Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Mustafa Suphi ve arkadaşlarının ölümlerinden sorumlu tutulan dönemin İttihatçısı ve Kuvayı Milliye yerel komutanı Yahya Kaptan Sivas’ta yargılandı, beraat etti. Ancak bir buçuk yıl sonra arabasında öldürülmüş olarak bulundu. Bir yıl sonra konuyu Meclis’e taşıyan Trabzon milletvekili Ali Şükrü kaçırıldı ve boğularak öldürüldü. Ali Şükrü’yü öldüren, Yahya Kaptan’ı da öldürdüğü iddia edilen Topal Osman’dı. Ulusal Kurtuluş Savaşı günlerinde, adamlarıyla birlikte Mustafa Kemal’in korumalığını üstlenen Topal Osman, Ali Şükrü’nün katili olarak yakalanmak istenirken çıkan çatışmada öldürüldü. Sonuçta, Mustafa Suphi ve yoldaşlarını kimin öldürdüğü belirlenemedi!.. Sf. 283

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 267) kitabından birebir alınmıştır.

  • XIII. yüzyıldan beri, Orta ve Doğu Avrupa’da Rusya hariç en büyük Yahudi topluluğu Macaristan’daydı. Yahudiler rahat yüzünü Macaristan’ın Osmanlı egemenliğine girmesiyle görmeye başladılar. Ancak XVII. yüzyılın sonlarına doğru Habsburglar Osmanlıları yenince ülke Hıristiyanların yönetimine girdi ve Yahudilere yönelik antisemitizm tekrar hortladı. Yahudiler yurtlarından edilmeye başlandı. XVIII. yüzyılda antisemitik olmasıyla bilinen Kraliçe Maria Theresia Yahudilere “hoşgörü vergisi” adı altında ağır cezalar getirdi. Sf. 267

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 267) kitabından birebir alınmıştır.

  • İzmir’de o tarihlerde 55.000 Yahudi vardı. 14 Mart 1914’te Osmanlı Devleti’nin ilan ettiği Yahudi nüfuslarına ilişkin birkaç örnek vereyim: İstanbul 52.126, Aydın 35.044, Edirne 22.515, Ankara 4.026, Diyarbakır 2.085, Menteş I.615, Van I.380, Eskişehir 728, Sivas 344, Antalya 250, Adana 66, Canik, 27, Kastamonu 8, Konya 4.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 263) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bugün Hasan Tahsin’in mezarı yoktur. İstanbul’da Karakaşî Sabetayistlerin Mezarlığı olarak bilinen Bülbülderesi Mezarlığında adına dikilen bir anıt vardır!

    İzmir’in işgaline karşı Türkler, Sabetayistler ve Yahudiler güç birliği yapmışlardı. İşgal öncesi, işgali önlemek amacıyla ilk mitingi yapanlar İzmirli Yahudilerdi. Sf. 262

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 262, 263) kitabından birebir alınmıştır.

  • Önce, 15 Nisan 1915’te Van bölgesinde ayaklanma çıkarıp şehri ele geçirdiler. Van’ın Ermenilerin eline geçmesinden sonra, isyan dalgası Bitlis, Muş, Erzurum, Beyazıt, Zeytun ve Sivas bölgelerine yayılmaya başladı.

    Ermeni milisler, Kafkas cephesinde Ruslarla savaşan Osmanlı ordusunu arkadan (cephe gerisinden) vuruyordu. Bunun üzerine 24 Nisan’da İstanbul hükümeti tehcir kararı aldı.

    Yıllardır tartışılan bu karar neyi kapsıyordu?

    Başta Kafkas cephe arkası olmak üzere, isyancı Ermeniler başka bölgelere gönderilecekti. Ermenilerden boşalan yerlere muhacirler yerleştirilecekti. Tehcir edilen Ermenilere mal ve mülklerinin bedeli ödenecek, yeni yerleşim bölgelerinde benzer yaşam kurmaları sağlanacak, maddi durumu iyi olmayanlara iskân imkânı sağlanacaktı. Taşınmaz malların bedelleri Evkaf Nezareti tarafından ödenecekti.       

