Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Garegin Abrahami Hişeyant’ın Tanıklığı (D. 1896, Adapazarı)

    1399 yılında Timurlenk Batı Ermenistan’ı istila ederek Sebastiya’ya [Sivas] gelir ve Adapazar’ı işgal eder. 1400 yılında tüm Sebastiya kazası ateşe ve kılıca dûçâr olur. Kitlesel kırımlar başlar. Ancak 400 Ermeni kaçarlar ve gece-gündüz kaçarak, gidip bataklık, nemli bir mevkiye yerleşip orada ikamete başlarlar. Tarımla, kısmen zanaatlarla uğraşırlar; buranın adını öncülerinin adına izafeten Tonikavan koyarlar, fakat daha sonra Türk hükümeti bunu Adapazar’a çevirir.

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 607) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gregor Sütçüyan’ın Tanıklığı (D; 1901 Bursa)

    Nisan’da bizim Milli Birliğimiz, Fransız hükümet temsilcileriyle müzakerelere başladı. Ayntap savunma muharebesinde görevim ulaklıktı; silah, mektup, ilaç götürüp getiriyordum. Kentin tam merkezindeki Protestan kilisesi mühimmat, Ermeni kilisesi ise zahire merkeziydi. Ermeni ‘Vrej’ [İntikam] isimli top Türkleri ve Kürtleri bozguna uğrattı. Burada vurgulamak gerekir ki, tüm cephelerde istisnasız Sivaslı, Gürünlü, Zeytunlu, Urfalı, Bursalı, Tigranakertli, tüm yörelerden gelenler, hepsi de birliktelik içinde, Milli Birlik şemsiyesi altında, Ayntap savunması kahramanlık muharebesi esnasında, kendi görevlerini tam anlamıyla yerine getirdiler. Sf. 598

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 598) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hovhannes Stepani Gasparyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Eskişehir, Yayla Köyü)

    1913’de İttihat ve Terakki Cemiyeti komitesi Talat başkanlığında gizli bir oturum yapmış, o oturuma Enver, Doktor Nazım, Bahaeddin Şakir ve başkaları da katılmıştı. Onlar Türkiye’de yaşayan Ermenileri ortadan kaldırmayı kararlaştırır ve o oturumda yok etme planını geliştirirler: yeni doğan bebeklerden en yaşlı insanlara kadar hiçbir Ermeni’yi sağ kalmamalıdır. O komite oturumunda konuşma yapan Doktor Nazım’dır. Bildirisinde: “Ben Türkiye’yi yeniden diriltmek için sizin yoldaşınız kardeşiniz oldum; sadece Türk bu topraklarda bağımsız ve egemen olarak yaşamalı, Türk olmayan unsurlar yok olmalıdır; tek bir Ermeni dahi kalmamalı, hepsi yok edilmelidir” diye konuşmuştur. Benzer bir konuşma yapan Doktor Bahaeddin Şakir en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün Ermenileri yok etmeyi önermiştir. Bu kararın altına Sultan Reşad da imzasını koyacaktı; ama Reşad’ın imzalayacağından kuşku duyduğu için, Alman büyükelçisiyle temas kurup onun kendisinden birkaç dakika önce Padişah’ın yanına gitmesini istedi. Ve büyükelçi Padişah’ın huzurundayken Talat Paşa o gizli toplantıdan çıkan kararı götürdü; büyükelçinin yanında ve onun etkisiyle kararı Sultan’a imzalattılar; o karar sayesinde de 24 Nisan 1915’te Ermeni katliamı yapıldı. Sf. 592

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 592) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hovhannes Paronyan’ın Tanıklığı (D. 1890, Eskişehir)

    En güzel evler, en güzel dükkânlar Ermenilere aitti. Türkler Ermenileri onların mal varlıklarına el koymak için sürgün etmek istediler. Bu planı gerçekleştirdiler. Ermeniler sürgüne giderken, paralarını, altınlarını elbiselerinin içine dikti; kemerlerinin içine koydu; kötü günler için yanına aldı. Türkler Ermenileri sözde korumak amacıyla atlılar görevlendirdiler; ama Ermeniler aç, susuz ve bitkin çöllere düştüler, Türkler nehir sularına rastlamamaları, su içip güçlenmemeleri, bitkin düşüp ölmeleri için Ermenilerin yolunu nehirlerden uzaklaştırıyorlardı. Sağ kalanlar gittikten sonra, yeni bir Türk ekibi geliyor, yere düşenlerin giysilerini çıkarıp, onları soyuyorlardı. Sf. 588

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 588) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hakob Karapeti Papazyan’ın Tanıklığı (D. 1891, Sivrihisar)

    (Ermenistan Cumhuriyeti Ressamlar Birliği başkanı, sanat uzmanı, Prof. Karen Ağamyan, büyük babası, Türk ordusunda askerlik yapmış olan Hakob Papazyan’ın 1975’te yazdığı, 2002 yılında bize teslim edilen bu kapsamlı tanıklığı bazı kısaltmalarla size sunuyoruz.)

