Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Amaç; Cahun, Vambery, Gökalp, Köprülü ve hepsi için, Türkleri, çevre kavimlerden koparmak, düşman yapmak bir “Kızıl Elma” düşü ile ayaklarını yerden kesmekti. Sf. 37

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 37) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dinsellik, eninde sonunda ikidir; birincisi dışa kapalılıktır, … ikincisi, dindarlık, eninde sonunda ahlâk’tır, tutucu bir ahlâktır, .. ama şimdi ülke, tarihin en ahlâksız dönemini yaşamaktadır. Sf. 12

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

  • .. Bu İslam’ın siyonize olduğunun maddesel kanıtıdır; kütlesel etkisi bu yönde oluyordu ve gerçek inananlar ortada duran İslam’dan şüphe etmeye başlıyordu. Sf. 12

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

  • En inandırıcı olan maddedir. Sf. 12

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

  • YAKUBÎ (ARAPADOS)KARAKAŞ (HONİEROS)KAPANCI (KAVALYENOS) 
    Din adamları; PeytanDin adamları; OganDin adamları; Hoca, sakallı 
    Yakup Çelebi, Hamdi Beyler) 690Mustafa Çelebi (Müminler) Osman Baba 690İbrahim Ağa 1726 
    Mezarları; Maçka’daMezarları; BülbülderesiMezarları; Feriköy. 
    İslâm’a en yakın, asimile olmuşAsimile olmamışAsimile olmuş 
    Evlendikleri ilk gece cemaat sırları, iibadet 13 yaşında.Fevziye Hatun Mektepleri, Işık LisesiModern TC nin kurulması, Önemli hizmetlerde. 
    Saray Erkânı ve Devlet GörevlisiDini ritüelleri en çok Uygulayanlar.Serteller ve Derviş Ailesi. 
    Dr. Şefik Hüsnü, Ahmet Emin Yalman, Fevziati, Boğaziçi Koleji, Bilgin Ailesi,  İpekçiler, İsmail Cem, Maliyeci Cavit BeyTerakki Okulları 
     Cemaat sırları 13 yaşında.  

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hegel, bize, düşünce’nin çok güçlü ve silahtan da güçlü olduğunu öğretmişti. Marx, kütlesini vücut yapan düşüncenin hiçbir silahla alt edilemeyeceğini eklemiştir.

    Düşünemeyenlerden, …hepsinden tiksiniyorum, sürü’dürler, onlar bizim sürü olmadığımızı bilmiyorlar ve ne yazık biz onları sürü görüyoruz. Sf. 11

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şimdi bu Gur, oğlu ile A. Babacan’ı “bacanak” yapmış ve bir daha meşhur olmuştur. Bu akrabalık hayırlıdır, çünkü Hilmi’den olma, Güner’den doğma bu Babacan’ın zevcelerinin kızlık soyadının “yurter” olduğunu da, bu vesile ile öğreniyoruz; böylece, Babacan’a “baldız” ve Gür’e gelin kız Yurter’in, adının “didem” olduğu da ortaya çıkıyor ki, bu sözcüğün, Farsça “gördüm” sözcüğünden başkaca bir anlamını, bulamıyoruz. Ayrıca bu sözcük, “gördüm”, ile yakınlığı­mız, “Ali’yi gördüm, Ali’yi” nefesi sayesiyle kurulmaktadır. Fakat buradaki “Ali”, bildiğimiz “Ali” olmayıp Tanrıdır ve konumuz dışında kalmaktadır. Sf. 607

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 607) kitabından birebir alınmıştır.

  • “AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, dün Washington’da görüştüğü Musevi lobisinin temsilcisine Türk – İsrail ilişkilerini daha da geliştirecekleri sözünü verdi. Erdoğan dün ilk olarak ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüştü.

    Erdoğan ardından da kaldığı Monarch otelinde Musevi lobilerinin temsilcilerinden oluşan 15 kişilik bir heyet İle bir araya geldi. Samimi bir havada geçtiği gözlenen görüşmede, Musevi lobisinin temsilcileri ağırlıklı olarak Türk-İsrail ilişkilerini dile getirirken, Erdoğan da “Şu andaki Türk-İsrail ilişkilerini yeterli bulmuyorum. Biz bu ilişkilerin çok daha ileri gitmesini istiyoruz. Bizim iktidarımız döneminde çok daha ileri gittiğini göreceksiniz” dedi.” Sf. 600

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 600) kitabından birebir alınmıştır.

  • Artık biliyoruz, Karacaahmet’in içinde Bülbülderesi’nde sadece Sabatayistlerimiz yatmaktadır; Mesih Sabetay Sevi’nin bülbüller öterken, tekrar gelece­ğine inanılmaktadır. Sf. 590, 591

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 590, 591) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Eğer Yahudiler Yahudi olarak kalabilirlerse, eğer partizanlık nedeniyle aralarında bir ayrılık olmazsa, yani aralarındaki kardeşlik bağ­larını sürdürebilirlerse anti-Siyonizm yok olmaya mahkûm olacaktır. Ve merhum Theodor Herzl’in dileği olan Yahudilerin kendi toprakları olmasını istiyorsak, bu topraklar, Türkiye’dedir.” Sf. 498

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 495) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu, Cumhuriyet ile birlikte, bir Kemalist teorisyen olarak ortaya çıkan Moiz Kohen’dir. Daha sonra “Tekinalp” adıyla çalışan Kohen, Hamburg’da toplanan Dokuzuncu Siyonistler Kongresinde, Türkiye delegesi olarak konuşmuş ve Türkiye’yi, “Kenan Ülkesi”, başka bir deyişle de “Kutsal Toprak” ilan etmişti. Yahudilerin Yurt’u Osmanlı Türkiye’si başka yurt yok, diyordu. Göç, Filistin’den çok Türkiye’ye olmalıdır; bu çağrıyı yapıyordu. Sf. 495

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 495) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ben-Gurion da, Ermeni Tehciri tarihinde İstanbul’da idi, “toplantı” diyorum. Ben-Gurion müfrit bir Siyonist bilinmektedir; başbakan olduğu zaman, eski bir gizli örgütçüye yakışır bir biçimde, yine gizlice Türkiye’ye gelmişti Ben-Gurion’un, Türkiye tarihinin en önemli ikili anlaşmalarından birisini gerçekleştirdiğini, birinci kitabın dördüncü bölümüne ekte, göstermiştim. Hâlâ gizlidir. Burada Türkiye ile Israel arasında “tamamlayan kavimler” kavramı da icat edilmişti; şimdiye kadar üzerinde hiç durulmamış olmasına hep şaşırmak zorundayız. Sf. 488

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 488) kitabından birebir alınmıştır.

  • Liman Paşa Yahudi idi ve sahra karargâhında bile Yahudi şeriatına göre yemek hazırlıyordu, “koşer”  diyorlar. Liman Paşa’nın buraya gönderilmesinin amacı da Kutsal Toprakları korumak olarak formüle ediliyor ki not etmiş oluyorum. Sf.486

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 486) kitabından birebir alınmıştır.

  • Morgenthau’nun savaş sonrası Türk-Elen mübadelesine el atmış olduğunu da okuyoruz ki, gerçekten pek önemli ve açıklayıcı bul­mak durumundayız; böyle bir “mübadele”, Türk gelenekleri içine girmemek­tedir. Biz Türklerde hükümranlık dışına halk çıkarmak çok ender olmaktadır. Kaldı ki, özellikle Anadolu’nun içlerinde yüzyıllardan uzun bir zamandır yan­şayan Elenlerin, bu kanlı çatışma döneminde, herhangi bir düşmanca hare­ketine dair kayıtlardan da yoksun haldeyiz O halde, bu çok acı mübadelede Siyonist Morgenthau’nun inisiyatifi var mı; bu soruyu soruyoruz. Sf. 481

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 481) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarihteki en önemli faciaların birisinde, “1915 Ermeni Tehciri” diyebiliriz, H. Morgenthau, Liman von Sanders ve David Ben-Gurion, eski soyadı “Gruen”, İstanbul’da idiler. Üçü de Yahudi kavmindendiler, birincisi ve üçüncüsünün Siyonist olduklarında kuşkumuz yoktur ve Liman Paşa’nın Siyonizm’i ise tartışmalıdır; en azından elimde yeterli kaynak, henüz bulunmamaktadır. İlki, Amerika Birleşik Devletleri’nin, İstanbul Büyükelçisi idi, güçlüdür ve üçüncüsü, Siyonizm için İstanbul’a göçmeye, Türkçe öğrenmeye ve Türkiye’de tahsil ile Osmanlı Parlamentosu’na girmeye önem veriyordu,

    Siyonizm bakımından, kilit saydığı bir yerdir.  İkincisi, Osmanlı Ordularına komuta edenlerden birisi olup, son olarak, Filistin Ordusu’nun başına getirilmişti. Sf. 479

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 479) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kurtuluş Savaşından sonra Elenistan’a göçen Elenlerden birisinin anlatımında çok düşündürücü bir nokta buluyoruz. Acıklı olduğu kadar da düşündürücü görünüyor, aktarıyorum: “Sabahleyin 5.000 esir toplandık. Türk mahallelerinden geçiyorduk. Yahudilerinkinden de geçtik. Yahudiler bize Türklerden de kötü davrandı, Hiotika’daki Aziz Konstinos mevkiinde büyük bir kıyım başladı.” Peki neden, neden Müslümanlar arasında yaşa­yan Yahudiler, Hıristiyanlara, Müslüman Türklerden daha kötü davranıyor­lar ve bu, ayrıca, bir kural mı; çok ciddi bir sualle karşı karşıya geldiğimizi kabul etmek durumundayız. Sf. 476

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 476) kitabından birebir alınmıştır.

  • Samsun’da, An­talya’da, Zonguldak’ta, Kayseri’de ve diğer yerlerde, konaklarından, gayrimenkullerinden, geniş çiftliklerinden çıkartılarak, ağlaya ağlaya ülke dışına gönderilen çok zengin Elenlerin, “Rum” diyoruz, yerlerini, Sabetayistler aldı­lar. Çok büyük bölümünün hiçbir belgesi yoktu; o kadar öyle ki Sabetayistlerin bir bölümü, suiistimallere isyan ettiler.

    Sabetayist olmayan memurlar evlerinden çıkarıldılar ve Sabetayistler yerleştirildiler. Karadeniz sahil kentlerinde Şişli Terakki’ye emlak verebilmek için, bunu haksız bulan valiler görevlerinden atıldılar. Cahit Uçuk veya Üçok, Selanik’ten gelen anneannesinin aldığı uçsuz bucaksız portakal bahçelerini ve sayısız konakları, nerdeyse, sebil dağıttığını, saflıkla anlatmaktadır. Sf. 571

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 571) kitabından birebir alınmıştır.

  • Apo, Türkiye’yi çok seven ve Kemal Paşa’yı çok önemseyen bir Kürt ey­lemcisidir. Dökülen kanlar, bu gerçeği görmemizi engellememelidir. Sf. 455

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 455) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bana “iyi insan” denir. Temren (Hoca’nın eşi) de öyle söyler. Kadın-erkek ilişkisinin dışında evliliğe uygun değilim.

    Ben saat on bire kadar etrafımda hiç canlı istemiyorum. Çünkü yalnız olmam gerekiyor. Düşünce dünyamdan kopmak istemiyorum.

    Hiçbir kimseye benimle evlenmesini tavsiye etmiyorum Ama yine de üzerime pek düşüyorlar. Sf. 454

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 454) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bizde “Talat” adı yoktur, Arabi’de de olmadığım biliyoruz, orada “telat” var ki başka anlamda ve yapıdadır; buna mukabil bizde “Tal-i” ve “Talu” varlar, bu sonuncuyu da Tal-ü okuyabiliriz, Osmanlı’yı, “Osmanlu” söylüyoruz, muhte­melen ‘Selçuklu” taklididir. Kurtuluş mücadelesinden İbrahim Tali ve 12 Mart Diktatoryası başbakanlarından Naim Talu örneklerini hatırlıyoruz. Naim Talu, İbrani asıllı idi ve adı ünlü manken Naomi ile aynı yerdedir. Sf. 518

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 518) kitabından birebir alınmıştır.