Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, ses sanatçısı Sevim Tanürek’e otomobiliyle çarparak ölümüne neden olan oğlu Ahmet Burak Erdoğan için “Tamamen Kusursuz” raporu vererek beraatını sağlayan Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi Başkanı Eyüp Çakmak, Türkiye Denizcilik İşletmeleri’ne (TDİ) Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı. 

    Dava konusu kaza 11 Mayıs 1998 günü Şişli Abide-i Hürriyet Caddesinde saat 11.45 sıralarında meydana geldi. Yaya geçidinden yolun karşısına geçmeye çalışan Sevim Tanürek’e, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bilgi Üniversitesinde okuyan 19 yaşındaki oğlu Ahmet Burak Erdoğan otomobiliyle çarptı. Şişli Etfal Devlet hastanesine kaldırılan Tanürek, Alman hastanesinde ameliyat edildi fakat bir süre sonra yaşamını yitirdi. Sevim Tanürek hastanede yaşam mücadelesi verirken olay sırasında annesi Emine Erdoğan’a ait 34 ABR 93 plakalı Opel otomobili kullandığı ortaya çıkan Erdoğan, saat 18’de Şişli Adliyesine gizlice getirilip, nöbetçi savcı Turgay Babacan tarafından sorgulandı. Savcı, Erdoğan’ın polis ifadesini yeterli görüp, tutuksuz yargılanmasına karar verdi.

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 224, 225) kitabından birebir alınmıştır.

  • BİM’in yönetim Kurullarında AKP’lilerin ağabeyi Korkut Özal, Yasin El Kadı, Cüneyt Zapsu, George Bitar, M.P. , Kassamali Merali, Ekrem Pakdemirli, Başbakan Erdoğan’a kızının kına gecesini evinde yapacak kadar yakın olan Nakşibendi tarikatının önemli isimlerinden Mustafa Latif Topbaş yer alıyordu.

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 184) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tayyip 14 Ocak 200 tarihinde Avusturalya’da mülakat yaptığı bir radyoda, 30 binden fazla insanımızın katili kuduz ite iki defa “sayın” diyor ve ekliyordu, “Sayın Öcalan aldığı kellelerin bedelini ödüyor.” 

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 110) kitabından birebir alınmıştır.

      

  • 1993 yılında Yahudi , mason Jak Kamhi’nin oğlu Mason Jefi Kamhi ile ,… Mehmet Nazif Ülgen “Ufuktaki Cumhuriyet” adlı kitabı kaleme alıyorlardı. … ; “Cumhuriyet, egemenliği halka vermedi. Osmanlıdan hanedanlığı alıp asker ve sivil bürokrasiye verdi. … Devrimler bir anda olmaz.  Devrimler uzun yıllar kapalı kapılar ardında kahve köşelerinde, aile toplantılarında konuşulur.  Birileri çıkar bir kibrit çakar, cayır cayır yanmaya başlar…” 

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 105) kitabından birebir alınmıştır.

  • Korkut Özal, yıllar önce katıldığı bir Star tv Kırmızı Koltuk programında  “Türkiye İsrail’in liderliğinde oluşacak bir Orta Doğu ortak pazarına girmelidir.” 

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Moon Tarikatı, Kore’nin bölünmesinden hemen sonra kuruldu.  Kurucusu, CIA’nın yan kuruluşu gibi çalışan, Kore İstihbarat Teşkilatı.  …çalışmalar sonucu bugün Güney Kore nüfusunda Hıristiyanların oranı yüzde 35’i buldu.  …  Moon tarikatının bir süre önce ölen Türkiye temsilcisi Kasım Gülek, Fethullah Gülen’in sağ koluydu.

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 92, 93) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •  Erdoğan 16 Temmuz 2000 tarihinde ABD’ye gitti.  American Jewish Comitte’nin davetlisi olarak orada bulunuyordu.  Ayrıca burada JINSA (Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü) yetkilileri ile de görüşmeler yaptı.  Bu gezide kendisiyle beraber KİPTAŞ eski Genel Müdürü Erdoğan Bayraktar ve Münir İnci de yer alıyordu…

     Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fethullah Gülen’in vazifesi, İslam Dünyası’nın her tarafından süper zeki çocukları seçerek Amerika’da okutmak ve sonra onları kendi memleketlerine müstakbel siyasi ve idari kadrolar olarak göndermektir. 

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 89) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 25 Ocak 2006 tarihli Cumhuriyet Gazetesinde Hikmet Çetinkaya, kendisine bir Cumhuriyet okurunun telefon ettiğini söylüyor, konuşmayı şöyle aktarıyordu;  “Erzurum’da Komünizmle Mücadele Derneği’nde Başkanlık yapan Fethullah Gülen’in Kontrgerillayla ilişkisini neden araştırmıyorsunuz?” 

     Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 86, 87) kitabından birebir alınmıştır.

  • ADL adeta, Amerikan mafyasının halkla ilişkiler bürosu gibidir.  Kurdukları “Denizaşırı Yatırımcılar Servisi” adlı şirketle milletlerarası silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, kirli para aklama gibi işleri yürütmektedir.  10 Mart 1998 günkü Zaman gazetesi “3 gündür Türkiye’de bulunan Yahudi Liderler Heyeti, Başbakan Yılmaz, Orgeneral Çevik Bir, TBMM Başkanı Çetin ve Dışişleri Bakanı Cem’den sonra Fethullah Gülen ile görüştü…  55 Yahudi örgütünü temsilen Türkiye’de bulunan 59 kişilik (AYÖBK) Amerikan Yahudi Örgütleri Başkanları Konferansı Heyeti, Fethullah Gülen’in Türkiye’deki ve yurtdışındaki çabalarını önümüzdeki yüzyılın “Barış” asrı olması açısından önemsediklerini ve söz konusu projeye büyük ilgi duyduklarını belirttiler… 

     Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 82 ile 84 arası) kitabından birebir alınmıştır.

      

  • 1 Haziran 2005, Vakit Gazetesi haber yapıyordu, ADL, yani Anti Defamation League’nin Çevik Bir’e verdiği aynı amaçlı ödül için “Yahudilerden Üstün Hizmet Madalyası” başlığını kullanırken, Tayyip için hafif bir kıvırtma yaparak “Musevilerden Cesaret Ödülü” açıklamasında bulunuyordu.  Gerçekte ADL, bu ödülleri kendilerine üstün hizmet edenlere veriyordu.  Tayyip’in ödülü almasını Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Devlet Bakanı Ali Babacan ve Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül izliyordu.  Tayyip, ödülü alırken şöyle döktürüyordu: “Musevi düşmanlığı utanç verici bir akıl hastalığının tezahürüdür, katliamla sonuçlanan bir sapkınlıktır, sapıklıktır…  Soykırım, etnik temizlik, ırkçılık, İslam düşmanlığı, Hıristiyan düşmanlığı, yabancı düşmanlığı ve terörizm geçmişten bu güne kadar devam edegelen aynı kötülüğün farklı yüzleridir…  Başka dinlere hoşgörü göstermek bize peygamberimizin mirasıdır…  Musevi düşmanlığının Türkiye’de yeri yok…”    …  “Musevi Konseyi Başkanı Tanner, Erdoğan’a “Belediye Başkanlığınızdan beri Türkiye’deki Musevilerden hep sizinle ilgili takdir sözleri duyduk.  Şimdi sizinle tanışınca gördük ki, haklılarmış…” 

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 80) kitabından birebir alınmıştır.

  •  Şair Eşref gerek Jöntürklere gerekse İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne Yahudi kökenlilerin hâkimiyetini dile getirmek için çok anlamlı bir dörtlük söylemiştir.  Bu dörtlüğünde şöyle diyor;

    “Avdetiler ile hükümetimiz,  

    Benzedi devlet-i Yehuda’ya,  

    Bab-ı fetvayı da çıfıtlık edip, 

    Verdiler en nihayet Musa’ya” 

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007); Musa o dönemin Şeyh-ül İslam’ı, Sabetay Sevi’yi şeri mahkemede yargılayan, gizli din taşıyan Şeyhülislam Musa Efendi’den bahsediyor.

  • 6 Nisan 2002 tarihinde Başbakan Ecevit’in; “Filistin halkına karşı, dünyanın gözleri önünde soykırım uygulanmaktadır” şeklindeki..  … Ecevit’in o dönemde hastalandı (!) diyerek yattığı hastanenin sahibi Mehmet Haberal, Ankara’da bulunan Doğuş Locasının 424 Nolu üyesiydi.  …  Tayyip; Haberal’ın kedisine İhsan Doğramacı’nın emaneti olduğunu vurguluyordu. Erdoğan ve Haberal, hastane açılış törenini, protokolde kendilerine ayrılan yerde “el ele” izledi. Daha sonra kürsüye çıkan Erdoğan “.. Biz görevde olduğumuz sürece Haberal’a sahip çıkacağız…” dedi.

    … Mehmet Barlas kızını, Fahrettin Aslan’ın yakın arkadaşı 1936 yılında Urfa’dan İstanbul’a göçen Yahudi ailesinden Nesim Anter’in torunuyla evlendirmişti. 

