Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • ABD’nin Ankara Büyükelçiliğinden Dışişleri Bakanlığı’na telgraf, Ankara.13 Kasım 1957.

    (Belge no: 6; Foreign Relations, 1955-57, Volume XXIV, s. 745, Kaynak: Department of State, Central Files, Çok Gizli)

    “Konu: Menderes’in Fatin Rüşdü Zorlu’nun Dışişleri bakanlığı için onay istemesi.

    Başbakana bu sabah seçimlerden sonra ilk kez, acil bir iş için birkaç dakikalığına görüşmeye gittiğimde, benimle sadece ikimiz arasında kalmasını arzu ettiği bir konuyu görüşmek istediğim söyledi. (Tüm görüşme boyunca baş başa kaldık.) Gelecek birkaç gün içinde yeni kabineyi kuracağını ifade etti.”

    Menderes, birçok vesileyle Fatin Rüşdü Zorlu’nun Dışişleri bakanına getirilmesinin ABD’nin hoşuna gitmeyeceğinin kendisine söylendiğini sözlerine ekledi.

    Zorlu’nun atanması hakkında ne düşündüğümü sordu. Doğal olarak hükümetime danışmadan konuştuğumu ve sözlerimin bu çerçevede anlaşılması gerektiğini söyledim.” Sf. 489

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 489) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eisenhower Doktrini olarak bilinen resmi siyasetini açıkladı. Buna göre ABD, ekonomik ve askeri yardım ve hatta ülkelerine askeri çıkarma yapılmasını isteyen Ortadoğu devletlerine bu yardımları karşılamaya hazır olduğunu bildirdi. Sf. 487

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 487) kitabından birebir alınmıştır.

  • Menderes teşekkür konuşmasında, “Aslanlar gibi insanlarsınız, siz isterseniz hilafeti bile geri getirirsiniz!..” dedi. Sf. 482

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 482) kitabından birebir alınmıştır.

  • 73 kilise, 8 ayazma (alt kısmı kilise üstü cami olan ibadethane), 1 havra, 2 manastır, 4.340 dükkân, 110 otel ve restoran, 27 eczane, 21 fabrika, 3 Rum gazetesi, 5 Rum kulübü, 2.600 ev, 52 Rum okulu ve 8 Ermeni okulu tahrip ya da yağma edilmişti. Balıklı Rum Kilisesi’nin papazı Hrisantos Mandas olaylar sırasında öldürülmüştü.

    Olaylar sırasında Yahudilere yönelik pek fazla saldırı olmamıştı; ağırlık Rum ev ve işyerlerine yönelikti. Sanki “bir güç” Rumlara ait yerlere “gamalı haç” çizmişti; İstanbul’un varoşlarından kent merkezine gelenler direk bu yerlere yönelmişti!..

    Ama sonuçta suçlu da bulunmuştu (!): poliste kaydı bulunan Aziz Nesin, Kemal Tahir, Hasan İzzettin Dinamo gibi kırk üç solcu hemen gözaltına alındı!.. Sf. 478

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 478) kitabından birebir alınmıştır.

  • Menderes’in dört yıllık hükümeti döneminde, kabinesi bir türlü istikrara kavuşamadı. DP’li bakanlar, Başbakan Menderes’in “diktatoryal” yönetimi nedeniyle sık sık istifa ettiler. Öyle ki, dört yıllık süreçte İçişleri bakanlığı beş, İşletmeler bakanlığı beş, Çalışma bakanlığı beş, Ulaştırma bakanlığı dört, Gümrük ve Tekel bakanlığı dört kez el değiştirmişti.

    Başbakan Menderes “sözünü dinleyecek” ve her dediğini “emir telakki edecek” bakanlara ihtiyaç duyuyordu.

    Bu nedenle bu son hükümet “akraba kabinesi”ydi!

