.. bunların başında, Sami Kenanilerle, bir Hint-Avrupa kavmi olan Filistîler vardır. Sf. 92
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 92) kitabından birebir alınmıştır.
.. bunların başında, Sami Kenanilerle, bir Hint-Avrupa kavmi olan Filistîler vardır. Sf. 92
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 92) kitabından birebir alınmıştır.
Ve Tanrı dedi:
Seni Mısır diyarından, esirlik evinden çıkaran Tanrın Yahve benim.
1- Karşımda başka ilâhların (Tanrıların) olmayacaktır.
2- Kendin için oyma put, yukarıda, gökte olanın yahut aşağıda, yerde olanın yahut yerin altında sularda olanın hiç suretini yapmayacaksın: onlara eğilmeyeceksin ve onlara ibadet etmeyeceksin; çünkü ben, senin Tanrın Rab (Adonai), benden nefret edenlerden babalar günahını çocuklar üzerinde, üçüncü kuşak ve dördüncü kuşak üzerinde arayan ve beni seven ve emirlerimi tutanların binlercesine inayet eden, kıskanç bir Tanrı’yım.
3- Tanrın Rabbin ismini boş yere ağza almayacaksın; çünkü Rab kendi ismini boş yere ağza alanı suçsuz tutmayacaktır.
4- Şabbat gününü takdis etmek için onu hatırında tut. Altı gün işleyeceksin ve bütün işini yapacaksın; fakat yedinci gün Tanrın Rabbe Şabbat’tır; sen ve oğlun ve kızın, kölen ve cariyen ve hayvanların ve kapılarında olan garibin, hiçbir iş yapmayacaksın; çünkü Rab gökleri, yeri ve denizi ve onlarda olan bütün şeyleri altı günde yarattı ve yedinci günde istirahat etti; bunun için Rab Şabbat gününü mübarek kıldı ve onu takdis etti.
5- Babana ve anana hürmet et, tâ ki, Tanrın Rabbin sana vermekte olduğu toprakta ömrün uzun olsun.
6- Katletmeyeceksin.
7- Zina etmeyeceksin.
8- Çalmayacaksın.
9- Komşuna karşı yalan şehadet etmeyeceksin,
10- Komşunun evine tamah etmeyeceksin; komşunun karısına yahut kölesine, yahut eşeğine, yahut komşunun hiçbir şeyine tamah etmeyeceksin. (Çıkış: 20, 1-17.) Sf. 90, 91
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 90, 91) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN YORUMU (2023); Katletmeyeceksin, zina etmeyeceksin, çalmayacaksın, yalan şehadet etmeyeceksin gibi yasaklar, Yahudilerin, Yahudi kardeşlerine yöneliktir, Yahudi olmayanlar için bu yasaklar söz konusu değildir. Diğer dinlerde de böyledir, dolayısıyla bu yasaklar veya kurallar bir hukuk yada ahlak kuralı olamazlar.
Eskiden – hatta şimdi bile – birçok Arap kabilelerinde sünnet, delikanlıların evlenecekleri zaman yapılırdı. Sf. 72
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır.
YHVH İsrail oğullarına komşularını, hatta konuklarını soyarak Mısır’dan çıkmalarını emretmektedir. Sf. 69, 70
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 69, 70) kitabından birebir alınmıştır.
YHVH, Musa’nın YHVH’sı, asla bütün insanların Tanrısı değildi. O, kendine tek – üstelik pek küçük – bir toplumu seçmiştir, geri kalanlara düşmandır bile. Sf. 69
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 69) kitabından birebir alınmıştır.
Tevrat, İsrail oğullarının Mısır’a gidişlerini ve 430 yıl sonra oradan çıkışlarını iki Mısırlı İsraillinin etkisine bağlar. Biri Mısır’da baş vezir, öteki de bir prenses evlatlığı olarak Firavunun maiyetine girmiş, ama aslını unutmamış biridir. Bunlardan birincisine yani Yusuf’a hükümdar, bir Mısırlı adı (Zafenat-peneah) vermiş, ötekinin adı da gene Mısır dilinde “doğmuş, çocuk” ya da “suyun tohumu” anlamına gelen (Mısır harf yazısında da sesli harfler yoktu, onun için çeşitli okunuşlar mümkündür) Moşe’dir ki Tevrat bu adı ona Firavun’un kızının vermiş olduğunu kabul eder. Tevrat bunu İbranî etimolojisine göre tefsir ederek, (Nil’den) “çıkarılan” anlamına geldiğini söylemektedir. Sf. 63
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.
