Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Enver kaçınılmaz sondan kaçamamaktadır. Kardeşi, Bakü Fatihi Nuri Paşa veya Amcası Kut Kahramanı Halil Paşa, kaçabildiler; güçlenmiş Mustafa Kemal, Türkiye’de her türlü değerli eylemliliği yasaklayınca bir köşede yaşamaya razı oldular. Kuşçubaşı Eşref de yasaklıdır ve bir parantez ile Cumhuriyetin başından itibaren uyguladığı bu yasaklama teoremini daha önce görememem, büyük hatamdır. Kabiliyetler ve inisiyatif sahipleri ve dolayısıyla büyüme tutkunları, yasaklandılar ve kapatıldılar; bu mu, çöküşün dinamiklerini barındırmak demektir. Fakat Kahraman-ı Hürriyet için bu yol kapalıdır; kendi kendisine kapatıyor; insanın kendi içinde kendinden gelen bir zor yoksa trajediyi kuramıyoruz. Çünkü içleri çok esnek ve uyumlu insanlar, trajedi dışındadırlar.

    Çöküşü önceden ve zamanında göremedim. Acı veriyor. Sf. 172

    Dar kadrolu mücadeleyi seçtiler. Sf. 173

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 173) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cahid, asıl soyadı “Üçok” olmakla, Profesör Coşkun Üçok vasıtasıyla büyük martirimiz (şehidimiz) Profesör Bahriye Üçok ile akraba idi ve Antalya’da, mübadeleden çok zengin bir ailenin henüz teen- age’inde (genç) pek güzel bir kızıydı. Paşa Hazretleri’nin Antalya’yı şereflendirdikleri zaman, üç teen-ager (genç) kız olup Afet ile dördü buldular, Afet de ol zamanda teen-age’indeydi, henüz profesör olmaktan uzaktı, Paşa Hazretleri dersleriyle yakinen alakadar oluyor ve bu nedenle her yere götürüyordu, bu dört kız Paşa’nın huzuruna çıktılar, huzurunda kalıp bira dahi içtiler, pek şatafatlı elbiselerle pek güzel danslar yaptılar. Ancak Antalyalılar bu güzel geceyi hazmedecek moderniteden pek uzaktılar ve bir de, hainâne bir tarzda, Paşa Hazretleri’nin bu üç teen-ager ve güzel kızı da manevi evlat yazacağı dedikodusunu çıkardılar. Müessif gelişmeler olmuştur. Sf. 130

    Teen-ager kızlı aileler evlerine kapandılar. Paşa Hazretleri büyük bir teessüre kapılarak derhal Antalya’yı terk ettiler. Mutat merasim aksamıştır. Danslarla göklere uçan Cahid Uçuk ise, nişan yüzüğünü havaya atarak nişanı bozdu, oğlan ailesi pek muğber oldular (küstüler), belki de nişanı oğlan tarafı iptal etti, bu daha ziyade hem mümkün ve hem de muhtemeldir ve Uçuk kız da terk-i diyar etti ve yavrucuk pek küçük yaşta İstanbul’a vasıl oldu. Amma bundan böyle pek çok ve izahı hayli müşkül izdivaç ile “Kadın Yazar” rütbesini iktisap etti. Paşa Hazretleri’ni bir dahi gördüğüne dair hiçbir rivayete sahip değiliz. Sf. 130, 131

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 130, 131) kitabından birebir alınmıştır.

  • Irk, dil ve din itibariyle Türkiye Çerkezlerinin hayli karışık olduklarını buyuruyordu. Sf. 145

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 145) kitabından birebir alınmıştır.

