Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Asla teknolojik ve ekonomik zafiyetten yıkılmadığını ısrarla savundum; yıkıntıların arkasından, Rusya’da güçlü bir tekelli devletin ortaya çıkacağını tahmin ediyordum. Artık ortadadır ve ortaya çıkmış olan bu güçlü ve zengin tekeliyet düzeni varken, yıkılışı teknolojik yetersizlik ve ekonomik becerisizlikle açıklamak imkânsız görünmektedir. Sf. 13

    Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sol, Marksizm’den öncedir.

    Komünist Manifesto’yu hiçbir zaman sol saymadım.

    Aydınlanma, insan’a ve aklına güven üretiyor ve buradan güçlü bir insan sevgisi çıkıyor. İnsan’ın güvendiğini sevmesi çok şaşırtıcı olmakla birlikte, galiba, bir kuraldır. Sf. 9

    Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • Önde gelen bir Batı Alman gazetesi 1988’de üçüncü dünya ülkelerinin Küba’yı öğretmenlerin, inşaat işçilerinin, doktorların ve diğer uzmanların dâhil olduğu “uluslararası bir hizmet ekipleri” nedeniyle “uluslararası bir süpergüç’ gibi gördüklerini yazıyordu. 1985’te, Üçüncü Dünya ülkelerinde 16.000 Kübalı çalışıyordu. Amerika Birleşik Devletlerinden dünyaya dağılan Barış Gönüllülerinin ve AID yardım uzmanlarının iki katından fazlaydı bu rakam. 1988’de, Küba “tüm endüstrileşmiş ülkelerden ve BM Dünya Sağlığı Örgütünden daha fazla yurtdışında doktora sahipti. Bu yardımların çoğu karşılıksızdı ve Küba’nın “uluslararası elçiler’i “pek çok gelişmiş ülkenin yardım elemanlarının kabul etmeyeceği koşullarda yaşıyordu” ki “başarılarının temeli de burada yatmaktaydı.” Kübalılar için, “uluslararası hizmet”, diye devam ediyordu haber, “siyasi olgunluğun bir işareti” sayılıyordu ve okullarda “en yüksek değer” olarak öğretiliyordu. Sf. 80

    Alıntı; Halk Üzerinden Kazanç (Neoliberalizm ve Küresel Düzen) – Noam Chomsky, Ç; Süreyya Evren (Çok kötü çeviri), (Everest Yayınları,  1. Basım, Ekim 2014 – Sf. 80) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu da akla Madison’ın bir başka kaygısını getirir: “bir halk hükümeti, halkın bilgiye erişimi veya onu elde etme araçları olmayınca, bir farsa veya bir trajediye veya ikisine birden dönüşür, artık yazılmış bir Önsöz’den ibarettir.” Sf. 49

    Alıntı; Halk Üzerinden Kazanç (Neoliberalizm ve Küresel Düzen) – Noam Chomsky, Ç; Süreyya Evren (Çok kötü çeviri), (Everest Yayınları,  1. Basım, Ekim 2014 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mülkiyet hakları yoktur maliklerin hakları vardır: yani mülk sahibi insanların hakları vardır. Benim arabama dair haklarım vardır ama arabamın hakları yoktur. Sf. 43

    Alıntı; Halk Üzerinden Kazanç (Neoliberalizm ve Küresel Düzen) – Noam Chomsky, Ç; Süreyya Evren (Çok kötü çeviri), (Everest Yayınları,  1. Basım, Ekim 2014 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • Madison, hükümetin temel sorumluluğunun “varlıklı kesimi çoğunluktan korumak” olduğunu ilan etmişti. Başlangıcından bugüne demokratik sistemin temel ilkesi bu olagelmişti. Sf. 43

    Alıntı; Halk Üzerinden Kazanç (Neoliberalizm ve Küresel Düzen) – Noam Chomsky, Ç; Süreyya Evren (Çok kötü çeviri), (Everest Yayınları,  1. Basım, Ekim 2014 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • Amerika Birleşik Devletleri, devlet kapitalist demokrasisinin bulunabilecek en “ideal denek”i olmaya yakındı.

    Üstelik bu ideal düzenin baş tasarımcısı, keskin zekâlı bir siyaset düşünürüydü: görüşleri büyük ölçüde etkili olan James Madison. Madison, Anayasa üzerine tartışılırken, eğer İngiltere’deki seçimler “halkın tüm sınıflarına açık olursa toprak sahiplerinin mülkleri güvencesiz olacaktır, kısa zamanda” topraksızlara toprak verecek “bir tarım yasası yürürlüğe konur,” diyordu. Anayasal sistem bu tip adaletsizliklerin gerçekleşmesini engelleyecek şekilde tasarlanmalıdır ve aslında özel mülkiyet hakları demek olan “ülkenin kalıcı çıkarlarını güvence altına almalıdır” diyordu. Sf. 43

