Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Militan örgütlenmeye giden ülkücüler, komünizme karşı şiddeti “meşru” sayıyorlardı. Onlara göre, devlet komünistlere karşı pasifti. Yükselen sol dalgayı önlemek için polis hiçbir şey yapmıyordu! O zaman onlar yapmalıydı!

    Bunun için 1967 yılının yaz başından itibaren “komando kampları” açtılar.

    Komando kampları fikri ise Özel Harp Dairesi’nin ilk başkanı Daniş Karabelen’e aitti.

    Ülkücüler bu kamplarda “eski subaylar” tarafından eğitimlere tabii tutuldular. Öğretilenlerin ise Özel Harp Dairesi’nde olası bir işgal durumunda komünistlere karşı savaşacak sivil unsurlara verilen eğitimden hiçbir farkı yoktu.

    İlk önce Ankara ve İzmir’de açılan bu komando kampları ardından İstanbul, Kayseri ve diğer illerde de faaliyete geçti.

    1968’e yazına gelindiğinde kampların sayısı 25’i bulmuştu. Türkeş’in hedefi ise yüz bin komandoydu. Sf.140, 141

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 140, 141) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Ağustos 1965’te yapılan olağan kongrede Türkeş de aday oldu. 698 oy alan şahin Türkeş CKMP’nin (Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi) yeni genel başkanı oldu. Sf. 140

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 140) kitabından birebir alınmıştır.

  • 27 Mayıs darbesinden hemen sonra çalışmalara başlayan, 1963’te İsmet İnönü tarafından Meclis’e sevk edilen tasarı, 644 sayılı Milli İstihbarat Teşkilatı Yasası olarak 6 Temmuz 1965’te yürürlüğe girdi. Sf. 127

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 127) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tüm bunlar Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay’ı ve yeni ordu kadrosunu korkutuyordu. Harekete geçen Cevdet Sunay, devleti kurtarma planlarını yürürlüğe koydu!

    Devleti ellerinden kurtarmaya çalıştığı ise komünistlerdi!

    Bunun için bir genelge yayınlayarak Komünizmle Mücadele Metotları’nın askeri okullarda ders olarak okutulmasını istedi. Bu metotların tüm silahlı kuvvetler mensupları tarafından da okunmasını emretti.

    Ve devletin komünistlere karşı yeni silahı ise İslamcılardı!

    Cevdet Sunay’ın bu “kurtarma” planından sonra Komünizmle Mücadele Demeği 1963’te yeniden türedi. Dernek, daha önce illegal bir şekilde faaliyet gösteriyordu.

    Ülkenin her tarafında hızla şubeleri açıldı. İller yetmeyince bu kez ilçelere yayıldı. 1968’e gelindiğinde bu derneğin şube sayısı 141’e ulaştı.

    Her yerde Türkiye’nin “menfaatlileri” için devlet eliyle dinci demekler açılıyordu. Bu tür derneklerin sayısı artık on binlerle ifade ediliyordu.

    Her gün onlarca Kur’an kursu açılırken imam hatip okullarının sayısı da gittikçe arttı. İzinsiz faaliyet yürüten Kur’an kursu sayısının tahmini bile imkânsızdı.

    Düşman ise Özel Harp Dairesi’ninkiyle ortaktı: Komünistler. Sf. 125

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 125) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2016); Altmışlı yıllarda, dini derneklerin ve yobazlığın, yükselişini ve yayılışını yaşayarak gördük. Komünizmle Mücadele Derneği de dini tandanslıydı, kısa sürede İslamcılaşan MHP ve Ülkü Ocakları, Din Görevlileri Dernekleri, İlim Yayma Cemiyetleri dini sohbetlerle hep birlikte Türk insanını dindarlaştırıyorlardı. Yine aynı yıllarda kurulan Erbakan’ın Milli Nizam Partisi, devamı olan Milli Selamet Partisi, bunların gençlik kolları olan Akıncılar öte yandan MTTB yani Milli Türk Talebe Birliği, Gülen Cemaati, hepsi ama hepsi insanımızı dindarlaştırdılar. Altmışlı yıllarda yayınlanan iki kitap, Minyeli Abdullah ve Huzur Sokağı, zamanın Milli Eğitim Bakanlığınca ders kitabı gibi okutuldu. Bu kitaplar bir parçacık inancı olanları gerici ve yobaz yapmak ve onlara ülkemizin Kur’an hükümlerine göre yönetilmesi gerektiği ideolojisini aşılamak için yazdırılmıştı bu kitaplar çok ama çok başarılı oldular. turban, tesettür ve ritüelcilik bu iki kitapla gençliğe yayıldı. Halk önce Cumhuriyet rejiminin korkusuyla bir parça uzak durdu ise de 12 Eylül’den sonra İslamcılık memleketimizin resmi ideolojisi olunca kitleler halinde dindarlaştılar. Türk ve Anadolu kültüründen gelenek ve göreneklerden uzak tam bir ruhani kafalı insanlar haline geldi halkımız.

