Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 1127’de bu dokuz şövalye Avrupa’ya döndüler ve Aziz Bernard tarafından görkemli bir şekilde karşılandılar. Ocak 1128’de Troyes’de kilise konseyi toplandı. Champagne kontu, Hugues de Payen’e ait mahkemede Bernard önemli bir mevkie sahipti.

    Bu konsilde, Tapınak Şövalyeleri resmen tanındı ve dini-askeri bir tarikat olarak tanındı. Hugues de Payen’e Büyük Üstat lakabı verildi. Hugues de Payen ve adamları bundan sonra mistik askerler, savaşçı keşişler olacaklardı. Sert manastır disiplinini, kendilerinde var olan gayretli sıkı fanatiklikleriyle birleştirerek kendilerine ‘Hz. İsa’nın militanları” (İseviler) dedirtmişlerdir. Sf. 64

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.

  • Guillaume de Tyre’ye göre, Hz. İsa’nın yoksul şövalyelerinin oluşturduğu tarikat ve Süleyman Tapınağı 1118’de kuruldu. Kuran kişi ise denildiğine göre Champagne kontunun bağlılarından bir asilzade olan Hugues de Payen idi. Bir gün Hugues ve sekiz arkadaşı kendilerini Kudüs Kralı I. Baudouin’e sundular. Kralın büyük kardeşi Godfroi de Bouillon, doksan yıl önce Kutsal Şehir Kudüs’ü fethedenlerdendi. Baudouin, Papa’nın özel temsilcisi, Kudüs piskoposu sıfatıyla krallığın dinî lideri olarak misafirleri sıcak bir şekilde karşıladı. Tapınak Şövalyelerinin bilinen amacı, Guillaume de Tyre’nin söylediğine göre “güçleri elverdiğince yolları güvenli tutmak ve hacıların korunmasına özel bir önem vermekti. Sf. 62

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 62) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1209’da Kuzey Avrupa’dan 30.000 kişilik şövalyeler ve yaya askerlerden oluşan ordu kasırga gibi güneye, şimdiki Güney Fransa olarak bilinen Prienelerin kuzey-güney eteklerine, indiler. Yapılan savaşta bütün topraklar dağıtıldı, ekinler yok edildi, kasaba ve şehirler yerle bir edildi, tüm halk kılıçtan geçirildi. Bu imha hareketinin hacmi o kadar büyük, o kadar dehşetliydi ki, bu olay modern Avrupa tarihinde ilk “jenosid” (soykırım)olarak bilinir. Mesela yalnızca Beziers Kasabası’nda 15.000 kadın, erkek ve çocuk katledildi. Bunların çoğu da kilisede katledildi. Bir görevli, papanın temsilcisine, inananlarla sapkınların nasıl belirlendiğini sorduğunda; cevap: “öldürün hepsini, Tanrı kendinden yana olanları tanıyacaktır” olmuştur. Bu alıntı çok yaygın olmasına rağmen doğru olmayabilir. Sf. 41

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • 9 Kânunsanî (22 Ocak 1915)

    Bu devlete Kafkasya, Rumeli’nden alınacak parçaya nispeten yüz defa daha mühimdir. Devletin Kafkasya’yı ihmal ederek yine Rumeli’ne ehemmiyet (önem) verilmesi Kanunî devrinden beri başlayan felâketleri temâdî (devam) ettirmek demektir. Devlet Anadolu’da ve Rumeli’de aynı zamanda taarruza geçemez. Rumeli’de İstanbul ve Boğazlar müdafaası için azamî dört kolordu kâfidir. Mütebakisi (geriye kalanı) kâmilen Kafkasya’ya tahsis edilmeli ve bu kuvvetler şimdiden sevk edilmeye başlanarak ilkbaharda buradan büyük bir tefevvukla (üstünlükle) Kafkasya istilâsı başlamalıdır. Sf.110

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 110) kitabından birebir alınmıştır.