“Ve Yusuf parayı Firavunun evine getirdi. Ve Mısır diyarında ve Kenan diyarında para tükenince bütün Mısırlılar Yusuf’a geldiler ve dediler: Bize ekmek ver; niçin senin karşında ölelim? Çünkü para bitti. Ve Yusuf dedi: “Davarlarınızı verin, eğer para bitti ise, davarlarınıza bedel veririm. Ve davarlarını Yusuf’a getirdiler; .. onlara ekmek verdi; ve bütün davarlara bedel o sene onları ekmekle besledi. Ve o yıl sona erince, ikinci yıl da ona geldiler ve kendisine dediler: Efendimden gizleyemeyeceğiz ki, para tükendi ve davar sürüleri efendimindir; bedenlerimiz ve toprağımızdan başka efendimin önünde bir şey kalmadı; hem biz, hem toprağımız senin gözlerinin önünde niçin ölelim? Bizi ve toprağımızı ekmekle satın al ve biz ve toprağımız Firavuna köle olalım ve tohum ver ve yaşayalım ve ölmeyelim ve toprak çöl olmasın. Böylece Yusuf Mısır’ın bütün toprağını Firavun’a satın aldı; çünkü Mısırlılar, her biri kendi tarlasını sattı, çünkü kıtlık onları sıkıştırıyordu ve toprak Firavun’un oldu.” (Tekvin: 47, 13-21.) Sf. 60
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 60) kitabından birebir alınmıştır.
“Bunun için bugüne kadar İsrail oğulları uyluk başı üzerindeki kalça adalesini yemezler; çünkü Yakup’un uyluk başının kalça adalesine El (Tanrı) dokundu.” (Tekvin: 32, 23-32.) Sf. 57
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 57) kitabından birebir alınmıştır.
Bu iki kadından (Lea ve Kardeşi Rahel) ve odalıklardan Yakup’un on iki oğlu doğar ve bunlar gene Tevrat’a göre İsrail oğullarının on iki kabilesinin dedeleri olurlar. Tevrat der ki: Lea önce bir oğul doğurdu ve adını “bakın, bir oğul’’, anlamına gelen Ruben koydu. Bundan sonra doğurduğu oğulun adı “İşitme” anlamına gelen Şimeon, üçüncüsününki “Bağlanma” demek olan Levi, dördüncü ‘‘Methedilmiş” demek olan Yahuda oldu. Ama Rahel bu arada doğurmaz, onun için cariyesi Bilha’yı Yakup’a odalık olarak verir. Bilha’dan “Hükmetti” anlamına gelen Dan, sonra “Güreşim” anlamına gelen Naftali adını alan ikinci bir oğul doğar. Daha sonra Lea yeniden bir oğul doğurur ve adını “satın alınmış” anlamına gelen İssakar koyar. Lea tekrar bir oğul doğurur; bunun da adı ”Oturma” anlamına gelen Zebulun’dur. Lea’nın cariyesi Zılpa’dan da “Uğur” demek olan Gad ve Mutlu” demek olan Aşer doğar. Sonunda Tanrı Rahel’e acır, o da “Artırsın” demek olan Yosef, yani Yusuf adını verdiği bir oğul doğurur. Sonunda Rahel bir oğul daha doğurur ama bu doğum yüzünden ölür. Yakup da bu çocuğun adını “Bünyamin” (Benyamin; Sağ elin oğlu) koyar. Sf. 55, 56
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.
Esav, kardeşi için, “Ona boşuna Yakup denmemiştir (İbranice Yakob, “yerini alan” ya da “başkasının ayağını çelen” anlamındadır), işte iki defadır ki beni aldattı. Ama ben öcümü nerede olursa olsun alacağım,” der. Sf. 55
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.
İsrail’in eski zamanlarda insan kurban ettikleri de bilinmektedir. Bununla birlikte şurasını da unutmamalıdır ki Samîlerde tanrılara yalnız insan kurban edilmez, hayvan da kesilir, şarap ve güzel kokular da sunulurdu ki bu gelenek İsrail oğullarında sonuna kadar devam etmiştir, insan kurban etme âdetinin İsrail oğullarında çok sonralara kadar sürdüğü ve nebilerin buna karşı savaştıkları Tevrat’ta görülmektedir. Sf. 52
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.
Tepede İbrahim bir mizbah (ya da mezbah: kurban kesme yeri) yapar ve odunları dizer, oğlu İshak’ı da bağlayıp odunların üzerine koyar, elini uzatıp bıçağı alır. Ama tam bu anda gökten Tanrı’nın meleği iner, onu durdurur. Çalılar arasında da Tanrı’nın yolladığı bir koç vardır. İbrahim onu kesip yakar. Sf. 52
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.
Tanrı, İbrahim’e bu görünüşünde onun adını da değiştirir, İbranice “Yüce Ata“ demek olan Abram adını, “Soyun Atası” demek olan Abraham’a çevirdiğini bildirir. Sf. 47
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.
