Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Freud, Yahudiler arasındaki dayanışmanın başkaları tarafından nefretle karşılanmasının normal, fakat onların ev sahiplerinden farklı davranmalarının affedilmez hata olduğunu da ifade etmektedir. Sf. 124

    Alıntı;  Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç yayınları, 7. Basım 2005 – Sf. 124) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yunan zulmü altında. M.Ö. II. yüzyılda, Yahudi ruhbaniyetinin otoritesi gücünü tamamen kaybetmiştir.  …  Mesihi bir dalga başlayacaktır.  Sf. 119

    Ortaçağın en büyük Yahudi düşünürü Musa İbn Meymun’un tespit ettiği “Onüç Prensip” içerisinde de yer almıştır.  Mesih inancı, Yahudi iman esasları arasına girmiştir.  Sf. 123

    Freud, Yahudiler arasındaki dayanışmanın başkaları tarafından nefretle karşılanmasının normal, fakat onların ev sahiplerinden farklı davranmalarının affedilmez hata olduğunu da ifade etmektedir.  …  Mesih, onların umudu haline gelmiştir.

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları,  7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 124) kitabından birebir alınmıştır.

  • İslam kültüründe Mehdi kelimesi, Kıyametten önce gelmesi beklenen “birisi” için kullanılmaya başlamadan önce, “hidayete eren” halifelerden Ebu Bekr, Ömer, Osman ve Ali için kullanılmıştır.  …   Hz. Muhammed’e de “Mehdi” denilmiştir.  …  Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehit edilmesi Müslümanları çok sarsmış ve “bir kurtarıcı” ya ihtiyaç olduğu inancını ortaya çıkarmıştır.  Halkın bu manevî buhranından istifade etmek isteyenler, Muhammed b. El-Haneffiye’yi halifelik iddiasında bulunmaya teşvik etmiş ve ona “Vasi’nin oğlu Mehdi” adını vermişlerdir.  O da istemeyerek bu unvanı kullanmış ve Kaysânîler fırkasının kurucusu olmuştur.  Muhammed b. El-Haneffiyye ölmüş; fakat ölümü kabul edilmemiştir.  Öldükten sonra tekrar geleceği fikri yerleştirilmiş ve döneceği zaman beklenir olmuştur. …  “Mehdî Muntazar” (Beklenen Mehdi) haline gelmiştir.  Sf. 114

        Bu inancın (Mesih) M.Ö. 2000 yıllarında Mısır’ı etkilediği, oradan İsrailoğullarına, … Sf. 115

        Yahudilikteki bu Mesih, Davud soyundan gelecek, adı İmmanuel (Tanrı bizimle) olacak, Beyt-Lehem’de bakire bir kızdan doğacaktır. 

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları,  7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 114, 115) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Ortaçağ’ın en büyük Yahudi düşünürü Musa ibn Meymun’un tespit ettiği “On üç Prensip” içerisinde de yer almıştır. İbn Meymun’un tespit ettiği bu “on üç Prensip”, Yahudilerin iman esasları olarak bugüne kadar kabul edilegelmiştir. Böylece Mesîh inancı, Yahudi iman esasları arasına girmiştir. Sf. 123

    Alıntı;  Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç yayınları, 7. Basım 2005 – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mesih; Yahudileri kurtaracak, bozulan düzeni yeniden kuracak, dünyayı adaletle dolduracak ilahi bir temsilcidir.  Hıristiyanlıkta ve İslam’da Mesih, Hz. İsa’dır.  …  Yahudilere göre bu, Hz. Davut soyundan birisi olacak ve yalnız Yahudileri kurtaracaktır.  Türkçe sözlüklerde “hidayete eren, doğru yola giren, doğru yolda bulunan” anlamlarında kullanılan Mesih kelimesi; Arapça ‘da “kendisine rehberlik edilen, Allah tarafından yol gösterilen” manasındadır. 