    Adnan Menderes-Fatin Rüşdü Zorlu arasındaki akraba ilişkisini biliyoruz: her ikisi de Evliyazâdelerin damadıydı. Sf. 468

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 468) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu arada konu açılmışken belirteyim, 1947’den sonra İsrail’e göç eden Türkiyeli Yahudilerin bir bölümü DP hükümeti döneminde geri döndüler.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 455) kitabından birebir alınmıştır.

  • Keza ABD’yle ilişkileri geliştiren de CHP’ydi.

    “Türkiye küçük Amerika olacak” sözü, sanıldığı gibi Celal Bayar’ın değildi. CHP’li Nihat Erim, 19 Eylül 1949’daki İzmit konuşmasında söylemişti bu sözleri…

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 454) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hâlbuki okullarda din eğitimi verilmesini CHP 1948’de yürürlüğe soktu. İmam-hatip kurslarına izin veren, ilahiyat fakülteleri açan da CHP’ydi. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ait yasayı yürürlükten kaldıran da CHP hükümetiydi! (1)

    16 Ocak 1949’da hükümeti kurma görevi verilen Başbakan Şemseddin Günaltay, İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde İslamcı siyaseti benimsemesiyle tanınıyordu!

    Bu görüşte birinin CHP tarafından başbakanlığa getirilmesi tesadüf değildi.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 453) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2023); Bu iddia doğru değil, CHP yasayı ortadan kaldırmamış ama çıkarttığı bir yasa ile içini boşaltmış. Şöyle; 30 Kasım 1925 yılında çıkan 667 Sayılı Tekke ve Zaviyelerin kapatılmasına dair Kanun CHP döneminde, 1 Mart 1950 tarihli 5566/1 sayılı Kanun ile kadük oldu, o kanun şöyle; “Türbelerden Türk büyüklerine ait olanlarla büyük sanat değeri bulunanlar Kültür Bakanlığınca umuma açılabilir. Bunlara bakım için gerekli memur ve hizmetliler tayin edilir.” şeklindedir.

  • Türkiye Kore savaşının ödülünü aldı:

    18 Şubat 1952’de NATO’ya girdi!

    Türkiye NATO’ya girebilmek için İsmet Paşa “yöntemini” seçti. 26 Ekim 1951’de başlayan Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyelerine yönelik 167 kişilik “büyük tevfikât” günlerce gazete manşetlerinden düşmedi.

    “Türkiye’yi her an komünist yapacak çok tehlikeli kişiler” yakalanmıştı. Tehlike o kadar büyüktü ki (!) komünistleri ağır cezalara mahkûm etmek için hükümet, 3 Aralıkta “komünizmle mücadele yasası” olarak bilinen TCK’nin 141 ve 142 maddelerini daha da ağırlaştırdı… Sf. 453

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 453) kitabından birebir alınmıştır.

  • DP hükümeti, 15 general ve 150 albayı tasfiye ettiği tam da o günlerde -hem de TBMM’ye bile sorma ihtiyacı hissetmeden – Kore’ye asker gönderme kararı aldı!.. Sf. 452

    706 şehit, 2 111 yaralı, 219 tutsak ve 168 kayıpla Türkiye, Kore Savaşı’nda Birleşmiş Milletler gücünün en ağır kaybına uğrayan birliği oldu. Bu sayılar, Türk kuvvetlerinin Kore’deki mevcudunun yüzde 66’sını oluşturuyordu!

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 452) kitabından birebir alınmıştır.

  • Genelkurmay Başkanı Nuri Yamut Selanikliydi! İlginçtir, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en üst komuta kademesindeki paşaların doğum yerleri benzerdi: Mustafa Kemal Selanikli; Fevzi Çakmak Limni’li; Kâzım Orbay İzmirli; Salih Omurtak Selanikli; Abdurrahman Nafiz Gürman Bodrumlu ve Nuri Yamut Selanikli. Sf.450

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 450) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başbakan Adnan Menderes de, bir zaman sonra Eyüp Sultan sevgisi başlayacaktı. Seçim gezisi için gittiği Adana’da, “Eyüp Sultan Camii’ni ikinci bir Kâbe yapacağız” diyecek, caminin ve Eyüp Sultan’ın türbesinin restorasyonu için çaba sarf edecek, Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Salih Korur aracılığıyla burada büyük iftar yemeği verecekti. Sf. 444

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 444) kitabından birebir alınmıştır.

