Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Şerif Hüseyin, ömrünün son yıllarını vaktiyle İngiliz altınlarından yapmış olduğu hatırı sayılır serveti sayesinde refah içinde geçirdiği Kıbrıs’ta eski KKTC Devlet Başkanı Rauf Denktaş’ın babası Raif Denktaş’la dost olmuşlar.  O vakitler küçük bir çocuk olan Rauf Denktaş, babasıyla zaman zaman Şerif Hüseyin’in evine ziyarete gidermiş.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 156) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007); Rauf Denktaş Özel Harp Dairesi’nin önemli bir adamı, babasının ismini oğluna vermiş, bu, Sabetayist veya Yahudilerde olan bir usul.

  • 1865, ilk anayasamızı yazacak olan “Yeni Osmanlılar”  cemiyetinin kurulduğu tarihtir.  Kendisi de bu cemiyetin üyelerinden birisi olan Ebuzziya Tevfik, cemiyetin kuruluşunda ilginç bir noktaya dikkatimizi çeker.  …  Toplantılarda yanlarına aldıkları birkaç kitap vardır.  Bunlardan birisi, Karbonari İnkılap Cemiyeti hakkındadır..  Sf. 143 

    …  Karbonari “kömürcüler” demektir.  19. yüzyıl İtalya’sında kurulan gizli devrimci örgütlere bu adın verilmesi, kömürcüler gibi ormanlarda saklanarak toplantılar yapmalarından kinayedir. … 1848’de patlak veren çeşitli ayaklanma ve devrimleri örgütlemiş ve kısa bir süreliğine de olsa, bir Roma Cumhuriyeti kurmaya muvaffak olmuşlardır.  …  kurucuları, başta Guisssepe Mazzini olmak üzere sürgüne gönderilmiş ve çalışmalarını dışardan sürdürmüşlerdir.  Mazzini hem ileri derecede bir mason, hem de Karbonari’yi Masonluk tarzında örgütlemeye girişmiş bir lider.  İngiltere, Amerika ve Rusya dâhil pek çok ülkede ajanları olan Mazzini’yi kâh Amerikan İç Savaşında görüyoruz, kâh Rus Çarı II. Alexander’a suikast düzenlerken.  …  Osmanlı Devleti’nin ilk anayasasının ilan edildiği 1876’da Karbonari’nin desteğiyle Türkiye’de Abdülaziz’i tahttan indiriliyor, öldürülüyor, daha önce Mason yapılan V. Murad tahta çıkartılıyor ama üç ay sonra onun da cinneti iyileşmeyince yeni bir darbe ile Şehzade Abdülhamid, Meşrutiyet’i ilan etmesi ve seçimleri yapması şartıyla tahta çıkartılıyor. Sf. 144 

    … Abdülhamid Han Osmanlı ekonomisinin ve kültürünün ana damarlarına hâkim olacak bir İngiliz-Yahudi palazlanmasına iktidarı süresince izin vermez.  Nitekim bu yüzden de adı, “Kızıl Sultan”a çıkar.  Bunun intikamı, 30 yıllık bir aradan sonra 1908’de alınacaktır.  Hürriyet vaadiyle iktidara gelen İttihatçıların giderek Türkçülüğe yönelmelerini, araştırmacı Joseph Brewda, arkalarındaki İngiliz oyununa bağlıyor.  Yani Türkçülük, Turancılığa dönerken Rusya’yla Osmanlı’yı karşı karşıya getiriyordu.  Öte yandan İngiliz gizli servisi, casus Lawrence eliyle Arapçılığı, casus Seton-Watson eliyle Sırpçılığı, Lady Dunham eliyle Arnavutçuluğu ….  körüklüyor ve Osmanlı Devleti’nin çöküşünü hazırlıyordu.  Sf. 145 