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları,  7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 113) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir İngiliz yazarın, “Mason, sun’î bir Yahudi’dir” dediği kaydedilmektedir. “Hürriyet (özgürlük), Müsavat (eşitlik), Uhuvvet (kardeşlik)” masonların temel ilkelerindendir. Sf. 102

    Alıntı;  Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç yayınları, 7. Basım 2005 – Sf. 102) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu hususta T. Fristsch şöyle demektedir: “Yahudilik öteden beri zamana uymayı ve zaman cereyanlarını kendi hizmetinde kullanmayı ustacasına bilmiş ve becermiştir.. Yahudiler, para kuvvetiyle kamuoyunu etkilemeye gittikçe daha çok, daha kolay muvaffak oluyorlardı. İtalyan Yahudi’si ve Mason Montefıore’nin soydaşlarını şu aşağıdaki sözlerle uyarması boşuna değildi: “Nafile yere devletleri iflasa sürüklüyor ve devlet istikrazları yapıyorsunuz. Milletleri aldatmak ve bunaltmak için dünyadaki bütün gazeteleri elimize geçirmediğimiz sürece hâkimiyetimiz sadece bir kuruntudan ibaret kalmaya mahkûmdur.” Gerçekten Yahudiler bu alanda parlak başarılar elde etmişlerdir” Sf. 100

    Alıntı;  Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç yayınları, 7. Basım 2005 – Sf. 100) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karl Marks’ın Mason bir haham ailesine mensup olduğu belirtilmektedir.  …  1889 senesinde Edward Drumont tarafından yazılmış “La France Juıve” isimli eserin 131’inci sahifesinde, Mithat Paşa için “Macaristanlı bir hahamın oğlu olan Mithat Paşa, Türk devletinde malum (bilinen) yenilikleri yapmaya başlamıştır.  Yahudi prensiplerine dayanan mektepler açmış bu mekteplerde ihtilalci doktrinler öğretmiştir” dediği kaydedilmektedir.  …  10 yaşına Kur’ân-ı Kerim’i ezberlediği de ileri sürülmektedir.

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları,  7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 103) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sultan Bayezid; yurtsuz kalan bu Yahudilerin ricalarını reddetmemiş; Devlet ricaline;

    – ”Siz, Ferdinando’ya akıllı bir hükümdar, derdiniz. Hâlbuki o, Yahudileri memleketinden tard etmekle (çıkartmakla) mühim bir unsur ve servet kaybetti” demiş ve memnuniyetle kabul edip hakarette bulunanları da ölümle tehdit etmiştir. Sf. 99

    Alıntı;  Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç yayınları, 7. Basım 2005 – Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’de ilk defa devlet otoritesine karşı gelen ve ticarete hile karıştıranların Yahudiler olduğu; o tarihe kadar Türkler’in ticaret işlerinde çok dürüst davrandıkları ve en küçük hilekârlıktan nefret ettikleri ileri sürülmektedir. 

    …  Bir İngiliz Yazarın, “Mason, sun’î bir Yahudi’dir” dediği kaydedilmektedir. 

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları,  7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 101, 102) kitabından birebir alınmıştır.

  • T. Fristsch (Tarih boyunca Yahudi Meselesi, 108) şöyle demektedir: “Yahudilik öteden beri zamana uymayı ve zaman cereyanlarını kendi hizmetinde kullanmayı ustacasına bilmiş ve becermiştir. 

    …  İtalyan Yahudi’si ve Mason Montefiore’nin soydaşlarını şu aşağıdaki sözlerle uyarması boşuna değildi: “Nafile yere devletleri iflasa sürüklüyor ve devlet istikrazları (devlet borçlanmaları) yapıyorsunuz.  Milletleri aldatmak ve bunaltmak için dünyadaki bütün gazeteleri elimize geçirmediğimiz sürece hâkimiyetimiz sadece bir kuruntudan ibaret kalmaya mahkûmdur. …”  …  Tanrı’nın “Ele geçirmek için vardığın her ülkede daima bir yabancı olarak kal” sözünü temel kabul edip.. 

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları,  7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 100) kitabından birebir alınmıştır.

