Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Katolikler, Yahudilerin din değiştirmelerini ve kızlarını Hıristiyanlarla evlendirmelerini istemiş; buna uymayanları Engizisyon Mahkemelerinden geçirerek diri diri yakmış veya kılıçtan geçirmişlerdir.  Bu zulüm, İspanya’da Müslüman hâkimiyetinin kurulmasına kadar devam etmiştir.  Yahudiler Müslümanları “Halaskârlarımız” diye karşılamışlardır.  Sf. 87

     Zahiren Katolik geçinerek İspanya ve Portekiz’de kalmış, iş ve servet sahibi olmuş Yahudiler, eski dinlerine dönmek arzusu güderek, bu iki memleketten yavaş yavaş ayrılmaya ve bunların bir kısmı da 1532 senesinden itibaren Türkiye’ye iltica etmeye başlamışlardır.  …  Galanti, 1492’de Türkiye’ye gelen Yahudilerin beraberlerinde getirdikleri matbaa sayesinde bu harsları devam ettirdiklerini, …

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 87 ile 89 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fatih’in ölümünün gözler önüne serildiğini, bunun üzerine devlet çapında bir cinayet olduğunu sanarak arkadaşlarını intikam almaya çağırdıklarını ve nümayiş yaparak, zor kullanarak Avrupa kıyısına ayak basıp, Yahudi mahallesini yağmaladıktan sonra, Saraya hücum ederek, tahtı Cem Sultan aleyhine gasp etmekle suçladıkları Vezir-i Azam’ın kafasını kestirdiklerini kaydetmektedir. Sf. 81

    Alıntı;  Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç yayınları, 7. Basım 2005 – Sf. 81) kitabından birebir alınmıştır.

  • Haçlı Seferleri sırasında Yahudiler, insan kurban etmek ve Hristiyanların Kutsal Ekmeğini (Hostie) kirletmekle suçlanmışlardır.  Bundan dolayı Kudüs’te Yahudilere karşı Hristiyan katliamları başlamış, binlerce Yahudi idam edilmiş ve bulundukları yerden sürülmüşlerdir.  

    1290’da toptan İngiltere’den, 1394’te Fransa’dan ve İspanya’da Müslüman hâkimiyetinin son bulmasıyla, 1492’de, İspanya’dan kovulmuşlardır.

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 86) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başka bir kaynağa göre de Fatih, İstanbul’u fethettikten sonra, imar işine başlamış ve şehrin nüfusunu artırmak için Anadolu ve Rumeli’nin çeşitli yerlerinden muhtelif unsurlara mensup insanlar getirtmiş, “Üsküp” şehrinden gelenleri “Üsküplü Mahallesi” adı verilen yere, “Mora” dan getirdiği Rum ailelerini Haliç sahilindeki “Fener” e yerleştirmiştir. O, önce “Selanik” ten getirdiği aileleri (Elli Cemaat) Yahudi Mahallesi’nde ve sonra “Sefed” den getirdiği aileleri de “Hasköy” de iskân etmiştir. Sf. 75

    Daha sonra, muhtelif yerlerden gelen Yahudi aileleri de kendi arzularıyla “Kuzguncuk” a yerleştirilmiştir. Yahudiler, bu Kuzguncuk’u “Kudüs toprağı” olarak kutsal saymışlardır. Burada ikameti arzu ettikleri gibi, cenazelerinin de oradaki mezarlığa defnedilmesini istemişlerdir. Sf. 74

    Alıntı;  Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç yayınları, 7. Basım 2005 – Sf. 74, 75) kitabından birebir alınmıştır.

  • …Yeniçerilerin, … devlet çapında bir cinayet olduğunu sanarak arkadaşlarını intikam almaya çağırdıklarını ve nümayiş yaparak, zor kullanarak Avrupa kıyısına ayak basıp, Yahudi mahallesini yağmaladıktan sonra, Saraya hücum ederek, tahtı Cem Sultan aleyhine gasp etmekle suçladıkları Vezir-i Azam’ın kafasını kestiklerini kaydetmektedir. 