    “Daha 1912 yılında İttihat ve Terakki Partisi yöneticileri Talât, Enver, Cemal Paşalar Dr., Nazım ve Behaettin Şakir (bu sonuncusu Tıp Enstitüsünde [Tıbbiye] benim hocamdı) parti toplantısında Ermeni meselesini ebediyen çözmek üzere, tüm Batı Ermeniliğini beşikteki çocuktan yetişkine kadar istisnasız yok etmeye, Ermeni sorununa son vermeye ahd ederler.”  Sf. 580

    1915 yılı Temmuzunda, Pazar günü Vardavar bayramında [Dağda Hz. İsa’nın suretinin değişmesi, Tecelli yortusu] yerel idare tarafından Sivrihisar’daki tüm Ermenilerin kentten uzaklaştırılması için, on günlük mühlet olduğuna dair emirname ilân edilir. O günden itibaren 5.000’den fazla Ermeni yas ve gözyaşları içinde günlerini geçirirler. Kent boşaltılır, tüm gayrimenkul ve menkul malları, hayvanlar, bağlar, evler, tarlalar Türklere kalır. Sf. 580

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 580) kitabından birebir alınmıştır.

  • Asatuk Hovsepi Menecyan’ın Tanıklığı (D. 1907, Afyonkarahisar)

    Sokağımızda Ermeni bir bakkal ailesi vardı. Türkler adamı, onun karısını ve erkek çocuğunu kestiler; kızına ise tecavüz ettiler. Bizim iyi kalpli Türk komşumuz o kıza acıdı; onu içeri alıp bizimle birlikte ona da baktı.

    Öyle ki, Türklerin içinde de iyi olanlar vardır. Sf. 576

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 576) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sargis Yetaryan’ın Tanıklığı (D. 1907, Afyonkarahisar)

    Ben Ermenilerin kiliseye gidip diz çöktüklerini, yere eğildiklerini, namaz kılar gibi dua ettiklerini hatırlıyorum. Dini ayinden sonra Türkçe vaaz veriliyor; Hükümete sadık kalmak, Osmanlı İmparatorluğu’nun varlığını sürdürmesine yardımcı olmak ve Vatan’a karşı olan sorumlulukları yerine getirmek için hiçbir fedakârlıktan kaçınmamak gerektiği dile getiriliyordu. Biz Ermeniler Osmanlı sayılıyorduk; Ermeni kadınlar da Türkler gibi çarşaf giyiyordu. Onları birbirlerinden ayırt etmeyi mümkün kılan tek özellik, Ermenilerin beyaz mahrama, Türklerin ise siyah çarşaf giymesiydi. Sf. 574

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 574) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sargis Yetaryan’ın Tanıklığı (D. 1907, Afyonkarahisar)

    1915’te Afyonkarahisar, Uşak, Eskişehir, Akşehir, Bursa, Bilecik, Kütahya, Adana Maraş ve Ayıntap’ta yaşayan Ermenilerin büyük bir kısmının konuştuğu dil Türkçeydi Bütün bu insanlar da sürgüne gönderildiler. Günahlarının ne olduğunu kendileri de bilmiyorlardı. Sf. 574

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 573) kitabından birebir alınmıştır.

  • Arpine Bartîkyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Afyonkarahisar)

    Amcam iş için İzmir’e gitti. Sonra da, hepimizi İzmir’e götürdü. Bir de baktık ki, Kemalist hareket baş gösterdi. İzmir’i ateşe verdiler. İlk yangını Ermeni mahallesinde çıkardılar; Aziz Stepanos kilisesini yaktılar. Zira bütün Ermeniler korunmak için o kiliseye girmişlerdi. Sonra, biz Ermeniler kaçıp deniz kıyısına gittik. Denizde bir sürü kayık vardı; ama Türkler kayıkların altını önceden delmişlerdi ki, kayıklar su alsın ve Ermeniler kurtulamasın. Sf. 573

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 573) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karapet Tigrani Kelekyan’ın Tanıklığı (D. 1904, Everek)

    Köpeklerin, yol üzerindeki Ermeni çocukların cesetlerini yediğini kendi gözlerimle gördüm. Sf. 560