                                               

  • Dipnot: Yahudileri çiftçi yaptırmayan tarih, onları tüccar ve sarraf yaptıran yine tarihtir. (A. Galanti; Türkler ve Yahudiler, 103)

    Tevrat, Yahudilerin ziraat işleriyle uğraşmalarını emreder.  Yahudilerin tercih ettikleri meslekleri Lenç, şöyle sıralıyor: Tüccar, komisyoncu, borsacı, sarraf, gazete muharriri, yazar, yayınevi sahibi, politikacı, aktör, müzisyen, hukukçu ve doktor. Sf. 98 Dipnot: Sultan Beyazıt; yurtsuz kalan bu Yahudilerin ricalarını reddetmemiş; Devlet ricaline, -“Siz, Ferdinando’ya akıllı bir hükümdar derdiniz.  Hâlbuki o, Yahudileri memleketinden tart etmekle mühim bir unsur ve servet kaybetti” demiş ve onları memnuniyetle kabul edip hakarette bulunanları da ölümle tehdit etmiştir. 

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları,  7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Nihayet 1891-1892 yıllarında Rusya’da uygulanan korkunç katliamlardan canlarını kurtaran Yahudiler II: Abdülhamit devrinde İstanbul, İzmir, Selanik ve İskenderiye’ye yerleştirilmişlerdir.

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları,  7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 96, 97) kitabından birebir alınmıştır.

  • Niyeti, Kıbrıs alındıktan sonra kendi krallığı altında Yahudileri orada toplamaktır.  Bunun için II. Selim’i Kıbrıs’ın fethine ikna etmiştir.  …  Kıbrıs adası 1570 yılında Türklerin eline geçince 500 Yahudi’ye de orada yerleşme emri verildiğini kaydetmektedir.  … 1674’de Osmanlı Ordusu;  Lehistan’a girerek Kaminick (Kaminik) kuşatmasını yardıktan, Chockzim (Şokzim) kalesini zapt edip Rusları ric’ata mecbur ettikten sonra, burada felaket ve sefalet içinde olan Yahudiler; İstanbul ve Edirne’ye gönderilmiştir.  Daha sonra,1782 yılında Lehistan İhtilali ve taksimi yüzünden, 150-170 Yahudi hanesi, Hükümetin emriyle, İzmir ve Selanik’e nakledilmiştir. 

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları,  7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 96, 97) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karamanî Mehmet Paşa ile Türk unsurunun işbaşına gelmesi mümkün olmuştur.  Fakat bu durum, II. Beyazıt devrindeki saltanat değişikliğine kadar sürmüş, bu karışıklıktan istifadeyle Karamanî Mehmet Paşa öldürülerek, devşirmeler ve dönmeler 4 sene kadar mahrum oldukları iktidar mevkiine yeniden gelmişlerdir.  Sf. 94 

    …  Sultan II. Selim’in geçmesi ile Sarayda Yahudi nüfuzu daha da artmıştır.   Çünkü II. Selim’in (Sarı Selim) en sevdiği gözdelerinden Nur-Banu Sultan bir Yahudi kızıdır.  Kendisine ilk defa olarak Mehd-i Ulya (Padişah Anası) unvanı verilmiş…  …  III. Sultan Murad, tahta çıktığı zaman, Saray’da bir kadınlar saltanatı başlamıştır.  …  III. Mehmed devrinden beri Kira ve İstekira adındaki kadınlar da Yahudi olup vezirlere hükmeder duruma gelmişlerdir.  Sipahiler; “Sultan Selim-i Sani asrından beri bu Yahudi tagallübünden (zorbalıklarından) bıktık, usandık” diye feryat etmişleridir. 

    Sipahiler bir gün kendilerine verilen ulufenin kırık bir kızıl akça olduğunu; paranın değerinin düştüğü ve paranın azami kısmının Yahudi Kira’nın adamlarının elinde toplandığını haber almış; Şeyh-ül-İslâm Sunullah Efendi’den, aldıklarının helal olup olmadığını sormuş; “Değildir” cevabını alınca gümrükleri iltizam etmiş ve Kira kadını yakalayıp büyük oğlu ile beraber öldürmüşlerdir.  Nassi, Portekiz Yahudilerindendir.  Hıristiyanlığı kabul etmiş görünmekle beraber, Yahudiliğini devam ettiren “maran”lardandır.  …  “Siyonizm” i gerçekleştirme emeli taşımaktadır.  Sf. 95

