Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 6 Nisan 2002 tarihinde Başbakan Ecevit’in; “Filistin halkına karşı, dünyanın gözleri önünde soykırım uygulanmaktadır” şeklindeki..  … Ecevit’in o dönemde hastalandı (!) diyerek yattığı hastanenin sahibi Mehmet Haberal, Ankara’da bulunan Doğuş Locasının 424 Nolu üyesiydi.  …  Tayyip; Haberal’ın kedisine İhsan Doğramacı’nın emaneti olduğunu vurguluyordu. Erdoğan ve Haberal, hastane açılış törenini, protokolde kendilerine ayrılan yerde “el ele” izledi. Daha sonra kürsüye çıkan Erdoğan “.. Biz görevde olduğumuz sürece Haberal’a sahip çıkacağız…” dedi.

    … Mehmet Barlas kızını, Fahrettin Aslan’ın yakın arkadaşı 1936 yılında Urfa’dan İstanbul’a göçen Yahudi ailesinden Nesim Anter’in torunuyla evlendirmişti. 

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 73 ile 77arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU(2009); Mehmet Haberal 14 Nisan 2009 da Ergenekon Terör Örgütü ile ilişkili olduğu gerekçesi ile gözaltına alındı. Süleyman Demirel, kendisini 1980’de Zincirbozan’a uğurlayan bu organ nakli uzmanı Başkent Üniversitesi rektörü Prof. Mehmet Haberal’ı Esenboğa’da apronda Silivri’ye uğurladı.  

  • 10 Aralık 2002 tarihide ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüşüyor ona “sadakat” sözü verdikten sonra, Monarch Otelinde Musevi örgütlerinin temsilcileri ile bir araya geliyordu.  Erdoğan görüşmede; “Devlet işlerinde Liberal laik olduğunu, Devlet işleri ile devletlerarası ilişkilerde ancak laiklik temeli üzerinden bir araya gelinebileceğini, İslamcı oldukları şekildeki söylemlerin doğru olmadığını” vurguluyordu.  Tayyip konuşmasına şöyle devam ediyordu: “Şu anda Türk-İsrail ilişkilerini yeterli bulmuyorum.  Bizim iktidarımız döneminde çok daha ileri gittiğini göreceksiniz…”  Diyor ve ekliyordu: “Biz Yahudilerden çok şey öğrendik, beni İstanbul’daki dostlarımdan sorabilirsiniz.”

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tayyip Erdoğan’ı sütre gerisinde yetiştiren isimlerden biri sayılan, AKP ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ı konu alan, “Demo-İslam: Türkiye’nin Yeni Yüzü” adlı yeni bir kitap yazan İsrail Dışişleri Bakanlığı eski Müsteşarı Dr. Alo Liel ….”Erdoğan İstanbul  Belediye Başkanı’ydı.  Yahudi cemaati lideri Bensiyon Pinto’nun, Erdoğan ile görüştüğünü biliyorum.” …  CIA Ortadoğu ve Türkiye Masası Şefi, Mason, Yahudi Morton Abromowitz 15 Ekim 1996 günü Tayyip Erdoğan’ı Belediye makamında ziyaret ediyordu.  Abromowitz: “Siz İstanbul’u yönetip yıldızınızı parlatabildiğinize göre, Türkiye için de çok şey yapabilirsiniz!…” diyordu.

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 67 ile 70 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ne tesadüftür ki, Emine’nin dedeleri arasında Üzeyir, Neneleri arasında Nili, Nasra olmasının yanında kardeşi Eyüp, çocuklarının birinin ismini Şuayb koyarken bir diğerini Şeyma olarak adlandırıyordu.  Emine’nin bir diğer kardeşi Hüseyin ise oğluna Lût ismini veriyordu.

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.

  • Emine’nin babası Cemal’in babası yani Emine’nin dedesi Hamdi Ali’nin babasının adı Süleyman, annesinin adı ise Nili idi.  Nili’nin baba adı İsmail, anne adı ise Nasra’ydı.  Gülbaran ailesindeki diğer ilginç isimler ise; Üzeyir, Hacer, Fevziye, Yasin, Meho, Şeyma, Şuayb, Lut… 

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 43, 44) kitabından birebir alınmıştır.

  • Emin Çölaşan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın nüfus kayıtlarında Havuli, Farfuli ve Fatuli gibi isimlere rastlandığını yazdı.  …  “Türkçe ve Gürcüce‘nin karışımından, araya Ermenice kelimelerin de girmesiyle ortaya çıkan dile bölgede Lazca ismi verilir” dedi.  …  Ağustos 2004 yılında yaptığı Gürcistan gezisinde Gürcistan Devlet Başkanı’nın yanında; “Ben de Gürcü’yüm”  dedi.

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tayyip, Başbakan olarak memleketi Rize’nin Güneysu Beldesine gittiğinde hemşerileri kendisini “Potamya’ya hoş geldin”, “Potamya’nın Gururu” pankartlarıyla karşıladı.  Buralar Güneysu olarak bilinirdi.  Potamya ne demekti?  İşin aslı çok geçmeden ortaya çıkıyordu:  Güneysu Beldesi’nin Rumca ismi Potamya’ydı. …  Erdoğan Simitis’le gerçekleştirdiği görüşmelerde iki saati aşkın baş başa kalmıştı.  Bu konuşmalarda konuştukları dil merak konusu olmuştu.  Öyle ya, Tayyip İngilizce bilmiyor, Simitis ise Türkçeden anlamıyordu.

    Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 – Sf. 15, 16) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir atasözü: “Al turpu vur Türk’e vah yazık o turp’a.” 

    Alıntı; Türk, Türklük ve Türkler – Tuncer Baykara, (Halk Kitabevi – Sf. 240) kitabından birebir alınmıştır.

  • Anadolu, Grekçe bir kelime olup “doğu” demektir.

    Alıntı; Türk, Türklük ve Türkler – Tuncer Baykara, (Halk Kitabevi – Sf. 173) kitabından birebir alınmıştır.

  • Göriceli Koçi Bey Risalesinden ” Harem-i Humayun’a, hilaf-ı kanun, Türk ve Yörük ve Çingane ve Yahudi ve bidin (dinsiz) ve bimezhep (mezhepsiz) nice kallaş u ayyaş şehir oğlanları girer oldu!” 

    Alıntı; Türk, Türklük ve Türkler – Tuncer Baykara, (Halk Kitabevi – Sf. 239) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2009); Osmanlı’da Enderun denilen ve devlet görevlisi yetiştiren devşirme ocağa Türkler ve bazı unsurlar alınmazdı. Burada kastedilen o durumdur. Bu ifade Türkleri aşağılamak için değildir.

  • Nuh Tufanı MÖ. 3.352 ve İbrahim Peygamber MÖ. 2.000 yılları.

    Alıntı; Türk, Türklük ve Türkler – Tuncer Baykara, (Halk Kitabevi – Sf. 109) kitabından birebir alınmıştır.

  • Abbasi Halifeleri döneminde Türkler, Araplara kölelik ve paralı askerlik yapmışlar. 

    Alıntı; Türk, Türklük ve Türkler – Tuncer Baykara, (Halk Kitabevi – Sf. 173) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Araştırmacılar iki ana tip kabul ediyorlar, Eurogeoit ve Mongoloit. Türk yine peşin hükümle mongoloit kabul ediliyor..

    Alıntı; Türk, Türklük ve Türkler – Tuncer Baykara, (Halk Kitabevi – Sf. 50, 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • II. Abdülhamit, saray bahçesinde çalışan insanlara “Eşek Türk” diye bağıran Arnavut subayı “Ben de Türk’üm” diye azarlamış. 

    Alıntı; Türk, Türklük ve Türkler – Tuncer Baykara, (Halk Kitabevi – Sf. 242) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eski Türkçe de Kanun sazına yatugan, Ud’a Şadurgan deniliyormuş. 

    Alıntı; Türk, Türklük ve Türkler – Tuncer Baykara, (Halk Kitabevi – Sf. 247) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir İran atasözü: “Farisi; belagat, Arapça; fasihet, Türkçe; Siyaset, gerisi kabahat.”  

    Alıntı; Türk, Türklük ve Türkler – Tuncer Baykara, (Halk Kitabevi – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • Glorik kelimesi Ermenice yuvarlak demek. Elâzığ’da gıldırik de deniliyor. Gındırlanmak kelimesinin kökeni de budur. Pizez bir cins sinek adı, Ermenice. Elazığ’da ufak tefek insanlara pizoz deniyor.

    Alıntı; Anneannem – Fethiye Çetin, (Metis Yayınları – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 11 Kasım 1918 tarihinde Compiegne Ormanı’nda ateşkes anlaşması imzalandı. Bunu kader, insanları mahveden bir adama, Merkez Parti sorumlusu Mathias Erzberger’e (Almanya’da, Merkez Partisi sol kanadının önderi. I. Dünya Savaşı sonunda, Almanya adına ateşkes imzalamıştır. Kara Ormanlar’da tatildeyken milliyetçi bir örgütün üyelerince vurularak öldürüldü. e.n.) -çeşitli iddialara göre bir hizmetçiyle bir Yahudi işverenin gayrimeşru çocuğuydu nasip kıldı. Alman tarafını temsilen anlaşmayı imzaladı. Sf. 129

    Alıntı; Kavgam II – Adolf Hitler, Ç; Orhan Tuncay (Nokta Kitap 1. Baskı Ocak 2004 – Sf. 129) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yalvararak veya kandırarak özgürlük elde edilemez. Sf. 189

    Alıntı; Kavgam II – Adolf Hitler, Ç; Orhan Tuncay (Nokta Kitap 1. Baskı Ocak 2004 – Sf. 189) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dünyadaki bü­yük devletlerin hiçbiri tarafsız bir politika ilkesiyle değil mücadeleyle bulundukları yere geldiler. Eğer dünyanın önemli güçlü devletleri varsa, ufak devletlerin ya gele­ceklerinden vazgeçmekten veya birleşerek ve güçlenerek savaşmaktan başka şansı kalmaz. Sf. 185

    Alıntı; Kavgam II – Adolf Hitler, Ç; Orhan Tuncay (Nokta Kitap 1. Baskı Ocak 2004 – Sf. 185) kitabından birebir alınmıştır.