    Ermeniler, haberleşmelerini Türkçe yapacaklardı. Yeni okullar açamayacaklardı. Çocukları devletin resmi okullarında eğitim görecekti. Vilayetlerde çıkarılan Ermeni gazeteleri kapatılacak, mahalli Ermeni komite merkezleri dağıtılacaktı. Hareket alanındaki zararlı kişiler başka bölgelere gönderilecekti. On altı-elli beş yaş arasındaki Ermeniler, ülke dışından içeriye giremeyecek, ülke içinden ise dışarıya çıkamayacaklardı.

    Kâğıt üzerindeki yasanın, uygulaması ne yazık ki büyük acılara yol açtı. Tehcir yolculuğu sırasında korumasız kafilelere saldırılar oldu. Yağmacılık ve intikam hırsıyla binlerce Ermeni öldürüldü.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 256) kitabından birebir alınmıştır.

  • Osmanlı mebusu Dimitriyadis Emanuelidis, Meclisi Mebusan’da yaptığı konuşmada, sahil kesiminden iç bölgelere gönderilen Rum nüfusunun 250.000 olduğunu belirtmişti.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 254) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sabaha karşı…

    Sekiz kişiydiler: Enver Paşa, Talat Paşa, Cemal Paşa, Doktor Nâzım, Dr. Rusuhi, Polis Müdürü Azmi, Bedri Bey ve Dr. Bahaeddin Şakir.

    Konuyla ilgili anılarda, gazeteci ve akademik çalışmalarda, gidiş tarihleri konusunda 2, 3, 7 ve 8 Kasım 1918 gecesi yazılmaktadır. Keza aynı karışıklık “neyle gittikleri” konusunda da vardır. İnanmayacaksınız ama kaç kişinin yurtdışına çıktığı bilgisi bile net değildir.

    Bazı isimler yedi bazıları ise sekiz demektedir.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 248) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sabetaycı kaynaklara göre Sabetay’ın yakınlık kurduğu dervişlerden biri, tanınmış bir şair ve sûfi olan Niyazi Mısrî Dede’ydi. Niyazi 1617 ya da 1618 yılında Malatya’da doğmuştu. Bir Nakşibendi dervişinin oğluydu. Önce Halvetilere katılmışsa da bir şair ve bir sûfi olarak kendisine büyük saygı gösteren Bektaşiler arasında yaşamıştı. 1670 yılında Sadrazam Fazıl Ahmed Paşa, Niyazi’nin Kabalacı kehanetlerde bulunduğunu duyunca onu Edirne’ye getirtti. Sabetay’la da bu sıralar tanışmış olmalılar. Daha sonra Niyazi İstanbul’daki bir Bektaşi tekkesinin başına geçince, Sabetay’ın onu sık sık ziyaret ettiği ve buradaki ayinlere katıldığı biliniyor.

    Her ikisi de din konusunda aykırı fikirlere sahip olan Sabetay ve Niyazi’nin birbirlerinden bir hayli etkilendiklerini tahmin etmek güç değil; bu dostluk onları Yahudiler ve Müslümanlar arasında süregelen geleneksel inançlardan biraz daha uzaklaştırmış olmalı. Niyazi’nin derviş olmasının yanı sıra (dervişler arasında aykırı fikirleriyle sivrilmiş, Cemal Kafadar’ın tanımıyla karizmatik ve gaddarlığıyla tanınan bir sûfiydi” gizlice Hıristiyanlığa geçtiği de söyleniyordu. Sf. 219

    Sabetay özellikle Bektaşi tarikatını kendine yakın bulmuş olmalı, çünkü bu tarikatın Müslümanlarca bir hayli yadırganan âdetleri Sabetaycıların ibadet şekillerine benziyordu. (…)

