Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Kariyerinin ilk dönemlerinde Hitler yetki verme konusunda sıkıntı yaşamazdı. Kapsamlı siyasetler oluşturur, askeri ve siyasi danışmanlarının bunları uygulamalarına izin verirdi. Artık ayrıntıları takıntı haline getiriyor ve komutanlarına her fırsatta ne yapmaları gerektiğini detaylarıyla söylüyordu. Hitler’in özel onayı olmaksızın hiçbir emir verilemez hale gelmişti. Feldmareşal von Rundstedt şöyle diyordu: “izin almadan sevk ve idare edebildiğim yegâne birlik, kapımın önündeki nöbetçiler.” Sf. 245

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 245) kitabından birebir alınmıştır.

  • 20 Temmuz 1944 günü askeri komplocular Hitler’e başarısız bir bombalı saldırı düzenlediler. Bazı komplocular Rommel’in de onlarla beraber olduğunu sonunda itiraf ettiler ve Hitler komploya karışan subayların peşine düşüp onları infaz ettiğinde Rommel, Führer’inin akıl hastası olduğu sonucuna vardı. Yardımcılarından birine, “Patolojik yalancı iyice çıldırdı,” demişti. Ekim ayında rejim Rommel’e iki seçenek sundu: Sessizce intihar etmek ya da ailesiyle birlikte infaz edilmek. Naziler, onun kalp krizinden öldüğünü söylediler ve tam bir askere yakışacak görkemli bir cenaze töreni düzenlediler. Sf. 244

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 244) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aralık 1943’te Himmler, Hitler’in “zihnen hasta” olduğu kanaatine vardı ve bütün savaş tutsaklarının infaz edilmesi gibi bazı emirlere itaat etmedi. En azından iki kez (1938’de ve 1942’de) birkaç General, Hitler’in bir akıl hastanesine sevk edilmesi için önde giden psikiyatrları ikna etmeye çalıştı. (Doktorlar bunu reddettiler.) Sf. 244

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 244) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tedavi edilmemiş bipolar bozukluğu olan bir adama her gün damardan amfetamin vermek, onun karar alma süreçleri üzerinde muhtemelen büyük bir etki yaratır. Güçlü antidepresanlar olan ağız yoluyla alınan amfetaminler bile, bipolar bozukluğu olan insanların yaklaşık yarısında maniye neden olur, özellikle lityum gibi (Hitler zamanında yoktu) ruhsal durumu düzenleyen ilaçlar da bu insanlara verilmez. Sf. 242

    Hiçbir çağdaş hastane etik komitesi böylesine riskli bir araştırmaya izin vermez; bu, hasta haklarının açıkça ihlali olur. Ancak Adolf Hitler bu ihlali her gün yapıyordu. Aylarca her gün kas içinden amfetamin verilerek bu türden bir araştırmaya tabi tutulan fareler, psikoz araştırmasında hayvan modeli olarak kullanılmıştır. Kısaca belirtmek gerekirse, bunlar, özellikle ağır zihinsel hastalığı olan insanlara verildiğinde tehlikeli olan ilaçlardır. Sf. 243

    Hitler’e zaman ayarlı bomba demek bile sorunu azımsamak olur. Sf. 243

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 242, 243) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kennedy protestoların neden yükselmekte olduğunu merak ediyordu. Bir gazetenin imtiyaz sahibi ve en yakın siyah danışmanı olan Louis Martin’e başvurdu. “Zenciler öncekinden farklı fikirler geliştiriyorlar,” dedi Kennedy. “Bu fikirleri nereden alıyorlar?” “Sizden!” diye yanıtladı Martin. Sf. 219

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 219) kitabından birebir alınmıştır.

  • Adolf Hitler damar yolundan amfetamin alırdı. Göreceğimiz gibi, kendisinde gençliğinden beri ağır depresif ve manik epizotlarla (ataklarla) seyreden bipolar bozukluk vardı. Fakat bu ruhsal epizotlar, 1937 civarında depresif dönemlerinin tedavisinde amfetamin kullanana kadar, Hitler’in karizmasına ve liderlik becerilerine katkıda bulunarak pek çok bakımdan gayet yardımcı oldu. Sonra günlük damar içi enjeksiyonlarla bu tedaviye başladı. İkinci Dünya Savaşı sırasında bu uygulama her gün devam etti; bipolar bozukluğunu artırdı ve sözcüğün tam anlamıyla dünyayı mahvederken giderek daha ağır manik ve depresif epizotlar yaşadı. Sf. 206

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik İle Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 206) kitabından birebir alınmıştır.

  • Roosevelt fazla felsefe ve şiir okumaz, tarihi tercih ederdi. Entelektüel tartışmaya katılma baskısı hissettiğinde, duraksardı. Bir keresinde genç bir muhabir neredeyse tartışmaya yer bırakmayacak şekilde, “Sayın Başkan,” dedi, “yoksa siz bir Komünist misiniz?” “Hayır.” “Peki, kapitalist misiniz?” “Hayır.” “Sosyalist misiniz?” “Hayır,” dedi FDR biraz şaşırarak. “O zaman sizin felsefeniz nedir?” “Felsefe mi?” dedi Başkan, iyice şaşırmıştı. “Felsefe mi? Ben bir Hıristiyan ve bir Demokratım, hepsi bu.” Sf. 168

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 168) kitabından birebir alınmıştır.

  • Esneklik, riskten tam bir kaçınmayla değil, riske maruz kalmakla gelişir. Sf. 157

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 157) kitabından birebir alınmıştır.

