanmasına karşın Şeyh’in tutuklanmamasını ilginç buluyorum; Şeyh’e Askeri…
-
Burada bir parantez açarak, bu parantezin içine, «Resmi» tarihin yazımını koymak gerektiğini düşünüyorum. Tüm ideolojiler türünden resmi tarihin de tümüyle yanlış olmadığı, bir kapının yerleştirildiği çerçeve örneği mutlaka bir kaç doğru ve sağlam menteşenin olması gerektiği yolundaki düşüncemi tekrarlıyorum. Genelkurmayın hazırladığı «Ayaklanmalar» tarihinden aktarmalar yapmak istiyorum. Sf.729 «Şeyh Sait Piran’da kardeşi Abdürrahim’in evinde konuk bulunduğu…