  • 9 Kânunsanî (22 Ocak 1915)

    “Düşman, Ziya Bey’i sıkıştırıyor. Çoruh’a kadar sürdü. Oradaki Murgul bakır madenleri müttefikimiz Almanya için pek mühimdir. Siz, Rıza Bey’e elinizdeki kuvvetle mümkün olan yardımı sür’at ve şiddetle yapınız.” Sf. 106 

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 106) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Kânunsanî, Hasankale (20 Ocak 1915)

    Ekserisi bu zuafâ(zayıflar)ve donmuşlar olarak her gün yalnız Erzurum, Köprüköy ve Hasankale’de 200’den fazla asker ölüyor. Diğer hastahaneler de hesap edilirse bu miktar 400’ü geçer. Bu hesaba göre bakımsızlıktan ayda 1.200 efrâd-ı millet (millet fertleri) topraklara gömülüyor demektir. Sf. 103

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 103) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Kânunsanî, Hasankale 20 Ocak 1915;

    Hastahane yanında bir hastamız titrek ayaklarıyla matarasını doldurmaya gidiyor!

    -Niçin gidiyorsun! Sordum.

    -Ne yapayım efendim, para ile su satıyorlar. Benim param yok!

    -Kim satıyor?

    -Dirk.

    -Direk kim?

    -Hademe.

    -Haydi göster.

    Yürüdük. Zavallı, cenaze gibi. 250 metreyi beş dakikada kat etti. Hastahane denilen ahıra girdik. Yine iki ölü var idi. İçeride bir telâş! Su değil, ekmek satılıyordu. İriyarı bir çavuş 60 para 5 kuruşa ekmek satıyordu. Öldüresiye dövdüm. Taşla kafasını ezdim. Firara koyuldu. Yanımda küçük Münir (mülazım), yetiştim. Münir herifi altına aldı. Bir kasatura buldum, kafasını gözünü parçaladım. Hastalar ağasını da berbad ettim. Sf.100

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 100) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Kânunsanî, Hasankale (20 Ocak 1915)

    “Köprüköy’ünde Hastahane nâmında gördüğüm maktelden (katledilen yerler, ölüm yerleri) sonra şimdi Hasankale’de daha büyük makteller buldum. Erzincan’da, Bayburt’ta göz görmeyen uzak yerlerde kim bilir ne makteller vardır. Onun için rica ederim, Erzincan ve Bayburt’ta ve bilumum menzil nokta kumandanlarına ve oradaki memurin-i mülkiyeye (sivil memurlara) tebligat yapınız, Hastahane nâmıyla maktel gördüğüm yerlerde nokta kumandanı (oranın askeri sorumlusu) ile mutasarrıf(bir mülki amir) veya kaymakamı mutlaka astıracağım. Ve bu iki istikameti teftiş ettireceğim. Herkes ona göre hazırlansın ve bir hafta zarfında taraf-ı âlîlerinden dahi teftişat-ı mukteziyye (denetleme ihtiyacı) icra ve icap edenlerin tecziye edilmesini (cezalandırılmasını) rica ederim.” Sf.101, 102

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 101, 102) kitabından birebir alınmıştır.

  • 5 Kânunsanî (18 Ocak 1915);

    Bugün akşama doğru Galip Paşa’dan haber: Düşman müteaddit (çeşitli) yerlerde 33. ve 34. Fırkaların mevzilerine (savunma alanlarına) girmiş. Müteaddit defalar süngü hücumuyla mevziden tard edilmiş (uzaklaştırılmış). Akşama doğru saat 4.30’da düşman yeniden hücum etmiş ve kısmen asker çekilmiş. Ric’at düşünülüyor. “Kat’iyyen sebat” dedim. Fakat elinde bir ihtiyat (yedek) tutmayan, bir taraftan diğer cepheye bir yardım yapmayarak kolordu ric’at etmiş bile. Sf. 99

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

  • Köprüköy, 3 Kânunsanî (16 Ocak 1915)

    Bu cihette Çatak’ta Yusuf İzzet’i sıkıştıran düşmandan bir haber yok. 11. Kolordu her gün 800 neferle (askerle) takviye edilmesine rağmen dün yine esir verdi. Sf. 96

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 96) kitabından birebir alınmıştır.

