Bir telaş, bir kıyamet, Elazığ kaynıyor. Gençler, ihtiyarlar, bacılar bile bu heyecanla hareketli. Memurlar hele okullar… Eylül başı üniversite haftası… Elazığ için ne büyük şeref! Hocaların hocaları gelecek buraya… Işıklı kafalara nur verenler gelecek. 9 medrese, 13 kervansaraylı eski âlim Harput’un evlatlarına, asrın aydın profesörleri günün bilimlerini getirecek. Biz de aç kafalarımızı doyuracağız. Sf. 31
Hele sevgili bacılardan teklifler çok içten:
-Hoca’nım, ben hangi gün dersem o gün içli köfte yapam gönderem. Siz onu beceremezsiniz.
-Ben kaynanamla paklava yapam, bilisin benim kaynanam paklava yapmada Elazığ’da ünlüdür ha… Sizin postalara benzemez.
-Biz su böreği yapak gönderek mi?
-Fatiş Hanım çiğ köfteyi iyle yuğurur ki, hele bi göresin!…Nihayet geldiler. Karşılama ta Malatya’dan başladı.
Rektör Cemil Rusen eşiyle Halkevi’nde kalacaktı. Diğer profesörler bizde. Her oda filitlenmiş, kapatılmıştı. Fahrettin Kerim’le Sıddık Sami Onar birer kişilik oda istediler. Hıfzı Veldet’le Ziyaettin Fındıkoğlu, Dr. Sedat Tavafla Dr. Fahri Arel birlikte kalmak üzere odalarını seçtiler. Sf. 31
Profesörlerden Ali Nihat Tarlan, Sabri Esat Siyavuşgil, Şevket Salih Soysal, Naşit Erez de diğer odalara yerleştiler.
İlk yemeği Vilayet verdi. Hünerli bacılardan gelen börek ve baklavalar hakikaten nefisti.
Sedat Tavat Bey beni istemiş, gittim. Odasına girdiğimde elinde filit tulumbası, duvardaki bir sivrisinekle uğraşır buldum. Önce sinekler hakkında sorular sordu. Sonra sürahideki su hakkında bilgi istedi. Hepimiz musluklardan içiyorduk ama onlara Vali Çeşmesi’nden doldurtup getirtmiştik. Çeşmeye geliş yolunu biz de bilmiyorduk. Suyu 10 dakika fokur fokur kaynattıktan sonra göndermemi rica etti. Bir yandan gözleriyle duvarları araştırırken, bir yandan da Fahri Bey’e
– Yarın suları tetkik edelim, diyordu. Sf. 32
Alıntı; Dağ Çiçeklerim – Sıdıka Avar, (Öğretmen Yayınları, İnternetten PDF, Ekim 2011 – Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın