Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Gümüş sikkelerin en ziyade bozulduğu devir 1650 ile 1656 yılları arasındaki Avcı Sultan Mehmet’in saltanatının ilk seneleridir; bu tarihte devletin mali itibarı çok acıklı bir hâl almıştır. 16. asır sonlarından itibaren Yahudilerin, gümüşünden istifade için kestikleri kırpık akçelerle diğer akçelerin bu devirde kalp (sahte), züyûf (zayıf), kızıl, kırpık ve sağ akçe isimleriyle çoğalarak mali buhrana sebebiyet verdiklerini görüyoruz. Sf. 470

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 470) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1588 Senesinde Padişah’ın musahibi Mehmet Paşa sikkenin ıslahına memur edildi; fakat henüz bu iş fiile çıkmadan kapıkulu süvarisinin bir isyanı neticesinde Mehmet Paşa ile Defterdar Mahmut Efendi katledilmişlerdi. Bu devirde Yahudiler gümüş akçeleri kırparak menfaat temin eylediklerinden akçenin kıymetinin ıslahı zaruri idi (iyileştirilmesi zorunlu idi). Sf. 468

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 468) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devletin pek çok usulü 3. Murat zamanında bozuldu. Sf. 467

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 497) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yeniçeriler arasında Hazineden bir akçe bile irtikâp eden, bütün Ocak tarafından merdud (kovulmuş, reddedilmiş) sayıldığından buna meydan vermemeye son derece dikkat edilirdi. Yeniçeriler en bozuk devirlerinde dahi böyle bir küçüklüğe tenezzül etmemişler. Sf. 424

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 424) kitabından birebir alınmıştır.

  • Alemdâr Mustafa Paşa sadaretinde Ocak Bazirgânı Çelipon ismindeki Yahudi, Ocak illerinde yolsuzluk yapıp, kendisine sorulan şeyleri doğru söylemeyip Ocağa ait bir takım şeyleri de sakladığından dolayı idam edilmiş, bâdema (daha sonra) Ocağa gayrimüslimlerden Bazirgân tayin edilmemesi ve onlara ait vazifenin Başyazıcı tarafından yapılması emrolunmuştu. Fakat Alemdâr Mustafa Paşanın şehâdeti üzerine her dediklerini yaptıran Yeniçeriler Çelipon’un oğlu Baruh’ın Bazirgân tayinini istemiş olduklarından dedikleri yapılmıştır. Biraz sonra rüşvet vererek Baruh’ın yerine Ocak Bazirgânlığına Yakovaçi isminde bir Yahudi’nin tayini hakkında Yeniçeri Ağasının müracaatı üzerine Yakovaçi Bazirgân olmuş. Sf. 409

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 409) kitabından birebir alınmıştır.

  • Birinci Mahmut zamanında 1736’da Ocak Bazirgânı David adında bir Yahudi olup bu tarihte Avusturya ve Rusya ile muharebe olmakta idi. Padişah muharebe sebebi ile orduya gidecek olan Ağa Kapısı Yazıcısı Tiryaki Mehmet Efendi’yi huzura kabul ederek;

    “Orduya vardıkta göreyim seni, ulûfeyi zâyi itme ve zait esameleri (mevcut olmayan Yeniçeri maaş belgelerini) bulup ulûfesini virme.” Diye tembih etmiş. Tiryaki Mehmet Efendi’de Padişah’ın arzusu gibi hareket eylemiş ve hazine lehine 1.200 kese menfaat temin eylemişti; fakat Ocak Bazirgânı David, bu esameleri birkaç yüz kesesi kendisine ait olduğundan dolayı Mehmet Efendiye kızmış ve Ocak’ta tesir yaparak Mehmet Efendi’yi yazıcılıktan çıkartıp daha aşağı bir yere tayin ettirmek suretiyle hareket eylemişti.

    Epey bir zaman sonra Tiryâki Mehmet Efendi Tersâne Emini ve oradan Sadaret Kethüdası olmuştu. Mehmet Efendi ara sıra tesadüf ettikçe David’e; “Falan zamanda bana ettiğini bilir misin? Ahdim olsun vezir olursam seni katledeceğim.” Der ve Yahudi de buna cevap olarak;” Sen hemen vezir ol da beni katleyle. Ama ben tiryakiden vezir görmedim.” Sözleriyle mukabele edip alay edermiş.

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 408) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yeniçeri Ocağının mali işleri ve hariçteki alış – verişleri ve hudutlardaki mevacip yani maaş muamelâtı (işlemleri) Ocak Bazirgânları vasıtasıyla olurdu; Bazirgânlık Rumların ve Yahudilerin ellerinde idi. Bazen babadan oğula geçen bir gedik hâlini de almıştı; bunlar Ocağa dayanarak birçok dalavere çevirirler, siyasi işlerde rol oynarlar ve Ocak alış-verişlerinde bir hayli menfaat temin ederlerdi. Bunların bu halleri dolayısıyla Bazirgânlık bazen kaldırılarak işleri Ocak Başyazıcısına verilmiş ve sonra müsait zamanını bulunca rüşvet vererek yine bazirgânlığı temin etmişlerdi. Sf. 407

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 407) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Bazirgân; Ocağın mali işlerine bakan bir idare memuru olup her vakit gayrimüslimlerden tayin edilirdi. Çok zamandan beri bu kârlı vazifeye Zonona nâmında bir Musevî ailesinin sahip bulunduğu. Sf.407

    (259 – Kapıkulu Ocakları 1 Cilt – İsmail Hakkı Uzunçarşılı – Sf. 407) (Osmanlı – Siyasi – Yahudi – Yeniçeri) 

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 407) kitabından birebir alınmıştır.

  • Orduda ve kışlalarda ocağa mahsus doktor ve cerrahlar da bulunurdu; tabipler Müslüman ve Yahudi idi. Sf. 405

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 405) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir kayda göre 1623 tarihinde tekaütler (emekliler) hariç olarak 35.925 mevcutlu Yeniçeri Ocağında 3.082 korucu vardı. Sf. 380

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 380) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kanunî Sultan Süleyman Zigetvar Seferine gitmeden evvel Yeniçeri Ağası Ali Ağa’ya;

    “Belgrad’da neferâtı (erleri) yoklarım bir nâmevcud olursa hakkından gelürüm.” Demiş ve Ağa’da aynı sözü Yayabaşı ve Bölükbaşılara söyledi.

    Dördüncü Murad’da 1635 senesinde Revan Seferine hareketten evvel kendisinin muvafakati olmaksızın hiçbir Yeniçerinin mütekait (emekli) ve korucu namıyla geri kalmamasını kati surette emretmişti. İzmit ve İznik arasında iken Solakbaşılardan Balatalı Çelebi diye anılan ihtiyar yeniçeriyi İstanbul’da bırakmasından dolayı idam eylemişti. Sf. 368

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 358) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eğer suçu, katli mucip olup Yeniçeri taşrada ise Merd-i Timar edilip Ocaktan kaydı terkin olunur ve sonra idamı için emir verilirdi. Sf. 356, 357

    Yeniçerilerin idamından evvel defterden isminin silinmesi, Yeniçerilerin, böyle katli mucip bir fenalık yapmayacakları ve idam edilmeyecekleri zehabından ileri geliyordu. Sf. 358

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 356 ile 358 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bölükbaşı veya Yayabaşı ve Ocak Zabiti olmayınca bir Yeniçeri evlenemez ve ihtiyar olmayınca da sakal salıvermezdi. Sf. 306

    .. Bu gibilerin evlerini idare edebilmeleri için maaşları yetişmediğinden dolayı evlilerin ticaret ve esnaflık yapmalarına da müsaade edildiğinden bu hâl Ocağın zaafına sebep olmuştu. Sf. 307

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 306, 307) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yeniçeriler, odalarına ait her hangi bir işi görüşmek üzere kazanları etrafında toplanarak karar verirlermiş; bir isyan hâlinde orta ve bölük kazanlarını meydana çıkarırlardı. Muharebe zamanında Yeniçerilerin kazanları, bayrak ve nişanlarından daha ehemmiyetli olduğundan kazanın düşman eline geçmemesine çok dikkat ederler ve aksi hâli büyük felâket sayarlardı. Sf. 258

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 258) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir yangın çıktığı zaman Sadrazamla Yeniçeri Ağasının yangın mahalline gitmesi kanundu; her hangi bir Sadrazam’ın sadareti esnasında fazla yangın olursa bu hâl Paşa’nın uğursuzluğuna hamlolunarak (ona yorumlanarak) azledildiği gibi Sadrazamdan memnun olmayan Yeniçeri Ağalarının onu azlettirmek için yangın ihdas etmeleri gibi ahlaksızca halleri de görülmüştü. Sf. 83

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 83) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Ocak 1362 yılında kuruldu. Sf. 145

    I. Murat Ahi olduğu için Ahi Börk’ü olan Beyaz Börk’ü Yeniçeriye de giydirmişti. Sf. 148

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devşirmelerin, babasının adı yerine Abdullah yazılıp, bu suretle Abdullah Oğlu olduğu, yani devşirme ve esirden gelme Hristiyan olduğu gösterilmiştir. Mesela Mehmet Nasuh ismi Mehmet bin Nasuh demektir keza Şaban Gemlik veya Ahmet Mihaliç isimleri de Şaban’ın Gemlik’ten ve Ahmet’in de Mihaliç’ten devşirildiğini göstermektedir.

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2005); Abdullah, Allah’ın bir kulu demek.

  • Devşirme 18. Asrın sonunda kalktı. Sf. 68

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • Acemilerin Padişah tarafından Yeniçeri Ocağına verilmesine Kapu Fermanı olmak denirdi. Kapulanmak oradan geliyor. Sf. 61

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.

  • Acemi Oğlanların içinde kötürüm, hastalık ve deli olanların bir miktar para ile tekaüt edilmeleri İkinci Beyazıt zamanında kanun olmuştu. Sf. 42

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.