Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Servet biriktirmenin tehlikesi ve onu vasiyetle başkalarına geçirme yolunun önüne konan engeller, gösterişe yönelik harcamalara büyük bir hız kazandırdı. “Yığma” değil “savurma” zamanın egemen özelliğiydi. Hindistan’ı gezenleri bugün bile şaşırtan ve Mogul dönemi Hindistan’ını gören Avrupalı gezginlerde derin izler bırakan sefilliğin bağrından yükselen görkemin temelinde bu olgu yatsa gerek. İmparator’un görkemi, saray çevresinin kendisini izleyeceği örneği oluşturdu. Saray debdebesi, zenginlik kaynaklarının imparatorun adamlarının elinde birikmesi gibi istenmeyen bir sonucun engellenmesine yardımcı olan bir yöntemdi; bununla birlikte, ileride göreceğimiz gibi, yönetici açısından bazı bahtsız sonuçlar da doğurdu. Saraylılar, ahırları için evlerinin (belki mücevher dışında) herhangi bir giderinden fazla para harcadılar. Spor ve kumar başını aldı yürüdü. İnsan emeğinin bolluğu, varlığını çağımıza dek sürdüren bir geleneğe, çok sayıda hizmetçi beslemeye yol açtı. Sıradan bir filin dört bakıcısı vardı ve bu sayı, imparatorun kullanması için seçilen hayvanlarda yediye kadar çıkıyordu. Son imparatorlardan biri, kendisine armağan olarak İngiltere’den getirilen köpeklerden her birine dört bakıcı ayırmıştı. Sf. 382

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 382) kitabından birebir alınmıştır.

  • Batı’nın etkisi altına girmesinden önce Hindistan’ı ele geçiren bir dizi fatihin sonuncusu, Büyük Moğol önderi Cengiz Han’ın izleyicilerinden büyük bir kola verilen adla “Mogullar” idi. On altıncı yüzyılın başlarında, Mogulların ilk öncüleri Hindistan’ı istila etti. Mogullar erklerinin doruğuna Kraliçe I. Elizabeth ile aynı çağda yaşamış olan Ekber (1556-1605) yönetimi zamanında ulaştılar; daha sonraki yöneticiler de denetimleri altındaki toprakları genişlettiler. Açıklamalarımızı başlatabileceğimiz uygun bir tarih olan on altıncı yüzyılın sonunda, bu İslam hanedanı, Hindistan Yarımadası’nda, Bombay’ın biraz kuzeyinden geçirilecek doğu-batı yönündeki bir çizgiye dek yayılmıştı ve Hindistan topraklarının aslan payını elinde tutuyordu. Bu çizginin güneyinde kalan Hindu krallıkları bağımsızlıklarını korudular. Mogullar yönetimlerini Hindu koşullarına uyarladıklarından, Hindular ile aralarında, olsa olsa Mogul topraklarının daha iyi yönetilmesi dışında pek bir fark kalmadı.

    İyi bilinen bir betimlemeye göre, geleneksel Hindistan siyasal sisteminin temel özellikleri, ülkeyi yöneten bir egemen, tahtı destekleyen bir ordu ve her ikisinin giderlerini karşılayan bir köylülüktü. Hint toplumunun gerçeğe uygun bir biçimde kavranabilmesi için bu üçlüye bir de kast kavramının eklenmesi gerekir. Şimdilik kast sistemini, halkın, erkeklerin, din adamlığı, savaşçılık, zanaatçılık, çiftçilik gibi toplumsal işlevlerden birinde uzmanlaştığı kalıtsal ve endogam (içten evlenen) gruplar biçiminde örgütlenmesi olarak tanımlayabiliriz. Dinsel anlamda murdarlık (kirlenme) ile ilgili inançlar, toplumun, kuramda bu birinden ötekine geçilmesi olanaksız, hiyerarşik olarak sıralanmış kompartımanlara ayrılmışlığını sürdüren yaptırımı oluşturuyordu. Sf. 378, 379

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 378, 379) kitabından birebir alınmıştır.

