Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 1582’de 3. Murat oğlunun sünnet düğününde hünerlerini gösterenler Yeniçeri olmak isteyince, Padişah da Ocağa alınmalarını emrediyor. Ferhat Paşa buna alenen karşı çıkıyor, başarılı olamayınca da;

    “Padişahım benim bunun alınmasına rızam yoktur, Ocağın bozulması benim zamanımda vaki olmasın.” Diyerek hizmetten affını rica etmiş. Sf. 39 

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yeniçeriler, kışlalarda bekâr yaşarlardı. Sonra bu kural bozuldu.

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2005); Yavuz zamanında Yeniçeriye evlenme izini verilince bunların Kuloğlu denilen çocuklarını da himaye etmek gerekti.

  • Gelen oğlan sürüsü yoklanıp içlerinde kanuna muhalif oğlan bulunursa o sürüyü umumen (tamamını, tamamen) Tophaneye veya Cebehaneye verip Acemi Oğlan yapmazlardı.

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.

  • Üç yaşına kadar olan çocuğa; Şirhor yani meme emen çocuk denirdi, üç yaşından sekiz yaşına kadar olan çocuğa; beççe yani yavru, sekizden on iki yaşına kadar olana gûlamçe (küçük çocuk), ve bulûğa ermiş olana da gûlâm denirdi. Sf. 10

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kanuni’nin fermanı; “El-i yüzü billah, Urus (Rus), Acem, Çingane ve Türk reayasının evlatlarıyla vesair mahlûkun evlatlarından, Harputlu, Diyarbekirli ve Malatyalı olmaya.”  Sf. 20 

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 20) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karaman’dan Erzurum’a kadar olan mahallerin Hristiyanları, Türk, Gürcü ve Kürt taifeleri ile mahlût olduğundan (karıştıklarından) dolayı buradan da oğlan devşirilmez veya pek dikkatli olunurdu. Sf. 20

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 20) kitabından birebir alınmıştır.

  • Trabzon Hıristiyanlarından Acemi Oğlanı celp edilmesi bir aralık Fatih’in burayı zaptından sonra devam etmiş ve sonra bunların şerirlikleri dolayısıyla oradan oğlan devşirilmesi kaldırılmıştı. Yavuz Sultan Selim Trabzon Valisi iken Trabzon halkının kendisine gösterdikleri sadakat üzerine Hükümdar olduktan sonra bunlardan tekrar devşirme alınmasını emreylemişti. Vezir-i Azam Pir Mehmet Paşa bunların şerirliklerinden bahis ile oradan oğlan yazılmasının kanunen doğru olamayacağını söylemiş ise de sözünde ısrar eden Yavuz,  itirazından dolayı Pir Paşa’ya kızmış ve hatta “Kanunu bana sen mi öğretirsin?” diyerek elindeki yay ile zavallı Paşa’nın başını yarmış ve dediğini yaptırmıştır, daha sonra bunların arasına Lazlar da katılarak Ocakların intizamı bozulduğundan 16. Asrın sonlarından itibaren (III. Mehmet döneminden itibaren) o taraflardan oğlan devşirilmesi yasaklanmıştır. Sf.19 

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Lüzum ve ihtiyaca göre üç – beş senede ve bazen daha uzun bir zamanda, Hıristiyanlardan sekiz, on ile on sekiz nihâyet yirmi yaş arasındaki çocukların sıhhatli ve kuvvetlilerinden Acemi Oğlanları alınmaya başlandı. Sf. 14

    Her Kadılıkta yani Kaza’da tellallar vasıtasıyla köylere kadar yapılan ilanlar mucibince Hıristiyan çocukları başta Papazları olarak babaları ve vaftiz defterleri toplanma mahallerine gelirlerdi. Devşirme memurları bu çocukları alırken, Kadılar, Sipahiler veya vekilleri ve köy kethüdaları da hazır bulunurlar ve bir suiistimal olmamasına dikkat ederlerdi. Çocuklar içinde evli olanları varsa ilişilmezdi, çünkü bu evlenmeler nüfusu arttırırdı.  Sf.16

