Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;)

    Yanı başında yahut uzağında kalmış ordu ve raiyyetin (vatandaşlarının) durumlarını araştırıp onlardan haberdar olmak padişahlığın gereklerindendir. Hükümdar böyle yapmaz ise şanına noksan gelir ve halk bunu onun gafil, ihmalkâr ve gaddar biri olduğuna yorarak: “Memlekette yolsuzluk, bozgunculuğun alıp başını gitmesi padişahın umurunda değil.” der. Şayet padişah olan bitenden haberdar da tedbir almıyorsa zulme rıza gösterip zalimlere ortak olur; yok eğer haberdar değilse ahmak, aymaz kara bir cahildir. Bu iki itham da hoş değildir. s. 85

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;)

    Emeklerinin karşılığı ve maaşları raiyetin (emir altında olanların yani vatandaşların)  sırtında bir kambur olup yeni sorunların ortaya çıkmaması ve söz konusu kişilerin yolsuzluk ve rüşvete bulaşmamaları için, yaptıkları iş mukabilinde ihtiyaçları beytülmâlden (devlet hazinesinden) karşılansın. s. 83

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. 83) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;)

    Mülkün ve adaletin temelinde yatan düsturların başında hükümdarın ve memurların muhtesibi (vergi toplayanlardan sorumlu zabıta) himaye etmeleri (korumaları) gelir. Bundan gayrı bir tavır takınılırsa fakir fukara meşakkat çeker. Tacirler keyfince alışverişe koyulurlarsa halkın başına dertler açarlar. Ardından sapkınlığın gelip şer- i şerifin paymal (şerefli şeriatın yani kanunların darmadağın) olması gecikmez. İşlerin adaletle yürümesi ve İslam kurallarının yürütülmesi için şu hikâyede geçen veçhile muhakkak bu mesele işin erbabına, bir hadime yahut hiç kimseden korkusu olmayan bir Türk’e emanet edilmelidir. s. 57

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;)

    Padişahın memleket sathında görevli kadıların vaziyetlerinden teker teker haberdar olması gerektir. Vazife; onlardan âlim, zahit ve halkın malında gözü olmayanlara teslim edilerek gönlünün harama meyletmemesi için ihtiyaçları olduğu miktarda maaşa bağlanmaları icap eder. s. 53

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. 53) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;)

    İkta sahiplerinin, memur ve gulamların yerlerine çakılıp kalmamaları, ulaşılmaz yapılar ardına sığınmamaları ve rahatsızlık vermemeleri, halka aklı başında ve iyi muamele etmeleri ve dolayısıyla memleketin huzuru için onları iki yılda bir değiştirmelidir. s. 51

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. 51) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2015); İkta: Osmanlı ve Selçuklu devletlerinde asker ve devlet memurlarına, devlet için yaptıkları hizmetler karşılığında, belirli bir süre için verilen topraklardır.

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;)

    İkta sahibi olan kişilerin, kendilerinden tahsil etmeleri istenen mal dışında reayadan bir şey almaya hakları yoktur. s. 41

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. 41) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2015); İkta: Osmanlı ve Selçuklu devletlerinde asker ve devlet memurlarına, devlet için yaptıkları hizmetler karşılığında, belirli bir süre için verilen topraklardır.

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;)

    Ve Aristoteles dahi Kral İskender’e böyle öğüt verdi: “Etkin makamda görev yapan birini görevden azlettikten sonra, düşmanla gizlice elbirliği edip seni ortadan kaldırmaması için, onu tekrar göreve atama!” s. 39

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;)

    Görevlerini icra eden memurlara, Allah’ın kullarına kibar davranmaları, aldıkları haraç ve öşürü nezaketle istemeleri, mahsullerini toplamadıkları sürece onlardan mal talep etmemeleri gerektiği salık verilmelidir. Çünkü tahsildarlar vaktinden evvel mal isterler ise reaya elindekini yarı fiyatına satmak zorunda kalır, zahmete sokulur. Bu durumda o işten zarar eden halk perişan ve avare olur. Ve dahi, raiyyetten öküz ve tohuma muhtaç olacak kadar fakr ü zarurete düşen olursa yerinden yurdundan cüda düşmesin, günlerini huzur içinde geçirsin diye vergi memurlarına, böylelerine ödünç vermeleri ve işini kolaylaştırmaları salık verilmelidir. s. 27

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. 27) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Nizam’ül Mülk’ün Melik Şah’a sunduğu Siyasetname Kitabından;)

    Saltanat küfür ile devam bulur; amma zulüm ve gaddarlıkla payidâr kalmaz. s. 15

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. 15) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;)

    Padişahın haftada iki gün divan-ı mezâlime oturup, mazlumun hakkını zalimden alarak ona vermesi, konuyu aracısız bir şekilde tebaadan bizzat kendisinin dinleyip ona hükmetmesi gerektir. s. 17

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • İtalyanların; “Tradduttore, traditore”, “mütercim, haindir.” Vecizesini hatırlayarak, onu Türkçeye “Mütercim, metne ancak ihanet ederek onun ruhuna sadık kalabilir.” Şeklinde çevirebiliriz. s. XXVI

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. XXVI) kitabından birebir alınmıştır.

