Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Faşizm altında “nesnel yasa” anlayışı ortadan kalktı. En önemli özelliklerinden biri de, tüm insanların özünde eşit oldukları düşüncesi başta olmak üzere, hümaniteryen (insanerekli) ideallere şiddetle karşı çıkmasıydı. Faşist dünya görüşü, hiyerarşi, disiplin ve boyun eğmenin kaçınılmazlığını vurgulamakla kalmadı, aynı zamanda bunların başlı başına birer değer olduğunu öne sürdü. Sf. 518

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 518) kitabından birebir alınmıştır.

  • Siyasal düzenin rasyonelleştirilmesinin bir başka yönü de, yeni bir toplum türüne uygun vatandaşların yaratılmasıydı. Kitlelerin okuryazar ve basit teknik becerilere sahip duruma getirilmeleri gerekiyordu. Ulusal bir eğitim sistemi kurulmasının, hükümetleri dinsel otoritelerle sürtüşmeye düşürmesi olağandır. Dinsel bağımlılıklar ulusal sınırları aşan bir nitelik gösteriyorsa ya da iç barışı bozabilecek biçimde birbirleriyle yarışma içindeyseler, dinsel bağlılıkların yerine, yeni bir soyutlama olan “devlete bağlılığın” konması gereklidir. Sf. 509, 510

    Bu tür güçlüklerin aşılmasında, bir dış düşmanın varlığı son derece yararlı olabilir. Sf. 510

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 509, 510) kitabından birebir alınmıştır.

  • Burjuva yoksa demokrasi de olmaz. Sf. 487

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 487 kitabından birebir alınmıştır.

  • Burada üzerinde durduğumuz sorun ise daha farklı: Emek baskıcı sistemlerin, nasıl ve niçin demokrasinin gelişmesine elverişsiz bir ortam yarattıklarını ve faşizme varan kurumlar bütününün önemli bir öğesini oluşturduklarını araştırmaktır. Sf. 505

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 505) kitabından birebir alınmıştır.

  • Geleneksel despotluklar, merkezi erkin çok çeşitli görevler yapabildiği ya da tüm toplumun işleyişiyle ilgili asal etkinlikleri denetleyebildiği her yerde çıkabilir. Sf. 485

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 485 kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu satırların yazarı, bir demokrasinin gelişmesini, birbirleriyle sımsıkı bağlantılı üç şeyin:

    1) keyfi yöneticilerin denetlenmesi,

    2) keyfi kurallar yerine, adil ve rasyonel kuralların konması,

    3) bu kuralların oluşturulmasında tabandaki halkın da bir pay edinmesi için, öteden beri süren ve daha hiçbir biçimde tamamlanmış bulunmayan bir savaşım olarak görmektedir. Birinci özelliğin en dramatik olan, ama hiç de en az önemli olmayan yönü, kralların kellelerinin uçurulması olmuştur. Hukuk devletini kurma, yasama organının siyasal erkini yerleştirme ve daha sonra, devleti toplumun refahı için çalışan bir aygıt olarak kullanma, öteki iki hedefin bildik ve ünlü yönlerini oluşturmaktadır. Sf. 482, 483

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 482, 483 kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu üç yol, Batı biçimi bir demokrasiye varan burjuva devrimleri, tepeden inip faşizme varan tutucu devrimler ve komünizme varan köylü devrimleri, küçük bir olasılıkla da olsa, birbirlerine seçenek oluşturan ve aralarından seçim yapılabilecek yollardır. Sf. 482

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 482) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bunun için, ister Japonya’yı bile içine alan üstü örtülü biçimiyle kapitalist modelde, ister daha dolaysız biçimiyle sosyalist modelde görüldüğü gibi olsun, kitlesel çapta bir zorlamaya başvurmak bir zorunluluk olarak görünüyor. Sorunun acıklı yanı, ister sosyalistlerin ister kapitalistlerin yönetimi altında olsun, çağdaşlaşmanın en ağır bedelini yoksulların ödemeleridir. Bu bedeli ödetmeyi haklı gösterebilecek tek şey, buna başvurulmazsa durumlarının daha da kötüleşeceği gerçeğidir. Durum böyle olunca, karşı karşıya kalınan ikilem gerçekten acımasızdır. Bu ikilemle yüzleşme sorumluluğunu taşıyanlara karşı derin bir sempati besleyebiliriz. Böyle bir ikilemin varlığını yadsımaksa, hem aydın sorumluluğuna sığmaz, hem de siyasal sorumsuzluğun dik âlâsıdır. Sf. 478

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 478) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nehru çok güçlü bir siyasal önderdi. Önünde çok büyük bir manevra alanının bulunduğunu yadsımak saçma olur. Böyle olmasına karşın, sorunların en önemlisinde izlediği politika laf ebeliğinden ve yan çizmekten başka bir şey olmadı. Bir şeyler yapmak yerine yapıyor görünmek yoluna gitti. Sf. 474

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 474) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devrimler, önemsiz bölgesel düşüncelerle değil, tüm insanlığa seslenen büyük ideallerle yapılır. Sf. 450

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 450) kitabından birebir alınmıştır.