  • Batı dillerinde “Transkafkasya” ve Arabi “Mavera-i Kafkas” çağrılıyor, bizim yamaçtan ise “Kafkas-Berisi” demektir, Rusça “Pred-Kafkas” diyoruz, Azeriler, ki Rusyalılar ve bunlardan etkilenerek Batılılar “Tatar” tesmiye ediyorlar, Gürcüler ile bilhassa Ermeniler yaşıyorlardı, iç içedirler. İçlerine, Hazar Yahudileri, sürgünde gelip İsrael ile bağları kopuk Yahudiler ile Kripto-Yahudiler mebzulen (zibil gibi yani bol olarak) karışmışlar. Hakiki Tatarlar, Kırım Tatarları, Çerkezler ve Dağıstaniler meyanında pek çok Yahudi ve Sabetayist teşhis ediyoruz, O kadar öyle ki “dağlı” ya da Moğolca “-tay” ile yapılanı “berktay”, ki melezleme ile “dağlı” anlamına gelmekte olup, “Yahudi” karşılığında da istimal edilmektedir. Bu hal, hem her hareketin seyrinde zigzaglara sebebiyet veriyor ve hem de teşhis ve teşrihini müşkül hale getiriyor; zemin had safhada kaygandır, diyebiliyoruz. Sf. 145

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 145) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu açıdan Evangelistleri hatırlatıyorlar; bütün Yahudilerin eninde-sonunda, İsa’yı Mesih kabul edeceklerinden eminler ve bu nedenle bir Yahudi düşmanlığı sergilemiyorlar, yarın’ın Hristiyanları olarak görüyorlar. Sf. 139

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 139) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cemiyet-i Akvam, 16 Aralık 1925 tarihinde, Musul’u, Büyük Britanya lehine karara bağladı.

    Son nokta ise şudur; 1926 İngiltere için bir savaş açısından en elverişsiz bir zamandı. Çünkü Büyük Britanya, yirminci yüzyılda en büyük işçi eylemlerini işte bu yılda yaşadı, daha doğrusu, 1925-1926 yıllarındadır. Önce “genel grev” ve sonra “madenciler grevi”, İngiltere’yi ve Londra’yı sallıyordu. Maden sahipleri rekabet güçlerini yitirmişlerdi, ücretler üzerinde baskıyı arttırıyorlardı ve umum işçiler, bahusus madenciler ise pek militan davranıyorlardı. Dünyanın her yerinde ve bu arada Moskova’da, dünya kapitalizminin merkezinin sosyalizme düşmek üzere olduğuna inanılıyordu; Londra’nın sallandığı zamandaydık.

    .. işçiler cephe kurdular. Hükümet de, yakın zamanlarda, belki de ilk ve son defa, silahlı kuvvetlerini, işçilere karşı mevzilendirdi; Musul’da bir çatışma ihtimalinde, İngiliz askerleri, içerde meşguldüler. Bu hal de resmi tarihte nakıs’tır (eksiktir), kimseler bilmiyorlar.

    İngiliz Hükümeti, buna dayanarak, genel grevi illegal ilan ediyordu. Askerler, grevci işçilerin karşısına yerleştiler; iç savaşın eşiğindeydik.

    Sonunda ayak sesleri, ses olarak kaldılar, umutlar söndü, sosyalizm kurulmadı, fakat İngiltere, sınıf mücadeleleri içinde perişan haldeydi.

    İşte hediye bu şerait altındadır, belki de acıdıkları için hediye ettiler. Belki de maden ocakları kapanıyor, petrol yatakları verelim, dediler.

    İşte o kadarını bilemiyoruz. Bildiğimiz, Musul, emperyalizme hediye edilmiştir. Görüyoruz ve gösterebiliyoruz. Sf. 119, 120

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 119, 120) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanoğlunun en büyük yaşatanı ve en büyük zehiri, alışmaktır.

    Domuzlar, burunlarını pislikten, güzel oldukları için değil, alıştıkları için koparamıyorlar.

    Ve meraksızlık, isyansızlık’tır.

    İsyansızlık ise insansızlık’tır.

    Türkçe’nin düşmanları, hepsi, bizim de düşmanlarımızdır.

