Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 8Belge 6; V. T. Maevskiy, Van Vilayeti. Askerî-İstatistikî Tasvir, Kafkasya Askerî Bölge Karargâhının Yayını, Tiflis 1901 – Etnografik Deneme –  Ermeniler.)

     Aynı dönem zarfında Van vilayetinin tamamında Kürtler ayaklanmış ve bir kez daha Ermenilerin yerleşim yerlerinden geçerek, onların çeşitli taşınabilir mallarına vergi toplama bahanesiyle el koymuşlardır. Ancak bu sefer, daha kanlı olaylar yaşanmıştır, çünkü onlar, ölen arkadaşlarının öcünü almışlardı. Bazı köyler harap olmuş ve ateşe verilmiştir. Özellikle İdarî merkezler büyük zarar görmüştür: Erciş kazasındaki Okants, Çatah kazasındaki Tuh, Erçek nahiyesindeki Erçek vs. Bu karışıklıklar sırasında Ermeni köylerinin hepsi tamamen boşaltılmıştır. Halkın bir kısmı, dağlara, bir kısmı ise Van Gölü’nün adalarına kaçmıştır. Nüfusun bir kısmı ise Kürtlerin yanına sığınmıştır. Sf. 105

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 105) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 6; V. T. Maevskiy, Van Vilayeti. Askerî-İstatistikî Tasvir, Kafkasya Askerî Bölge Karargâhının Yayını, Tiflis 1901 – Etnografik Deneme –  Ermeniler.)

    Bununla birlikte Müslümanlar da dâhil olmak üzere Türkiye’nin köylü nüfusunun tamamının Kürtlerin keyfî hareketlerinden yeterince korunamadığını belirtmek gerekmektedir ki, Kürtler arasında bugün de hırsızlık, soygun, hayvan kaçırma ve buna benzer hareketler, suç değil, onurlu bir davranış ve yiğitlik olarak kabul ediliyor. Sf. 93

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 6; V. T. Maevskiy, Van Vilayeti. Askerî-İstatistikî Tasvir, Kafkasya Askerî Bölge Karargâhının Yayını, Tiflis 1901 – Etnografik Deneme –  Ermeniler.)

    Din adamları, dinî faaliyetlerin yerine millî fikirlerin propagandasını yapıyorlar. Son yıllarda Ermeni hareketinin bu denli gelişme göstermesinde Ermeni okullarındaki din adamlarının yaptıkları vaazlar önemli rol oynamıştır. Ermenilerin dinî duyguları genel olarak çok zayıftır. Sadece halk değil, din adamları dahi dindar değillerdir. Kiliseler genelde boş olmakla birlikte ancak bayram günlerinde ve daha çok kadınlar sayesinde doluyorlar. Sf. 92

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 92) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 6; V. T. Maevskiy, Van Vilayeti. Askerî-İstatistikî Tasvir, Kafkasya Askerî Bölge Karargâhının Yayını, Tiflis 1901 – Etnografik Deneme –  Ermeniler.)

    Ermeniler, tasarruf yapmak konusunda istisnai ve olağanüstü bir yeteneğe sahiptirler. Öyle ki günlük ihtiyaçlarını minimum düzeye indirmeyi her zaman başarmışlardır. Yeme-içme, giyim-kuşam ve eğlence konularında yeterli servete sahip olsalar bile aşırılığa kaçmaz ve çok mütevazı bir hayat yaşarlar. Genlerinden gelen bu alışkanlıkları sayesinde ticarete çok yatkındırlar. Gerçekten de onlara rakip olabilecek Rumların olmadığı şehirlerde ticarî sınıfın büyük bir kısmını Ermeniler oluşturmaktadır. Bunlar uygun her fırsattan yararlanarak büyük bir ustalıkla halkı sömürmeyi başarıyor ve bunu yaparken Kürt, Türk ve Ermeniler arasında bir ayrım gözetmiyorlar. Soydaşları olan köylülerin ihtiyaçlarına da ilgisiz kalıyorlar. Ermeni köylülerin ifadelerine göre herhangi bir yerde öşürü toplayan memur Ermeni kökenliyse, o memur mutlaka halkı fazla vergi toplamakla tehdit etmektedir. Ermeni memurların yaptıkları, Türk memurlarının en kötü rüşvet olaylarından dahi daha korkunçtu. Sf. 91

