Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

O sene başında üçüncü sınıftan küçük Elif babasıyla gelmişti. Geçen sene boy atan, cılız, çubuk gibi zayıf bir çocuktu. Karşılamak için antreye gittiğimde uzun etekleri kırmalı soluk bir köy elbisesi içinde buldum, daha sıska, daha sarıydı. Üstelik karnı da şişti.

– Hoş geldin, diye çocuğu öptüm. Ne oldun böyle, hastalandın mı?

Kızcağız başını önüne eğdi, babası telaşla atıldı: He hocca hanım, harman zamanı çok hasta olmuş…

– Sıtma mı tuttu? Çocuğun karnı da şişmiş sıtmadan, vah yavrum!

Antre kapısında duran hademe Vahide Hanım,

– Hocahanım, seni istediler telefondan.

Hemen müdür odasına telefona koşarken arkamdan gelen Vahide Hanım kolumdan tuttu :

– Hocahanım, ben kızın halını beğenmedim. Sen beni diyne, bu kızı ebe doktoruna yolla. Ağzım açık kaldı.

– Ayol çocuk o daha!.,

– Eeee, köy hali bu.. Belli olmaz.

Dışarı çıktığımda dikkat ettim; karın gerçekten büyüktü. Hastahaneye tezkere yazıp yanına bir de hademe kattık. Baba da yanında.

– Sıtma için gönderilir mi ki hiç doktora, diye karşı koymasına rağmen onu da yolladık.

Dönüşlerinde baba antreye bağırarak girdi:

– Kızımı burada berbat ettiniz! Davacıyım! diye bağırıyor, okuldaki bütün erkekleri suçluyordu.

Hâlbuki biz kızı 25 Mayıs’ta teslim etmişiz. Şimdi l Eylül. Doktor raporu ise iki aylık hamile olduğunu yazıyor. Bunu bir türlü babaya dinletemiyoruz.

Doktora telefonla durumu anlattım. Araba gönderip gelmesini rica ettim. Bir ebe hanımı çağırıp tespit ettirdik.

Doktor gelince çıkıştı babaya:

– Neden hastanede bu gürültüyü koparmadın da burada kabarıyorsun?

Zaten biz de, ebe ve Vahide Hanım’la beraber tatlı tatlı kızı sorguya çekiyorduk. Kız sonunda:

– Bizim çobanın yanında oturdum ama iki gözüm kör ola birşey etmedik, dedi.

Doktor Bey’le adama da anlattık. Kızı aldığı tarihten bu güne kadar zamanı parmaklarımızla hesapladık 4 ay geçmişti aradan. Hele doktorun karşısında sesini kesivermişti zaten.

Kızı yanına getirdiğimizde dövmeye kalktı. Engel olduk. Doktor Bey,

– Kıza küçük bir hata gelirse hükümet seni hapseder. Bak bu kadar kişi şahidiz biz. Köyünde de okulu karalarsan hemen işitiriz, halin yaman olur, dedi.

Bu açıklamaya rağmen Erindek’ten uzun zaman öğrenci alamadık. Sf. 31

Alıntı; Dağ Çiçeklerim – Sıdıka Avar, (Öğretmen Yayınları, İnternetten PDF, Ekim 2011 – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , , , ,

Yorum bırakın