Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Bozmak ise bütün meslekler içinde en az yetenek isteyenidir, inşaatları yıkmak için, hiçbir kalifikasyonu olmayan ameleler kullanılması bunu gösteriyor.

    Türkiye eğlence sektörünün yıkıcıları da böyledir; hiçbir kabiliyetleri bulunmamaktadır. Oligarşi, güldürmeyen komikler, sessiz şarkıcılar, dudaksız güzeller ve Kürt – Yahudi’si türkücü ve fos sunucularla büyük bir bozma savaşı başlattı. Sf. 289

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 289) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye oligarkları (servetinin kaynağı temiz olmayanlar) aşırı korkak ve ahlâksızdır. Sf. 285

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 285) kitabından birebir alınmıştır.

  • Artık, Siyonizm, İslam’da yer tutmuştur.

    Milletvekili ve Belediye Başkanı adaylarının belirlenmesinde parti üyelerinin oylarının yasaklanması, İbranî asıllı olmayanların listeye girmelerini önlemek içindir. Düzen şansa imkân bırakmak istememektedir.

    Seçim göstermeliktir, önemli olan seçilmiş kavimden olmaktır. Sf. 284

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 284) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zamanla aptallaşmaları ve hatta kuş beyinli olmaları ise gözlenebilir bir olumsuz tariftir, bunu teşhis edebiliyoruz. Cahit Uçuk bu kötüleşmeyi önlemek için, Seferad gelinlerinin önce Hahamlarla gerdeğe girdiklerini ileri sürmektedir; bebekler gürbüz doğmaktadır, iddiası budur. Sf. 272

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 272) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2013); Cahit Uçuk, Kemal Paşa’nın Antalya’dan kızı. Gerdek gecesinin Dedelerle yaşandığı iddiası belki de Yahudi yazarların Alevilere attığı bir iftiradır.

  • Sakıp Ağa’ya devlet töreni yapıldığı için cenazenin başındaki amir, “biz gömeceğiz kimseyi koymuyoruz. Dedi.” Ancak, öyle anlıyoruz, devletin hükmü işlememiş, devlet töreni yapılamamıştır. Sabancı’yı Eriş defnetmiştir. Cüretkârâne olduğu kesindir. .. mezarının içindeki şahıs K. Eriş olarak kaydedilmektedir.

    Bu İspanyol yüzlü defineci, K. Eriş, “Üzerinde çok vasiyet var mı?” sorusuna şu cevabı veriyor; “Çok. Allah hepsine geçinden versin. Nevzat Ayaz, Kutlu Aktaş, Yalım Erez, Bircan Eresin, Korkut Özal,- – “ bu liste tanıdıktır. Sf. 267, 268

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 267 ile 271 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2005); Hoca resim de koymuş, Kadir Eriş iki binden fazla kişiyi defnetmiş, uzun yüzlü ve renkli gözlü. Sf. 271

  • Sabatay kökenli kişilerin cenaze namazları hep Teşvikiye Camiinde kılınır, cenazede imam töreni İslâm dinine göre icra edilirken, avluda bekleyenler arasında bulunan bir Hahamlar gurubu da Sabatay’cı ritüellere göre dua okurlardı. Sf. 266

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 266) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ezbere, Farisi “az” –den e-dan, “ber” ise göğüs demek olup, kalpten, İngilizce by hearth demektir. Sf. 264

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 264) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çetin Emeç, bir paraşütle büyük gazetelerin başına inip onları gazete olmaktan çıkartmıştı. Bugün Türkiye’de basının tükenmesinde en büyük ve en kötü rolü oynayanlardan birisidir.

    Ölümlüleri Tanrılaştırmak da öldürmektir. Sf. 258

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 258) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sabatay Sevi’nin ailesi de mason idi. Sevi’yi apostasy (dönme) olmaya zorlayan komitede bulunan Hayatizâde, Sabatay ile İbranî konuşuyordu, Mesih Sevi Türk dilinde kelam edemiyordu. .. Sorgucular komitesi Başkanı Vani Mehmet idi ki, .. İbranî olduğu iddiasındadırlar. Sf. 253

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 253) kitabından birebir alınmıştır.

  • Adam Smith önce ahlâk dersleri veriyordu, ahlâktan iktisada geçmiştir. Sf. 234

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 234) kitabından birebir alınmıştır.

