Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Her cumhuriyet bir takım aşamalardan geçer. Bunlardan ilki, kör kitlelerin oraya buraya atılarak yaptıkları çılgınca şamatalardır.  İkincisi demagojidir ki, demagoji anarşiyi doğurur ve bu da kaçınılmaz olarak despotluğu getirir.

    Görünmeyen bir gücü kim ya da ne gibi bir durum yıkabilir?  Bizim gücümüz tam anlamıyla böyle gizli bir güçtür.  Sf.193

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 193) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Özgürlük” kelimesi insan topluluklarını her türlü kuvvete, her çeşit otoriteye, hatta Tanrı’ya ve yaratılış kanunlarına karşı dahi savaşmaya teşvik eder.  Bu yüzden krallığımızı kurduğumuz zaman, ima ettiği anlamlar ile insan kitlelerini kana susamış hayvanlara çeviren bu kelimeyi hayat sözlüğünden silmiş olacağız.

     Hayvanlar kan içerek uykuya doydukları zaman yeniden uykuya dalarlar.  Bu uyku zamanlarında kolaylıkla zincire vurulabilirler.  Fakat eğer kan verilmezse uyumazlar ve mücadeleye devam ederler.  Sf. 192

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 192) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilimin bugünkü durumu ve bizim yönlendirdiğimiz gelişimi sayesinde, insanlar basılı şeylere körü körüne inanıyorlar.  …  Bir kör, kendisinden üstün olduğuna inandığı her şeyden nefret eder.  …  Ticari faaliyetleri durduracak ve sanayiyi felce uğratacak olan ekonomik krizler, bu nefreti daha da körükleyecektir.  Bildiğimiz tüm gizli ve yasadışı yöntemler ve tamamen elimizde olan altın’ın yardımıyla, tüm dünyada yaratacağımız ekonomik krizler sayesinde, Avrupa’daki tüm ülkelerde, işçileri aynı anda sokaklara dökeceğiz.  Sf.190

     Bizim olanlara ise dokunamayacaklar.  Çünkü biz saldırı zamanını biliyor olacağız ve bize ait olanları korumak için gerekli tedbirleri almış olacağız.  …  Fransız ihtilalini hatırlayın.  Onun hazırlanışındaki sırları gayet iyi biliyoruz.  Zira o tamamıyla bizim eserimizdir.  Sf. 191

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 190, 191) kitabından birebir alınmıştır.

  • Halk, bizim telkinlerimizle tek ve yegâne savunma aracı ve birbirlerine ayrılmaz şekilde bağlı olan toplum refahı ve toplum menfaatlerinin analığı olan aristokrasiyi yok etti.  Bugün aristokrasinin yıkılması ile halk, işçilerin boynuna acımasız ve zalim bir boyunduruk vuran, merhametsiz ve alçak para babalarının eline düştü.  Biz işçileri bu zulümden kurtaracağımızı ileri sürerek sahneye çıkacak ve … sosyalistlerin, anarşistlerin ve komünistlerin saflarına katılmalarını telkin edeceğiz.  ..aristokrasi kendi çıkarı için işçilerin sağlıklı ve güçlü olmaları ile ilgilenirdi.  Biz ise bunun tam tersini, Yahudi olmayanların ölmesini istiyoruz.  Kronik kıtlık, işçi sınıfının zayıflığı, bizim ise gücümüzdür.  …  Halk kitlelerini, açlığı yaratan, yokluk, fesat ve kinle harekete geçirip, yolumuzun üstündeki tüm engelleri yine kalabalığın kendi elleriyle yok edeceğiz. Sf. 188,189

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 188, 189) kitabından birebir alınmıştır.

  • Biz ileriyi gören hükümdar ile halkın kör kuvveti arasında derin bir uçurum yarattık ki, her ikisi de anlamlarını kaybetsin.  Sf.187

    Bütün halk yoksulluk nedeniyle, ölesiye çalışma zorunluluğuyla zincirlenmiştir.  Öyle ki, bu zincirler daha önceden toprak kölesi oldukları zamankinden çok daha sıkıdır. 

    Cumhuriyetin sağladığı haklar, yoksul bir insan için acı bir alaydan fazla bir şey değildir.  Çünkü neredeyse her gün ölesiye çalışmak zorunda olması, ona bu hakları kullanma imkânı tanımaz.  Sf. 188

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 187, 188) kitabından birebir alınmıştır.

  • Basının rolü, ihtiyaçları zorunluymuş gibi göstermek, halkın şikâyetlerini dile getirmek ve hoşnutsuzluk yaratmaktır.  …  Yahudi olmayan devletler bu büyük gücü nasıl kullanacaklarını bilemediler ve bu muazzam güç bizim elimize geçti.  Basın sayesinde kendimizi perde arkasına gizleyerek halkları etkileme gücüne kavuştuk.  Her ne kadar okyanuslar gibi kan ve gözyaşı döktüysek ve birçok insanımızı kurban verdiysek de basın sayesinde altını elde ettik. Sf. 186

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 186) kitabından birebir alınmıştır.