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 81) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mora”dan getirdiği Rum ailelerini Haliç sahilindeki “Fener” e … “Selanik” ten getirdiği aileleri (Elli Cemaat) Yahudi Mahallesi’nde ve sonra “Sefed” den getirdiği aileleri de “Hasköy” de iskân etmiştir.  Daha sonra muhtelif yerlerden gelen Yahudi aileleri de kendi arzularıyla “Kuzguncuk” a yerleştirilmiştir. 

    (Dipnot: Sefed, Eski Beyrut vilayetinin Akka sancağında bir kaza merkezidir)

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 74) kitabından birebir alınmıştır.

  • …  zorla İstanbul’a getirilen bir takım Yahudilerin inşa ettikleri ibadethaneye ‘Sürgünlerin İbadethanesi’ adı verilmiştir. 

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fatih; 29 Mayıs 1453 Salı günü, Justinien’in Süleyman Mabedi’nden üstün gördüğü “Ey Süleyman! Ben seni bile mağlup ettim!” diyerek övündüğü ve 915 sene 5 ay 5 gün kilise olarak duran Ayasofya’ya girip “Secde-i Şükran”a kapanmış, iki rekât namaz kılmış ve ilk ezanı okutmuştur.  …  Galanti, “Türkler ve Yahudiler” adlı eserinde, Fatih’in İstanbul’u fethettiği zaman orada biri Rabbanî, diğeri Karaî olmak üzere iki Musevi cemaatinin varlığından bahsetmektedir.  Sf.72 

    Türkler İstanbul’u aldıklarında orada bir Yahudi mahallesi bulmuşlardır. …  Fatih İstanbul’u aldıktan sonra İstanbul’un nüfusu azalmıştı.  …  Anadolu’nun pek çok yerinde yaşayan Ermenileri ve Yahudileri İstanbul’a davet etmiş ve bazı ahvalde de zorla getirmiştir.  …  Balat, Tire, Antalya, Sinop Yahudileri…

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır.

  • Torlak’ın oynadığı büyük rol, Türk Devlet erkânının gözünü açmaya ve onları, Yahudilere karşı da ihtiyatlı davranmaya itmiştir. 

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nazım Hikmet; Materyalist (Komünist) fikirleri, Marks’tan önce Şeyh Bedreddin Simavi’nin savunduğunu ve kendisi de fikirlerini ondan aldığını ifade etmekte,  …   

    Yahudi olan Sevilla-Sharon, Kudüs’te Türkçe olarak basılan eserinde Torlak Kemal ile ilgili şöyle demektedir:

    “Şeyh Bedreddin isyanında Torlak Kemal önemli bir rol oynamış olmakla birlikte, hem bu ‘sosyalist ideolojide’, hem de isyan fikrinde bir Yahudi etkisinden söz etmek zordur.  Üstelik Torlak Kemal dinini bırakarak –muhtemelen propaganda yaptığı Müslüman çevrelerine yabancı görünmemek için- Müslümanlığa geçmiştir.  Bununla birlikte, Bizans zulmü altındaki eylemsizlikten sonra, Osmanlı yönetiminin hemen ilk yıllarında bir Yahudi’nin –olumlu veya olumsuz- bu denli ciddi ve faal rol oynama durumuna gelmiş olması kayda değer bir olaydır.  Bu olay, her şeyden önce bazı Yahudilerin ve belki de genel olarak Osmanlı-Yahudi cemaatlerinin kısa süre içinde yeni kültürlerine ‘entegre’ olduklarına işarettir.” 

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 70) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bedreddin Simavi, madde âleminin ezeli ve ebedi olduğunu; Allah’ın mahlûkattan ayrı bulunmadığını savunur.  İslâmî anlayıştaki “Haşr” ve “Ahiret” inancını kabul etmez.  O, melek ve şeytan mefhumlarını da “İyilik” ve “Fenalık” kuvvetleri şeklinde anlar.   … Şiddetli bir Materjaliste (Maddeci) demektir.  …  müritlerine izafe edilen (maledilen) ‘mum söndürme’ âdetinin kendisiyle alakadar olup olmadığı da şüpheli kalmış bir meseledir.  

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 69) kitabından birebir alınmıştır.