  • Köprüköy, 3 Kânunsanî (16 Ocak 1915)

    Muhacirler mes’elesi bir felâket. Topların nakli için zavallıların öküzlerini de almışlar. “Keşke Rus elinde olup şehid olsa idik” diye bağıranlardan gece gündüz kadın, çocuk vaveylâsı! Ah Enver! Ah! Bu kış seferini ta’cil etmek (geciktirmek), sonra da bu parlak taarruzda 9. Kolordu’yu dörtnala kaldırmakla yüz bin masumun kanına girdin! Allah seni affetsin. Sf. 95

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 95) kitabından birebir alınmıştır.

  • Köprüköy, 3 Kânunsanî (16 Ocak 1915)

    Hatıra defterimi tam yirmi sekiz gündür açamadım. Dışarıda muhacirlerin (düşmanın önünden kaçanlar, hicret edenler) döküntü, perakende efrâdın (kişilerin, askerlerin) tayın (yiyecek) , kaput (giyim eşyası) vâveylâsı (ağlayıp sızlaması). Sf. 93

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • 5 Kânunuevvel, Karagöbek; Mehmed Efendi’nin evi (18 Aralık 1914)

    9. Kolorduca Mülazım Tahsin Efendi’yi haber zâbiti olarak tayin ettim ve Kolorduya yazdığım mufassal (ayrıntılı) mektupta “Gaye, Rusların bir ferdini kurtarmadan mahvetmektir. Bunun için baskın, cür’et ve sür’at lâzımdır. Ben 8 öğle ve 8/9 gece hareket ederek ale’s-seher (seher vaktinden önce) şiddetli bir taarruz yapıyorum. Gündüz sür’atle takip ile Oltu’yu tutacağım. Ondan sonra da vasati 30 kilometre sür’atle 12 Kânunuevvelde Sarıkamış-Kars hattına varacağım. Tarih-i İslam’ın yeni bir devresine girerken zât-ı âlîlerinin (yüce şahsınızın) dahi cür’et ve şiddetle hareket edeceğine eminim” dedim. Sf. 93

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • 5 Kânunuevvel, Karagöbek,

    Mehmed Efendi’nin evi (18 Aralık 1914)

    Dün gece saat ona kadar yürüyerek Çakmak’tan Şipek’e varan, bu veçhile karda buzlu, berbat yollarda seksen kilometre yapan 30. Fırka’nın birkaç yüze varan döküntülerine rast geldim. Ekseri (çoğunlukla) kalanlar ya hasta yahut ayakları donmuş idi. Herhalde döküntüler yüzde üçü geçmediğinden ve kalanların da çoğunda canlılık görüldüğünden fırkanın hâli şâyân-ı memnuniyet (memnuniyet verici) idi. Yalnız büyük ağırlıkları birbirine karışmış. O da daha ziyade büyük fenalık. Sf. 92

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 92) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hafız Hakkı Paşa Yazıyor;

    5 Kânunuevvel, Karagöbek,

    Mehmed Efendi’nin evi (18 Aralık 1914)

    Artık hamdolsun ileri gidiyoruz. İnşallah bir daha bu yerlerden geçmemek üzere mütemadiyen, muzafferen ileri gideriz. Herhalde benim kolordumun vazifesi 30-40 kilometrelik yürüyüşler yaparak Ruslar kaçmadan evvel Kars yoluna varmak ve kati meydan muharebesini orada vererek Rus ordusunu mahvetmektir. Her vakit bütün kalbimle dediğim gibi işte buraya da yazıyorum ki Cenab-ı Hak bana bu milletin felâketini göstermekten ise öldürsün. Sf. 91

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştır.

  • Düşman, Ardos Deresi’nin şarkındaki (doğusundaki) sırtlardadır. Sağ cenahı gerek şarkındaki sırtlara, sol cenahı Aras’ın cenubunda (güneyinde) Meşki sırtlarındadır. Kuvveti bir kolordu, üç Türkistan Alayı bir Kazak Süvari Fırkasıdır. Bundan başka îd civarında bir alay piyade, bir süvari bölüğü, sekiz toplu bir bataryası vardır. Sf. 81

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 81) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hafız Hakkı Paşa Yazıyor; 8/9 Teşrinisani gece saat 10.30 (21/22 Kasım 1914)

    Akdeniz vapuruyla daha yirmi bin mermi yarın Trabzon’a varıyor. Böyle müsait vaziyette tebdil-i mevziden vazgeçerek 30. Fırkayı ileriye celp etmenizi (yönlendirmemizi) ve Ruslara karşı cepheden yürümekten ise fâik (üstün) kuvvetlerle yandan taarruz etmenizi daha münasip (uygun) görüyorum. Sf. 77

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hafız Hakkı Paşa Yazıyor;

    8/9 Teşrinisani gece saat 10.30 (21/22 Kasım 1914)

    Tam yatmış idim, Talât Bey telefonu çaldı. Haydi, Enver’in evine!