  • İki din arasındaki düşmanlık, kuşkusuz, Hindistan’ın uzun tarihi boyunca zaman zaman şiddete başvurulan biçimler almıştı. Bunlar daha çok, Müslüman yöneticilerin Hindu uyruklarını, zor yoluyla İslamlığa geçirme çabalarının sonucu olarak görünür. Yirminci yüzyıldaki dinsel çatışmalara ve fanatikliğin niteliği farklıdır. Bu hareketler daha çok yirminci yüzyıla özgü olduğu bilinen “yerlicilik” (nativizm) olgusuna benzemektedir. Dünyanın birçok bölgesinde, yerleşik kültür, halkın bir bölümünü tehdit eden bir biçimde aşınmaya başladığında, kendini tehdit altında duyan halk, geleneksel yaşam biçimine artan bir tutkuyla sarılarak ve onu yücelterek tepki gösterir. Söz konusu yüceltmenin genellikle, tarihsel gerçeklikle ancak yüzeysel bir bağlantısı vardır. Sf. 449

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 449) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ayrıca kast, hiyerarşik boyun eğmeyi güçlendiren bir sistemdi. Bir insana gündelik yaşamın binlerce küçük olayıyla haddini bildirirseniz, sonunda haddini bilen biri olur çıkar. Sf. 448

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 448) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hint köylüleri arasında devrimci bir gizilgüç (potansiyel) vardır. İkinci olarak, insanı alçaltıcı maddi koşullar, tek başlarına bir ayaklanmayı başlatamaz, ona neden olamazlar; ama ayaklanma yönündeki genel gizilgüce katkıları olur, o başka. Sf. 447

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 447) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zenginliğin gerisi topluluğundur ve topluluğun iyiliği için kullanılması gerekir. Sf.439

    “Benim gerçek inancım odur ki” diye ekledi, “devlet, kapitalizmi şiddet yoluyla ortadan kaldırırsa, kendisi şiddet şeytanının eline düşecek ve şiddetin üstesinden gelme başarısını hiçbir zaman gösteremeyecektir.” Sf. 440

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 439, 440) kitabından birebir alınmıştır.

  • Programının iki ana teması, bağımsızlık (Svarac) amacı ve bazen “pasif direnme” olarak da adlandırılan şiddete başvurmaksızın işbirliğinden kaçınma (Satyagraha) yöntemi, okumuş Batılıların çok iyi bildikleri şeylerdir. Sf. 438

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 428) kitabından birebir alınmıştır.

  • İngilizlerin Hindistan’da endüstrinin gelişmesine karşı çıkmış oldukları da doğruluk payı olan bir saptamadır. Sf. 411

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 411) kitabından birebir alınmıştır.

  • Baharat ya da çivit satın almak isteyen birinin, onu akla yakın bir fiyatla alabilmesinin tek yolu, orada, malı fiyatların düştüğü hasat zamanında pazarlık yaparak alabilecek ve bir gemi gelinceye dek depolayacak bir adamını bırakmasıydı. İngilizler, bu tür nedenlerle kurdukları depo ve kalelerden, ülkenin daha içlerine uzanıp çivit, haşhaş, jüt satın aldılar ve bunların ticaretini yapabilmek için fiyatları denetlemeye başladılar. Yerel otoritelerin davranışları düzensiz ve nasıl olacağı önceden kestirilemeyen bir nitelikte olduğu için, gerçek iktidarın kimi öğelerini ele geçirme eğilimi de belirdi. Sf. 405

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 405) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her şeyi kast’ın yoluna koyduğu köyde gerçekten yapacağı bir şey olmadığından, hükümet, özellikle yağmacı bir kuruluş olarak görülmüş olmalı. Düzeni korumak için hükümete gerek yoktu. Sulama sistemlerinin bakımındaki rolü, Marx’ın izniyle, son derece önemsizdi. Sulama işleri de büyük ölçüde yerel olaylardı. Merkezi devlet konusunda Çin ile Hindistan arasındaki yapısal farklılık son derece çarpıcıdır. Sf. 401

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 401) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir Kuzey Hindistan atasözü, “bu dünyada üç kan emici vardır” diye başlar, “pire, tahtakurusu ve Brahman” diye sona erer. Sf. 397

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 397) kitabından birebir alınmıştır.

  • Son “Büyük Mogul” olan (1707’de ölen) Evrenzib’in bir mektubundan, gezgin Bernier’nin bulup sakladığı bir parçayı aktarır: “Bir Omrah (soylu) ya da zengin bir tacir, son nefesini verir vermez, hatta bazen yaşam kıvılcımı uçup gitmeden önce kasalarını mühürlemeyi, hane halkı hizmetçilerini ya da görevlilerini, tüm mülkü, hatta en küçük mücevhere dek, eksiksiz olarak açıklayana kadar hapiste tutmayı ve dövmeyi adet edinmiş bulunuyoruz. Bu uygulamanın yararlı yanlarının bulunduğuna kuşku yok; ama haksız ve acımasız olduğunu yadsıyabilir miyiz?” Sf. 384

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 384) kitabından birebir alınmıştır.