    Bir gün Andranik Paşa Adana’ya geldi; onun şerefine büyük resepsiyonlar verildi, pencerelerde üç renkli Ermenistan Bayrağı dalgalanıyordu; sokaklarda Ermenice şarkılar söyleniyordu. Fransız Ordusu’nda görev yapan Ermeni lejyonerler Bay Damatyan’la birlikte Hükümet Binası’na gittiler ve binaya üç renkli bayrağı astılar. O gün Ermenilerin en mutlu günü oldu. Bir an yaşanmış bütün vahşet unutuldu. Maalesef, ötesi gün Fransız Ordusu bütün Ermeni sorumluları tutuklayıp, süngü zoruyla kendi ordugâhına götürdü ve Ermenistan Bayrağı Hükümet Binası’ndan indirildi.” Sf. 561

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 560, 561) kitabından birebir alınmıştır.

  • Veronika Gaspari Berberyan’ın Tanıklığı (D. 1907, Yozgat, Boğazlıyan Köyü)

    Elli gün sonra, Mart 1916’da kaymakam şöyle emretti: “Bir kilo Ermeni eti sağ kalmayacak; bütün Ermenileri katledeceksiniz.”

    O zamana kadar bütün Ermeni köylerinde pek çok Ermeni katledilmişti; sağ kalanların hepsi kaçıp bizim yanımızda saklanmaya gelmişlerdi. Sf. 540

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 540) kitabından birebir alınmıştır.

  • Veronika Gaspari Berberyan’ın Tanıklığı (D. 1907, Yozgat, Boğazlıyan Köyü)

    Boşanma yoktu. Kız kaçırma geleneği de vardı; ama herkes papaz tarafından evlendirilmeliydi. Katliama kadar iki kişi Türklerle evlendi. Bir Türk’ün, biri Ermeni, diğeri Türk iki karısı vardı. Adam Ermeni’yle konuşurken yüzünü ekşitiyor, Türk karısıyla konuşurken ise gülümseyerek konuşuyordu. Sf. 538

    Deri kaplı büyük bir “Haysmavurq”, Ermenice harfli Türkçe bir İncil’imiz vardı. Çünkü pek çok Ermeni Ermenice bilmiyordu. Sf. 539

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 538, 539) kitabından birebir alınmıştır.

  • Veronika Gaspari Berberyan’ın Tanıklığı (D. 1907, Yozgat, Boğazlıyan Köyü)

    En büyük sülale Araboğlu Gevorg Ağa’nınkiydi. O, koyun, yün tüccarıydı. Ermeni kuyumcular vardı; her türlü takı imal ediyorlardı: yüzükler, zincirler, bilezikler. Ermenileri iyi yaşıyorlardı. Türkler zavallıydı; yamalı, yırtık pırtık elbiseleri vardı. Mülk sahibi, çiftçi çalıştıran zengin Beyler vardı. Sf. 537

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 537) kitabından birebir alınmıştır.

  • Veronika Gaspari Berberyan’ın Tanıklığı (D. 1907, Yozgat, Boğazlıyan Köyü)

    Bizde düğünlerde Türkçe şarkılar söylemeye başlamışlardı. Ermeniler ve Türklerin tarlaları ayrıydı; ama birbirimize karşı hep sevgiyle davranırdık. Ermeni mahallesi daha iyi, daha temizdi ve ıslah olmuştu; ama Türk mahallesi daha karanlıktı; sokakları karmakarışıktı. Sf. 536

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 536) kitabından birebir alınmıştır.

  • Barunak Hovhannesî Papazyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Yozgat, Boğazlı Yan Kasabası)

    Ben öz annemi göremedim; ama 1970 ve 1975 yıllarında kız kardeşim beni ve karımı davet etti. Kayseri’ye kız kardeşimin evine gittik. Evimize. Evimize Arnavutlar yerleşmişti. O köydeki yaşlı Türkler beni hatırladılar; zira katliama kadar birbirimizle barışık ve barış içinde yaşamıştık. Artık, keçi kurban ettiler, koyun kurban ettiler; ağırladılar, gezdirdiler. Birlikte iyi vakit geçirdik. Sf. 535

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 535) kitabından birebir alınmıştır.

  • Barunak Hovhannesî Papazyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Yozgat, Boğazlı Yan Kasabası)

    Yolda bir kaynak gördük; orada yaralarımı yıkadım. Adam beni annemin yanına götürdü. Annem beni görüp sevindi; yaralarımı yıkadı; yaralarıma ilaç sürdü; beni yatağa yatırdı.

    O Türk’ün iki karısı vardı; annemle de evlendi. Anneme Fatma, bana da İbrahim adını koydu. Beni de sünnet ettiler. Ailemizden sadece ben ve annem kurtulduk; o da annemin Türk’e karı olması sayesinde.

