Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Resmi tarih din’dir. Üniversite kürsülerinde ve cami minberlerinde okunuyor ve okutuluyor, hutbedir. Sf. 15

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.

  • Düzen, artık ancak sürüleştirebilirse ve o ölçüde ayakta kalabileceğini anlamıştır. Sf.10

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • Marx, din’i, tersine çevrili bir dünyanın, “popüler biçimde mantığı” olarak anlatıyor. Din’e maddi dünyanın vulgar mantığı gözüyle de bakmak mümkün; “din, kendisini henüz bulamamış veya yeniden kaybetmiş insanın kendi bilinci ve kendisine saygısıdır.” Diyor. Sf. 283, 284

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 283, 284) kitabından not alınmıştır.

  • Mehmet Roma tarihini iyi biliyor; Roma tarihinde karadan gemi taşımanın örnekleri var. Sf. 271

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 271) kitabından not alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU (2005); İstanbul savunmasında, Bizans tarafında, Süleyman Çelebinin oğlu veya torunu olan Prens Orhan ve kendisine bağlı askerleri var.

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 267) kitabından not alınmıştır.

  • Eyüp Sultan, askerlerin batıl inanışlarından yararlanmak için yaptığı uydurma bir şey. Sf. 264

    Eyüp’ün ölüm yerine, bir savaş sırasında bir de yüzlerce yıl sonra inanılıyor. Sf. 265

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 264, 265) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mehmet, Doğu Roma’nın zenginliğini Türklere vaat ediyor..

    Fakat Mehmet heyecanlandırmayı arttırmak istiyor ve kendisini çok heyecanlandıran noktaya geliyor;

    “Sonra, oğlan çocuklarına da sahip olacaksınız; çok sayıda, çok güzel ve asil ailelerin oğlanları sizin olacak.” Sf. 262, 263

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 262, 263) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2005): Kuşatma sırasında ilk nutukta mantık var, İstanbul’un alınmaması hâlinde kötü olacağını söylüyor. İkinci nutku tam bir pazarlamacı ağzı.

  • Yeniçeri güruhu başından itibaren beceriksiz, savaşmaktan çok kaçmayı düşünen bir sürü olduğu izlenimini veriyor. Sf. 249

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 249) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkler diğer ırklar arasında, en iyi köle asker olmalarıyla derhal sivriliyorlar ve bu o kadar net bir duruma yol açıyor ki, “Türk ve Memlûk” adları aynı anlama geliyor. Sf. 248

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 248) kitabından birebir alınmıştır.

  • İstanbul’un fethinden dört yıl sonra Yeniçeri Ordusu Belgrad önlerinde büyük bir moralsizlik ve beceriksizlik sergiliyor…

    Fatih 1475 yılında Boğdan’da büyük bir yenilgi tadıyor; .. Yeniçeriler, tüm Batılı kaynaklarda birleşildiği türden, ilk güçlükler karşısında kaçmayı seviyorlar. Rakovitza yenilgisi şöyle oluyor; “Padişah, Yeniçerilerin ilerlemesini emretti. Yeniçeriler aldıkları emre uyarak top ateşine rağmen saldırdılar. .. Ancak bazı kaynaklara göre bu müthiş top ateşinin karşısında Yeniçeriler yerlere kapanarak ileriye gitmemek gibi bir hâl alıyorlar.

    Yeniçeriler, kaçmaya başlamadan önce yere kapanıyorlar. Sf. 249, 250

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 249) kitabından birebir alınmıştır.

  • Konstantinapol, 29 Mayıs 1453 tarihinde Salı günü zapt ediliyor; Türklerin yaptığı büyük ve acımasız katliamın üzüntüsü ile olmalı; yıllar yılı İstanbullu Grek kadınlar, Salı gününü uğursuz sayarlar, çamaşır yıkamazlar, makas kullanmazlar..

    Bâtıl inancı bile, kültür türünden, yabancılardan alırız; Türk İstanbullular da Salı gününü uğursuz sayıyorlar. Sf. 242

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 242) kitabından birebir alınmıştır.

  • Haçlıların Konstantinapol yağması, tarihin kaydettiği en iğrenç ve trajik olaylardan birisidir. Sf. 231

    Dördüncü Haçlı seferi, Doğu Hristiyanları tarafından hiçbir zaman unutulamaz ve affedilemez. Bundan sonra Grek ve Latin kilisesi arasında kesin bir ayrılık skizma ortaya çıktı. Sf. 232

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 232) kitabından birebir alınmıştır.

  • Helenleşmiş Doğu’da, Latinleşmiş Batı’ya göre usul ve seremoniler daha önemli oluyor; Latinlerin kaba denecek kadar doğrudan anlatımları yerine Helenler, ikiyüzlü denebilecek kadar dolaylı anlatımı tercih edebiliyorlar. Sf. 226

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 226) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1456 Yılında İkinci Mehmet Belgrad Kuşatmasında büyük bir bozguna uğruyor, gemilerini kaybediyor, kendisi de yaralanarak canını zor kurtarıyor. Sf. 222

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 222) kitabından birebir alınmıştır.