  • Travmanın kendisi bazı insanlara psikolojik olarak hiçbir zarar vermeyebilir; aslında onlara yardımcı olabilir. Burada söz konusu olan travmaya rağmen değil, travma nedeniyle daha iyi olmaktır. Sf. 155

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Freud ve Frank şiddet içeren misillemenin, adaletsizliğe daha doğal bir tepki olduğu konusunda bence haklıydılar.” Sf. 136

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. ) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Şiddet kullanan bir adamın bir gün şiddet kullanmayan biri olması için umut vardır, fakat bir korkak için hiçbir umut yoktur.” Sf. 135, 136

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 135, 136) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1957’de gazeteci Martin Agronsky’yle yaptığı bir mülakatta şöyle diyordu: “Psikologlar suçluluk kompleksinin iki tepkiye yol açabileceğini söylerler. Biri pişmanlık ve değişme arzusudur. Öteki tepki ise suçluluk duyulan şeyi daha fazla yapmaktır.” Sf. 132

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 132) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1948 yılının Ocak ayında genç bir Hindu, bir dini tören sırasında Gandi’ye yaklaştı ve onu vurdu. Böylece, Hindistan, katilin sözleriyle, “dışarıda İslam’la içeride Gandi’yle yüz yüze bırakılması halinde yaşayacağı karanlık ve ölümcül bir gelecek”ten kurtuldu. Sf. 121, 122

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 121, 122) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gandi şiddetsiz ruh gücü olan satyagraha’nın Hindistan’da aslında hiç olmadığını anladı. Zayıf olduklarında şiddet kullanmayan taraftarları, bağımsızlık onları güçlendirdiği an şiddet yanlısı olmuşlardı. Kendilerine bir bayrak ve bir ordu verildiğinde, hemen birbirine savaş açmışlardı. Şiddetsizliği seçebildikleri sırada, bunu yapmayı reddediyorlardı. Ölümünden iki hafta önce, umutsuzluk içinde, bir muhabire “Satyagraha konusunda hatalı olduğu noktanın, zayıfın silahı olan pasif direnişe en yüksek değeri vermesi” olduğunu söyledi. Sf. 121

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 121) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hitler’in Polonya’yı işgal etmesinden sonra, Polonya direnişini savundu. Fakat savaş ilerledikçe Mahatma yalpaladı. Yahudilerin kitlesel olarak enterne edildiklerini işittiği zaman, dünyanın ahlaki öfkesini yükseltmek için Yahudilerin topluca intihar etmelerini tavsiye etti. Sf. 118

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 118) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gandi; “Tanrı’nın yarattığı hiçbir insan bir başka insanın kendisinden aşağı olduğunu düşünemez.” Sf. 116

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 116) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mahatma Gandi depresyondaydı. Şiddet içermeyen direniş siyasetinin de öncüsüydü. Bu iki olgunun ilişkili olduğuna inanıyorum. Sf. 109

    Çok utangaç ve çekingendi, büyüklerini eleştiremiyordu. Sf. 110

    Hayatı boyunca Gandi, kaygılı, aşırı utangaçtı; negatif ve kötümser ruh haline yatkındı. Otobiyografisinde, özellikle gençlik dönemine ilişkin bu distimik özelliklerin belirtilerini verir. Sf. 113

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 109 ile 113 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Psikologlar empatiyi, bilişsel, duygusal, motor, duyusal gibi farklı bölümlere ayırırlar. Bu ayrım, biraz soyut olmakla birlikte yararlıdır. Bilişsel empati, öteki kişinin düşüncelerini düşünmek anlamına gelir: Sizin kendi düşünceler kümenize sahip olduğunuzu bilirim ve bu düşüncelerin ne olduğunu anlamaya çalışırım. Duygusal empati, ötekinin hissettiği bir duyguyu hissetmeyi kapsar: Üzgün olduğunuzu gördüğüm zaman üzülürüm; bir bebek ağlamaya başladığında diğerleri de onu izler. Motor empati, ötekinin hareket ettiği gibi hareket etmekle ilgilidir: Bir yetişkinin güldüğünü gören bebekler gülerler. Duyusal empati, ötekinin hissettiği fiziksel bir duyumu hissetmek anlamına gelir: Acı çekiyorsun, ben de çekiyorum; miden bulanıyor ve bunu hissediyorum. Bu deneyim hamilelik sırasında da bazen yaşanır; erkek partner kadının başlangıç ağrılarını, karnının şişmesini, hatta kasılmalar sırasında çektiği acıyı deneyimleyebilir. Doktorlar buna psödosiyezi ya da sahte gebelik derler; en yüksek empatidir. Sf. 105

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 105) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir başka araştırma, kişi acı çektiği zaman ateşlenen bazı nöronların, aynı kişi bir başkasının acısına tanık olduğu zaman da ateşleneceğini gösterdi. Burada bir beyin taramasıyla aydınlatılan şey empatinin kendisidir. “Ayna nöron sistemi” kavramını türeten araştırmacılar, insan beyninin %10’unun sadece gözlemlemekte olduğu şeyi sanki yapıyormuş gibi ilettiğini buldular. Beynin onda biri empatiyi iletmek için programlanmıştı. Sf. 104, 105

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 104, 105) kitabından birebir alınmıştır.

  • Özetle oksitosin, sosyal olarak anlamlı anlarda -cinsel ilişki ve emzirme gibi- duygusal bağlanma duyguları üreten aşk ilacı gibi bir şeydir. Sürekli varlığı sosyallikle, yokluğu ise yalıtılmayla ilişkilendirilir. Empati duygusu gelişmiş kişilerin doğal olarak fazla oksitosin reseptörüne sahip olup olmadıklarını insan merak edebilir. Sf. 104

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 104) kitabından birebir alınmıştır.