    Yaver Kâzım’a sordum: “Nedir? Ne var?”. Hasan İzzet Paşa’dan bir telgraf, Köprüköy şarkına çekiliyor. Çünki, ancak iki günlük topçu cephanesi var. Millî ve askerî sağlam bir terbiye daha tesis edemediğinden bizde ric’at (savaşta geri çekilme) bozgunun başlangıcı oluyor. Kazanılan 20 kilometre yeri tekrar gerilemek esasen taarruz fikrinde olduğumuzdan ve taarruzu serî yapmak istediğimizden herhalde bir zarardır. 30. Fırka bu akşam Köprüköy’de idi. Yarın muharebe meydanına varır ve tekrar taarruza geçilir. Acaba ric’ate başka sebep mi var? Sf. 75

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 75) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şerif Bey (Köprülü Şerif İlden) anlatıyor;

    Hasan İzzet Paşa, kış aylarında yapılacak olan böyle bir harekâta karşı çıkan ve Enver Paşa’nın “Eğer hocam olmasa idiniz sizi idam ettirirdim” dediği iddia edilen ve sağlık sebepleri gerekçesi ile görevinden alınıp Avusturya-Macaristan Ordusu nezdine Osmanlı Ordusu Askerî Murahhası (özel delegesi) tayin edilen kumandandır. Ama harekâttan önceki uyanlarına, meselâ 14 Kasım 1914’teki telgrafında yer alan “…Bu mıntıkada iâşe (yiyecek – içecek) ve cephanenin ikmali tasavvur olunamayacak kadar kesb-i müşkilât (büyük zorluk) ediyor. Bilhassa bu iki mes’ele ile ordunun kısmen çıplak bulunması, bu kış mıntıkasında harekât-ı askeriyeye pek büyük tesir yapıyor” şeklindeki hayatî uyarısına da kulak verilmeyecektir! Sf. 24

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şerif Bey (Köprülü Şerif İlden) anlatıyor;

    “Bu akıbetin (1. Dünya savaşının kötü sonucu) bütün mes’uliyeti (sorumluluğu)  de bittabiî dünya ve ahirette âmillerine (yapanlarına) teveccüh eder (yönelir). Ne Enver başkumandan olabilirdi, ne de Hafız Hakkı merhum kolorduya kumanda edebilirdi. Her ikisinin, muvaffakiyetli bir surette (başarılı bir şekilde) esnâ-yı harpte (savaş sırasında) tabur ve alay kumandanlığını başa çıkaracaklarına kanî olan kimse varsa ortaya çıksın! “İdare” ve “kumanda”nın her ikisini de lâyıkıyla başa çıkarabilmek için muharrir-i âciz (bu yazıyı yazan ben) öyle anladım ki kıtaatta (askeri birliklerde) beş-on sene ciddî hizmet-i fiiliye (fiili hizmet) lâzım. Hâlbuki 1330 (1914) senesinde bizlerin hizmet-i fiiliyemiz cem’an yekûn iki-üç seneyi geçmemişti.” Sf. 16

    “Hafız Hakkı merhum 10. Kolordu’yu Sarıkamış’a getirmeyerek Ardahan yolunda bir Rus liva kumandanının mahareti karşısında oyuncak oldu ve kolordusunun iki güzide fırkasını kış ortasında Allahuekber Dağları’ndan geçirmeye kalkışarak mahv ü perişan etti. Siz bu neticeye bakın ve hükmünüzü buna göre verin. Şimdi merhum isterse Enver Paşa’nın fikren muhalifi olsun, fiilen herhalde müşârikidir (ortağıdır)”. Sf. 17

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.