    İnsana en büyük ceza, insan’dan çıkarmaktır. Sf. 123, 124

    Hep sevdiklerinden kopmuş olanlar, hep ve hiç gülmezler. Sf. 125

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 123 ile 125 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Peki, bir ilgisi var mı; 16 Şubat 1926 tarihinde, Türkiye Yahudi Cemaati, Osmanlı’dan beri elinde tuttuğu azınlık haklarından, tek taraflı olarak, vazgeçtiğini ilan etti. Artık Yahudilerimiz, Türkiye Cumhuriyetinin ayrıcalıksız vatandaşları ve “Türk” olmayı kabul ediyorlardı. İşte bu tam overdetermination yılında, Yahudilerimiz, “ne mutlu türküm diyene” dediler ve Türk oldular.

    Musul’un hediye edildiği zamanda, Türk rakamını arıtıyorduk. Sf. 121

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 121) kitabından birebir alınmıştır.

  • Toynbee’nin (İngiliz tarihçi) güzel bir teşbihi daha var, hikâye ettiğimi hatırlıyorum, hırsızın müthiş olanı, asıl büyük hırsız, cürüm arkadaşlarından çalandır, diyordu. Teşbih, Londra içindi; Osmanlı mülkünü talan etmek üzere, İtalya ve Fransa ile birlikte sefere çıktılar ve evvelinde paylarını yazdılar; İtalya, Ege’de olacaktı ve Musul, Fransa’ya veriliyordu. Fransa’nın payını, kendilerine aldılar ve İtalya’nın payını Elenistan’a vermeyi denediler. Sf. 119

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 119) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yalnız masallarda esastır, kahramanlarımızın kişilikleri hakkında duyduklarımızı da nakletmemiz isabetlidir; Moorehead, Kemal Faşa Hazretleri için claustrophobia teşhisi koyuyor ki, kuşatılmış ya da kapatılmış olmaktan aşırı korku anlamındadır. Sf. 109

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 109) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kemal Bey’de protokol ve şatafat merakı son derece aşikâr idi; Sofya’ya ataşemiliter derecesinde tayin edildiğinde en lüks otelde kalması ve Cemal Paşa’dan hayranlık dolu mektup ile para istemesi calib-i dikkattir. Aynı şekilde Mütareke’de İstanbul’a geldiğinde Pera Palas’ta ikamet etmesini de izah hayli müşkil olmalıdır; o tarihte Dersaadet’te Pera’dan daha pahalı ve mutena bir otel olmadığını takdir edebiliyoruz. Sf. 105

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 104) kitabından birebir alınmıştır.

  • General Harbord, Sivas Kongresi’nin oy birliğiyle Amerikan Mandası kararı aldığı ve bunu bildirdiği görüşündedir. Harbord’un maruf raporunda, Mustafa Kemal’in şu sözleri de yer almaktadır: “After all our experience we are sure that America is the only country able to help us. We gurantee no new Turkish violences against the Armenians will take place”. Bu sözlerin de, Amerikan Mandası’na kuvvetli bir davet olarak değerlendirilmesini yerinde telakki etmek icap ediyor. Washington’da, Sivas Kongresi’nin Amerikan Mandası talep ettiğine mutlak itimat ediliyordu; resmi tarih, ne de olsa, fazla resmi’dir. Sf. 103

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 103) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Türkiye’de Amerikan Mandası Meselesi” mevzulu bir monografi yazmış olan Doktor Mine Erol, “ancak Mustafa Kemal Paşa niçin Amerikan mandası lehinde konuşanlara, söz alarak, açık ve kesin bir cevap vermedi” sorusunu da vaz etmektedir. Sivas’ta Kemal Paşa Hazretleri’nin mandaya muğayyir bir kelamı olmadığı kesindir. Sf. 104

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 104) kitabından birebir alınmıştır.