    Kanun mucibince (gereğince) Hristiyan çocuklarının en asilleri intihap olunurdu (seçilirdi); Papaz oğulları da alınırdı, iki çocuğu olanın biri ve birkaç çocuğu olanın müsait olan en sıhhatlisi ve güzeli seçilirdi; bir oğlu olanın çocuğu alınmayarak babasının hizmetine terk olunurdu. Uzun boylu ve tenasübü endam (Yapısı orantılı olan) olanlar Saray için seçilirdi. Sf. 17

    Yahudiler ticaretle meşgul olduklarından onlardan devşirme alınmazdı. Sf. 17

    Ana ve babası ölmüş olan bir çocuğun terbiyesi noksan ve açgözlü olacağından devşirmeye girmesine müsaade edilmezdi. Köy Kethüdası oğlu, köy halkının rezillerindendir diye alınmazdı, sığırtmaç ve çoban oğullarıyla genç sığırtmaç ve çobanlar, kel, fodul, köse ve doğuştan sünnetli olanların da alınmamaları kanundu. ..

    Türkçe bilen oğlan, Hıristiyan iken evlenmiş oğlan, sanat sahibi oğlan, İstanbul’a gelip vilayetine gitmemiş ve bu surette yırtılmış olan oğlan, uzun ve kısa boylu olan oğlanların Ocağa alınmamaları kanundu. Sf. 18

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 14 ile 18 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu yeni kanunla baştanbaşa gayrimüslim olan Rumeli halkı tedrici surette müslümanlaştırılacak, aynı surette Müslüman olan bu bir kısım askerle Türk Ordusu kuvvetlenecekti. Sf. 13

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • Pençik: Beşte bir demek Pençik. 1363’te her beş çocuktan birini acemi ocağa alma işlemi. Sf. 9

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayınları, Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yaya kısmı; Acemiler (Mahreç; kaynak), Yeniçeriler, Cebeciler, Topçular, Top Arabacılar.

    Süvariler; Sipahi, Silahtar, Baş Ulûfeciler, Sağ Garipler, Sol Garipler.

    Eyalet Askerleri; Tımar veya Toprak Süvari, Azap (Hafif Piyade), Akıncı (Hafif Süvari). (Yaya Yörük, Müsellem, Tatar, Cerehor veya Serehor.) Sf. 2, 3

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayınları, Sf. 2, 3) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yüksek Adalet Divanı, Bayar, Menderes, Zorlu ve Polatkan’ı oybirliğiyle idama mahkûm etmişti.

    Refik Koraltan, Rüşdü Erdelhun, Baha Akşit, Bahadır Dülger, Zekâi Erataman, Agâh Erozan, Emin Kalafat, Osman Kavrakoğlu, İbrahim Kirazoğlu, Nusret Kirişoğlu ve Ahmet Hamdi Sancar hakkında oy çokluğuyla ölüm cezası verilmişti.

    15 idam kararı çıkmıştı.

    Tesadüf mü: 1926’da Atatürk’e yapılması planlanan suikastın İzmir’deki dava sonucunda da 15 idam karan çıkmıştı! Onların 14’ü asılmış biri intihar etmişti…

    Yassıada’da 15 idam karan çıkmış; karar 14’ünün yüzüne okunmuş, biri ise intihar ettiği için salonda bulunamamıştı!.. Sf. 546

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 546) kitabından birebir alınmıştır.

  • Refik Koraltan 30 Aralık 1959 tarihli günlüğüne bakın ne yazmıştı:

    “Fatin Rüşdü Zorlu’nun zorlayarak kurmak istediği hırsızlık şebekesinin korkunç manevrası devam ediyor. Adnan (Menderes [S. Y.]) bilmeyerek bu hırsızlık şebekesinin kurucusu oluyor.”

    Koraltan, 9 Ocak 1960 tarihli günlüğünde ise iddiasına tanık gösteriyordu:

    “Bugün Meclis Riyaset makamına Mükerrem Sarol geldi. Umumi hasbıhal sırasında çok dikkate değer sözler söyledi: “Fatin Rüşdü Zorlu artık hiçbir devirde görülmemiş bir hırsızlık şebekesi kurdu.”