    Sabetay Sevi’nin geçmişiyle ilgili karanlıkta kalan konulardan biri de bu tarikatla ilişkisinin boyutları ve Niyazi Mısrî Dede’nin Sabetaycı harekete katılıp katılmadığı sorusudur. Niyazi Mısrî’ye göre tüm dinler temelde aynıydı, zaten gizlice Hıristiyan olmakla suçlanan bu kişinin Müslüman olmuş Yahudi bir Mesih’in tarikatına girmiş olması muhtemeldir. (Kayıp Mesih, 2002, s. 216-217-275) Sf. 220

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 216 ile 220 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Merkez Efendi, Denizli Buldan’ın Sarımahmutlu köyünde 1460 yılında doğdu. Asıl adı Musa bin Muslihiddin bin Kılıç’tı. “Keramet” sahibi bir kişi olarak tanınmaya başladı. On beş yaşında Bursa’ya giderek medresede eğitim gördü.

    Merkez Efendi, İstanbul’da Halvetiye tarikatının şeyhlerinden Sünbül Sinan Efendiye bağlandı.

    Mevlevilik, Bektaşilik gibi Osmanlı İmparatorluğunun en önemli tarikatlarından biri de Halvetiye’ydi.

    Kurucusu Şeyh Ebu Abdullah Siraceddin Ömer bin Ekmelüddin el-Gilani, kırk gün yalnız olarak tapımı (erbain) kırk kez üste tekrarlamakla ünlendiği için kendisine Halveti denmiş. Sf. 216

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 216) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ömer Naci, 1905 Haziranında jandarma teşkilatını düzenlemeye memur edilen İtalyan generali Giorgi Paşa’nın yaveri olarak Selanik’e gitti. Sf. 211

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 211) kitabından birebir alınmıştır.

  • Enver Paşa Osmanlı donanmasının Karadeniz’e açılmasını emretti. Ardından, 29 Ekim 1914’te Sivastopol’ün bombalanması emrini verdi.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 210) kitabından birebir alınmıştır.

  • Enver Paşa; stratejik noktalarda kümelenmiş gayri Türk nüfusun (Rum ve Ermeni azınlıkların) tehcirini planlıyordu.

    Enver Paşa tabii bunu açıkça söylemekten çekiniyordu. Talat Paşa’nın sözleri üzerine, Kuşçubaşı Eşrefin bölgeye gidip araştırma yapmasını istedi.

    Kuşçubaşı Eşref, kimliğini gizleyip, Bursa Gemlik’ten başlayarak, Ayvalık, Edremit, İzmir, Urla, Aydın, Akhisar, Manisa ve Uşak’a kadar tüm bölgeyi gezdi. Bir de rapor hazırladı. Ayvalık Körfezi mıntıkasında 120.000, Çanakkale mıntıkasında 90.000, İzmir’de 190.000, güneybatısında ve Urla Yarımadası’nda 130.000, Aydın ve çevresinde 80 000, Akhisar, Manisa, Alaşehir ve Uşak’ta 150.000 Rum vardı. Bunların arasında Yunanistan’dan kaçak gelen, sahte kimlikle kalan papazlar, casuslar ve muallimler bulunuyordu. Bölge ticaretini ellerinde tutuyorlardı. Örneğin, demiryollarında Türk ve Müslüman aramak boşunaydı. Bölgede bir tek Türk ve Müslüman bakkal yoktu.

    Sonuçta “tehcir meselesi” Enver Paşa, Talat Paşa, Midhat Şükrü ve İsmail Canbulad’ın bulunduğu bir toplantıda konuşuldu. Sayı abartılı bulundu.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 208, 209) kitabından birebir alınmıştır.