  • Prof. Burhan Toprak’ın eşi 1911 doğumlu A. Muazzez Hanım 1939 yılında vefat etti. Nigâr Hanım ise M. Şefik Çakmak’la hayatını birleştirdi. Bu evliliğinden doğan Ahmet Çakmak İngiliz Noriko’yla evlendi. Fevzi Çakmak’ın torununun çocuklarının adı, Erika Leyla ve Lisa Ayla’dır. Çakmak sülalesinde ilginçtir çok fazla sayıda yabancı gelin ve damat vardır. Sf. 442

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 442) kitabından birebir alınmıştır.

  • Alparslan Türkeş’in gazeteci Hulusi Turgut’a anlattıklarından öğreniyoruz: 1933’te babası Ahmed Hamdi Efendi, oğlu “Alparslan”ı elinden tutup Kuleli Askeri Lisesi’ne yazdırmak için okula müracaat ediyor. Ancak on beş yaşındaki Alparslan, İngiliz pasaportu taşıdığı, yani Türk vatandaşı sayılmadığı için okula kabul edilmiyor! Kıbrıslı eczacı Fevzi Bey’in arabuluculuğuyla İzmir Milletvekili Bellizade Sırrı Efendi’yi ziyaret ediyorlar. O da Mareşal Fevzi Çakmak’a rica ediyor ve böylece küçük Alparslan, Kuleli Askeri Lisesi’ne kaydediliyor! (Hulusi Turgut, Türkeş’in Anıları, Şahinlerin Dansı, 1995, s.15-16)

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 442) kitabından birebir alınmıştır.

  • 20 Ağustos 2003 tarihinde İslamcı günlük gazete Yeni Şafak’ta başlayan “Türkeş’in Gizli Dünyası” adlı yazı dizisinden bazı alıntılar yapmamız gerekiyor:

    (Küçük) Hüseyin Efendi’nin (Alparslan) Türkeş’in ailesiyle tanıştığı da ortaya çıktı.

    İddia Alparslan Türkeş’in ilk adının Hüseyin Feyzullah olduğudur.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 435) kitabından birebir alınmıştır.

  • Halvetilik, Allah’a zikir yoluyla ulaşılacağına inanılan bir tarikattır. Buradaki zikirde ana ilke “zikrullah” yani Allah’ın adını anmaktır- Halvetiler yüz kez istiğfar ediyor, yüz kez de salavat getiriyorlar, sonra da esmayı seba (yedi ad) zikrine geçiyorlar. Ondan sonra mürit önce kafasını sağ omzuna (“la ilahe” diyerek) sonra sol omzuna doğru (“illallah” diyerek) kafasını sallayarak otuz üç kez kelimei tevhit zikri yaparak kendinden geçmeye yani trans olmaya başlıyor. Müridin en son ulaştığı nokta “sûfi marifet” tir.

    Kabalacılar ise aynen zikir gibi bir “ayin” yapıyorlar. Önce “üç baba” denen, üç İbrani harfini bilmek gerekiyor. Bunlar, “yod”, t “he” ve “vav” dır. Bu harflerin okunuşları dört yöne ve aşağıya, yukarıya olmak üzere altı adet permütasyon söylenerek zikir başlıyor. Daha sonra kabalada belirtilen hayatağacı ya da sefirot ağacı denen on adet kavramı temsil eden oldukça uzun söz ve hareketlerle trans durumuna geliniyor. Bu on kavram, Adam Kadmon’a, yani mükemmel insana ulaşma durumuna geçmek için yapılıyor. Bu duruma “şiur hohma”, yani akıl ve bilgelik ruhu deniyor.