  • İstanbul’dan İtalya’ya Rönesans yaratacak türden bilgin ve edebiyat adamı da gitmiyor. Sf. 222

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 222) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türk Ordusu hiçbir zaman teknik anlamda güçlü, etkin bir silahlı güç olmamıştır. Kazandığı savaşta eşit sayıda veya sayıca az olduğu örnekler son derece az görünüyor. Sf. 211

    Aeneas Sylvius, henüz İkinci Pius olmadan ve papalık makamına mektup yazarak Mehmet’i Hristiyanların İmparatoru olmaya davet etmeden önce Roma’da bir dinsel toplantıda konuşuyor ve Türk Ordusunu tanımlıyor; “Savaşçı değil, zayıf, kadınsı, ne ruhunda ne de sözünde harpçilik var; ganimetlerin hepsini zahmetsiz ve kendi kanını akıtmadan topluyor.” Sf. 214

    Burgundy Dükü İyi Filip’in danışmanı Brocquier, İkinci Murad zamanında Türkiye’yi ziyaret ediyorlar… Sultan İkinci Murad’ın günde ortalama altı veya yedi litre şarap içtiğini, avı sevdiğini, binden fazla tazısı ve iki bin kadar eğitilmiş şahini ile üç yüz cariyesinin bulunduğunu anlatıyor. Fakat İkinci Murad’ın hiç te şahin bir Sultan olmadığını ve barışçı bir kişiliğe sahip olduğunu, daha da önemlisi Türk Ordusunun savaş gücünün olmadığını yazıyor. Sf. 215

    Seigneur de Vieux ; (Türk Ordusunu yorumluyor)

    Gayretliler, isteyerek erken kalkarlar ve az yerler.

    Öğlen olmadan su içmelerine asla müsaade etmiyorlar. Öğleden sonra nerede su bulurlarsa içerler, kamp yerlerinde bol bol su içerler.

    Üstlerine itaatleri sınırsızdır, hiç birisi, yaşamları tehlikede olduğu zaman bile itaatsizlik etmiyor.

    Ordularının sayısını Hristiyanlarınkinin iki mislinde tutmak Türklerin politikasıdır. Bu sayı üstünlüğü cesaretlerini arttırıyor. Sf. 217

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 211 ile 217 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Reklamcılık, tekelciliğin ayrılmaz bir parçasıdır. Reklamcılığın temeli bilgisizce seçmektir. Sf. 208

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 208) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanın bakarken görebildikleri, aklındaki sınıflama ve düzenlemelerin bir türevidir; buna, bilgilerin türevidir, denebilir. İnsanın aklında var olanı bilmesi, bilincini meydana getiriyor. Bilinç görmeyi kolaylaştırıyor ve görüntüyü netleştiriyor.

    Bilimsel akıl ile sıradan akıl arasındaki ayrım burada da gereklidir. Doğanın hareketliliği ile tarihin eylemleri her akılda aynı etkiyi yapmıyor; bilimsel akıl bunları daha düzenli bir biçimde alabiliyor ve var olan bilgilere katıyor. Sıradan akıl ise bunları aldığının bile ayrımında olamıyor. Duyumlarını bilincin altında yapıyor.

    İnsan aklının kütlesel gelişmesi, kapitalizm ile birlikte son aşamasına gelmiştir; Tekelcilik, . aklı ortadan kaldırma aşamasıdır.

    Tekelci aşamada insanoğlu bilincinin altına yığılan ve sınıflandırılması yapılmamış duyumların oyuncağı haline geliyor. Sf. 208

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 208) kitabından birebir alınmıştır.

  • Grek tarihçi, Fatih’in savaşta olmadığı zamanları, şehir planlaması ve felsefe ile geçirdiğine işaret ediyor; ayrıca Mehmet’ten bir “kesin filozof” olarak söz ediyor.

    Kriotovoulos açıkça ve yüzüne Mehmet’in İskender’den büyük olduğunu ifade ediyor; Trabzonlu bilgin Amirutzes dünya haritasını çiziyor. Bir diğer Trabzonlu soyadını taşıyan George Trapezuntios, Fatih’in coğrafya çalıştığı 1456 yılından bir yıl sonra İstanbul’a geliyor Mehmet’e Batıdaki durum ve halkın hoşnutsuzluğu konusunda bilgi veriyor. Sf. 204

    Kriotovoulos, Patrik’in, güç ve otoritesinin daha önceki İmparatorlar zamanındakinden daha az olmadığını yazıyor.  Sf. 204  

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 204) kitabından birebir alınmıştır.

  • Trabzon’un düşüşü, Avrupa’da ve Papalık makamında, Konstantinapol’ün düşüşüne benzer bir panik yaratıyor.

    Şiddet uygulanması cepheyi bölüyor; cephede yarık açılıyor.

    Papa II Pius’ten istenen, Mehmet’e karşı bir Haçlı Seferi örgütlemesidir. .. Papa İkinci Pius, Mehmet’i vaftiz etmeyi öneriyor; Hristiyanlığı teklif ediyor. Sf. 195

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 195) kitabından birebir alınmıştır.