  • Provokatör eylemi tahrik edendir, eylemci provokatör olamaz çünkü kendisi eylemde bulunmaktadır. Sf. 230

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sabatayistleri, İbranî kavminden, fakat Musevi dininden olmayanlar biçiminde tarif ediyoruz ve bu bugün Yahudiliğin kabullerine de uymaktadır. Sf. 229

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 229) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fahişelik, yatı yayıldıkça ve elit tabakalarda bir yaşam biçimi oldukça, ortadan kalkmaktadır. Buna “pahalı fahişelerin fahişeliği” adını da verebiliyoruz.

    Hep dış turizme karşı oldum, ,,, “Turizm sektörü ile fahişelik sektörü birlikte gelişiyor”. Diyordum, doğrusu ben, bir iktisatçı ve plancı olarak, yabancı para geleceği iddiası ile bir ülkenin en güzel sâhil ve koylarını ve o ülkenin halkına kapatıp sadece yabancılara tahsis etmeyi de hainâne buluyordum ve buluyorum. Sf. 214

    Şimdi bu düzen, iki boynuzlu bir öküzün üzerine binmiş durumdadır; birisi esaret ücreti ve diğeri ağır hapis cezalarıdır. Fahişelik devrimi, bu iki boynuzun marifetidir. Sf. 215

    Fahişelik ilga edilmiştir. Artık fahişe, sadece yoksullar içinde vücudunu satanlara denmektedir ve önemini yitirmiştir, varlıklılar için fahişelik kalkmış görünüyor; onlar ki sadece birlikte oluyorlar ve bu birlikte olmalarının süresi bir saate inmiştir. Sf. 229

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 214 ile 229 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Parisli olmak üzereydim, korktum, Türkiye’ye hapse kaçtım.

    İktisat okuyordum, Yale’de çok iyi okutuyorlardı ve ben çok iyi okuyordum; çok iyi okuduğum için iktisat mesleğinin, geri zekâlılaştıran bir eğitim olduğunu hemen anladım ve bunu, Kemal Derviş ile Asaf Savaş’a bıraktım, kaçtım. Sf. 206

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 206) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlk Üstad-ı Âzam Orhan Hançerlioğlu, Türkiye Büyük Mason mahfili ilk Üstadı. Sf. 198

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 198) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu ülkede “dünyaca tanınmış tarihçi” var da, isim – bilim disiplinini ben mi duyurmak zorunda kaldım; isim – bilim ve mezar taşı okuması yoksa o ülkede tarihçilikten ve milli tarih yazımından söz edemeyiz.

    a) Selçuk’un oğullarının hepsinin İbranî isimler taşıdıkları görmezlikten gelinirse, Selçuklu “Rum” Sultanlığını sadece çarpıtarak yazabiliriz ve çarpık yazılmıştır.

    e) Osman’ın adının “Otman” olması çok önemlidir. Sf. 194

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 194) kitabından birebir alınmıştır.

  • Demek ki bütün seçimler boştur ve göstermeliktir, önemli olan seçilmiş doğmaktır. Sf. 182

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 182) kitabından birebir alınmıştır.

  • Polis öğrenci dövmeye benimle başlamıştı. Sf. 178

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 178) kitabından birebir alınmıştır.

  • TKP’nin son Kâtip-i Umumisi, “Biz araştırmazdık, Sovyetler Birliği Komünist Partisinin pek çok bilim adamı vardı, pek çok enstitüsü vardı, onlara güvenir ve onlara bakardık.” Demişti, çok samimi ve gerçekçi bir itiraftır. Bir süreci açıklamaktadır, doğrusu “gizli” Kemalist arkadaşlarımın hepsini zaman içinde aptallaştıklarını görüyordum.

    Hem TKP’liler ve hem de Hariciyeciler beyinlerini kullanmazlar; ilki Moskova’nın, ikincisi Washington’ın beyin kullanımına bel bağlar. Sf. 174

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 174) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kadın hakları Cumhuriyetten çok önce girmişti, Hamit, pek çok kız okulu açtı. Devlet işlerinde daha çok kadın çalıştırmaya gelince, savaşlarda çok erkek kırılmıştı, mecburiyet vardı. Sf. 139

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 139) kitabından birebir alınmıştır.