Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Şimdi Amerikan ekolü hâkim olmaya başlamıştı…

    Örneğin Alman ekolünde askerler tüfekleri sağ omuzda, süngülü taşırken, o yıldan sonra Amerikan ekolünün etkisiyle, tüfekler sol omuzda taşınmaya başlandı. Alman ekolünde tüfeğin dipçiği yere değmezken, Amerikan ekolünde dipçiğin yere değmesi şarttı. Alman ekolünde bir manga 14 kişiden oluşuyordu. Amerikan ekolünde ise bu sayı 11 kişiye düştü.

    Alman ekolünde her emir yazılıydı. Amerikan ekolünde ise sözlü.

    Yasalar bile değişmeye başlamıştı; Astsubay Kanunu’yla gedikli erbaşlar, astsubay yapılmıştı. Sf. 39

    Alıntı; Bay Pipo (Bir MİT Görevlisinin Sıradışı Yaşamı; Hiram Abas) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitapçılık 26. Baskı – Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cumhuriyet gazetesi Washington kaynaklarına dayanarak verdiği haberde; Türkiye’de 320’si Dışişleri Bakanlığında, 144’ü güvenlik teşkilatlarında ve 42’si de Ticaret Bakanlığında olmak üzere 507 Amerikalının çalıştığını belirtiyordu. Amerikalılar, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kaç Amerikalının çalıştığını sır gibi saklıyorlardı. Sf. 38, 39

    Alıntı; Bay Pipo (Bir MİT Görevlisinin Sıradışı Yaşamı; Hiram Abas) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitapçılık 26. Baskı – Sf. 38, 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sınavdan geçirilerek seçilmiş Türk subayları Amerika’ya davet ediliyor, Özel Harp kurslarından geçiriliyordu.

    İlk giden 16 subay arasında ileri tarihlerde kamuoyunun yakından tanıyacağı bir isim de vardı: Yüzbaşı Alparslan Türkeş! Kansas Eyaleti’ndeki Amerikan Kara Harp Akademisi’nde eğitim görüyorlardı. Yalnız değillerdi; orada, Bolivya, Şili, Brezilya ve Arjantin’den gelen subaylar da eğitilmekteydi. Kursun geri kalanını Georgia’daki Amerikan Piyade Okulu’nda görüp, ülkelerine dönüyorlardı.

    Yüzbaşı Türkeş, yurda döner dönmez gerilla eğitimi vermeye başladı: “Amerika’daki staj dönemim bittikten sonra Türkiye’ye döndüm, Gelibolu’daki birliğime intikal ettim. Kısa bir süre sonra Çankırı Gerilla Okulu’na ‘gerilla öğretmeni’ olarak tayinim çıktı.” Sf. 38

    Alıntı; Bay Pipo (Bir MİT Görevlisinin Sıradışı Yaşamı; Hiram Abas) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitapçılık 26. Baskı – Sf. 38) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ve Türkiye’de Özel Harp Dairesi, Seferberlik Tetkik Kurulu adıyla, 27 Eylül 1952 tarihinde kuruldu.

    Düşünceyi, finansmanı ve teçhizatı Amerikalılar verdi.

    Alıntı; Bay Pipo (Bir MİT Görevlisinin Sıradışı Yaşamı; Hiram Abas) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitapçılık 26. Baskı – Sf. 31, 32) kitabından birebir alınmıştır.

  • 19 Eylül 1949 CHP Milletvekili Nihat Erim;.. “Türkiye küçük bir Amerika olacak.” Müjdesini verdi. 10 yıl sonra da Celal Bayar söyledi. Sf. 31, 32

    Alıntı; Bay Pipo (Bir MİT Görevlisinin Sıradışı Yaşamı; Hiram Abas) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitapçılık 26. Baskı – Sf. 31, 32) kitabından birebir alınmıştır.

  • 4 Temmuz 1948’de Ankara’da yapılan anlaşmayla Amerika’nın “Marshall Planı” yürürlüğe girdi. Türkiye 1948-1952 yılları arasında Marshall Planı çerçevesinde 700.000 dolar dış yardım aldı.

    Alıntı; Bay Pipo (Bir MİT Görevlisinin Sıradışı Yaşamı; Hiram Abas) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitapçılık 26. Baskı – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hiram adını Dede Elden koydu, Mason’du.

    Hiram adı masonluğun kurucusu olan duvarcı ustasından alınma. Sf. 25

    Kudüs’te Süleyman Tapınağı ustası; Hiram Abiff usta. Sf. 26

    Alıntı; Bay Pipo (Bir MİT Görevlisinin Sıradışı Yaşamı; Hiram Abas) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitapçılık 26. Baskı – Sf. 25, 26) kitabından birebir alınmıştır.

  • Diğer yandan, Washington’daki gizli servislerle çalıştığını kuvvetle tahmin ettiğimiz Mehrdad Izady’ın “The Kurds” çalışması yeni yayımlanmıştı. Izady, burada, Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı illerin Türkiye’ye bir yük olduğunu ve bu bölgenin Türkiye’den ayrılması halinde geriye kalan coğrafyada Türklerin daha müreffeh olacağını ileri sürüyordu. Sf. 606

    Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 606) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eşref Paşa, Türkiye Kürtlerini incitmek ve başka­larının kucağına itmek istemiyordu. Paşa, silahlı Kürtler ile mücadeleyi Tür­kiye sınırlarının tümüyle dışında yapmak istiyordu ve bununla, özellikle İsrael’e ters düşüyordu. Eşref Paşayı düşürdüler. Sf. 605

    Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 605) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aydınları kırmak, halkı korkutmak içindir. Dönemeçlerde, korkuya ihtiyaç var.