  • İstihbarat teşkilatının tesis ve takviyesinin lüzumu üzerinde ısrarkârdır: “Hiçbir şeyin hiçbir surette gizli saklı kalmaması ve vuku bulan yahut ayyuka çıkan bir meseleye anında müdahale için kulaklarına çalınan her şeyi padişaha ulaştıracak, tacir, seyyah, sûfî, yoksul, sakatatçı kılığında, dört bir yana casuslar salınmalıdır. ” s. XXI

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. XXI) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nizamü’l-Mülk’ün tesis etmeye çalıştığı yönetim zihniyetinde Selçukluların politik duruşu Persik özellikler arz etmekteydi. s. XXI

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. XXI) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kadınlarla ilgili görüşleri de yine aynı sertliktedir: “Tarihin bütün devirlerinde hükümdarın karısı hükümdara egemen olduğunda rezalet, şer, fitne ve fesattan başka bir şey ele geçmemiştir.” s. XX

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. XX) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nizamü’l-Mülk devlet teşkilatında İdarî, malî ve askerî alanlarda aldığı tedbirler ve düzenlemeler sayesinde Büyük Selçuklu İmparatorluğunu ortaçağın en sağlam teşkilatlı devleti haline getirdiği gibi, kurduğu bu kuramlarında birtakım değişikliklerle diğer Türk devletlerine model olmasını sağlamıştır. Nizamü’l-Mülk, teşkilat sahasında Sâmânî ve Gazneli örneğine uygun şekilde Selçuklu imparatorluğunun saray teşkilatını ve büyük divanını kurmuş, yani vezaret, istifa (maliye), arz (milli müdafaa), eşraf (teftiş), tuğra (hariciye) divanlarını (nezaretlerini) ve İslam ananelerine dayanan mahkemeleri vücuda getirmiş, ayrıca meliklerin emirlerindeki eyaletlerde küçük divanlar tesis etmiş ve bu İdarî teşkilat bütün Türk-İslam devletlerinde, ufak-tefek değişikliklerle devam etmiştir. Dini sahada ise, Nizamü’l- Mülk selefi Kunduri’nin takip ettiği Eşarîleri tel’in ve Şafiîleri takip siyasetine son vererek, İslam dünyasının büyük bilginlerini Hamedan, Rey, Herat, İsfahan, Nişabur, Belh, Merv vb. şehirlerde kurduğu Nizamiye medreselerinde toplayarak Büyük Selçuklu Devleti’ni ilmin her dalına değer veren ve koruyan yüksek bir kuruluş haline getirmiştir. 

    Nizamü’l-Mülk’ün gerçekleştirdiği diğer yenilik de askeri sahada olmuştur. İkta devlet idaresinde evvelce de bilinen bir müessese olmakla birlikte, Nizamü’l-Mülk bunu indî ve şahsî (kişinin kendi görüşüne göre ve kişisel) takdirlerin neticesi olmaktan çıkarıp, devletçe tespit edilen belirli nizamlara bağlamıştır. Ve ayrıca ikta sahiplerini merkeze karşı daima mesul tutan, iktalardaki ahalinin haksızlığa uğrayıp ezilmesine izin vermeyen esaslar dâhilinde yürüterek, hem ikta sahiplerine ve halka, hem de devlete faydalı bir müessese haline getirmiştir. 466’da (M. 1074) yeni bir rasathane inşa ettirerek astronomi âlimlerini burada toplamış ve İran takviminde değişiklik yapılmasını istemiş, toplantı sonucunda Sultan Melikşah’ın Celalüddevle lakabına nispetle Celali adı verilen bir takvim kabul edilmiştir.

    “Siyer el- Mülük” ismiyle de anılan Nizamü’l-Mülk’ün Siyasetname olarak kayıtlara geçmiş bu eseri ile ilgili mülahazalara geçmeden evvel “siyaset” kelimesinin etimolojisi ve siyasetnameler ile ilgili kısa bir bilgi, eser hakkında daha sağlam bir fikre sahip olmamızı sağlayacaktır.

    Siyasetname, Arapça “siyaset” ve Farsça mektup, risale anlamına gelen “name”den meydana gelmiş bir terkiptir. Siyaset kelime olarak, hayvanı (özellikle atı) tımar etmek, bakmak, terbiye etmek; vali ve hâkim olmak; idare etmek, düzene koymak, tedbir almak gibi anlamlara gelmektedir. Teşkilat ve idare terimi olarak da birçok anlamlar kazanmıştır:

    1. Hükümet, memleket idaresi

    2. Cezalandırılmayı hak edenlerin cezasını vermekte şiddet göstermek (erbab-ı hükümette siyaset elzemdir)

    3. Ceza, cezalandırma, idam (siyasete uğramak, siyaseten katl.)

    4. Kamu düzenini sağlamak için yapılan icraat

    5. Devletlerarası münasebetleri düzenleyen ilim: Diplomasi, Erbab-ı siyaset (devlet ve hükümeti idare edenler, diplomatlar), meydan-ı siyaset (siyasi idam cezalarının yapıldığı yer, mecaz olarak siyaset hayatı), siyaset çeşmesi (Osmanlılarda Topkapı Sarayı’nda siyaseten katledilenlerin başlarının kesildiği çeşme), siyaset-i âmme, siyaset-i hâssa, siyaset-i seriye (hükümdar, vezir vb. tarafından verilen cezalar) gibi terkipleri de vardır. Siyasetle ilgili işlere siyasi (siyasiyât), bu tür işlerle uğraşanlara da siyasiyyûn denilmekte olup, padişahlara, devlet ileri gelenlerine, dolayısıyla daha sonra bu görevleri üstleneceklere yol göstermek gibi gayelerle kaleme alınan kitaplara da genel bir başlık olarak siyasetname denilmektedir. s. XIII, XIV, XV

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. XII ile XV arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Melikşah bu olay üzerine vezirine gönderdiği mektupta, “Sen benim devletimi ve memleketimi istila eyledin, evlatlarına ve damatlarına verdin. Bunlar benim adamlarıma saygı göstermiyor, halka zulüm yapıyorlar; sen de bunları tedip etmiyorsun. İster misin ki vezirlik divitini elinden ve sarığını başından alayım ve halkı tahakkümünüzden kurtarayım?” diyerek ağır bir hitap kullanmıştır. Fakat Nizamü’l-Mülk de cevap vermekte gecikmemiş ve, “Devlete ortak olduğumu henüz bilmiyorsun? Bu vezirlik diviti ile sarık senin tacın ile o derece bağlıdır ki, diviti aldıktan sonra taç da kalmaz gider!” diyerek o da Melikşah’ı bir nevi tehdit etmiştir.  Şu halde denebilir ki, Melikşah için Nizamü’l-Mülk hemen hemen bütün ömrü boyunca siyaseten kendisine galebe çalarsa rüştünü ispat edecek bir “mesele” olarak kalmış, öte yandan saray içi bütün entrikalara rağmen Melikşah Nizamü’l- Mülk’ü görevden almaya hiçbir vakit cüret edememiştir. s. X

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. X) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başlangıçta av ve eğlence ile vakit geçiren Melikşah İranlı vezirinin ve oğullarının iktidar sahibi olmalarından dolayı bir korkuya kapılmıştır. Ayrıca Nizamü’l-Mülk’ün uzun vezirliği döneminde devlet işlerinde gösterdiği takip fikri, idarede uyguladığı amansız disiplin ve titizlik, başta Selçuklu sarayı ileri gelenleri olmak üzere, kendisine karşı pek çok düşmanın türemesine sebep olmuştur. Bunların başında Melikşah’ı bile ondan soğutacak entrikaları ile tanınan Karahanlı Prensesi Terken Hatun ve başvezir olmak için çalışan Tacü’l Mülk ile Hasan Sabbah ve adamları gelmekteydi. s. IX

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. IX) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nizamü’l-Mülk ancak 1072’de Alparslan öldükten sonraki 20 yıllık vezirliği boyunca kendisindeki “politik potansiyeli” hakkıyla icra fırsatı bulabildi.

    Melikşah tahta geçtiğinde henüz 18 yaşında olduğu için devlet işlerini hatırı sayılır ölçüde Nizamü’l-Mülk yerine getirmekteydi. s. IX

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. IX) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gençlik yıllarında babası ile birlikte Gazne Devleti’nin Horasan Valisi Ebu’l-Fazl es-Suri’nin maiyetinde çalışan Nizamü’l-Mülk, Sultan Mahmud’un varisi olarak yerine geçen oğlu Gazneli Mesut’un Dandanakan’da 431/1040 mağlubiyetinden sonra Horasan’ın kahir ekseriyeti Selçukluların eline gelince Belh Valisi Ebu Ali bin Şâdân tarafından idari hizmetlerde görevlendirildi. Daha sonra onunla geçinemeyip Çağrı Bey’in yanına Merv’e giden vezir kendisinden büyük yakınlık görür. Çağrı Bey’in, Nizamü’l-Mülk’ü Alparslan’a takdim ederken onu bir baba gibi kabul etmesini istediği rivayet edilir. Nizamü’l-Mülk, Çağrı Bey’in ölümünün ardından Tuğrul Bey döneminde Horasan’ı idare eder. Alparslan’ın kardeşi Süleyman ile giriştiği taht kavgası sırasında ise Alparslan’ın yanında yer alır. Alparslan tahta geçtikten bir ay sonra Vezir Kunduri’yi azledip yerine Nizamü’l-Mülk’ü tayin eder. (13 Zilhicce 455 / 7 Aralık 1063) s. VII

    Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. VII) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir gün Tolstoy’un evinden çıkarken Çehov’un “Büyük bilgeler generallerden daha despot oluyor” diye yakındığı söylenir. Sf. 97

    Alıntı; Anılar ve Düşünceler – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 1. Baskı Ekim 2010 – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.