    Alıntı; Halk Üzerinden Kazanç (Neoliberalizm ve Küresel Düzen) – Noam Chomsky, Ç; Süreyya Evren (Çok kötü çeviri), (Everest Yayınları,  1. Basım, Ekim 2014 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Eğer gelecek yıllarda (fethedilen halklar) karşı çıktıkları ilişkinin kendilerinin en yüksek faydaları için olduğunu görecek ve itiraf edeceklerse, otoritenin yönetilenlerin rızasıyla dayatıldığı, makul bir şekilde kabul edilebilir.” Tıpkı, bir ebeveynin çocuğunun caddeye doğru koşmasını engellediğinde olduğu gibi. Sf. 41

    Alıntı; Halk Üzerinden Kazanç (Neoliberalizm ve Küresel Düzen) – Noam Chomsky, Ç; Süreyya Evren (Çok kötü çeviri), (Everest Yayınları,  1. Basım, Ekim 2014 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hutcheson, eğer “aptal” ve “önyargılı” kitleler, kendi adlarına uygulanan şeye gelecekte “tüm kalpleriyle rıza göstereceklerse”, yönetenler, halkın reddettiği planları halka dayattıklarında “yönetilenlerin rızası” ilkesinin çiğnenmiş olmayacaklarını savundu. Bu noktada, daha sonra sosyolog Franklin Henry Giddings tarafından önerilen “rıza olmadan rıza” terimini kullanabiliriz. Sf. 41

    Alıntı; Halk Üzerinden Kazanç (Neoliberalizm ve Küresel Düzen) – Noam Chomsky, Ç; Süreyya Evren (Çok kötü çeviri), (Everest Yayınları,  1. Basım, Ekim 2014 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğru düzgün bir demokratik toplumun “yönetilenlerin rızası” ilkesi üzerine kurulu olması gerekir. Bu fikir genel bir kabul görmüştür, ama hem fazla sert hem de fazla zayıf olmakla itham edilebilir. Çok serttir çünkü insanların yönetilmeleri ve kontrol edilmeleri gerektiğini öne sürer. Çok zayıftır çünkü en vahşi yöneticiler bile bir miktar ‘yönetilenin rızasına” gereksinim duyarlar ve genelde de bunun için sadece zor kullanmazlar. Sf. 39

    Bu konular 250 yıl önce David Hume’un klasikleşen çalışmalarında ele alınmıştı. Hume “azınlığın çoğunluğu yönetmesindeki kolaylık”la ve kaderlerini yöneticilerine teslim ederken “insanların gönül indirebildikleri örtük itaat”ı büyük bir merakla araştırıyordu. Bunu şaşırtıcı buluyordu, çünkü “yönetilenler her zaman gerçekte daha güçlü olanlardı.” insanlar bunu bir fark etseler ayağa kalkıp efendilerini başlarından atabilirlerdi. Hükümetlerin halkın görüşlerinin kontrol edilmesi üzerine kurulu olduğu sonucuna vardı. “Bu öyle bir ilkeydi ki en despotik ve en askeri hükümetlerde geçerli olduğu kadar en özgür ve en halkçı hükümetlerde de geçerliydi.”

    Hume kuşkusuz fiziksel gücün etkililiğini küçümsüyordu. Formülün daha doğru bir versiyonu şöyle kurulabilir: bir hükümet ne kadar “özgür ve halkçıysa” yönetenlere itaati garanti altına alabilmek için görüşlerin kontrolüne dayanması o kadar gerekli olur. Sf. 39, 40

    Alıntı; Halk Üzerinden Kazanç (Neoliberalizm ve Küresel Düzen) – Noam Chomsky, Ç; Süreyya Evren (Çok kötü çeviri), (Everest Yayınları,  1. Basım, Ekim 2014 – Sf. 39, 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlk sorunun yanıtı hayli açık. Batı Avrupa’nın dışında, iki büyük bölge kalkındı, Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya -yani, Avrupa’nın sömürgeleştirmesinden muaf kalan iki bölge. Japonya’nın sömürgeleri bir başka meseledir, her ne kadar Japonya acımasız bir sömürgeci güç idiyse de, sömürgelerini soymadı ve neredeyse Japonya’nın kendisini kalkındırdığı oranda kalkınmalarını sağladı. Sf. 22

    Alıntı; Halk Üzerinden Kazanç (Neoliberalizm ve Küresel Düzen) – Noam Chomsky, Ç; Süreyya Evren (Çok kötü çeviri), (Everest Yayınları,  1. Basım, Ekim 2014 – Sf. 22) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dış engeller son derece açık. ABD ve müttefikleri, Arap dünyasında işleyen bir demokrasiyi kolay kolay içlerine sindiremezler. Sf. 222

    Alıntı; Geleceği Kurgulamak – Noam Chomsky, Ç; Gökhan Fırat, (İnkılâp Yayınevi,  2. Baskı 2015 – Sf. 222) kitabından birebir alınmıştır.

  • Stack’in mektubu iki hatırlatmayla son buluyor: “Komünizm der ki: Herkesten yeteneğine göre alınır, herkese ihtiyacına göre verilir. Kapitalizm der ki: Herkesten saflığına göre alınır, herkese açgözlülüğüne göre verilir.” Sf. 179

    Alıntı; Geleceği Kurgulamak – Noam Chomsky, Ç; Gökhan Fırat, (İnkılâp Yayınevi,  2. Baskı 2015 – Sf. 179) kitabından birebir alınmıştır.

