Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Milliyetçi Cephe Hükümeti’ndeki anlaşmazlıklar ciddi boyutlara ulaşınca AP ile CHP’nin anlaşması üzerine erken seçim kararı alındı: 5 Haziran 1977 Sf. 213

    Erken seçim kararının alındığı günden seçime kadar 133 kişi öldürüldü. Tabii öldürülenlerin tamamına yakını solcuydu. Sf. 214

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 213, 214) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’deki nükleer başlıklar özel depolarda saklanıyordu ve bu depolar Amerika’nın korumasındaydı. Türk subayları bu başlıkları bırakın kullanmayı, bakamıyorlar bile. O dönemde Genelkurmay Başkanı, Hava Kuvvetleri Komutanı dâhil hiçbir Türk subayı göremiyordu bu depoları.

    Biri hariç!

    Amerikalıların nükleer başlıklarının ve depoların kodlarını verdiği isim Sabri Yirmibeşoğlu’ydu.

    Hem topçu birliklerde hem de Hava Kuvvetleri’nde var. Onlar SAS deposu dediğimiz gizli depolardaydı. Türk subayları girip de sayamazdı. Hatta Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Tural gezmek istemiş, sokmamışlar. Ama bir gün kasayı açık bırakmışlardı, oradan bilgileri almıştım. Ama bunlar Amerika’nın korumasında, kullanacağın zaman Amerika kod bildiriyor sana. Sf. 208, 209

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 208, 209) kitabından birebir alınmıştır.

  • Özülker’e göre asıl tehlike ülkücülerdi. Bu nedenle ülkücüler Özülker’in MİT’in başında bulunmasından büyük rahatsızlık duyuyorlardı. Sf. 207

    Denetlemeye Erzurum’dan başlayan Özülker, 27 Eylül 1974 günü Samsun’a geçti. Ancak aynı gece bu kentte kaldığı otel odasında ölü bulundu. Denetlemeye birlikte gittiği ve o gece otelde kalan kişi ise MİT Ankara Bölge Başkanı Albay Süleyman Yenilmez’di. Sf. 207

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 207) kitabından birebir alınmıştır.

  • Alayın istihbaratından sorumlu olan Yirmibeşoğlu, Türk Mukavemet Teşkilatı’nın yer üstüne çıktığı ve kanlı olayların başladığı 1963 yılında adadaydı. Sf. 201

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 201) kitabından birebir alınmıştır.

  • Adada görev yapan özel harpçi subayların neredeyse tamamı general oldu; Kemal Yamak, Sabri Yirmibeşoğlu, Engin Alan, Hasan Kundakçı, Doğan Beyazıt, Cumhur Evcil. Sf.198

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 198) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Dönemin Özel Harp Dairesi Başkanı) Kemal Yamak’a göre ise Bülent Ecevit yıllarca anlattıklarının aksine brifingden sonra Özel Harp Dairesi’nin genişletilmesini istedi:

    “Sayın Başbakan (Bülent Ecevit) Genelkurmay Başkanına (Semih Sancar) döndü ve kadar iyi bir teşkilat ve ne kadar ulvi bir görev paşam’ dediler ve “Acaba bu teşkilatlanmayı yaygınlaştırarak çoğaltsak. Buna mukabil ordumuzun barış kadrosunda önemli bir azaltmaya gitsek, nasıl olur? Bu tür bir uygulamanın çok büyük ekonomik yararları da olacaktır. Yapılabilir mi?” dediler. Tatmin olmuşlardı. Sonunda çok önemli ve milli bir görevi yapan bu teşkilatı desteklemenin görev olduğunu, istenilen mali desteğin önemli olmadığını ve sağlanabileceğini, kesilen eğitim ve öğretim desteği için gerekirse Fransa ve Almanya gibi Batı Avrupa devletleri ile temas kurulabileceğini ifade ile bize teşekkür ederek ayrıldılar. Sf. 192

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 192) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Bülent Ecevit Anlatıyor;)

    “Onun için Genelkurmay’dan bu paranın ne amaçla istendiğini sormak zorunda kaldım. ‘Özel Harp Dairesi için’ dediler. O güne kadar böyle bir dairenin adını bile duymamıştım. Daha önce onlara parayı ABD veriyormuş. Bir anlaşmazlık çıktığı için ödeneği kesmişler. Özel Harp Dairesinin nerede bulunduğunu sordum “Amerikan Yardım Heyetiyle aynı binada” yanıtını aldım.