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 73 ile 77arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU(2009); Mehmet Haberal 14 Nisan 2009 da Ergenekon Terör Örgütü ile ilişkili olduğu gerekçesi ile gözaltına alındı. Süleyman Demirel, kendisini 1980’de Zincirbozan’a uğurlayan bu organ nakli uzmanı Başkent Üniversitesi rektörü Prof. Mehmet Haberal’ı Esenboğa’da apronda Silivri’ye uğurladı.  

  • 10 Aralık 2002 tarihide ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüşüyor ona “sadakat” sözü verdikten sonra, Monarch Otelinde Musevi örgütlerinin temsilcileri ile bir araya geliyordu.  Erdoğan görüşmede; “Devlet işlerinde Liberal laik olduğunu, Devlet işleri ile devletlerarası ilişkilerde ancak laiklik temeli üzerinden bir araya gelinebileceğini, İslamcı oldukları şekildeki söylemlerin doğru olmadığını” vurguluyordu.  Tayyip konuşmasına şöyle devam ediyordu: “Şu anda Türk-İsrail ilişkilerini yeterli bulmuyorum.  Bizim iktidarımız döneminde çok daha ileri gittiğini göreceksiniz…”  Diyor ve ekliyordu: “Biz Yahudilerden çok şey öğrendik, beni İstanbul’daki dostlarımdan sorabilirsiniz.”

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tayyip Erdoğan’ı sütre gerisinde yetiştiren isimlerden biri sayılan, AKP ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ı konu alan, “Demo-İslam: Türkiye’nin Yeni Yüzü” adlı yeni bir kitap yazan İsrail Dışişleri Bakanlığı eski Müsteşarı Dr. Alo Liel ….”Erdoğan İstanbul  Belediye Başkanı’ydı.  Yahudi cemaati lideri Bensiyon Pinto’nun, Erdoğan ile görüştüğünü biliyorum.” …  CIA Ortadoğu ve Türkiye Masası Şefi, Mason, Yahudi Morton Abromowitz 15 Ekim 1996 günü Tayyip Erdoğan’ı Belediye makamında ziyaret ediyordu.  Abromowitz: “Siz İstanbul’u yönetip yıldızınızı parlatabildiğinize göre, Türkiye için de çok şey yapabilirsiniz!…” diyordu.

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 67 ile 70 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ne tesadüftür ki, Emine’nin dedeleri arasında Üzeyir, Neneleri arasında Nili, Nasra olmasının yanında kardeşi Eyüp, çocuklarının birinin ismini Şuayb koyarken bir diğerini Şeyma olarak adlandırıyordu.  Emine’nin bir diğer kardeşi Hüseyin ise oğluna Lût ismini veriyordu.

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.

  • Emine’nin babası Cemal’in babası yani Emine’nin dedesi Hamdi Ali’nin babasının adı Süleyman, annesinin adı ise Nili idi.  Nili’nin baba adı İsmail, anne adı ise Nasra’ydı.  Gülbaran ailesindeki diğer ilginç isimler ise; Üzeyir, Hacer, Fevziye, Yasin, Meho, Şeyma, Şuayb, Lut… 

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 43, 44) kitabından birebir alınmıştır.

  • Emin Çölaşan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın nüfus kayıtlarında Havuli, Farfuli ve Fatuli gibi isimlere rastlandığını yazdı.  …  “Türkçe ve Gürcüce‘nin karışımından, araya Ermenice kelimelerin de girmesiyle ortaya çıkan dile bölgede Lazca ismi verilir” dedi.  …  Ağustos 2004 yılında yaptığı Gürcistan gezisinde Gürcistan Devlet Başkanı’nın yanında; “Ben de Gürcü’yüm”  dedi.

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tayyip, Başbakan olarak memleketi Rize’nin Güneysu Beldesine gittiğinde hemşerileri kendisini “Potamya’ya hoş geldin”, “Potamya’nın Gururu” pankartlarıyla karşıladı.  Buralar Güneysu olarak bilinirdi.  Potamya ne demekti?  İşin aslı çok geçmeden ortaya çıkıyordu:  Güneysu Beldesi’nin Rumca ismi Potamya’ydı. …  Erdoğan Simitis’le gerçekleştirdiği görüşmelerde iki saati aşkın baş başa kalmıştı.  Bu konuşmalarda konuştukları dil merak konusu olmuştu.  Öyle ya, Tayyip İngilizce bilmiyor, Simitis ise Türkçeden anlamıyordu.

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 15, 16) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir atasözü: “Al turpu vur Türk’e vah yazık o turp’a.” 

    Alıntı; Türk, Türklük ve Türkler – Tuncer Baykara, (Halk Kitabevi – Sf. 240) kitabından birebir alınmıştır.