  • Güçlü olan taraf, anlaşılır şekilde, geçmişi unutup önüne bakmayı tercih ediyor. Zayıf olanlar içinse bu hiç de akıllıca bir seçim değil. Sf. 140, 141

    Alıntı; Geleceği Kurgulamak – Noam Chomsky, Ç; Gökhan Fırat, (İnkılâp Yayınevi,  2. Baskı 2015 – Sf. 140, 141) kitabından birebir alınmıştır.

  • Filipinler’i işgal eden Amerikan güçlerinin uyguladığı mezalim, özgürlüğe dair retorikler ve devlet suçuyla sonuçlanan “kutsal niyet” karşısında donakalan Mark Twain’in elleri kolları bağlanmış, en güçlü silahı olan hicvi kullanamaz hale gelmişti.

    Öfkesinin odağında meşhur General Frederick Funston vardı. “Funston ile ilgili yapılmış hiçbir hiciv mükemmelliğe erişemez, çünkü Funston’ın kendisi bizzat o mertebeyi işgal etmektedir… O, hicvin ete kemiğe bürünmüş halidir,” diye hayıflanıyordu Twain. Sf. 88

    Alıntı; Geleceği Kurgulamak – Noam Chomsky, Ç; Gökhan Fırat, (İnkılâp Yayınevi,  2. Baskı 2015 – Sf. 88) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nir Rosen geçen günlerde Current History dergisinde “Irak’ın Ölümü” adında bir yazı yayımladı.

    “Irak bir daha asla ayağa kalkamayacak şekilde öldürüldü,” diye yazmıştı Rosen, “Amerikan işgali, 13. yüzyılda Bağdat’ı yağmalayan Moğol işgalinden çok daha yıkıcı olmuştur.” Iraklılar da aynı şekilde düşünüyor. “Şimdi ‘çözümden’ bahsetmek komiktir. Sf. 56

    Alıntı; Geleceği Kurgulamak – Noam Chomsky, Ç; Gökhan Fırat, (İnkılâp Yayınevi,  2. Baskı 2015 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nürnberg Mahkemeleri’ndeki ABD’li başsavcı ve Yüksek Mahkeme Yargıcı Robert Jackson, eğer mahkemenin ilkelerini kendimize de uygulayamazsak mahkemenin sadece bir komedi olacağını ısrarla söylemişti.

    Iraklıların aksine ABD, hatta genel olarak Batı dünyası, Nürnberg’de ilan edilen yüce değerleri reddediyor. Bu da, meşhur “medeniyetler çatışması”nın özünde yatan düşüncenin ilginç bir belirtisi. Sf. 49

    Alıntı; Geleceği Kurgulamak – Noam Chomsky, Ç; Gökhan Fırat, (İnkılâp Yayınevi,  2. Baskı 2015 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair şimdi bölge halkının imdadına yetişmek üzere yola çıkıyor. Lübnanlı siyaset analizcisi Rami Khouri’ye göre; “Tony Blair’i Arap-İsrail barışı için özel elçi olarak atamak, İmparator Nero’yu Roma’nın itfaiye şefi olarak atamak gibi bir şey.” Sf. 34

    Alıntı; Geleceği Kurgulamak – Noam Chomsky, Ç; Gökhan Fırat, (İnkılâp Yayınevi,  2. Baskı 2015 – Sf. 34) kitabından birebir alınmıştır.

  • Lübnanlı din adamı Şeyh Muhammed Hüseyin Fadlallah, El Kaide’nin 11 Eylül saldırılarını temel ilkeler çerçevesinde sert bir dille kınamış ve şöyle demişti: “Amerikan yönetimi ile hiçbir ilişkisi olmayan ya da dolaylı olarak ilişkisi olan bireyleri cezalandırmamalıyız. ”

    Fadlallah, 1985 yılında gerçekleştirilen ve CIA tarafından organize edilen bir suikast girişiminin hedefiydi. Bir caminin önüne yerleştirilen bombalı bir araçla öldürülmeye çalışılmıştı. Fadlallah bu suikast girişiminden kurtuldu, ancak o sırada camiden çıkan, çoğu kadın ve kız çocuğu diğer sekiz kişi öldürüldü -terör kayıtlarına girmeyen sayısız suçtan biri daha. Sf. 237

    Alıntı; Geleceği Kurgulamak – Noam Chomsky, Ç; Gökhan Fırat, (İnkılâp Yayınevi,  2. Baskı 2015 – Sf. 237) kitabından birebir alınmıştır.

  • İstenmeyen bir hükümeti devirmek için standart bir prosedür var: Bir darbe hazırlaması için askeriyeye destek olmak. Sf. 32

    Alıntı; Geleceği Kurgulamak – Noam Chomsky, Ç; Gökhan Fırat, (İnkılâp Yayınevi,  2. Baskı 2015 – Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.