    Ecevit, duydukları karşısında hayrete düşmüştü: Sf.189

    Ecevit, “ulusal güvenlik için kurulduğu” söylenen ama ülkenin başbakanının dahi varlığından haberdar olmadığı Özel Harp Dairesi hakkında hemen bir brifing istedi. Sf.190

    Ecevit’i asıl dehşete düşüren ise Özel Harp Dairesi’nin “sivil unsurlarının da bulunduğunu öğrenmesi oldu: Sf. 191

    Brifingden sonra Ecevit ile Milli Savunma Bakanı Haşan Esat Işık, Özel Harp Dairesi’nin sivil uzantılarını ortadan kaldırmaya karar verdiler. Sf. 191

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 189 ile 191 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • MSP’nin lideri Necmettin Erbakan’dı. Darbeyle Milli Nizam Partisi’nin kapatılmasından sonra Erbakan yurtdışına çıkmıştı.  Ama 12 Mart darbesini gerçekleştirenler olası seçimde AP’nin tek başına iktidara gelmesini önlemek için Erbakan’ı Türkiye’ye geri çağırdılar. Bunun için Muhsin Batur ve Turgut Sunalp İsviçre’ye gidip Erbakan’a gelmesi durumunda kendisini koruyacakları güvencesi verdiler. Bu güvenceyle dönen Erbakan I972’de MSP’yi kurdu. Sf. 187

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 187) kitabından birebir alınmıştır.

  • Önceki bölümlerde belirtildiği gibi Amerika, yardım kuruluşu JUSMMAT aracılığıyla kuruluşundan itibaren Özel Harp Dairesi’nin giderlerini karşılıyordu. Bu amaçla daireye her yıl bir milyon dolar veriyordu. 1974’te kadar bu paranın Özel Harp Dairesi’ne verilmesinde bir aksama yaşanmadı. Sf. 187

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 187) kitabından birebir alınmıştır.

  • 14 Ekim de yapılan seçimlerde CHP birinci parti çıktı. 186 milletvekili çıkartan CHP, tek başına çoğunluğu sağlayamamıştı. MSP 49, CGP 13, MHP 3 ve BP 1 milletvekilliği almıştı. Sf. 186

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 186) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye seçim atmosferine girmişti. 14 Ekim 1973’te yapılacak genel seçimlere az zaman kalmıştı. Seçim havasının solunduğu bir ortamda CHP’nin Olağan Kurultayı 4 Mayıs 1972’de Ankara’da toplandı.

    Kurultay’da İsmet İnönü’nün desteklediği parti meclisi listesi ve genel sekreter adayı Kemal Satır’ın seçimi kaybetmesi ve Bülent Ecevit yanlılarının seçimi kazanması üzerine İsmet İnönü Genel Başkanlık’tan istifa etti. 14 Mayıs 1972’de yapılan Olağanüstü Kurultay’da Genel Başkanlık seçimine tek aday olarak giren ve İsmet İnönü’den boşalan koltuğa oturan Ecevit de meydanlardaydı. Sf. 186

    Bu konudaki ilk sözü 26 Mayıs 1973’te istihbarat teşkilatıyla ilgili söyledi: “MİT’in ne yaptığı karanlıktır.”

     Bülent Ecevit seçim tarihi yaklaştıkça açıklamalarını sertleştiriyordu. 26 Eylül 1973’te bu kez de Ziverbey Köşkü’ndeki işkencelerle açığa çıkan “kontrgerilla” ve işkence yapanlardan hesap soracaklarını söyledi:

    “Kontrgerilla adlı örgütün bu resmi görüntülü fakat gayri resmi örgütün niteliği ve amacı üzerindeki örtü kaldırılmamıştır. Kontrgerilladan hesap soracağız.” Sf. 186

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 186) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sunalp, Ziverbey Köşkü’ndeki işkenceli sorgulardan sorumlu isimlerden biriydi. Emekli olduktan sonra gazetelere verdiği demeçlerde sorgulara katıldığını kabul etti. Sf. 161