  • Aynı şekilde Yunanistan gizli ordusu Koyun Postu da, Kıbrıs’ta Rumlar arasında örgütlenme yoluna gitti.

    NATO konseptine göre Amerika tarafından aynı amaçla oluşturulan Özel Harp Dairesi ile Koyun Postu’nun karşı karşıya gelmesi Yunanistan’ın gizli ordusunun liderlerinden George Grivas’ın 1955 yılında Rumlardan bir yeraltı örgütü kurmak için adaya geçmesiyle başladı. Kısa sürede adadaki Rum gençlere özel kamplarda gerilla eğitimi veren Grivas, Kıbrıslı Savaşçıların Ulusal Birliği EOKA örgütünü kurdu.

    EOKA’ya karşı Özel Harp Dairesi’nde görevli subaylar da gizlice ve başka kimliklerle adaya gidiyorlardı. Özel Harpçi subayların öncülüğünde Kıbrıslı Türkler de, bu sürede Kara Çete, 9 Eylül ve Volkan gibi Örgütler kurdular. Sf. 93

    Bozkurt kod adıyla Yarbay Rıza Vuruşkan, Ağrı kod adıyla Fazıl Küçük, Toros kod adıyla Rauf Denktaş ve Kıbrıslı Doktor Burhan Nalbantoğlu. Sf. 95

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 93 ile 95 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sabri Yirmibeşoğlu, Fatih GüIIapoğlu’na 6-7 Eylül olaylarının Özel Harp Dairesi örgütlenmesi olduğunu anlattı:

    Sonra 6-7 Eylül olaylarını ele aldı.

    -Pardon Paşa’m anlamadım, 6-7 Eylül olayları mı?

    -Tabii. 6-7 Eylül de, bir Özel Harp işiydi. Ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amaca da ulaştı... Sf. 92

    En önemlisi de Özel Harp Dairesi’nin subay ve astsubayları özel harp tekniklerini adada pratiğe dökmeleriydi- Bu durum Kıbrıs Harekâtı sonrasına kadar sürdü. Sf. 92

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 92) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yolgeçen, saldırılar başlamadan önce Taksim Meydanı,  Sıraselviler, Rum Kilisesi Aya Triada önünde kısa konuşmalar yaparak yağmacıları topladı. Her konuşmasında kendisini farklı derneklerin başkanı olarak tanıtan Yolgeçen konuşmaları boyunca omuzlarda taşındı. Yağmalamalar başladığında yine en önde o vardı.

    Sonunda 7 Eylül akşamı diğer öğrenci dernekleri ve Kıbrıs Türk’tür Cemiyeti’nin yöneticileriyle birlikte yakalandı. Burada, “Askerlik görevini yapmamış, askere gönderilmesi gerekiyor” denilerek Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından diğer zanlılardan ayrı tutuldu. Tuzla Piyade Yedek Subay Okulu’na götürüldü.

    Olaylar nedeniyle hakkında açılan davanın ilk duruşmasına yedek subay üniformasıyla geldi. İlk ifadesinden sonra avukatının isteği üzerine duruşmalardan muaf tutuldu. “Duruşmalara katılmasına gerek” yok karan o günkü şartlarda ve böylesi bir davada çok önemli bir ayrıcalıktı!

    Yolgeçen dava sonunda beraat etti. Askerliğini bitirdikten (!) sonra avukat oldu ve Adnan Menderes’in yanında görev yaptı. Darbeden sonra bu kez Süleyman Demirel’le sıcak ilişkileri başladı. Demirel, Yolgeçen’i Türk Hava Yolları Hukuk Müşaviri yaptı. Hep esrarengiz olaylarla anıldı. Sonunda Beykoz’da yine esrarengiz bir şekilde öldürüldü. Sf. 89, 90

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 89, 90) kitabından birebir alınmıştır.