    …  Bütün bu gürültü patırtı içinde işini yürütenler yok değildi.  Mesela B’nai B’rith’in  Selanik’teki üyelerinden Musevi lider Emmanuel Karaso, Jön Türk hareketini ustaca manevralarla Masonluğa bağlayan halka olacaktır.  Sultan Abdülhamid’i tahttan indirmeye giden ekip, Ermeni Aram Efendi, Arnavut Esad Toptani, Laz Arif Hikmet ve Karaso’dan oluşuyordu ve Son Sultan da asıl bunu hazmedemiyordu.  Sf. 146

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 144 ile 146 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Abdülhamid, kakma ve süsüleme işlerindeki maharetinin yanı sıra usta bir marangozdu da.  Kemal Tahir’in babası da marangozhanenin müdürlerindendi.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ermeni tedhişçilerinin hesabı şuydu: Suikast başarılı olsaydı, arkasından Beyoğlu’nda patlamalar bir birini takip edecek, kargaşalık çıkacak, bunu dış güçlerin müdahalesi izleyecek ve Doğu’da bağımsız bir Ermeni Devleti kurulmasının ilk adımları böylece atılmış olacaktı.  Sf. 139 

    …  yargılama sonucu içlerinde Jorris’in de bulunduğu 11 kişi idama, 46 kişi de çeşitli cezalara çarptırılmışlardı. 

    Ya sonra?  Sonrası daha ilginç aslında.  Sultan Abdülhamid’in insan israf etmeyi sevmeyen bir “sarraf” olduğunu bu olaydan da anlıyoruz.  Diğerleri gibi, suikastın elebaşısı olan sosyalist Jorris de affedilmiş, af ne kelime, cebine 500 altın harcırah konularak bu defa Abdülhamid’in sadık bendelerinden birisi olarak Avrupa’ya işbaşına gönderilmişti. Sf. 142  

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 139 ile 142 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2019); 15 Temmuz 2016 olayını çağrıştırıyor. Hamit bir suikastçıyı affedecek kadar ahmak değildi, Osmanlı geleneğinde böyle bir af yoktur. Suikastçıyı devlet hizmetinde kullanmak ona yüklü bir para vermek, bunların hepsi tuhaf şeyler. Bu olaydan sonra halkın Abdülhamit’e büyük sevgi gösterilerinde bulunduğunu biliyoruz. Acaba?

  • Nihal Atsız o dönemde Peyami Safa’nın Abdülhamid’i çok ağır bir dille tenkit ettiği yazısına yine ağır bir üslupta cevap vermek suretiyle ilk büyük karşı atağı gerçekleştirir.  “Abdülhamid Kızıl Sultan değil, Gök Hakan’ıdır” tezini…

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 125 ile 127 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2014); Nihal Atsız’ın Yahudi olduğu iddiası var. Filistin’de tarihin en büyük yerleşimi Hamit zamanında oldu, ayrıca Ermeni baskısı da Yahudilerin Hamit’i sevmeleri için önemli bir vesile.

  •  Açe’de, Somali’de, Zengibar’da vs. hutbeler yakın zamanlara kadar Sultan Hamid adına okutuluyordu.  …  1880 sonrası iktidar döneminde gazeteler, dergiler, kitaplar, telgraflar, kısaca basın-yayın ve haberleşme araçları denetime, hatta sansüre tabi tutulmuştu.  Gazetelerin üzerine “Görülmüştür” kaydı düşülürdü. Sf. 125 …  Ancak bu baskılar siyasi yazılar ve ihtilal gibi haberler için geçerliydi.  …  İngiltere Dışişleri Bakanı Müsteşarı Sandison, 8 Ekim 1881’de bir rapor yazarak Sultan’ı suçlamanın anlamsız olduğunu, aynı uygulamayı Rusya, Fransa, hatta bizzat İngiltere’nin de uygulamakta olduğunu söylüyor ve bir örnek veriyordu:… 

    (Dip not: …burada Sandison’un Abdülhamid tarafından maaşa bağlandığını ve 1 Ocak 1894’de Syardan 15 bin kuruş maaş aldığını hatırlatmakta yarar var.  Bir başka deyişle ancak bu yolla doğruyu yazabiliyordu.)  Sf. 126 

    …  Son Sultan’ın uzun iktidar yıllarında idamına onay verdiği suçlu sayısı 11’dir, onlar da anne veya baba katili gibi siyasi olmayan, ağır insanlık suçlarından dolayı idam edilmişleridir.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 125 ile 127 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Musul petrolleri için 6 Nisan 1889’da, Bağdat petrolleri için de 21 Eylül 1898’de çıkarılan irade-i seniyyeye (ikincil emir, tanrı emrinden sonra gelen ikinci sırdaki emir yani padişah emrine) göre, her ikisi de Hazine-i Hassa’ya devredilerek, yabancı müdahalesine kapatılması amaçlanmıştı.  Bir işgal durumunda dahi bunlara özel mülk oldukları için dokunulmayacağı düşünülüyordu.  Ama İngiltere’ydi bu.  Kuralı kendisi koyardı.  Nitekim özel mülk de olsa, Musul ve Kerkük’teki petrol arazileri British Petroleum başta olmak üzere İngiliz Şirketlerinin işgaline uğradı.  Abdülhamid’in torunlarının açtığı uluslararası mahkemeler sürmekle birlikte, İlber Ortaylı’nın dediği gibi, “Verirlerse alırlar.”

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 117) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Abdülhamid kurtlarla ulumayı bilen bir hükümdardı.”  …  Dağ başında kurtlar etrafınızı çevirdiğinde ancak onlar gibi ulumayı becerebilirseniz sizi kendilerinden kabul ediyor ve dokunmadan yanınızdan geçip gidiyorlar. 

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 103) kitabından birebir alınmıştır.

  • Osmanlı’yı ilk ziyaret eden ABD Başkanı Grant… at hediye etti..

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ayşe Sultan; babasının alafranga müziği, alaturka musikiye tercih ettiğine bilhassa dikkat çekmektedir.  …  Sarayda bir kızlar bandosu olduğunu biliyor muydunuz?  Bu bando, önce III. Selim, sonra Abdülmecid döneminden itibaren harem dairesinde kurulmuş ve Donizetti biraderlerin küçüğünün kurup yönettiği bu ufak bando, tamamen harem mensuplarından teşekkül etmiştir.  Sf.  96    ..  Kızlar Bandosu, Sultan Abdülhamid tahttan indikten sonra İttihatçılar eliyle dağıtılmıştır.  …  Piyano ve keman gibi sazlardan oluşan bu ilginç bando…  …  Yıldız Sarayı, 350 kişinin maaş aldığı dev bir konservatuar gibiydi onun zamanında.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 96, 97) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hacı Ârif Bey, günün birinde Sultan’ın eserlerini dinleme arzusunu sert bir ifadeyle geri çevirmiş, “Sanatta irade-i hümayun geçmez” diyerek protesto etmiş ve Abdülhamid’in kalbini kırmıştır.  Osman Zeki Üngör (1880- 1958) Mızıkayı Hümayun’un son patronu (kumandanı) değil miydi?  Düşünün, İstiklal Marşı’mızın bestesini, Yıldız Sarayı’nda Sultan Abdülhamid’in himayesinde kurulan müzik okulunda yetişmiş bir bestekâra borçluyuz.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 95) kitabından birebir alınmıştır.

  • Modern kütüphaneciliğimizin babası:  Kütüphaneciliğimizin modern anlamdaki kurucusunun Abdülhamid olduğu…  Matbaa (Matbuat) Kanunu’ndaki sansür maddesinin yorumu neticesinde vardığımız sonuç şu ki, matbaa açmanın, kitap telifinin devlet tarafından teşvik edildiğini görüyoruz.  Kontrol edip te bu olur veya olmaz demiyor, aynı zamanda bunlarda uygun gördüğüne maddi imkân sağlanıyor.  Ya devlet alıp bastırıyor veya basımına yardım ediyor.  Basılmış nüshaları satın alıyor.  Bunun gibi çeşitli yardımları var bu maddenin tatbikatı olarak.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudi asıllı casusu -Türkolog Arminius Vambery,…. (1)

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 69) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2008); Dipnottan: Abdülhamid Devri ve İngiliz Ajanı Yahudi Vambery 

  • 1894’de vuku bulan büyük İstanbul depreminde…  Depremden sonra II. Abdülhamid’in fahri reisliğinde bir yardım komisyonu kurulmuş, ilk yardımı da padişah kendisi yapmış (100 lira).  Şehzadeler ve diğer geçmiş padişahlar için 500 lira daha yardım yapan Abdülhamit, ileriki günlerde 5.000 lira daha yardımda bulunmuştur.  İlginç olan nokta, bu son yardımın 2.000 lirasının “eğitim gören öğrencilere” verilmesi şartının getirilmiş olmasıdır.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 67) kitabından birebir alınmıştır.

  • Abdülhamit iktidarının ilk 14 yılında (1876-1890) basılan 4 bin kitaptan sadece 200 kadar dinle ilgili olup 1.000 civarında bilim ve fenle ilgili ve ondan biraz daha fazla edebi kitap neşredilmiştir.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kazâ’nın (yargının) icra’dan (yürütmeden) ayrılması, daha açık tabirle siyasi iktidarın asla mahkemelere karışmaması bir Tanzimat ilkesi olduğu için, bu prensibe, hem de kusursuz şekilde uydu. (Yılmaz Öztuna, “Sultan Hamid Adliyesi”)  Saltanatı süresince sadece 11 kişinin -onlar da adi suçlulardı- idam hükmünü onaylamış olan Abdülhamid Han, özellikle siyasi suçluları affediyor, bu da Adliye ile arasını açıyordu.  Nitekim Adalet Bakanı (Adliye Nazırı) Abdurrahman Paşa, bir defasında saraya gelerek istifasını sunmuş ve istifa sebebini soran Padişah’a “Bizim adaletimize güvenmiyor musunuz da getirdiğimiz idam dosyalarını müebbet hapse çeviriyorsunuz?” diye çıkışmıştı.

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 34) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sultan Abdülhamit, düşmesi an meselesi olan başkentin Anadolu’ya, Bursa’ya nakledileceği haberi kendisine verilince, “Bizans İmparatoru Konstantin kadar da mı olamadık?” demiş …  “Konstantin teslim olmaktansa çarpışarak ölmeyi tercih etmişti.  Onun kadar da mı cesaretimiz kalmadı? Bana bir tüfek verin, tek başıma düşmanla savaşmaya hazırım. Hiçbir yere gitmiyorum.”  

    Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 22, 23) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bedenin en güçsüz olduğu dönemde (elli yaşlarına doğru) ruh en güçlü dönemindedir. Sf. 298

    Alıntı; Hazar Sözlüğü – Milorad Paviç, Ç: İsmail Yerguz, Bir paragrafı farklı çevrildiği için dişil basım, (Mitos Yayınları, 2. Baskı Eylül 1966 – Sf. 298) kitabından birebir alınmıştır.

  • Büyük bir bilim adamı ya da büyük bir kemancı olabilmeniz (Paganini dışında bütün büyük kemancıların Yahudilerden çıktığını biliyor muydunuz?) Sf. 292

    Alıntı; Hazar Sözlüğü – Milorad Paviç, Ç: İsmail Yerguz, Bir paragrafı farklı çevrildiği için dişil basım, (Mitos Yayınları, 2. Baskı Eylül 1966 – Sf. 292) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hazar Kağanı dinin askeri işlere ya da devlet işlerine karışmasına izin vermez. Şöyle söylüyor bu konuda: “Eğer kılıcın iki ucu olsaydı, kazma denirdi buna.” Üç din (Yahudi, Bizans ve Müslüman) karşısında da aynı tavır içindedir. Sf. 233

    Alıntı; Hazar Sözlüğü – Milorad Paviç, Ç: İsmail Yerguz, Bir paragrafı farklı çevrildiği için dişil basım, (Mitos Yayınları, 2. Baskı Eylül 1966 – Sf. 233) kitabından birebir alınmıştır.