    Sunalp anlatıyor;

    “Uygulanan sorgulama yöntemi özel bir teknik aslında özel olarak yetişmiş insanlardır bunlar… Bir kıza copla tecavüz edildiği iddia edilmişti. İddia eden kız da ciddi şekilde ağır derecede komünistti. Özür dileyerek söylüyorum, taş gibi delikanlı oğlanlar var elimizde, yirmi yaşında, yirmi bir yaşında. Yani kalkıp da bir kıza bu yoldan işkence yapacaksa copa müracaat etmek ihtiyacını hisseder mi! Yani bazı şeyler böyle mantıkla çürütülüyor.” Sf. 162

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 162) kitabından birebir alınmıştır.

  • Özel Harp Dairesi’nin kuruluşunda aktif görev almayan Faik Türün de, Alparslan Türkeş gibi “öğretmen” olarak kamplara katıldı. Amerikalılardan öğrendiği özel harp tekniklerini o da “öğrencilerine” aktardı. Sf. 159

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 159) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ziverbey Köşkü’nde işkence görenlerden biri de Doktor Memduh Eren’di. Fenerbahçe’de oynayacak kadar iyi bir futbolcu olan Eren, psikiyatristti.

    Eren, günlerce süren Ziverbey Köşkü’ndeki işkence sorgulamalarının birinde tanıdık ses duydu. Günlerce kendisine işkence yapmayı sürdüren bu kişinin kim olduğunu bir türlü çıkartamıyordu. Ama sesi çok iyi tanıyordu. Sf.157

    Mahkemede kendisin savunurken. “Bir Galatasaray – Fenerbahçe maçında takımda oynuyordum. Final maçıydı, beraberlik Galatasaray’ı, galibiyet Fenerbahçe’yi şampiyon yapacaktı. Maçın sonuna gelmiştik, sıfır sıfır berabere sürüyordu, birden top önüme düştü, kaleciyle karşı karşıya kaldım, dokunsam gol olacak ama ne var ki topun altında yeni açmış bir papatya vardı… Papatyayı ezmemek için topa vurmadım. Papatyayı ezmeyen ben, insanlara bomba atabilir miyim?” dedi.

    Serbest kalıp evine döndüğünde kendisine işkence yapan tanıdık sesi düşünüyordu.

    Eşine ilk sözü de:

    “Hanım şu kasetlerin hepsini getirsene” oldu.

    Memduh Eren, ünlü hastalarının konuşmalarını gizlice kayda alıyordu.

    Bütün kasetleri tek tek dinledi. Kendisine işkence yapanı ve sesini tanıdığı kişinin sesine benzeyen üç kaseti ayırdı. Saatlerce bu üç kaseti tekrar tekrar dinledi. Kendisine işkence yapan kişinin sesiydi. Bu kişi MİT yöneticisi Hiram Abas’tı. Sf.158

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 157, 158) kitabından birebir alınmıştır.

  • 21 Nisan 1967 günü solun iktidara gelmesini engellemek için genç subaylardan oluşan faşist cunta darbe yaptı.

    Ancak darbe bu kez Türkiye’de değil, komşusu Yunanistan’da oldu. Darbenin arkasında CIA vardı. Gizli ordusunun kurulması ve güçlendirilmesi, Türkiye’yle paralellik gösteren Yunanistan, darbe sürecine özel harp metoduyla sokulmuştu.

    Çok geçmeden aynı yöntem Türkiye’de de uygulandı. Sf. 154

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 154) kitabından birebir alınmıştır.

  • Necdet Güçlü cinayetinden sonra Fehmi Altınbilek, üsteğmenliğe terfi ettirildi ve Tunceli’ye atandı. İki yılı aşkın bu kentte görev yapan Altınbilek, TİKKO örgütü lideri İbrahim Kaypakkaya’nın yakalandığı ve işkenceyle öldürüldüğü operasyonu yapan ekibin başındaydı.

    Fehmi Altınbilek komutasındaki komandolar, 24 Ocak 1973 günü İbrahim Kaypakkaya’nın saklandığı Vartinik Köyüne operasyon düzenledi. Çıkan çatışmada örgütün liderlerinden Ali Haydar Yıldız öldürülürken, Kaypakkaya yaralı olarak kaçtı.