  • Adnan Menderes hükümetinin tepkisi üzerine Yunanistan, Oktay Engin ve Hasan Uçar’ı 15 Haziran 1956’da serbest bıraktı. Zanlılar 21 Eylül 1956 günü de istihbarat teşkilatı tarafından Türkiye’ye kaçırıldılar. Yunanistan’da bomba davası sonuçlanınca Oktay Engin, azmettirici olarak 3 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Yunanistan yargı makamları cezasını çekmesi için Oktay Engin’i istedi fakat Türkiye vermedi. Sf. 88

    1967’den 197l’e kadar bu görevde kalan Engin, aynı yıl Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Daire Başkanlığı’na getirildi. Yedi yılı aşkın bir süre de bu görevde kalan Oktay Engin, Siyasi İşlerden Sorumlu Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı’na atandı. Sf. 89

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 88, 89) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zorlu, Kıbrıs sorununun görüşüldüğü, Yunanistan ve İngiltere Dışişleri Bakanı’nın katıldığı Londra Konferansı’nda Türkiye’yi temsil ediyordu. Zorlu, konferans başlamadan önce İngiltere Dışişleri Bakanı Harold Macmillan ile ön görüşme yaptı ve konferansın başlamasından bir gün önce yani 28 Ağustos’ta Başbakan Adnan Menderes’le Londra’daki Türk Büyükelçiliği’nden şifreli, bir telgraf çekti: Sf. 87

    “…İngilizler Kıbrıs’taki anlaşmazlığı çözmek için, son çare olarak Yunanistan’a ödün verip, Kıbrıs’ta kendi kendine yönetime izin verebilirler. Bu hususta önümüzde yapılacak çok iş olduğunu görüyoruz. Biz ve gazetecilerimiz gayret göstermeyi sürdüreceğiz. Bu konuda ilgili yerlere sizin vereceğiniz emirlerin çok işe yarayacağına inanıyoruz.”

    Başbakan Menderes, daha sonra olayların başlamasından bir gün önce Kıbrıs Türk’tür Cemiyeti Başkanı Hikmet Bil’le görüşerek Dışişleri Bakanı Zorlu’dan telgraf aldığını ve Londra’da zapt edilemeyen bir Türk kamuoyundan bahsedilmesini istediğini anlatır. Bu bilgi aynı gün Hikmet Bil tarafından Kıbrıs Türk’tür Cemiyeti’nin şubelerine iletilir. Sonraki gün de olaylar başlar.

    Olayların başlaması üzerine Londra’daki görüşmeler kesildi. Bomba atılması nedeniyle Yunanistan’ı suçlayan Dışişleri Bakanı Zorlu da olayları gerekçe göstererek Türkiye’ye döndü. Sf. 87

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 87) kitabından birebir alınmıştır.

  • (6-7 Eylül 1955 İstanbul Olayları)

    Soruşturma sonunda (Selanik’te) sadece camların kırılmasına yol açan olayda bombanın konsolosluğun bahçesine dışarıdan değil içeriden konulduğu tespit edildi. O gece konsoloslukta görevli olan Hasan Uçar gözaltına alındı. Bir süre sonra da gerçek ortaya çıktı: Atatürk’ün evini Hasan Uçar ve Batı Trakya Türkeri’nden üniversite öğrencisi Oktay Engin bombalamıştı.

    Yunan soruşturmasına göre provokasyon amacıyla yapılan bombalama olayından Başkonsolos Mehmet Ali Balin de haberdardı. Sf. 84

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 84) kitabından birebir alınmıştır.

  • CIA Başkanı Allen Dulles olaylar sırasında İstanbul’daydı.

    CIA Başkanı Dulles, MAH Başkanı Behçet Türkmen’e olaylardaki tahribat yöntemlerinin komünistlerin taktiklerine uygun olduğunu söylemişti! Sf. 83

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 83) kitabından birebir alınmıştır.

  • (6-7 Eylül 1955 İstanbul Olayları)

    Başbakan Adnan Menderes de 12 Eylül günü Meclis kürsüsünde olayın komünistlerin kışkırtması olduğunu açıkladı! Sf. 82

    Bu özel mahkemelerin (Beyoğlu Özel Mahkemesi) iddianamelerinde 1.886 kişi tahrip, 1.622 kişi hırsızlık. 595 kişi yağma, 333 kişi tahrik, 21 kişi kundaklama ve 3 kişi dini kurumlara saldırmakla suçlandı. Tutuklananlar ayrıca yabancı devletlere karşı olan gösteri, ulusal çıkarları zedelemek, komünist propaganda, adam öldürme, sabotaj, baskın, tecavüz, hükümete hakaret ve orduya hakaretle suçlanıyordu. Sf. 82

    Sıkıyönetim Komutanı Nurettin Aknoz da gazetelerin genel yayın yönetmenlerini toplayarak tüm yayınlarında olayların komünistler tarafından yapıldığının yazılması talimatını verdi. NATO ve üyesi ülkeler, Meclis tartışmaları, sıkıyönetim ve hükümet aleyhine kesinlikle yazı ve haber yer almayacaktı. Sf. 83

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 82, 83) kitabından birebir alınmıştır.