  • Amaçlarımıza ulaşabilmemiz için, savaşların mümkün olduğunca toprak kazançları ile sonuçlanmaması gerekir.  Sf. 184

     ..seçeceğimiz yöneticiler, yönetim sanatı alanında eğitilmemiş kişilerden oluşacaktır ve bu yüzden kendilerine danışmanlık yapacak olan, bütün dünya işlerini yönetmek amacıyla çocukluğundan beri özel olarak yetiştirdiğimiz zeki ve bilgili kişilerin elinde oyunumuzun piyonları haline geleceklerdir. Sf. 184, 185 

    Planladığımız; Darwinizm, Marxizm ve Nietzscheizmin başarılarını dikkatlice düşünün.  Sf. 185

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 184, 185) kitabından birebir alınmıştır.

  • Özgürlük kavramının soyutluğu, bütün ülkelerde halkı, hükümetlerin, ülkenin sahipleri olan insanların kâhyası olmaktan öte bir şey olmadığına ve kâhyaların eski bir eldiven gibi, yenisiyle değiştirilebileceğine inandırmamızı sağladı.  Sf.183,184

    Hükümetlerin değiştirilebilir olması, bize onları atama yetkisi verdiği için, hükümetleri bize tabi hale getirdi.  Sf. 184

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 183, 184) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2019); Bu durumda Osmanlı Devletinin yıkılması Siyonizm’e yaramış!

  • Zaferimiz, ihtiyacımız olan insanlarla ilişkilerimizde, daima insan düşüncesinin en hassas duyguları olan para, tamahkârlık ve ihtiyaçları için duyduğu açgözlülük olguları üzerinde çalışılarak daha da kolaylaştırılmıştır.  Bu insani zayıflıkların her biri bireysel gelişimi felce uğratmak için yeterlidir.  İnsanların eğilimlerine göre, istekleri yerine getirilerek, faaliyetlerine engel olunmuştur.  Sf.183

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 183) kitabından birebir alınmıştır.

  • …‘Özgürlük, eşitlik, kardeşlik’ sözcükleri, saflarımıza dünyanın her köşesinden birçok katılım sağladı.  Bayrağımızı büyük bir şevkle taşıyan tüm ordumuza ve bilinçsiz ajanlarımıza teşekkür ederiz.  Bu kelimeler her zaman,… Yahudi olmayan devletlerin tüm kurumlarını harap eden musibetler oldular. Sf. 183

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 183) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudi olmayanların, sözüm ona zeki bireyleri ve bilginleri bu sözlerin içindeki gerçek anlamları çıkaramadılar, … doğada hiçbir şeklide eşitlik olmadığını, hiçbir şekilde özgürlük olamayacağını, doğanın bizzat kendisinin zekayı, karakteri ve yeteneği farklı yarattığını görmediler.  Sf.182

    Bununla beraber hanedan yönetimleri her zaman bu fikirleri esas almıştır.  Zira baba, siyaset ile ilgili tüm bilgilerini oğluna aktarırdı. Bu sebeple hanedan mensubu olanlardan başkası bu bilgilere ulaşamaz ve bu nedenle ihanet edemezdi. Sf. 183

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 182, 183) kitabından birebir alınmıştır.

  • ..Yahudi olmayanlar, alkol yüzünden düşünme yetilerini kaybetmişlerdir.  Çocukları da klasizm ve ilk çağ ahlaksızlığı ile aralarına soktuğumuz özel ajanlarımız olan öğretmenler, hizmetçiler, zenginlerin evlerindeki mürebbiyeler, kâtipler ve Yahudi olmayanların sıkça gittikleri sefahat yerlerindeki kadınlarımız aracılığıyla zehirlenerek birer ahmak olarak yetiştirilmişlerdir. Sf. 181

    Tüm itaatsizliklerin ortadan kalkması için, merhametsiz olduğumuzu bilmek onlara yetecektir.

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 181, 182) kitabından birebir alınmıştır.

  • Medeniyet, kitleler tarafından değil, yöneticiler tarafından ilerleyebilir.  Halk vahşidir ve eline geçen her türlü fırsatta bunu gösterir.  Halk hürriyeti ele geçirdiği anda, o hürriyet en çabuk şekilde vahşetin en üst derecesi olan anarşiye dönüşür. Sf. 180

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 180) kitabından birebir alınmıştır.  