  • “köylü susam gibidir; ne kadar sıkarsan o kadar fazla verir” Sf. 297

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 297) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir ayaklanmanın ciddi bir tehdit oluşturabilmesi için, hareketin hükümet denetiminden kurtarılmış, bağımsız bir toprak parçası üzerinde üslenmesi ve bu toprağın sürekli genişletilmesi gerekir. Böyle bir üssün ele geçirilmesi ise, bu topraklar üzerinde bulunan bütün köylerin, eski bağlılıklarını bırakıp tüm olarak saf değiştirmelerini gerektirir. Çin’de bu, içlerinde o yerde yaşayan gentry’nin de bulunduğu, bölgenin tanınmış kimselerinin köylülere daha iyi koşullar önermeleri yanı sıra, ayaklananlarla işbirliğine razı edilmeleri anlamına geldi. Sf. 267

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 267) kitabından birebir alınmıştır.

  • Durum, kısaca “mülkiyet yoksa aile de olmaz, din de olmaz” sözüyle dile getirilebilir mi? Böyle bir deyiş fazla ileri gitmek olur. Sf. 264

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 264) kitabından birebir alınmıştır.

  • Avrupa faşizmiyle olan benzerlikler daha çok Çang Kay-şek’in ya da onun öğreti ağırlıklı açıklamalarını kaleme alanların birbirinden farklı öğeleri bir araya getirme kalıbından ve birini ya da diğerini vurgulama eğilimlerinden kaynaklanmaktadır. Sf. 248

    1943’te Çang, Çinlilerin çoğunun, Sun Yat-sen’in derin felsefi önermesi olan “anlamak güçtür; yapmak kolaydır” sözünde yatan gerçek bilgeliği kavrayamadıklarını ve hâlâ “anlamak kolaydır, yapmak güçtür” diye düşündüklerini ileri sürdü. Sf. 248

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 248) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yerli komünistlerden ve Sovyetlerden alınan önemli bir destek sayesinde Komintang, Güney’deki üssünden başlayarak 1927 sonunda Çin’in büyük bir bölümünü denetimine geçirdi. O tarihe kadar başarısını daha çok köylüler ve işçiler arasındaki hoşnutsuzluk dalgalarını iyi kullanmasına ve bunları körüklemesine borçluydu. Sf. 237

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 237) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çinliler, Batı sınırlarında yaşayan göçebe topluluklar kadar Batılı endüstri ülkelerinin insanlarını da barbar olarak görüyorlardı; aynı anlayışı Japonlar da benimsemişlerdi, Sf. 227

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 227) kitabından birebir alınmıştır.

  • Herhangi bir endüstri öncesi toplumda, büyük çaplı bir bürokrasi kurma girişimi, kısa süre sonra memurların üstlerine bağımlı kalmalarını sağlayacak maaşları ödeyebilmeye yetecek kaynakların halktan toplanması gibi çok büyük bir güçlükle karşılaşır. Yöneticilerin bu güçlüğü aşmak için buldukları yolların tüm toplumsal yapıda son derece büyük etkisi olur. Fransız çözümü, görevlerin satılması; Rus çözümü, Rusya topraklarının uçsuz bucaksız genişliğine uygun olarak, çarlık kamu yönetiminde gördükleri hizmete karşılık memurlara, üzerindeki serfleriyle birlikte malikâneler bağışlamaktı. Çin çözümü ise, görevi yarı gizli yarı açık kötüye kullanmalarına (suiistimallerine) izin vermekti. Sf. 220

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 220) kitabından birebir alınmıştır.