    Annemin o Türk’ten bir kızı oldu. Türk üvey babam adı Turfanda olan başka bir Ermeni kadın daha getirdi. O Turfanda annemin çocuğu olduğu için kıskanmış; Türk gençlerine on altın verip: “Bu çocuğu götürüp, öldürün” demişti. Sf. 533

    1951’de zavallı annem Kayseri’de hastalanmış; Türk’ten olan kızı onu hastaneye götürmüş, iki gün sonra annem yüreğindeki özlemle vefat etmiş. Türkler bir çukur kazıp onu defnetmişler; ama kirlenmemesi için, onu kendi mezarlıklarına defnetmemişler. Zavallı annem garipti; o şekilde de gitti! Böylece, annem beni göremeden vefat etti.   

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 533) kitabından birebir alınmıştır.

        

  • Barunak Hovhannesî Papazyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Yozgat, Boğazlı Yan Kasabası)

    Ermeni kadınlar ise uzun don giyerler; başlarına yazma bağlarlardı. Kızların saçları kalem genişliğinde ince-ince örülür, giysileri açık renk olurdu. Erkeklerin kız seçmeye hakkı yoktu. Ebeveynler seçip, nişan yaparlardı. Erkek kızı görmezdi. Sf. 531

    Düğün havası ve oyunu Türk’tü. Köyün içinde, bol su akan bir kaynak vardı; ona Toros Efendi Kaynağı derlerdi. Bir de su değirmenimiz vardı. Devlet, kaç kovanın, kaç koyunun, ne kadar toprağın varsa ona bakar ona göre vergi alırdı. Devlet ürünün yedi kısmını sana bırakır, bir kısmını kendi alırdı. Sf. 532

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 531, 532) kitabından birebir alınmıştır.

  • Arşakuhi Petrosyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Yozgat)

    “Bir de baktık ki bir tellal geldi; başladı bağırmaya; “Haydi gâvur kesmeye gidelim! Balta, kürek alalım! Gâvur kesmeye gidelim!”

    Orada bir Türk Köyü vardı. Türk kadınlar gelip bizim için gözyaşı döktüler; öyle bir ağladılar ki sanki önlerine cenaze konmuştu. Sf. 527

    O yaralı Ermenileri boğazlamadan evvel onların elbiselerini üzerlerinden çıkardılar ki içlerine dikili altınlar kendilerine kalsın. Tenekeler altınla dolmuştu.Sf. 527

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 527) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sırbuhi Danieli Galtakyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Yozgat, Menteşe Köyü)

    Abilerime gelince 1915 başında jandarmalar köyümüzü kuşattılar ve saldırdılar. Erkekleri topladılar, köyden dışarı çıkardılar ve biz tüfek atışlarının sesini duyduk. Ağlama ve feryatlar içinde köylülerle vadiye gittik; onların cesetlerini getirdik ve gömdük. Ablalarımdan Yester evliydi ve beş yaşında bir oğlu vardı. Türk jandarmalardan biri ablamın kocasını öldürdü, ablamı kaçırıp kendi kadını yaptı, oğlunu da sünnet edip İslamlaştırdı. Henüz evlenmemiş olan diğer ablam Alis’te, başka bir jandarmanın payı oldu. Sf. 526

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 526) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mesrop Manveli Mesropyan’ın Tanıklığı (D. 1900, Yozgat)

    Bu imam 20 Ermeni öksüzü arka arkaya dizmiş ve onlara: “Siz spor yapmayı seversiniz; ben size spor yaptıracağım” deyip kalplerine nişan alarak mavzeriyle arkalarından ateş etmiştir.

    Katliamın ertesi günü sabah gün ağarırken, Ermeni öldürmeyi meslek edinen 400-500 kişi ve ayrıca civardaki Arpa Köyü’nden gelen Türk kadınlar kanlı don-gömlekleri çalmak için akbabalar gibi ölülerin üstüne üşüştüler; bu eylem kısa bir süre sonra vahşice bir kavgaya dönüşecekti. Kavganın nedeni ise sadece kanlı bezleri paylaşma sorunu değildi; bundan önce benzeri görülmemiş, duyulmamış bir nebbaşlık eylemiydi; bunun içinse, uluslararası kıstaslara göre ölüm cezası öngörülmüştür… ve işte Türk kadınlar ölülerin yuttukları ve muhtemelen ya midelerinde, ya da ince veya kalın bağırsaklarında bulunan altınları bulabilmek için, bağırsaklarını baştan sona deşiyorlardı. Sf. 524

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 524) kitabından birebir alınmıştır.