Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Yalçın Küçük

  • Bu testin geçerliliğine katılıyorum; cehaletini azaltma motifinden yoksun bir kimse, eninde-sonunda cahildir. Sf. 147 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 147) kitabından birebir alınmıştır.

  • Savaşlar tarihin hızlandırıcılarıdırlar. Devrimler, tarihin önünü açıyorlar. Sf. 165 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 165) kitabından birebir alınmıştır.

  • Anzac, Australian, New Zealand Army Copps, sözcüklerinin baş harflerinden oluşuyor ve tesadüfen ortaya çıkıyor. Avusturalyalı ve Yeni Zelandalı ordu birlikleri anlamına geliyor. Sf. 82 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 82) kitabından birebir alınmıştır.

  • Robert Rhodes James, sözünü ettiğim «Gallipoli» çalışmasında; Yetenekli, ancak özellikle parlak bir asker olmadığı sonucuna varıyor; Kemal’in bütün yaşamı boyunca savaş sanatında parlaklığına işaret eden bir tek kanıtın bulunabileceğini sanmıyorum. Kemal’de hiç bir dehâ işareti de göremiyorum. Deha, olağanüstü hızlı görebilmektir. Dâhi, süratli şimşek çakması içinde yaşayan adamdır Dâhi, her an çaktırdığı şimşeklerle sıradan insanlarının…

  • 8 Müstahkem Mevkii Kurmay Başkanı Selahattin Adil, Kemal’in, Arıburnu’nda düşmanın denize döküldüğünü resmen rapor etmesine karşın bunun doğru olmadığını yazıyor. Daha sonra Kemal Paşa ile çok yakın ilişkilere giren Fahrettin Paşa, bıraktığı anılarında, elinde dört alayın olmasına karşın Kemal’in düşmanı denize dökmemesine Enver’in çok sinirlendiğini anlatıyor. Daha da önemlisi, Gelibolu’da Liman Paşa’dan sonraki en önemli…

  • Gelibolu Savaşı’nı bir yarbayın hanesine yazmak, tarihin tam bir falsifikasyonu ve aklın tümden bozulması demek oluyor. İkincisi, bu durum, Anzakların Türk askerlerine karşı nefret ve korkusunu artırıyor. Sf; 83 Bir komutan savaşı olmayan bir savaşta bir ihtiyat tümeninin komutanının bütün birlikleri aşarak, savaşı kazanmak ve kahramanlık iddiasında bulunmasını hiç bir ciddi tarih yazıcısının ciddiye almasını…

  • Aklı durdurabilmek için bütün’ü ortadan kaldırmak ve karşılaştırma yetisini yok etmek gerekiyor; televizyon ya da video halinde bütün savaş filmlerinde montajcının istediği her dar mekân bütündür ve her montajcı, istediği zaman, karşılaştırma izlenimini vererek tüm karşılaştırma imkânını ortadan kaldırabiliyor. Televizyonda her hangi bir savaşı izlemek, aklın durduruluşu yönünde ciddi bir egzersizdir; ne kadar çok izlenirse,…

  • 1836 yılında Osmanlı Ordusu’nda Yüzbaşı Moltke, “eğer Dardanel’de toplar uygun bir tertipte yerleştirilirlerse hiç bir donanmanın Boğaz’ı geçmeye cesaret edebileceğini sanmıyorum” diye yazıyor. Yıllar topların yapısını ve menzillerini iyileştiriyor. Dardanel’e hücum ederek Boğaz’ı geçmenin çok zor olduğu 1914 yılında Birinci Savaş boşladığı zaman da biliniyor; ancak bu savaşta müthiş bir anti-Türk çizgi izleyen Churchill, Osmanlı…

  • Bu, birinci mekân ve birinci zamandır; emperyalist donanmanın 18 Mart 1915 tarihinde durdurulmasında Kemal’in hiç bir rolü bulunmuyor. Başka bir mekânda ve başka bir zamanda gerçekleşiyor. Küçümsenmemesi gerekiyor; ancak bu hücumun başarısızlıkla sonuçlanacağı önceden büyük bir ihtimal olarak biliniyor ve daha sonraki değerlendirmeler böyle bir hücumu sadece çılgınlık olarak nitelendiriyorlar. İkinci mekân ve zaman başka…

  • Asıl savaş Gelibolu Yarım Adası’ndadır; bu nedenle bütün Batılı kaynak ve araştırmalar açısından bu savaşın adı, «Çanakkale» değil «Gelibolu» çıkartması oluyor. Ne yazık, televizyon teknolojisinin ilerlemesi nedeniyle daha kolay anlaşılabilecek ve anlatılabilecek bir bozucu mekanizma ile Gelibolu Savaşı, yalnızca ve yalnızca anlaşılmaz bir biçimde yazılıyor. Gelibolu Savaşı’ndaki emirlerin pek çoğunu Başkomutan Vekili Enver veriyor; komutan…

  • Birbirinden mekân ve zaman itibariyle ayrı iki çatışmayı birbirine karıştırdıktan sonra bir ordu komutanını, iki kolordu komutanını, pek çok tümen komutanını bir kenara atarak bütün mücadeleyi ihtiyat tümeni komutanı olarak bu savaşa katılan Kemal Bey’in adına yazabilmek için yalnızca tarihin falsifikasyonu yeterli olmayabilir; aynı zamanda aklı bozmak zorunludur. Akıl ise bütündür, bozulma tekil olgularla sınırlı…

  • Gelibolu’da savaş askerlik sanatıyla ilgili görünmüyor; ölecek daha çok kütlesi bulunan ve şu veya bu şekilde bunu ileriye sürebilen taraf kazanmaya mahkûm görünüyor. Resmi rakamlara göre Türkiye’nin kaybı 86 bin 672 ölü ve 164 bin 617 yaralı oluyor; yabancı kaynaklar beş yüz bin sayısının abartma, ancak yaralı ve ölü olmak üzere toplam kaybın üç yüz…

  • Eğer Kemal’e kalsaydı, Mayıs ayı sonuna kadar Anzak Bölgesi’nde hayatta kalan bir tek Türk askeri olmazdı; Kemal’i askerini savurganlıkla kullanan bir komutan olarak çiziyor. Robert Rhodes James, sözünü ettiğim «Gallipoli» çalışmasında, Kemal Bey’in başarısız bir dizi saldırısından söz ettikten sonra, «Kemal’s tactics were fe-rocious and unsubtle» yargısına varıyor. Kemal’in komutanlık sanatını, acımasız ve kaba olarak…

  • Kemal’in mektupları ve istifalarını saymak kolay olmuyor; Çanakkale savaşı sırasında Liman Paşa’ya yazdığı bir mektupta Enver’i şikâyet ediyor ve Enver’e yazdığı bir diğerinde de Liman’ı eleştirerek sorumluluğu almasını istiyor, Mütareke sırasında, henüz İstanbul’a ulaşmadan önce Sultan’ın başmabeyincisine gönderdiği bir başka mektupta, yeni sadrazamın ismini açıklıyor ve bu arada, kendisi de dâhil bazı isimleri sayarak bunların…

  • Kesine yakın olarak gördüğüm ise şudur; Kemal’in Hareket Ordusu ile birlikte İstanbul’a yürüdüğü konusunda hiç bir kayıt veya işaret bulunmuyor. Sf. 56 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kemal Paşa, 1920 yıllarının başında Hüseyin Cahit Yalçın’ın Latin harfleri önerisini, «çok derin değişikliklere neden olacağı» gerekçesiyle kabul etmiyor. Sf. 63 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kemal, kendisine güveni olmayan bir kişiliğe sahip. Sf. 41 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • Pilot, uçaktan önce var; bilinmeyene yol gösteren anlamına geliyor. Sf. 25 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.

  • İstanbul’un ilk adı Nova Roma’dır; Yeni Roma anlamına geliyor. Büyük Napolyon, bir dünya devletinin kurulması halinde merkezinin İstanbul olması gerektiğini ileri sürüyor. Sf. 29 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • İki: Mustafa Kemal Gelibolu’da görev yaptığını belirtiyor ve hiç bir kahramanlık iddiasında bulunmuyor. Bu, daha önce yazdıklarımı doğruluyor; Mustafa Kemal’in Çanakkale’de kahramanlık öyküsü, Çanakkale Savunmasından çok sonra ve Mustafa Kemale karşın besteleniyor. Önce Çanakkale’de kahramanlığın Esat Paşa’ya ait olduğunu belirten Mustafa Kemal daha sonra bunu kabul ediyor ve daha sonraki tarih yazımı da buna göre…