  • Totaliter kılıf, Almanya’da olduğu gibi Japonya’da da, birbirleriyle rekabet durumundaki birçok çıkar grubunun itişip kakışmasını gizlemekteydi, iki ülkede de sağ kanat radikalleri, gerçek iktidarı hiçbir zaman ellerine geçiremediler;  Sf. 360

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 360) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yabancı tehdidi genellikle periyodik olarak gündeme gelen barbar fetihleriyle sınırlıydı. Barbarlar yeterince toprak ele geçirip yeni hanedan biçiminde Çin’in başına yerleştikten sonra, kendilerini kurulu toplumsal düzene uyarlıyorlardı. Çin yöneticileri, İmparatorluk çağı boyunca, kendileriyle az çok eşit koşullara sahip başka yöneticilerle sürekli bir askeri rekabet içinde bulunma sorunuyla yüz yüze kalmadılar. Dolayısıyla, toplumun kaynaklarının önemli bir bölümünü yutan düzenli ve sürekli bir ordu bulunmadığı gibi, Sf. 219

    Çin’de iç barışın korunması, daha çok köylülerin, kaçmak zorunda bırakılacak ve böylece haydutluğa başlayacak ya da üst sınıfların durumlarından hoşnut olmayan öğelerince yönetilen bir ayaklanmaya katılmalarına yol açacak kadar sıkılıp sularının çıkarılmamasına bağlıydı. Sf. 219

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 219) kitabından birebir alınmıştır.

  • Toprak zenginliği bürokrasiden kaynaklandı ve varlığını korumak için ona yaslandı. Sf. 218

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 218) kitabından birebir alınmıştır.

  • Toprakbeyi, kiracılarının iyi ürün alabilmelerini sağlayabilmek yolunda sulamanın doğru dürüst yapılmasıyla yakından ilgiliydi. Onun için yerel toprakbeyi aileleri, hükümetin kanallar vb. su denetleme sistemleri kurması için, hükümete sürekli baskı yapıyorlardı; bu yoldaki baskılarının etkili olabilmesiyse, aile üyelerinden hiç değilse birinin akademik bir sıfata sahip olmasını ve bu sıfatın olanak verdiği resmi ilişkileri kurabilmesini gerektiriyordu. Sf. 217

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 217) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu dönemde, Çin’de, bir “memurlar ve bilginler” sınıfının var olduğu konusunda da yaygın bir görüş birliği bulunmakta ve akademik mürekkep yalamış olanlarla olmayanları birbirinden ayıracak kesin çizgiler olmakla birlikte, bu gurup içinde memurlarla bilginleri ayıran çizginin çekilmesinde sorunlar çıkacaktır. Sf. 211

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 211) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çok çok eskilerde Çin’de bir felsefeciler okulu vardı; bu felsefeciler “adların düzeltilmesi” isteğinde bulunmalarını gerektiren bir öğretiye bağlıydılar. Söz konusu filozofların, siyasal ve toplumsal bilgeliğin, şeyleri doğru adlandırmakla başlayacağına inandıkları anlaşılıyor. Sf. 209

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 209) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yirminci yüzyılın 1960’lı yıllarından oluşan on yılından bakarak değerlendirecek olursak, demokratik olmayan, hatta antidemokratik olan yollarla da pekâlâ çağdaşlaşabilindiği olgusunun, tarihsel gerçekliğin bir parçasını oluşturduğunu görürüz. Sf. 206

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 206) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kutsal Kitap içindeki “Zengin olana daha da verilecektir” hükmü. Sf. 195

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 195) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devrimin bir anlamı da, siyasal kurumların toplumun yeni bir yön almasına olanak verecek biçimde şiddet yoluyla yıkılmasıdır. Sf. 194, 195

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 194, 195) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir ülkenin farklı kesimleri arasında bağlar yaratabilecek etmenlerin başında kuşkusuz ticaret gelir. Sf. 184

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 184) kitabından birebir alınmıştır.

  • Küçük mülk sahipleri, pek çok durumda görünürde başka bir almaşık yoksa ve kendilerinin de büyük mülk sahibi olabilme şansları varsa büyük toprak sahiplerinin önderliğini benimserler. Sf. 158

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 158) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2017); Hırsızlık yapma potansiyeline sahip olan küçük insanların da soyguncu yöneticilerin liderliğini benimsemelerini çok güzel izah etmiş.