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 91) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    Doğu eyaletlerdeki Kürtlerin hırsızlığa yatkın, görgüsüz ve kaba olduklarını kendileri de dâhil olmak üzere herkes kabul ediyordu. Dersim’de bulunduğumuz sırada Türk subayı tercümanım ile yaptığı konuşmada onların korkunç derecede kaba ve görgüsüz bir halk olduğunu belirtti. Yanımızda duran Kürtler de içtenlikle “İşte bu gerçekten doğrudur Biz çok kaba ve görgüsüz bir halkız” dediler. Soylu Kürt aristokrasisi de aynen sıradan bir göçebe gibi kendi soyunun eksikliklerini kabul ediyordu. Bitlis’teyken bizi evinde kalmaya davet eden bölgenin zenginlerinden Hacı Necmeddin, neredeyse her cümleye şu sözlerle başlıyordu: “Biz Kürtler, Ermeniler gibi değiliz, kaba ve görgüsüzüz. Bizleri hoş görün.” Sf. 87, 88

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 87, 88) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    …Suç vakaları konsolos raporlarında ileri sürüldüğü gibi çok sık meydana gelmiyor. Bununla birlikte Kürtlerde başkasının mülkiyetini kullanma eğilimi mevcuttur ve özellikle de Şii Kürtler bunu bir suç olarak görmüyorlar. Onlar, Hz. Ali’nin taraftarlarının öğretisine dayanarak zenginlerin mal fazlalığını fakirlerle paylaşmaları gerektiğine, bunu yapmadıkları takdirde ise bunu yapmaları için onlara karşı güç kullanılabileceğine inanıyorlar.

    …Tenha dağ boğazlarında yaşayan Kürt ailelerinin bazıları, ıssız bölgelerden geçen her yolcuyu soyma fırsatından memnuniyetle yararlanmaya hazırlar. Sf. 85

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    Kürtlerin yaşadıkları köylerde nadiren cami bulunuyordu. Onlardan namazlarını doğru kılmalarını beklemek bile yanlış olur. Göçebe hayatın hâkim olduğu yerlerde ise onların her hangi bir dine mensup olduklarına dair yegâne gösterge, kilden yapılan mezar anıtlarıdır. Sf. 85

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    Kürtlerin kullandıkları dil ve dinî inançlarında büyük farklılıklar mevcuttur… Dinî konularda aralarında büyük farklar vardır. Zaza dilinde konuşanlar, çoğunlukla Şii, Kurmani dilini konuşan Kürtler ise Sünni’dirler. Kızılbaşlar gibi çeşitli Kürt grupları ise putperestliğin kalıntılarını da içeren karışık bir dine mensuplar. Sonuç olarak onların hepsi “kötü” Müslümandı.

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    Konuyla ilgili yukarıda verdiğimiz kısa özetten de anlaşılacağı üzere Türkiye’deki vergiler, halk için ağır bir yük olmadığı gibi, üretim açısından Asya Türkiye’sinden daha zengin olan ülkelerdeki vergilerden daha fazla değildir. Ayrıca bedelli hariç, ülkenin Hristiyan ve Müslüman nüfusu arasında toplanan vergiler açısından hiçbir fark mevcut değildir. Emlak ve öşür vergisi ile ilgili yapılan şikâyetlerin temelinde ise bu vergilerin miktarından ziyade miktarı belirleme ve toplanma usulleri yer alıyordu. Ancak bu konuda da sadece Ermeniler zor durumda değillerdi. Sf. 84