  • Sonuç, yöntemleri haklı kılar.  Bu durumda, planlarımızı yaparken dikkatimizi, iyi ve ahlaka uygun olduğundan çok, gerekli ve faydalı olana çevirelim. Sf. 179

     Planlar ancak despot bir yönetici ile geniş, net ve ayrıntılı bir biçimde hazırlanabilir ve devlet mekanizmasının çeşitli bölümleri arasında dağıtılabilir.  Buradan zorunlu olarak çıkan sonuç şudur ki, herhangi bir ülke için tatminkâr bir hükümet şekli tektir.  O da sorumluluğun bir kişinin elinde toplanmasıdır.  Tavizsiz bir despotluk olmadan medeniyet olmaz.

     Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 179, 180) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hükmetmek isteyen kişi hem kurnaz hem de yapmacıklı olmalıdır.  Açık sözlülük ve dürüstlük gibi üstün insani nitelikler siyasette kusurdur.  Çünkü bunlar yönetimleri en güçlü düşmanlardan daha etkili ve kesin bir şekilde alaşağı ederler.  Bu nitelikler, Yahudi olmayanların yönetimlerine ait vasıflar olmalıdır.  Ve biz, katiyen bu vasıfları kendimize rehber edinmemeliyiz.

     Bizim hakkımız kuvvette yatar.   Sf. 178

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 178) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kalabalığın bulduğu her türlü çözüm, ya tesadüfe, ya da politik sırlardan habersiz, gülünç bir takım çözümler ileri sürerek, yönetime nifak tohumları eken kalabalık çoğunluğa bağımlıdır.

     Siyasetin ahlak ile hiçbir ortak yönü yoktur.  Ahlaka uygun bir şeklide yöneten yönetici usta bir politikacı değildir.  Ve bu yüzden tahtı sallantıdadır.

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 178) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eğer bir devlet kendini, kendi içindeki krizlerle tüketirse, ya da kendi içindeki ihtilaflar onu dış düşmanlar karşısında zayıflatırsa, telafi edilemeyecek kayıplara uğramış ve bizim hâkimiyetimiz altına girmiş demektir.  Tamamıyla bizim ellerimizde olan Sermaye Despotluğu, ona bir saman çöpü uzatır.  İster istemez bu çöpe sarılacaktır, aksi takdirde tamamen dibe vurur.  Sf. 177

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • Özgürlük fikri gerçekleştirilmesi mümkün olmayan bir fikirdir.  Çünkü hiç kimse onu aşırıya kaçmadan nasıl kullanacağını bilmez. 

    Halkı düzensiz bir kalabalık haline getirmek için, belirli bir süre özerklik tanımak yeterlidir.  Bunu yaptığınız andan itibaren, aralarında çok kısa sürede sınıf çatışmalarına dönüşecek olan yıkıcı bir mücadele başlar.

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • Beyan edeceğim şey, sistemimizin iki görüş noktasından hareket ettiğidir: kendimiz ve Yahudi olmayanlar.

    Dikkate alınması gereken bir nokta da, kötülük içgüdüleriyle dolu olan insanlarını sayısının, iyilerden çok daha fazla olmasıdır.  Bu yüzden onları yönetirken en iyi sonuçlar, soyut bilimsel tartışmalarla değil, şiddet ve yıldırma politikalarıyla elde edilir.

    Her insan iktidarı arzu eder ve eğer mümkün olsa herkes diktatör olmayı ister. Kendi refahını korumak uğruna, başkalarınınkini kurban etmeyecek insan gerçekten azdır.

    Otoritenin gevşeyen dizginleri, yaşamın bir kuralı olarak derhal bir başka el tarafından yakalanır ve bir araya getirilir.  Sf. 176

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 176, 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • III. Protokol “Judaizm Sembolik Yılanı” sözüyle açılıyor. Sf. 171

    Sembolik yılanın rotası aşağıya çizilmiştir:  Yılanın ilk durağı, İ.Ö. 429’da Avrupa’da Perikles idaresindeki Yunanistan’dı. Yılan ilk olarak bu ulusun gücünü yiyerek başladı.  İkinci durak Augustus döneminde, yaklaşık olarak İ.Ö. 69’da Roma’ydı.  Üçüncü İ.S. 1552’ de V. Charles döneminde Madrid.  Dördüncü sırada, 1790’da, XVI. Louis döneminde Paris vardı.  Beşinci sırada 1814 yılında, Napolyon’un çöküşü sırasında Londra.  Altıncı olarak 1871 yılında Franco – Prusya Savaşı sonrasında Berlin vardı.  Yedinci sırada ise 1881 yılında St. Petersburg vardı.  Sf. 172

     Saldırgan Yahudi ırkının her zaman bir önceki şehri merkez olarak kullandığını iyi biliyoruz.  İstanbul, yılanın Kudüs’e dönmeden önce uğrayacağı en son durak olarak gösteriliyor.  Bu harita Türkiye’deki Jön Türk devriminden yıllarca önce çizildi. Sf. 173

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 131, 168) kitabından birebir alınmıştır.