    Döviz Komisyonu başlı başına bir âlemdir. Başta Maliye vekili olduğu halde Başvekil Yardımcısı Fatin Rüşdü Zorlu, Ticaret Vekili Yırcalı ve hempaları öyle bir atılış atıldılar ki bütün Türkiye günlerce bu dedikoduyla çalkalandı durdu.” Sf. 543

    1958 yılındaki % 210 oranındaki büyük devalüasyondan sonra, yolsuzluk yapıldığı iddiası ortaya atılmıştı.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 543) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Örtülü ödeneği kendi kişisel ihtiyaçları ve amaçları için kullandığı iddia ediliyordu. Bu nedenle örtülü ödeneğe “Adnaniye” deniyordu. Sf. 534

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 534) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tıpkı 1913 Babıâli Baskınından sonra ittihatçıların ve 1950’de “beyaz ihtilal” yapıp iktidara gelen Demokrat Partililerin yaptığını, 27 Mayıs 1960’ta “Milli Birlik Komitesi” gerçekleştirdi: Türk Silahlı Kuvvetlerinden 235’i general ve amiral olmak Üzere, 4.000 subay emekli edildi.

    1913’te subayların emeklilik maaşını İttihatçılara Almanlar vermişti. 1950’de DP’lilere ve 1960’ta MBK’cilere para ABD’den geldi! Sf. 523

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 523) kitabından birebir alınmıştır.

  • CHP’yi “siyasi sapık” diye itham eden Başbakan Menderes’e yanıt, Ulus gazetesi yazan Şinasi Nahit Berker’den gelmişti: “İyi ama muhterem efendim, herkes de cinsi sapık olacak değil ya!”

    Berker sekiz ay hapse mahkûm edildi. DP’yi eleştiren gazeteciler; Metin Toker, Ülkü Arman, Nihat Subaşı, Fethi Giray, Beyhan Cenkçi, Bedii Faik, Ali Ihsan Göğüş, Kurtul Altuğ, Cüneyt Arcayürek ve yetmiş dokuz yaşındaki Hüseyin Cahid Yalçın ardı ardına cezaevine konuldu.

    Osman Bölükbaşı’nı yine milletvekili seçti diye Kırşehir ilçe yapılıverdi! Hukukun üstünlüğünü savunan Yargıtay Başkam Bedri Köker, Cumhuriyet Başsavcısı Rifat Alabay, Yargıtay ikinci başkanlarından Haydar Yücekok, üye Kâmil Coşkunoğlu, üye Melahat Ruacan, üye Faik Uras, Üye İlhan Dizdaroğlu, “görülen lüzum üzerine” bir günde emekliye sevk edildi. Sf. 499, 500

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 490, 500) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yazan Hamdi Ciliv.

    İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önde gelen isimlerinden, Milli Mücadele’ye katılmış, TBMM’nin ilk milletvekillerinden ve 1926 İzmir Suikastına adı karışıp yargılanan, ancak Atatürk tarafından kurtarılan Hamdi Baba’nın torunuydu.

    Hamdi Ciliv’in babası mübadeleyle gelen, Nikos Kazancakis’in yakın arkadaşı Efdal Ciliv’di.

    Hamdi Ciliv, 1950’li yıllarda Ankara’da DP’nin önde gelen teşkilatçı isimlerinden biriydi, ölmeden önce anılarını yazdı; “Ben öldükten sonra yayımlarsınız” diye ailesine bıraktı. Yazdığım gibi, kitaba “izin” çıkmadı…

    Hamdi Bey’in eşi Sara Ciliv kitaba göz atmama izin verdi.

    Hamdi Ciliv kitabında 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine geniş yer ayırmış. Yıllardır DP’lilerin kendi aralarında fısıldayarak konuştukları bir konuyu yazma cesareti göstermişti.

    Hamdi Ciliv, 1950’li yılların sonunda Celal Bayar ile Adnan Menderes’in aralarının artık iyice açıldığını belirtiyor ve her iki grubun da birbirlerini tasfiye etmek için çaba sarf ettiğini yazıyor.

    Ciliv’in örnek olaylar sıralayarak yazdığı bu iddiasına göre, Başbakan Menderes ile Edhem Menderes, TSK içindeki bazı subaylarla işbirliği yapıp Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ı devirmek istiyor! Sf. 516

    Hamdi Ciliv kitabında onlarca soruyu ortaya atıyor Adnan Menderes, askeri harekâtın başında Cemal Gürsel olduğunu duyunca neden rahatlıyor; Eskişehir’de gözaltındayken askerler neden kendisine selam duruyor; Ankara Harp Okulu’nda neden “şeref salonu” na alınıyor; “Ne zaman radyo konuşması yapacağım?” diyecek kadar kendini neden rahat hissediyor? Sf. 517

    Ama…

    Ciliv’e göre, İçişleri Bakanı Namık Gedik’in intiharı, askeri ihtilalin yönünü değiştirmişti. Namık Gedik 29 Mayıs 1960’ta intihar etmişti.

    DP’nin önde gelen isimlerinden Sıtkı Yırcalı 27 Mayısta gözaltına alınıp, 28 Mayısta serbest bırakılmıştı. Ancak Bakan Gedik’in intiharından sonra 30 Mayıs’ta tekrar gözaltına alınacaktı. Sf. 518

    Gürsel Paşa yemekte bulunanlara, Kara Kuvvetleri komutanlığı döneminde Edhem Menderes’le aralarının çok iyi olduğunu, hemen her akşam kendisine uğradığını, uzun uzun memleket işlerini görüştüklerini anlatıyor.

    Paşa, Milli Savunma Bakam Edhem Menderes’le o kadar samimi olmuştu ki, görevden ayrılacağı gün, 3 Mayıs 1960’ta kendisine mektup yazarak kamuoyunun taleplerini sıraladı.

    On üç maddelik istekler mektubunun ilk maddesi ilginçti: “Cumhurbaşkanı (Celal Bayar [S.Y.]) istifa etmelidir. Çünkü bütün fenalıkların bu zattan geldiği hakkında umumi bir kanaat vardır.”

    21 Mayıs 1960’ta Ankara’da hükümet aleyhine sessiz yürüyüş yapan Harp Okulu öğrencilerinin arasında kim vardı dersiniz: Milli Savunma Bakam Edhem Menderes!..

    Sahi Başbakan Menderes askerle işbirliği yapıp, Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne çıkacak, başbakanlığa da Edhem Menderes mi gelecekti? Ya da… Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes’i “azledip” yerine Fatin Rüşdü Zorlu’yu mu atayacaktı? Sevin Zorlu anlatıyor:

    “24 Mayıs günü babam Başbakan Menderes’in yanına çıkıyor. “Edhem Menderes ihanet içinde; beni hemen Milli Savunma bakanlığına, onu da Dışişleri bakanlığına atayınız. Bu işi yirmi dört saatte çözeyim, aksi takdirde askerler müdahale edecek” diyor. Babanım bu kadar emin olmasının nedeni Avrupa’daki bir ülke istihbaratından, askerlerin müdahale edeceği bilgisini alması.” Sf. 519

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 516 ile 519 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Son bir noktanın daha altını çizelim: Türkiye, SSCB ilişkileri için ABD’den izin istemiş ve bu iznin onaylanmasından sonra kuzey komşusuyla ticari ve kültürel ilişkiye girmişti! Yani, Amerika’nın onayıyla Sovyetler Birliğine yakınlaşmıştı!

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 499) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarihler 2 Ağustos 1958’i gösteriyordu. 1 dolar 2,80 liradan 9 liraya çıkarıldı! Devalüasyon oranı yüzde 221’di.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 493) kitabından birebir alınmıştır.

  • Edhem Menderes konusunda bir başka ilginç durum vardı: Başbakan Menderes’e çok bağlı olmasına, hatta zaman zaman kendisini ona siper etmesine karşın, ne parti içinden, ne de muhalefet tarafından hiç eleştiri konusu yapılmıyordu!

    Bir diğer özelliği ise Başbakan Menderes’e sesini yükselten tek bakan olmasıydı. Başbakan Menderes, Edhem Menderes’e niye bu derece yumuşaktı, hiçbir zaman anlaşılamadı!

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 490) kitabından birebir alınmıştır.