  • Konuyla hiç ilgisi yok ama Türk medyasının önde gelen isimlerinden gazeteci-yazar Altemur Kılıç’ın, Robert Kolej’in son sınıfına kadar adı Demir Kılıç’tı. Son sınıfta Demir ismini değiştirip Altemur adını aldı! Garip rastlantı: Altemur Kılıç’ın babası Kılıç Ali’nin gerçek adı da Asıf’tı. Kılıç Ali adını sonradan aldı.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 184) kitabından birebir alınmıştır.

  • Osmanlı ordusunun kısa bir sürede toparlanıp Edirne’yi geri alması Avrupalı elçilerin Sadrazam Said Halim Paşa’ya gitmelerine neden oldu, istekleri netti. Osmanlı Londra Antlaşması’nı tek taraflı bozmuştu, hemen işgal altına aldığı topraklan terk edecekti! Avrupalı, “hasta adam” ın ayağa kalkmasını istemiyordu.

    Ama altı yüz yıllık Osmanlı’da “oyun” çoktu, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Süleyman Askeri, Kuşçubaşı Eşref, Sapancalı Hakkı, Yüzbaşı Çerkez Reşid, Yüzbaşı Fehmi, Yakub Cemil gibi fedaileri Batı Trakya’ya girdi. Ve aldıkları topraklarda “Garbi Trakya Muvakkat Hükümeti’ni” kurdular.

    Geçici yeni hükümetin başına Müderris Salih Hoca Efendi’yi getirdiler. Süleyman Askeri (takma adı “Zeynel Abidin”) Genelkurmay başkanı oldu. Yeni hükümet pul bile bastırdı.

    Ama Avrupalılar bayrağı bile olan bu “bağımsız devleti” tanımadılar!

    Oyunu anlamışlardı. Osmanlı’ya baskıya devam ettiler.

    Bu arada Garbi Trakya Muvakkat Hükümeti’nin “Dışişleri bakanlığını” yürütüp, Yunanistan ve Bulgaristan temsilcileriyle görüşmeler yapan kimdi dersiniz: Evliyazâdelerin damadı Dr. Tevfik Rüşdü (Aras)!

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 175) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1912 genel seçimi “sopalı seçim” diye adlandırıldı. Söylenenlere göre İttihatçılar güç gösterileriyle halktan zorla oy toplamış ve oy sayımlarında da hile yapmıştı. İddialar üzerine Evliyazâde Refik Efendi seçildiği belediye meclisi üyeliğinden 27 Mart 1912’de istifa etmişti.

    Bu siyasal çalışmaları sonucu mu Refik Efendi belediye başkanı seçilmişti?

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 170) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Yahudilerin kendilerini Türk olarak tanımlaması” fikrini savunan sadece Moiz Kohen (Tekinalp) değildi; İzmir Yahudi’si Selim Mizrahî gibi isimler de benzer görüşü yayan birçok yazı kaleme aldılar.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 169) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yakub Cemil, İzmitli Mümtaz, Mustafa Necib, Sapancalı Hakkı, ile Silahçı Tahsin, Eyüb, Yenibahçeli Şükrü ve Nail kardeşler, Filibeli Hilmi ve Samuel İsrael gibi fedailer silahlarını kuşanıp Babıâli’ye doğru yürümeye başladılar.      

    Binbaşı Enver, beyaz bir atın üstündeydi…

    Halk merakla ittihatçılara bakıyordu. Bir köşede Ömer Naci, diğer köşede Ömer Seyfeddin halkın desteğini almak için heyecanlı konuşmalar yapıyorlardı:

    “Hükümet Edirne’yi Bulgar’a verecek, hürriyet kahramanı, Trablusgarp kahramanı Enver Babıâli’ye yürüyor. Hadi siz de ona katılın!”

    Ateşli söylevler etkisini gösterdi. Halk “Yaşasın vatan… Yaşasın millet…” diye slogan atmaya başladı.