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 84) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    Bedel-i Askeriye vergi konusunda Hristiyanlarla Müslümanlar arasındaki tek farktır. Bu fark da, Hristiyanların lehinedir. Bütün Müslüman erkekler, askerlik görevlerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Kanunlara göre, ailenin 15-70 yaş arasında tek bir destekçisi (oğul, kardeş, yeğen veya diğer akrabalardan biri) varsa, bunlar askere alınmıyordu. Hristiyan erkekler ise yılda 2-2.5 mecidiye ödeyerek bu yükümlülükten muaf oluyorlardı. Bu husus Ermenilere sadece manevî değil maddî olarak da daha iyi şartlar sunuyordu. Müslüman Türkler de aslında askerlik hizmetinden para karşılığı muaf olabiliyorlardı. Ancak bu muafiyet için 50 Türk lirası (420 kâğıt ruble) ödemek zorundaydılar. Ayrıca bu miktarı ödeyenler de kendilerine yakın askerî bir karargâhta beş ay eğitim almak zorundaydılar. Savaş zamanlarında ise askerlik hizmetinden muaf olan Türkler, herkesle aynı şartlarda rezerv bölükleri (redif askeri mm) veya kara ordusunda savaşmak zorundaydı. Yani bu grubun muafiyeti, geçici ve şartlı bir imtiyazdı.

    Bütün bölgelerdeki Ermenilerden bedel-i askeriye vergisinin 2 değil de 2.5 mecidiye (4 ruble) olarak alındığını ve ortalama 50 yıllık bir ömür boyunca 40 sene ödendiğini (çocuklardan da toplandığı söylenmektedir) hesaba katacak olursak, bir Ermeni’nin hayatı boyunca bedel-i askeriye olarak ödediği paranın 160 rubleden fazla olmadığını görürüz. Kaldı ki askere gitmeyip evde kaldıkları dönemde Ermeniler çalışarak para kazanabiliyorlar. Sf. 83

    Türk erkeği, askerî hizmeti sevse de evinde ona olan ihtiyaç, bazen askerlikten kaçmasına sebep oluyordu. Dolayısıyla Ermenilerin durmadan şikâyet ettikleri bedel-i askeriyenin aslında çok büyük bir imtiyaz olduğu görülmektedir. Sf. 83

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 83) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    Vergiler toplanırken mültezim, zaptiye ve komisyonculardan oluşan kalabalık refakatçi grubun masrafları, köylüler tarafından karşılanmaktadır. Genel olarak öşür’ün, (aşar’ın) mahsullerin yüzde 11.5’ini değil de toplam 1/8’ini, hatta daha fazlasını oluşturduğunu ileri süren Müslüman ve Hristiyanlara hak vermek gerekmektedir. Mültezimler, birkaç kazada birden ürün topladıkları zaman, vergi mükellefleri onların gelmesini uzun süre beklemek zorunda kalabiliyorlardı. Sf. 82

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 82) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    Misyonerler bütün faaliyetlerini, haçın hilali mağlup etme ve Hristiyanlığı (herhangi bir doğmasını) ülkenin Müslüman nüfusu arasında yayma hedefine yoğunlaştırsalardı, onları anlamak mümkün olacaktı. Ancak bunların bütün çabaları, ülkenin zaten Hristiyan olan Ermeni ve kısmen de Rum nüfusu arasında Protestanlığı yaymakla sınırlıydı. Misyonerlerin kendileri de Kürt ve Müslüman çocuklarının önceleri bu okullara kaydolduklarını, ancak bu çocukların uzun bir süre bu okullara devam etmediklerini, son zamanlarda ise bu okullarda hiç Müslüman öğrencinin kalmadığını söylüyorlar. Sf. 77

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 72 ile 75 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    Genel olarak eğitime olan ilgilerinin temelinde bilgi ufkunu genişletmek amacı değil, çıkar ve hesap düşüncesi yatmaktadır. Aile büyükleri, aile mensuplarının eğitimine harcanan paraların, ileride kendilerine fazlasıyla döneceğini biliyor ve bu alanda harcanan paralara acımıyorlar. Eğer daha ucuza veya bedavaya eğitim alma imkânı varsa dinî inançlar bile feda ediliyordu. Ülkede Protestan ve Katolik misyonerlerin oldukça başarılı olması işte bu hususla açıklanıyordu. Ermenilerin yoğun olarak yaşadıkları bütün şehirlerde ve büyük Ermeni köylerinde çeşitli eğitim müfredatlarına sahip Ermeni okulları mevcuttur. Sf. 72

