Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Yalçın Küçük

  • İnsan, aklıyla görüyor. Tarihin falsifikasyonu, insanın görmesini önlemek içindir. Bu, insanın aklını bozmakla mümkün olabiliyor. Kemal Paşa’nın kendisine son derece güvensiz bir komutan ve daha sonradan politikacı olduğunu görmekte çok geciktim. Körlük, bozulmuş tarihin ağır bombardımanından kaynaklanıyor. Güvensiz, uzlaşmacıdır. Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 324)…

  • Bu koalisyon sonuç vermeyince, İstanbul da, Vahdettin, Damat Ferit ile bir üçlü oluşturmaya çalışıyor. Hürriyet ve İtilaf Partisi ile Büyük Britanya temsilcilerinin desteğini sağlamayı başarıyor. Samsun’a gönderilmesi bu koalisyonun sonucu oluyor. Sf. 325 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 325) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kemal Paşa Tarihi, tutarlılığını ölümle sağlayan bir yazımdır. Düşünce ve söz planlarıyla kendi kişisel tarihinde tutarlılık olmayan bir yaşamı tutarlı yapabilmek, tutarsızlığın işaretlerini, politik, tarihsel ve fiziksel olarak ortadan kaldırmakla mümkün olabiliyor. Kemal Paşa Tarihi, yapılır ve yazılırken, tutarsızlığa tanıklık yapacak canlılıklar üzerinden silindir geçirilmesi ve yeni tutarlılığa tanıklık edeceklerin bulunması zorunlu oluyor. Bu, Kemal…

  • Radyo, dış dünyayı eve getirerek insanın günlük dünyasını genişletiyor. Otomobil, evi her yere uzatarak mekânı çoğaltıyor. Sf. 264 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 264) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bunun için Marx’i en çok etkilemiş ütopyacı Saint-Simon, özel mülkiyetin olmadığı bir kapitalizm düşleyebiliyor. Sanayici kapitalistlere en çok özel mülkiyetin sakıncalarını ve bundan kurtulmanın yararlarını anlatmaya çalışıyor. Sf. 270 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 270) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir yıl sonra selülozdan kâğıt yapma patenti alınıyor. Bu arada 1839 yılında bisiklet kullanılmaya başlanıyor ve Goodyear adında birisi ticari lastik patentini yazdırıyor. Komünist Manifesto yılında ise güvenilir kibrit yapımı gerçekleştiriliyor. Sf. 272 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 272) kitabından birebir alınmıştır.

  •  Dirnitrov’un, Komintern belgelerine de giren «cephe» çağrıları çerçevesinde ileri sürdüğü «faşizm, gözü dönmüş gericilik ve karşı devrimdir» değerlendirmelerini de önemli ölçüde yanıltıcı bulduğumu belirtmek istiyorum. Eğer faşizm bir karşı-devrim ise yönetimden giden ve yönetime gelen sınıfların tanımlanması zorunluluğu ortaya çıkıyor. — Bir parantez gerekiyor; demokrasi bir devlet durumudur. Faşizm de aynı devletin bir başka durumu…

  • Her ikisinin de, Smith ve Marx, birer kitap kurdu olduklarını ve tarihin kaydettiği önde gelen «ansiklopedik», insanlar olduklarını eklemek durumundayım. Sf. 284 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 284) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bunun için önce insan aklının bir kusurundan söz etmek gerekiyor. İnsan aklının association tutkusuyla defolu olduğunu ileri sürmek durumundayım. Özellikle kütlesel akıl, aynı zaman kesiti içinde algıladığı iki olguyu önce birleştirme ve daha sonra da bunlar arasında bir neden-sonuç ilişkisi kurma zaafını taşıyor. Eğer turistlerin çok geldiği bir yılda dağdan köye inen kurtlar da çoksa,…

  • Bunu Vahdettin’in, Ferit’in ve Büyük Britanya’nın da saptamış olduğu kesindir; Büyük Britanya, pek çok asker ve sivil seçkini Malta’ya sürerken Kemal Paşa’nın İstanbul’da ve Pera Palas’ta günlerini geçirmesine karışmıyor. Sf. 247 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 247) kitabından birebir alınmıştır.

  • Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda, pek az ayrığıyla, Doğu’daki bütün milli demokratik devrimciler, mandacıdır. Manda’yı kurtuluş kabul ediyor. Mustafa Kemal, mandacıdır. Kürt liderlerinin pek büyük çoğunluğu mandacıdır. Ermeni liderlerinin nerede ise tümüne yakını mandacıdır. Arap liderlerinin, küçük bir azınlık hariç, tümü mandadan yanadır. Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarında Doğu’ya manda egemendir. Doğu’da manda ne ise Batıda «Wilson…

  • General Harbord başkanlığındaki kurul, Washington’a mandanın kabulü lehinde açık bir tavsiyede bulunmuyor. Türkiye Ermenistan’da Ermenilerin bir bölümünün evlerine döndüğüne, mülklerini yeniden edinmeye başladıklarına, hatta bir bölümünün geçmiş zaman için kira bile almaya başladıklarına işaret ediliyor; ancak açıkça felaket dolu bir tablo çiziliyor. Bunu şu cümleler izliyor: Harbord Raporu’nda belli bir Türk düşmanlığı görmüyorum; Türk köylülerinin…

  • Harbord, raporuna, bu nedenlerle, Yakın Doğu’da yaygın bir sözü alıyor; “Ermeniler, hukuken hiç bir zaman yanlış ve ahlaken hiç bir zaman doğru olmazlar.” Bu kadar değil; Harbord Raporu, bu bölgedeki Amerikan misyonerlerinin, kendileri için hayatlarını riske ettikleri Ermenileri hiç sevmediklerini, bunun yerine, daha sempatik, üşengeç ve zevk düşkünü Türkleri, the more genial but indolent and…

  • Bunun yarattığı Amerikan sempatisinin, «pejmürde kılıklı Kürtlere, makul Gürcülere, kuşkucu Azerilere, yetenekli Ermenilere ve vakur «Türklere» aynı ölçüde yayıldığına işaret eden Harbord Raporu, Sf. 241 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 241) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2022): Manda: Yabancı bir kelime, İngilizcesi Mandate, Fransızcası Mandat.…

  • Harbord Misyonundan üçüncü adam, Tuğgeneral Mosley’dir; görüşmede General Mosley de bulunuyor. Mosley, daha önce değinmiş bulunuyorum, ayrı bir rapor kaleme alıyor, buna göre Mustafa Kemal, Harbord Heyeti ile görüşürken daha önce yabancı devletlerle ilişkilerden yakınıyor ve bunların Türkiye’yi yönetmeye kalktıklarını söylüyor ve daha sonra da, «eğer mandanın verileceği ulus Amerika ise hiç bir güçlük olmayacaktır»…

  • Mustafa Kemal, Doğu’ya bir direnişi örgütlemek için değil başlayan direnişi bastırmak için gönderiliyor. Sf. 246 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 246) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nitekim Fahrettin Paşa da satırların arasından bunları yazmış bulunuyor. Anılarının bir yerinde şunlar var: Liman Paşa “dürbünle yere yatmış ileriyi seyrederken Mustafa Kemal’den gelen bir raporu kendisine okumuştum. Raporda, ‘düşman bu gece denize dökülecektir’ deniyordu. Gözlerinin yaşardığını gördüm, Almanca Allaha şükürler olsun derken de hayli heyecanlanmıştı.” Kemal Bey’in düşmanı denize dökmeden haber verdiğini, daha sonra…

  • Moorehead’ın yazdıklarından aktarmayı sürdürüyorum; Bu monoğrafi de, daha önce geliştirdiğim düşünceleri destekliyor; sınırlı bir Anzak kuvvetlerine karşı Kemal’in nerede ise bütün beşinci ordunun ihtiyatlarını, izin almadan, kullandığı ve bütün hareketi tehlikeye attığı, açıklıkla yazılıyor. Komuta yerinden ayrılması ve tekrar dönüşü de söz konusu ediliyor; “bu hareket sona erinceye kadar cephesini bir daha hiç terk etmedi”…

  • İnsan aklıyla görüyor. İnsanı görmez yapmak için gözlerini oymak değil aklını tahrip etmek zorunlu ve gerekli oluyor. Bu, görmek için bakışın zorunlu olması demektir. İnsan, aklıyla bakıyor. Sf. 97 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu testin geçerliliğine katılıyorum; cehaletini azaltma motifinden yoksun bir kimse, eninde-sonunda cahildir. Sf. 147 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 147) kitabından birebir alınmıştır.