    Enver Babıâli önündeki demir kapıdan içeri girdi. Atından atladı ve baskını başlattı. Darbe başladıktan sonra Babıâli binası savaş yerine döndü; her yerde kan vardı. Sf. 160

    Harbiye Nazın Nâzım Paşa’yla birlikte ölü sayısı yediye yükseldi. On dokuz yaralı vardı.

    Fakat eylem bitmemişti. İttihatçılar, sadrazamın odasına girdi.

    Sadrazam Kıbrıslı Kâmil Paşa sakindi. “Ne istiyorsunuz evlatlarım?..” dedi.

    Binbaşı Enver, “Paşa hazretleri, millet sizi istemiyor, imzalamaya kararlı olduğunuz sulhtan sonra, bu devlet baki kalmaz, lütfen istifanamenizi yazınız” diye emretti. Kâmil Paşa istifasını yazdı. Kâğıdı Talat Paşa aldı, okudu, sinirlendi. “Paşa hazretleri ‘ciheti askeriyeden vaki ısrar üzerine’ diye yazmışsınız. Lütfen pencereden bakar mısınız, dışarıda sadece askerler değil, her meslekten millet var” dedi. Kıbrıslı Kâmil Paşa iade edilip önüne konan kâğıda “ve millet” ibaresini ekledi. …

    Ancak Üsküdar’daki evine gelen Miralay İsmail Hakkı, “Almancı” Mahmud Şevket Paşa’yı sadrazam olmaya zor ikna etti. Sf. 161

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 160, 161) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sadece Rıza Tevfik değil, Hürriyet ve İtilaf Fırkasının kurucusu Dr. Rıza Nur da, Alliance Israelite Universelle mezunuydu!

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 156) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2019); Rıza Nur’un Türkçülüğü ve ırkçılık konusundaki keskinliği, Yahudiliğinden dolayı olabilir mi? Dinsiz ama Yahudi milletinden olabilir.

  • Hürriyet ve İtilaf Fırkasının önde gelen ismi Aydın mebusu Rıza Tevfik (Bölükbaşı) Edirne Alliance Israelite Universelle’de öğrenim görmüştü ve Ladino ile İbraniceyi iyi biliyordu. 11 Mart 1909’da İstanbul’da Genç Yahudiler Derneği’nde yaptığı konuşmada, Siyonist olduğunu açıklayıvermesi herkesi hayrete düşürdü!

    Ama Rıza Tevfik bu açıklamasına sonra bir çekince koydu: “Lütfen bunu bağımsız bir Yahudi devleti kurma anlamında anlamayın!..” Sf. 156

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 156) kitabından birebir alınmıştır.

  • İngiliz Büyükelçiliği baş tercümanı Fitz Maurice’ti. Bağnaz bir İrlandalı Katolik olan Fitz Maurice, İttihatçıların masonlar ve Siyonistlerle işbirliği yaptığını iddia etmekteydi. Baş tercümana göre İkinci Meşrutiyet hareketi Siyonistlerin hazırladığı “dünya imparatorluğu” projesinin ilk adımıydı. İkinci Meşrutiyet’i gerçekleştirmek için “bilhassa Selanik’te yaşayan 80.000 İspanyol Musevi’si ve 20.000 dönme ile İtalyan mason locaları işbirliği” yapmıştı. “Toy zabitlerin perde arkasında masonlar, dönmeler, kozmopolitler yani tek kelimeyle Yahudi dehası vardır.”

    Evet, İttihatçılar daha çok ekonomik nedenlerden dolayı Yahudilerden bir şekilde yararlanmayı düşündüler. Siyonistlere bile “beyaz gül” vermekten geri durmadılar. Yahudilerin Filistin’e girişlerini kolaylaştırdılar, toprak sahibi olmaları için izin verdiler. Makedonya ve Mezopotamya’da yeni kolonizasyonlar açmayı düşündüler. Sf. 151, 152

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 151, 152) kitabından birebir alınmıştır.