    Altınbilek, beş gün sonra bu kez Kaypakkaya’nın saklandığı başka bir köye operasyon düzenledi. Birinci operasyonda elinden kaçırdığı Kaypakkaya’yı bu kez yakaladı. Yaralı olan Kaypakkaya, saatlerce yalınayak karlar üzerinde yürütüldü. Ardından da işkenceli sorgulara alındı. Sonunda Kaypakkaya’nın param parça edilen cesedi “intihar etti” denilerek ailesine teslim edildi.

    Operasyondaki “başarısı” nedeniyle Fehmi Altınbilek’e takdirname verildi. Ardından yine terfi ettirilerek yüzbaşı yapıldı. Sf. 150, 151

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 150, 151) kitabından birebir alınmıştır.

  • Peki, Tıp Fakültesi’ni basan ülkücüler silahları nereden bulmuştu?

    Silahların ordu malı olduğu tespit edildi. Cinayette kullanılan “6815296” seri numaralı tabancanın jandarma Teğmen Fehmi Altınbilek’e, “6815248” seri numaralı silahın ise yine jandarma Teğmen Mustafa İlerisoy’a ait olduğu ortaya çıktı.

    Katil İbrahim Doğan bunu itiraf etti:

    -“Olaydan önce biri Teğmen Mustafa İlerisoy’a, diğeri arkadaşı Teğmen Fehmi Altınbilek’e ait iki tabancadan birini yanıma aldım. Diğerini de yanımızda olan Osman Durmuş’a verdim. Binaya girdikten sonra arkadaşlarımın rastgele silahı atarak dışarı çıktıklarını gördüm…” Sf. 149, 150

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 149, 150) kitabından birebir alınmıştır.

  • 25 Eylül 1969 günü 68 kuşağının liderlerinden Taylan Özgür öğle saatlerinde Beyazıt Meydanı’nda silahlı saldırıya uğradı. ABD Büyükelçisi Robert Kommer’in arabasını ODTÜ’de yakan solcu öğrenciler arasında yer alan Taylan Özgür olay yerinde yaşamını yitirdi. Saldırgan ise polisin gözü önünde yürüyerek çekip gitti. Tanıkların ifadelerinden Taylan Özgür’ün katilinin kim olduğu aynı gün belirlendi: Polis memuru Lisan Çakıcı.

    Yakalanan Lisan Çakıcının üzerinde Kommer’in arabasını yakmak suçundan yargılanan gençlerin listesi çıktı. Sf. 145

    Çakıcı, emniyet tarafından yurtdışına gönderildi. Sf. 146

    Taylan Özgür’ün ailesi katillerin bulunmasından umudunu kesmişken emekli Yarbay Talat Turhan, 1991 yılında kontrgerilla ile ilgili Çağdaş Gazeteciler Derneği’nde basın toplantısı düzenledi:

    “Taylan Özgür’ün öldürülmesinde Lisan Çakıcı adında bir polis memuru yargılandı ama bu yanlış. Taylan’ı vuran kişi bir üsteğmendi. Hasan Fehmi Güneş’in İçişleri Bakanı olduğunun ertesi günü makamına gittim ve elimdeki tüm dosyaları kendisine verdim. Hatta ben bu dosyaları verirken odada Ertuğrul Günay ve Uğur Mumcu da vardı.”

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 145, 146) kitabından birebir alınmıştır.

  • Alparslan Türkeş ise siyasi arenada da boş durmuyordu. CKMP’nin 8-9 Şubat 1969’daki Adana kongresinde Türkeş, partiye dört yıldır süregelen değişikliğe daha uygun bir ad buldu: Milliyetçi Hareket Partisi. Sf. 142

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 142) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlginç olan ise ülkücü komando kamplarının Özel Harp Dairesi’nin kamplarının yakınında bulunmasıydı. Hatta yan yana…

    Kursta çoğunluğu Milli Türk Talebe Birliği üyesi 100 kadar gence judo, taş ve sopa kullanımı, bunlara karşı korunma, açlığa ve eziyete dayanma tekniği öğretiliyor. Sf. 142

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 142) kitabından birebir alınmıştır.