  • Torlak’ın bu hareketi, Şeyh Bedreddin’in din ve mezhep farkına bakmamasının yanında, Yahudiler’in, hedeflerine varmada fırsatları iyi değerlendirebildiklerine de bağlamaktadır.  Anadolu tarafında ilk önce Karaburun hareketi bastırılıp Börklüce Mustafa idam edilmiş, ondan sonra da Manisa taraflarındaki Kemalîler cezalandırılıp Torlak Kemal öldürülmüştür.  Sonra da Şeyh Bedreddin’in üzerine gidilmiş; yakalandıktan sonra ulemadan mürekkep bir heyet tarafından sorguya çekilip muhakeme edilmiş ve idam fetvasını kendisi imzalamıştır.  (Ölümü tahminen 1420-1421)  (Dipnot:  Dede Sultan Börklüce de elleri tahtaya mıhlanmış olarak şehirde teşhir edilmiştir.  …  Börklüce’nin taraftarları, onun ölmediğine inanmaktadır.) 

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 67) kitabından birebir alınmıştır.

  • Torlak, sözlükte “genç ve beceriksiz, hovarda, alışmamış hergele” ve “gezginci bâtınî” anlamına gelmektedir.  Ziya Şakir, tarihlerde Torlak Kemal diye geçen bu Yahudi’nin gerçek adının Torlak Hud ve babasının adının Kemal olduğunu, Şeyh Bedreddin Simavi ve kahyası Börklüce Mustafa’nın başlattıkları yeni “din” için kendilerine böyle bir Yahudi seçtiklerini belirtmektedir.  Sf. 63

     Torlak Kemal’in Manisalı bir Yahudi  …  onun taifesine “Kemalîler” denildiğini  …  bu isyan, Rum ve Hıristiyanlarla beraber, Anadolu’daki “Türkmen Aleviler”i de içine almaktadır.  …  Şeyh Bedreddin, torunu Hafız Halil’in yazmış olduğu manzum “Menâkıb-ı Şeyh Bedreddin”e göre Anadolu Selçukluları hükümdarı Alâüddin Keykubat’ın neslindendir. Sf. 64

     Bedreddin’in doğum yeri, tahminen 1368 tarihine doğru, Edirne yakınındaki Simavna kal’ası’dır. Sf. 65

     İsmail Hami Danişmend şöyle demektedir: “Bu komünist ihtilalinin aynı zamanda hem Anadolu’da hem Rumeli’de olması çok esaslı surette tertip edildiğini gösterir.” 

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 63 ile 66 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • … harb yıllarında tuz, şeker ve diğer gıda maddelerini Yahudilerin karaborsa haline getirdiğini; tuzun okkası yirmi para ve şekerin okkası altmış para olduğu bir sırada, bir okka şekeri dört altın liraya sattıklarını, hükümetin arama korkusundan bu gıda maddelerini kuyulara gömüp bardakla sunduklarını ve harp yıllarında Bulgarlar adına casusluk ettiklerini de kaydetmektedir. (1)

    Alıntı; Dönmeler Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 62) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2005); 1913 Edirne Muhasarası.

  • (Dipnot;) Yahudilerin biri Kudüs’te, diğeri Babil’de yazılan Talmud’ları vardır.  …  800 yılından sonra Yahudiliği kabul etmiş olan Hazar Türklerinin de Türkçe Tevrat’larının olduğu belirtilmektedir.  Selçuklular da, 1070-1080’de Suriye ve Filistin’i; 1071’de Kudüs’ü fethetmişlerdir.  1023’de Engizisyon Mahkemelerinin kurulması ve Hıristiyanların Yahudilere zulmetmesi ile bu temas daha da sıklaşmıştır.  …  Türklerin ne kadar adil ve âlicenap olduklarını öğrenince, Bursa’ya tekrar geri dönmüşlerdir. …  Süleyman Paşa, Gelibolu’yu; Sultan Murad, Ankara’yı aldığında buralarda küçük Yahudi toplulukları bulmuşlar, Sultan Murad, Edirne’yi aldığı zaman da büyük bir Yahudi kalabalığı ile karşılaşmıştır.  …  Selanik de Makedonya Yahudilerinin dini ve ticari bir merkezi haline gelmiştir.  Samuel Usque, Selanik’i İsrail’in annesi olarak vasıflandırıyor. 