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları,  7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 94 ile 97 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Türkiye topraklarına Yahudi akını bunlarla sınırlı kalmamıştır. 1674’de Osmanlı Ordusu; Lehistan’a girerek Kaminick (Kaminik) kuşatmasını yardıktan, Chockzim (Şokzim) kalesini zapt edip Rusları ric’ata (geri çekilmeye) mecbur ettikten sonra, burada felaket ve sefalet içinde, olan Yahudiler; İstanbul ve Edirne’ye gönderilmişlerdir. Daha sonra, 1782 yılında Lehistan İhtilali ve taksimi yüzünden, 150-200 Yahudi hanesi, Hükümetin emriyle, İzmir ve Selanik’e nakledilmiştir. Nihayet 1891- 1892 yıllarında Rusya’da uygulanan korkunç katliamlardan canlarını kurtaran Yahudiler II. Abdülhamit devrinde İstanbul, İzmir, Selanik ve İskenderiye’ye yerleştirilmişlerdir. Sf. 96, 97

    Alıntı;  Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç yayınları, 7. Basım 2005 – Sf. 96, 97) kitabından birebir alınmıştır.

  • Murat devrinde açılan Enderun, Fatih’ten itibaren Türk’ten başka her milleti Osmanlı idaresine ortak eden bir makine haline gelmiştir.  Danişmed; “Tabii böyle bir makinenin kurulması demek, Türk unsuru hariç olmak üzere bütün milletlerin iştirak edebileceği bir yabancı köle idaresi kurmak demektir.” 

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kanunî Sultan Süleyman, Macaristan’ı çiğneyip, Budin kalesine dayanınca, orada bulunan Yahudiler Yâsef Nassi’nin önderliğinde bir heyet teşkil ederek Kanunî Sultan Süleyman’ı karşılamışlardır.  …  Kanunî Sultan Süleyman zamanında Ya’sef Nassi’nin saraya intisabıyla (katılmasıyla) başlayan Yahudi nüfuzu, II. Selim zamanında gittikçe artmıştır.  Ticaret, gümrük ve iltizam (vergi toplama) işleri Yahudilerin eline geçmiştir. II. Selim’in Piyale Paşa’ya yazdığı bir hükümde şöyle ifade etmiştir: “Yahudiler, Türkiye toprağının feyziyle yaşarlar, Türk’ün hayat menbalarını (kaynaklarını) keselerine tahvil etmeye (ceplerine koymaya) uğraşırlar.  Yahudilerin bu mesailikleri (işlemleri) Türkiye’nin şefkat ve atıfetine kabul edildikleri günden itibaren başlamış, o günden itibaren Türkler arasında Yahudi düşmanlığı tevlid eylemiştir (doğmuştur).” 

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 92, 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mohaç Muharebesi’ni takiben, 1527’de, Budin Yahudileri sefaletten kurtarmak için, kadırgalar tahsis edilerek istedikleri yere nakledilmiştir.  Sultan Süleyman’ın, Macaristan kuşatmasından sonra, oradaki Yahudilerden çoğu Türkiye’ye celp edilerek Plevne’ye, Niğbolu’ya ve bilhassa Edirne’ye yerleştirilmiştir.  Bunlar da Türkler gibi, geniş bir hürriyet içinde, vatandaşlık haklarından istifade etmişlerdir.  Kanuni’nin bu lütfunu Yahudiler Mesih’in gelişi şeklinde yorumlamışlar ve takdirle karşılamışlardır.  Bu durumda, “Her halde, halâskar olan Mesih geldi.  Bize saadeti o getirdi” diye değerlendirmişlerdir. 

     Alıntı; Dönmeler Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 91, 92) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fritsch’in kaydettiği, “Yalancı fatihler gelip geçiyor.  Biz itaat ederiz ama ayakta kalırız.”  İfadesi çeşitli yorumlara açıktır.  …  XVII. Yüzyılda Kazaklar, İspanya’ya taş çıkaracak bir zulümle Yahudileri ezmiş, kılıçtan geçirmiştir.  Bunların da son durağı Türkiye olmuştur.  Türkler, 1571’de Kudüs’ü ve bütün bölgeyi zapt edince, Filistin’de bulunan 5.000 kadar Yahudi’ye dinî serbestlik tanınmıştır. 

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 90) kitabından birebir alınmıştır.