     “Mesih” ile “Mehdi” özdeşti!..

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 439, 440) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dönmelerin mezarlıkları Kapancıların, Yakubilerin ve Karakaşların mezarlıkları olmak üzere üçe ayrılıyordu. Karakaş mezarlığındaki en gösterişli türbe tarikatın kurucusu olan Baruchiah Russo’nun, yani Osman Baha’nın türbesiydi. Yakubi mezarlığındaki en gösterişli türbe ise Sabetay Sevi’nin son eşi olan Ayşe’nin türbesiydi. Bu türbe XX. yüzyılın ilk çeyreğine kadar cemaatin kutsal ziyaret mekânlarından biriydi. Kapancı mezarlığında toprağa verilmiş kişilerden biri de 1800’lü yıllarda bu tarikatı kuran Derviş Efendi’ydi. Derviş Efendi büyük olasılıkla Sabetaycılarla yakın ilişkiler kurdukları bilinen Mevlevi tarikatındandı.” (John Freely, Kayıp Mesih, 2001, s, 270-271) Sf. 439, 440

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 439, 440) kitabından birebir alınmıştır.

  • Jak Kamhi, “Diyebiliriz ki, Mareşal Fevzi Çakmak Yahudilerin en büyük müdafiiydi” diyor. Sf. 435

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 435) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gazetecilerin “Sağda mısınız, solda mısınız?” sorusuna, “Demokrattır. Programımızı inceleyiniz. Yerimizi orada bulacaksınız” diye yanıt verdi. Adnan Menderes ise, “Belki iki parmak daha soldadır” diyecekti.

    Her taşın altında komünist arama dönemi başlamıştı. Ve “Moskovacılık” suçlamasına ilk muhatap olan parti DP oldu. Sf. 420

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 420) kitabından birebir alınmıştır.

  • Köprülüler döneminde binlerce insanın kellesi uçuruldu. Peki, doğrudan Osmanlı Devleti’ni hedef alan Mesih olduğunu iddia eden Sabetay Sevi’ye neden hoşgörüyle bakılmıştır?

    Üstelik Sabetay Sevi’ye yılda 150 akçe (altın sikke) maaş verilmiştir. Saraya “kapıcıbaşı” yapılmıştır. Yani, Saray kapsında görevli olanların amiri olmuştur. Saray kapısını korumakta, ayrıca takipçilerinin Divanı Hümayuna silahsız girmelerine kılavuzluk yapmaktadır.

    Sevi kendisine ayrılan köşke taşınmıştır, fakat sadece kuru ekmek, kuru üzüm, kuru erik yemektedir.

    Sultan sorar: “Mehmed Efendi, neden bir şey yemiyorsun?”

    Sevi, “Haşmetlim” der, “benim bu alışkanlığımın tarihi pek eskidir. Bu riyazeti terk etmem imkânsızdır.”

    IV. Mehmed bunun üzerine, “Sana teyzemi karı vereyim mi?” der.

    Sevi, “Haşmetlim, bendeniz evliyim, hanımım İzmir’dedir” der demez de Sera’yı getirmesi için adamlar gönderir.

    Sera da Sultan IV. Mehmed’in annesi Haseki Hatice Turhan Sultan’ın himayesinde dönmeliğe geçecektir. Artık adı Fatma Kadın’dır. Sevi, Hanım Sultan’ın cariyelerinden biriyle de evlenecek ve dönmeliğe duyulan itimadı güçlendirecektir. (Gershom Scholem, Sabetay Sevi, 2001, s. 340)

    Osmanlı Devleti’ni yıkmayı planlayan “Mesih” iddiasındaki Sabetay Sevi’ye bu hoşgörü nedendir?..

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 417) kitabından birebir alınmıştır.