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 60) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ağustos 70.  Romalı Titus, Beyt-Ha Mikdaş’ın (Süleyman Mabedi) sadece batı duvarı kaldı.  Batı duvarı, Türkler tarafından, Osmanlılar zamanında ‘Ağlama Duvarı’ diye adlandırılan ve Avrupalıların ‘Şikâyet Duvarı’ dedikleri yerdir.

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 58) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şia da, Ehl-i Sünnet’in zorla ele geçirildiğine inandıkları hilafeti, Ehl-i Sünnet’ten alıp Ehl-i Beyt’e verecek ve dünyayı huzura kavuşturacak bir kurtarıcı beklemektedir.   Bu kurtarıcı, Yahudilerin “Mesih”inin karşılığı olan “Mehdi Muntazar” dır.  …  Abdullah b. Sebe’nin Hz. Ali’ye gelerek “Sen sensin” yani “Sen İlahsın” iddiasında bulunması üzerine Hz. Ali, iki çukur açılması emrini vermiştir.  Fakat böyle bir cezalandırmadan çıkacak dedikodudan çekinerek, onu Medain’e sürmüştür.  …  İbn Sebe… ölmemiştir.  Kıyamet gününden önce bu dünyaya yeniden dönecek, cevr ile dolan arzı adaletle dolduracaktır.  …  İbn Sebe, beklenen Mehdi’nin Ali b. Ebi Talib’den başkası olmadığını ve “ilah” olduğunu da söyleyerek,  …  İbn Sevda’nın (Sebe) …  Şiiliğin asıl kurucusu Abdullah b. Sebe… 

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 52, 53) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şia, Hz. Ali’yi seven onun halife olmasını isteyen Müslümanların meydana getirdiği bir fırkadır.  İbn Sebe’den önce, Şiilikle ilgili herhangi bir aşırı hareketin olmadığı görülmektedir.  …  Hz. Osman taraftarları, onun katillerinin bulunmasını istemişlerdir.  …  Durum iki tarafı birbiriyle savaşacak duruma getirmiştir.  Bunun asıl sebebinin, Abdullah b. Sebe ve arkadaşları olduğu düşünülmektedir. 

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Gnosticism: Bu terim, Yunaca “gnose” kelimesinden türemiştir.  Gnostisizm, ilahi bilgiye bütünüyle varılabileceğini savunan eklektik Hıristiyan tasavvufudur. O, M.S. II. Yüzyılında Yahudilikte Platonculuğu Hıristiyanlıkla kaynaştırmaya çalışan ilahiyatçıların bir ürünüdür.  Kabbala da bir Yahudi Gnostisizmidir.  (Dipnottur)

    Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları, 7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 43, 44) kitabından birebir alınmıştır.

  • Galanti, “Türkler ve Yahudiler” adlı eserinin 10. sahifesinde, Fatih’in İstanbul’u fethettiği zaman orada biri Rabbani, diğeri Karaî olmak üzere iki Musevi cemaatinin varlığından bahsetmektedir. Sf.72

    Beyoğlu’nda oturan Yahudiler, onu takip eden asırlarda yavaş yavaş İstanbul içlerine sokulmuşlar ve Türkler İstanbul’u aldıklarında orada bir Yahudi mahallesi bulmuşlardır.

    Galante; “Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’u fethettikten sonra, harp esnasında ölenlerin bıraktıkları boşluk ve ahalisinin büyük bir kısmının şehri terk etmesi yüzünden İstanbul’un nüfusu azalmıştı. Pek çok meziyetlere sahip olan Fatih, yüksek siyasî görüşü iktizasınca (gereğince) yeni payitahtını emniyetli unsurlarla zenginleştirmeyi düşünerek, Anadolu’nun pek çok yerinde yaşayan Ermenileri ve Yahudileri İstanbul’a davet etmiş ve bazı ahvalde de zorla getirmiştir. O sıralarda Anadolu’dan gelen Yahudiler arasında Balat, Tire, Antalya, Sinop Yahudileri vardı ki, şehirlerinin isimlerine izafeten İstanbul’da ibadethaneler inşa etmişlerdi. Bundan başka zorla İstanbul’a getirilen bir takım Yahudilerin inşa ettikleri ibadethaneye ‘Sürgünlerin İbadethanesi’ adı verilmiştir” Sf. 73

    Alıntı;  Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç yayınları, 7. Basım 2005 – Sf. 72, 73) kitabından birebir alınmıştır.