    Harput’taki Protestan eğitim müesseselerinin tamamında geçen sene toplam 269 erkek ve 274 kız öğrenci kayıtlıydı. Bunlardan 34 erkek öğrenci ile 40 kız öğrenci kolejde eğitim alıyorlardı. Profesör ve öğretmenler arasında Amerikalı misyonerlerin sayısı çok azdı. Harput’taki eğitim müesseselerdeki profesör ve öğretmenlerin etnik açıdan dağılımına gelince, erkek öğrencilerin okullarında 10 Ermeni ve 3 Amerikalı, kız öğrencilerin okullarında 13 Ermeni ve 4 Amerikalı hoca bulunuyordu. Konya’daki okulda ise hiç Amerikalı hoca yoktu. Sf. 75

    Misyonerlerin müfredatına göre bütün eğitim müesseseleri beş ana gruba ayırmak mümkündür:

    1) 6-8 yaşındaki çocukların iki yıl boyunca eğitim gördükleri kreşler;

    2) iki yıllık ilkokullar;

    3) üç yıllık eğitim veren ortaokullar;

    4) Dört yıllık kolejler.

    5) iki yıllık ilahiyat bölümü (kursu). Sf. 75

    Yine Beyrut ve Gaziantep gibi şehirlerde tıp okulları gibi meslek okulları da mevcuttur. Örneğin bazı okullarda muhasebe bölümleri vardır…

    Eğitim kurslarında İngilizce öğretimine önem verildiğini görüyoruz. Kolejlerin son sınıfında İngilizce dersleri yoktur, çünkü son sınıflarda eğitim dili artık tamamen İngilizcedir. Sf. 75

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 72 ile 75 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    Muş’a yeni atanan mutasarrıf konuyla ilgili şöyle konuşmuştu: “Buradaki Ermenilerin nasıl bir halk olduğunu anlayamıyorum. Her şeyden şikâyetçiler. Sadece Kürtlerle Türk yöneticilerinden şikâyetçi olsalar, bunu anlarım, ancak onlar birbirlerine karşı da neredeyse bıçakla saldırıyorlar.” Tarihleri, kendi aralarındaki kavgalara dair örneklerle dolu. Ermeni yazarları da bu durumu yazıyorlar. Sf. 72

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    Ermenilerin ahlakî özelliklerinden, sağlam aile yapılarından, eğitime olan heveslerinden, dindarlıklarından ve vatanseverliklerinden övgüyle bahsedilmektedir. Seyyahların notlarında Ermenilerin sağlam aile yapılarını anlatan çok sayıda örnek mevcuttur. Sf. 71, 72

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 71, 72) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    Şehirlerde ticaret, zanaat ve tefecilik, Ermenilerin elindedir. Tefeciler ise hiç kaderlerine küsmüyorlar. Eğer zenginlik ile refah göze batmıyor ve her yerde çamurun varlığı ve konforun yokluğu hissediliyorsa, köy evleri yer altı kubbelerinin altında yığıntı şeklinde kuruluyor ve köyler arkeolojik kurganları andırıyorsa, halk kötü giyiniyor ve hayvanlarla birlikte yaşıyorsa, bunun nedeni maddî kaynakların yetersizliği değil, halkın eski alışkanlıklarını devam ettirmesidir. Burada hâlâ İncil’de anlatılan yük arabalarıyla tarım aletleri kullanılıyor, harman eski usullere göre dövülüyor. Sf. 70

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 70) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    İneklerle mandalardan ise daha çok iş gücü olarak yararlanılıyor. Onların sütünden daha az istifade ediliyor. En fazla ise keçi sütü tercih ediliyor. Yaz aylarında otlar o kadar besleyicidir ki, gündüz sağılan bir keçinin sütünden iki tabak yoğurt elde ediliyordu. Süt ürünleri ve sütten yapılan yemekler, köylülerin en önemli gıda kaynaklandır. Sf. 69

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 69) kitabından birebir alınmıştır.

  • Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”

    Köylülerin kıyafetleri konusunda Ermenileri Türklerden ve Kürtlerden ayıran fark daha da azdır. Bölgeye ve döneme göre erkekler, ayaklarına kadar uzanan uzun gömlek veya cüppe, geniş şalvar ve kısa mont giyiyorlar. Seyyahlar, Bitlis ve Muş vadisindeki köylerin büyük bir kısmında yaşayan Ermenilerin Kürt millî kıyafetlerini giydiklerini şaşkınlıkla belirtiyorlar. Bu kıyafetlerin önemli bir parçası, yünlü kısmı dışarıda kalan kürk mantodur. Kıyafetleri ve dış görünüşlerindeki benzerlikler yüzünden bölgedeki Ermenileri Kürt, Kürtleri de Ermeni zannediyorduk. Sf. 67

    Ermeni kadınlarının kıyafetlerini, Müslüman kadınların kıyafetleri ile kıyasladığımızda çok önemli farklılıklarla karşılaşmıyoruz. Kadınlar uzun gömlek ve cüppe giyiyor, başlarına ise altın kaplamalı, gümüş ya da sahte paralarla süslenmiş ve alın ile kulaklara doğru sarkan fes takıyorlar. Müslüman kadınların çarşaf giymedikleri yerlerde dahi Ermeni kadınları bazen yüzleri örtülü geziyorlar. Dizlere kadar olan beyaz peçe, gözler hariç bütün yüzü ve vücudun bir kısmını kapatmaktadır, Bu tür peçeler, Van, Harput ve Erzurum gibi Avrupai kıyafetlerin yaygın olduğu şehirlerin kadınları tarafından da kullanılmaktadır.  Sf. 67, 68

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 67, 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • Diğer halklarla komşuluk etmeleri, Ermenilerin hayat tarzlarını etkilemiş olmasına rağmen, bu durum tam anlamıyla asimile olmalarına neden olmamıştır. Ancak Asya Türkiye’sinin bazı yerlerinde, örneğin Ermenilerin toplam nüfusun önemli bir bölümünü oluşturdukları Bitlis ve Diyarbakır vilayetlerinde dahi Ermeniler, Kürtlerle o kadar sıkı münasebetler tesis etmişlerdir ki, kendi ana dillerini unutmuş ve sadece Kürtçe konuşmaya başlamışlardır. Hatta kökleri Ermenilere dayanan bazı Kürt soyları mevcuttur. Örneğin Sason’da yaşayan Beklanli veya Berkanlıların soyu Bagratîlere dayanmaktadır. Cebranlı veya Mamekanlılar da Ermeni tarihindeki meşhur Mamigonyanlardan gelmektedirler. Raskatanlıların soyu ise büyük ve etkili bir Ermeni ailesi olan Reştanyanlara dayanmaktadır. Sf.65

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    Van Ermenileri ile ilgili V. Cuinet çok ilginç açıklamalarda bulunmuştur: “Onların büyük bir kısmı, Yahudi kökenlidir. Onların soyu, II. Tigran (Büyük Tigran) tarafından Filistin’den getirilen esirlere dayanmaktadır. Şimdi bile eski Yahudi ırk ve tipine has özellikleri onlarda bulmak mümkündür.” Sami kanının karışımı ile ilgili yapılan tespitler, Ermenilerin ahlak anlayışı ve karakterleri ile de doğrulanmaktadır. Onların göçe yatkın oldukları ve aynen Yahudiler gibi dünyanın dört bir tarafına dağıldıkları görülmektedir. Onların ticarî kabiliyetleri ve tefecilik konusundaki yetenekleri herkes tarafından bilinmektedir. Bütün sarraflar (banka ve sarraflar) Ermenilerin elindeydi. “Bir Ermeni’yi aldatmak için altı Yahudi’ye ihtiyaç vardır” şeklindeki Türk atasözü de iki ırkın ticarî becerilerini ortaya koymaktadır.

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.