    Korkmuş halk, halk değil, sürüdür. Sivas Katliamı ve tıpkı, Eylülist darbeden hemen önce Maraş Katliamı misali, sürüleştirme operasyonları meyanındadır. Tekeliyet, sadece sürülerle ayakta durabilmektedir. Maraş ve Sivas Katliamları, tekeliyeti kurma, operasyonları oldular. Sf. 604

    Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 604) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlhami Soysal, Süleyman Demirel’in asıl ad ve soyadını ise, “Süleyman Sami Gündoğdu” olarak vermektedir. Sf. 597

    Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 597) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tekeliyet ise, bir komplolar düzenidir. Çünkü halk’sızdır ve çünkü taban’sızdır. Komplo, az sayıların oyunudur ve geniş kütlelerin oyun dışı kalmaları şarttır, ilaveten, komünikasyon alanındaki bütün teknolojik yeniliklere karşın, bir Orta Çağ karanlığını gerekli kılmaktadır. Şimdi bu karanlık caddelerde değil sürülerdedir. Şimdi karanlık beyinlerdedir. Sf. 592

    Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 592) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sabatayizm’de beşik “kertmesi”, Osmanî’de “beşik uleması” meşhur idi. Osmanî’de, seçilmiş ailelerin mahdumları (çocukları), daha beşikte iken müderris (profesör) tayin ile bunlar, Sf. 585

    Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 585) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gözün, beynin yerine geçtiği bir Türkiye’deyiz. Sf. 576

    Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 576) kitabından birebir alınmıştır.

  • Demek ki, camilerin, devlet eliyle, politize edilmeleri, Komünizmle Mücadele Dernekleri ile başlıyordu; Sf. 542

    Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 542) kitabından birebir alınmıştır.

  • Diplomatlarımız, düşünceli nazik ve aynı zamanda zekâ özürlüdürler.

    Darwin bize kullanılmayan organların köreldiğini de öğretmişti. Akıllarını kullanmadıkları için akıl-hareket hızını düşürüyorlar ve biz çok hızlı çalışan akla zekâ ve hızı çok düşmüş olana da “zekâ özürlüsü” tabir ediyoruz. Sf. 535

    Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 535) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • İsrail’e gönderilen ilk “diplomat” küçük bir skandal olmasa da büyük bir sürprize yol açmıştı; İsyan’ın birinci cildinde var. Türk diplomasisinden gönderilen elçinin, Türkçede “savcı” ve İbrani’de “nebi” veya “nevi”, İsrael Devlet Başkanı‘na prezantasyonu merasimi yapılıyordu, mektup sunulmaktadır. Yanında bir İsrael’li diplomat olması zorunludur ve bizde de öyle oluyor. İsrael’li Devlet Başkanı sormuştu, “Ne kadar zamandan beri, İsrael’desiniz” ve cevabın “doğuştan beri” olması gerekiyordu. Çünkü İsrael Devlet Başkanı, Ankara’dan gelmiş diplomatı Yahudi ve yanındaki İsrael’liyi de Ankaralı sanmıştı; haksız olmadığı, İsrael basınındaki tartışmalardan anlaşılmıştır. Sf. 535

     Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 535) kitabından birebir alınmıştır.

  • İspanya’da Yahudilere uygulanan ilk büyük katliam 1392 tarihinde oldu; çıkmaya başladılar ve dağıldılar, her tarafa gidiyorlardı. Türkiye’ye de geldiler ve bu tarihte Osmanlı emirliğinde dini tahakküm yoktu ve özellikle Yıldırım’ın yenilmesiyle başlayan iç savaş döneminde, nerede ise bir no man’s land izlenimi veriyordu, çıktılar. Hiç kimse davet etmedi, ihtiyaç da yoktu ve bunlara ya “avdeti” ya da “kendi gelen” deniyordu; bu ad, “kendi gelen”, kapı açıldığı söylencesini yalanlamaktadır, tekraren not etmiş haldeyim. Sf. 518

    Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 518) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Fuller, Türkiye’de daha çok biliniyor ve diğeri de daha çok bilinmeye adaydır.

    Söyledikleri çok açık; “sol güçlüydü, karşısına İslam’ı çıkardık”, demek ki, bir Washington programı idi ve Tağmaç ve Evren Darbeleri, bu programı uygulamak için yapılıyordu. Sf. 504                          

    Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 504) kitabından birebir alınmıştır.

                                                                

     

  • Kenan Evren, ülkeyi, Yahudi cemaati ve ülkücülerden devşirme bir tayfa ile yönetiyordu; Evren’in Kemalizm’i işte budur. Fakat dahası da var; bu “imamın oğlu olmakla övünen iyi yetişmemiş general, daha önce haber verdiğim üzere, Erbakan’ı hapse koymakla beraber, ülkeyi, Erbakan’ı çok aşan bir dinselliğe sokmaktan geri kalmıyordu. Bunun için seçilmiştir. Sf. 498, 499

    Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 498, 499) kitabından birebir alınmıştır.