  • Falih Rıfkı Atay, “Atatürk’e, henüz Mustafa Kemal iken, padişahlığı ve halifeliği teklif ettikleri günleri hatırlıyorum” yollu da yazmıştır; bu ifade de, aşikâr, quantum metodunu yeniden davet ediyor. Nesne ile öznenin birbirinden pek de bağımsız olmadığını artık ben de ilke sayıyorum. Teklif edenlerin bir tahminleri olabilir: ayrıca, memnun etmek istediklerini de düşünebiliyoruz. Sf. 101

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 101) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu beşliyi, Rauf, Kazım, Ali Fuat, Refet ve Mustafa Kemal’i, Anadolu’da, bir “Muvakkat Hükümet” kurmak isteyen komutanlar olarak teşhis ve tespit edebiliyoruz. İkisi, Ali Fuat ve Kazım, ilki Konya’da Yirminci ve diğeri, Erzurum’da On Beşinci kolordu komutanı idiler, demek düzenli askerleri vardı. Sf. 97

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nogales Bey’den söz ediyorum, İspanyol ve yerli karışımı olarak Venezüella’da doğmuştu, “Hilal Altında Dört Yıl” nam hatıratı İspanyolca olarak, 1924 yılında yayınlanmıştı,

    Bizde subay ve “Nogales Bey” oldu.

    Hatıratı’nda, Ermeni Kırım’ını bizzat gören tek Hıristiyan olmakla da övünmektedir, Hıristiyan idi. Büyük komutanlarımızı yakından tanıdı ve dört cephede, bizim safımızda savaşmıştı.

    Mr Mears, “Erzurum Valisi” ve Nogales Bey ise, “Anadolu Kuvvetleri Genel Komutanı” tabirini kullanıyor, Sf. 95

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 95) kitabından birebir alınmıştır.

  • Osmanlı Sultanı, Şark’taki bir mukavemetin, pazarlık imkânını artıracağını düşünecek tarih bilincine sahip olmalıdır dolayısıyla Kemal Paşa’ya, Vahidettin veya Ferit’in verdikleri sözlü direktiflerde bu noktanın da yer aldığını kabul etmemiz yerindedir. Sf. 94, 95

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 94, 95) kitabından birebir alınmıştır.

  • Toynbee ne güzel söylüyor, büyük hırsızı, hırsızlık ortaklarının payından çalan olarak, tarif ediyor. Lloyd George ile birlikte, Londra, ortakları Fransa ve İtalya’nın hırsızlık torbasına el atan bir büyük hırsızdır. Sf. 94

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 94) kitabından birebir alınmıştır.

  • Almanlardan, diplomatik mahfilde, bir diplomattan üstün sayılan gazeteciler vardı; bir membaa da, “belki de Sami ırkına mensup olan bu muhabir” denilen Frankfurter Zeitung muhabiri Paul Wertz, bunlardan birisidir. Mütareke’de İngiliz Gazeteci Ward Price’ın da İngiliz servisleriyle irtibatı olduğunu, hatıratından, çıkarabiliyoruz, Mr. Price, Mustafa Kemal’in, İngilizlere hizmet arz ettiğini yazıyor; muktedir vali olarak düşünülebilir ve Price’ın bunu yetkili İngiliz Albaya intikal ettirdiğini de okuyoruz. İngiliz Albay’ın mukabelesi şayan-ı dikkattir, “Türk paşaları arasında hizmet isteyenler çoktur” dudak büktüğü de yazılıdır. Sf. 93

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mr. Mears şöyle demektedir:

    İkinci husus, “Erzurum Valisi” olarak tayin edildiği iddiasıdır. Şüphesiz, tayin kararnamesinde bu ifade yer almıyor, amma, çok geniş bir erkân ile yola çıkması ve tadat edilen (bir araya getirilen) vazifeler, böyle bir enterpretasyonun (yorumlamanın) çok da yanlış olduğu intibaını vermemektedir. Bu durum ise, Kemal Paşa Hazretleri’nin, Erzurum’da toplanan kongre azaları tarafından kabul edilmemesini ve hatta reddedilmesini daha da manidar yapmaktadır.

    Burada, üçüncü hususa geliyoruz, kelamı dikkate alacak olursak, Kemal Paşa, “hem müttefiklerin ve hem de Osmanlı Hükümeti’nin temsilcisi”

    Heyet, Paşa’nın müstevlilerin (işgalcilerin) adamı olmasından ciddi mertebede şüphe ediyordu; maalesef, bu netice önümüzdedir. Sf. 92

    Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 92) kitabından birebir alınmıştır.