  • İstanbul’daki Rum ve Ermeni aileler 15 Ağustos 1955 sabahı evlerinin kapılarına ve duvarlarına çizilen haç figürüyle uyandılar. Bazılarının evleri de isle yani soba kurumu ile işaretleniyordu. Sf. 77

    Karabelen’in yeni görevine başladığı günlerde. 6 Eylül 1955’te DP Milletvekili Mithat Perin’in Ekspres gazetesinde Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atıldığı haberi yayımlandı. İkinci baskıyla manşet yapılan haberin devamında da “intikamının kesinlikle alınacağı” şeklinde tehditler yer aldı. Sf. 77

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 007 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • Adnan Menderes ve arkadaşlarının yargılandığı Yassıada Mahkemelerinde polisin neden olayları seyrettiğinin cevabı ortaya çıkacaktı. Polise “Hırsızlık ve yangın olayları dışındakilere göz yumun emri verilmişti. Sf. 80

    Olaylar sırasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Berkan Tümerkan Yassıada’da o geceyi söyle anlattı: “Olaylardan üç saat evvel, yani saat dörtte bize Emniyet Müdürlüğü’nün merkezinden bir emir geldi. Saat beşten sonra hiçbir polis memuru karakolları terk etmeyecekti. Bu haber üzerine hepimiz binada kaldık.

    Kapıları kilitleyip bekledik. Sf. 81

    Daha sonra Yassıada yargılamalarında ortaya çıktı ki Menderes, arabasının içinde bir süre olayları seyretmişti bile. Sf. 81

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 80, 81) kitabından birebir alınmıştır.

  • (6-7 Eylül 1955 İstanbul)

    Yağmalanan yerler sadece ev ve işyerleri değildi. Kilise ve mezarlıklara da zarar verildi. Kilislerin içindeki kutsal eşya ve resimler, haçlar yakıldı. Şişli ve Balıklı’daki Rum-Ortodoks mezarlıklarında da zarar vermek için korkunç yöntemler izlenmişti. Mezar taşlarının parçalanmasıyla yetinilmemiş, mezarlar açılıp içindeki iskeletler yakılmıştı. Şişli Mezarlığı’nda yeni ölmüş Rum vatandaş Nicolas Eliasco’un mezarı açılıp, tabutu kırılarak ceset bıçaklanmıştı.

    İstanbul’un 52 yerinden aynı anda çıkarılan yangınlarla tarihi, kültürel ve sanat varlıkları bir gecede yakılıp kül edilirken en büyük yağma Beyoğlu ve çevresinde yaşandı. Rum ve Ermeni hastanelerine bile saldırılarak yangınlar çıkarıldı. Sf.79

    6-7 Eylül günlerinde süren olayların ‘”resmi” bilançosu korkunçtu: 3 ölü, 30 varalı, 73 kilise, 1 havra 8 ayazma (alt katı kilise üstü cami), 2 manastır, 3.584’ü Rumlara ait olmak üzere 5.583 işyeri ve ev tahrip edilip yakıldı. Sf. 80

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 79, 80) kitabından birebir alınmıştır.

  • Genelkurmay İstihbarat Dairesinde görevli Yüzbaşı Fuat Doğu, savaşın sonlarına doğru düzenlediği bu raporda, Ege Denizinde 12 Adalar’da bulunan Alman birliklerinin su ve yiyecek için gelip giden motorlarla kendilerine “Savaş sona eriyor bizi Yunanlılar esir alacağına, gelin siz alın” şeklinde haber yolladıklarını ifade etti, buraların alınmasını önerdi.

    Ancak İsmet İnönü bu öneriyi kabul etmedi. Sf. 72

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 007 – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır.

  • MAH’ın (1) tüm masrafları CIA tarafından karşılanıyordu. Hatta MAH mensuplarının maaşları da artık CIA tarafından ödeniyordu. Karşılığında ise iç istihbarat bilgileri veriliyordu.

    MAH’ı CIA’nın yerel örgütüne dönüştüren bu ilişkiler ağı Başbakan Adnan Menderes’in telefonlarının dinlendiği dedikoduları üzerine başlatılan araştırma sonucu tesadüfen ortaya çıktı. Sf. 67

    Teşkilatın dinleme istasyonları Amerikalılar tarafından oluşturulmuş ve bu istasyonlarda çalışanların maaşlarını da CIA ödüyordu.

    Özellikle Beyoğlu‘ndaki dinleme noktası CIA’nın bürosu gibiydi Buradan bütün telefonlar dinleniyordu.

    Amerikalıların teşkilatla ilişkileri bununla da sınırlı değildi tüm istihbarat dosyaları onların kontrolündeydi. Para karşılığında MAH’ı ele geçirmişlerdi. Teşkilatın İstanbul Bölge Başkanlığı, Emirgan İstihbarat Okulu. Yeşilköy’deki Soruşturma Teşkilatı tümüyle Amerikalıların paralarıyla dönüyordu.

    Emirgan’daki okulun parası doğrudan müdüre veriliyordu. İstanbul Bölge’ye gelen paralar ise her birimin başındaki kişiye gidiyordu. Dinleme istasyonundaki çalışanlara ise amirlere danışılmadan doğrudan zarf içinde veriliyordu. Yardım adı altında yapılan bu paralar karşılığında da iş istiyorlardı.

    Sadece CIA değil İngiltere, Fransa ve İtalya gizli servisleri de MAH’a para veriyordu.

    Hatta Yeşilköy’deki soruşturma teşkilatında Polonyalılar bile vardı;

    Ama bu ülkeler, paraları MAH’ın Ankara’daki merkezine veriyordu. CIA’nın yardımı ise artık yardım olmaktan çıkmış, MAH’ı belli bir ücret karşılığında iç istihbaratta çalıştırmaya dönüşmüştü.

    Yıllık 1-1,5 milyon lira karşılığında ülkenin tüm sırları CIA’nın eline veriliyordu.

    Ahmet Salih Korur, tüm bu bilgileri rapor halinde Başbakan Adnan Menderes’e sundu. Menderes hemen “Keselim ilişkiyi… Yalnız Amerikalıları darıltmayalım. Bize yapacakları para yardımını malzeme olarak yapsınlar. Sonra para verilecekse de bu direkt olarak servisin başına verilsin” dedi.

    Ortaya çıkan başka bir gerçek daha vardı: CIA’dan doğrudan para alımını MAH Başkanı Behçet Türkmen başlatmıştı. Bunun üzerine Türkmen 27 Mart 1957’de görevinden alındı. Sf. 68, 69

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 007 – Sf. 68, 69) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2022); MAH, MİT’in ilk adıdır, Milli Âmâle Hizmet Teşkilâtı’nın kısaltmasıdır.

  • Amerikan askeri yönergelerinin bire bir örnek alındığı yapıya göre Özel Harp Dairesi, üç ana bölümden oluşturuldu: Gayri Nizami Harp, İstikrar Hareketi ve Psikolojik Harp.

    Bunlardan Gayri Nizami Harp kendi içinde üç farklı birime ayrıldı: gerilla harekâtı, mukavemet hareketi ve kurtarma – kaçırma hareketi.

    Özel Harp Dairesi’nin eğitimlerdeki başucu kaynağı ise FM-31 koduyla başlayan Amerikan askeri yönergeleri oldu. Sf. 58

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 007 – Sf. 58) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dairenin genişletilmesi kapsamında Türkiye’nin jeopolitik önemi doğrultusunda Özel Harp Dairesi Bölge Başkanlıkları açıldı. Merkezi Ankara’da olan Özel Harp Dairesi’nin ilgili subayların atanmasından hemen sonra ilk iki bölge başkanlığı İstanbul ve İzmir’de kuruldu.

    Daha sonra Kars, Çanakkale, Konya, Edime, Samsun, Antalya ve Elazığ bölge başkanlıkları oluşturuldu. Sf. 54

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 007 – Sf. 54) kitabından birebir alınmıştır.

  • Müthiş bir gizlilik var. Özel Harpçi olan siviller kesinlikle birbirini tanımıyor.

    Sadece aynı birimdeki isimler birbirini tanır, o da yalnızca kod adlarıyla… Sf. 52

    Özel Harp Dairesinde operasyon ve eylemlerde askerler kadar önemli olan bu siviller, askerlerin Bordo Bereliler adını almasıyla birlikte onlar da Beyaz Kuvvetler diye anılmaya başlandı. Sf. 54

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 007 – Sf. 52 il 54 arası) kitabından birebir alınmıştır.