Tevrat der ki: Kildânîlerin Ur şehrinde, Terah adında bir adamın üç oğlu vardı:. İbrahim, Nahor ve Haran. Haran’ın da Lût adında bir oğlu olur, ama kendisi Ur’da ölür. İbrahim, üvey kız kardeşi olan Sara ile evlenir. Sara kısırdır; çocuğu olmaz. Terah günün birinde oğlu İbrahim’i, torunu Lût’u, gelini Sara’yı yanına alarak, Kenan diyarına gitmek için yola çıkar. Bunlar Harran’a gelirler ve orada, ne kadar sürdüğü bilinmeyen bir zaman kalırlar.
Bir gün Tanrı, İbrahim’e oradan ayrılarak, kendisinin göstereceği ülkeye gitmesini söyler ve: “Seni büyük millet edeceğim, seni mübarek kılacağım, senin adını büyük edeceğim ve seni mübarek kılanları mübarek kılacağım ve sana lânet edene lanet edeceğim; yeryüzünün bütün kabileleri sende mübarek olacaktır der. Sf. 43, 44
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 43, 44) kitabından birebir alınmıştır.
Yakup annesiyle birlikte bir hile yaparak, kör babasını aldatır. Babası İshak, Yakup’un hilesine kanar ve aslında kardeşi Esav’ı kutsamak istediği halde, bilmeden Yakup’u kutsar.
Tanrı da Yakup’un üzerine gelir ve ona bu diyarı kendisine ve soyuna vereceğini, soyunun yerin tozu kadar kalabalık olacağını, dört bucağa yayılacağını söyler ve ona her gittiği yerde kendisiyle birlik olacağını da vaat eder. Bu merdivenin Babil Ziggurat’ının bir aynısı olduğu tahmin edilmektedir. Sf. 35
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.
Bu son tarihten (M.Ö. 300 tarihinden) sonra Eski Ahit’in artık şimdiki şeklinde kaldığı hatta tek bir harfinin bile değiştirilmediği bir gerçektir. Ama bu hale gelinceye kadar geçtiği safhalar düşünülürse, Debora’nın İlahi’sinin bile kalmış olması şaşılacak şeydir. Sf. 33
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.
Bu sebeple Eski Ahit’e “Tarih-i Kadîm” adı da verilmişti ki, işte Tevfik Fikret’in ‘Beşerin köhne sergüzeştinden bize efsaneler terennüm eden’ diye tanımladığı eski tarih de budur.
Eski Ahit, özellikle Tevrat (Musa’nın beş kitabı: Tekvin, Çıkış, Levililer, Sayılar ve Tesniye) Yahudiler ve Hıristiyanlarca yakın zamana kadar Tanrı’nın Musa’ya doğrudan doğruya yazdırdığı kitap olarak kabul edilmekteydi. Ama iki yüzyıldan beri yapılan incelemeler bunların çok yeni diyebileceğimiz zamanlarda yazıldığını ye çeşitli maksatlarla sürekli olarak değişikliklere uğratıldığını ispatlamıştır. Sf. 30
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 30) kitabından birebir alınmıştır.
İsrail oğullarının dinini tarihinden ayırmak mümkün değildir. Eski Ahit (Ahit: Akit, Sözleşme; Tanrı’yla yapılan akit anlamında) ya da Kutsal Kitap adı verilen ve büyük bir kısmı, eski İbrani edebiyatının günümüze kadar ulaşabilen yegâne örnekleri olan kitap, aslında İsrail’in kutsal tarihinden başka bir şey değildir. Sf. 29
Her ne kadar Tevrat yani “Töre” adı, aslında yalnız Eski Ahit’in ilk beş kitabına verilirse de, hepsine birden Tevrat denmesine alışık olduğumuz için biz de bunu kullanmakta devam edeceğiz. Sf. 29
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.
Kutsal Ülke ya da Vaat Edilmiş Ülke adı da verilen Filistin, günümüzde de üç büyük dinin üyelerinden büyük saygı gören bir topraktır. Hele Kudüs, bu üç dinin Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Yahudiliğin inançlarının toplandığı, birbiriyle yarıştığı ve çarpıştığı bir merkezdir. Sf. 15
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.
Samilerin başlangıçta ortak bir dinleri olup olmadığı, cevaplanması imkânsız bir sorudur. Ama gene de ortak bazı noktalar bulunabilir. “Tanrı” kavramını anlatan kelime hemen hemen bütün Sami dillerinde aynıdır; Akkadcada “Ilu”, Kenan dilinde “İl” ya da ‘”el” genişletilmiş şekliyle “Elohim”, Aramî dilinde “El ve Elah) Güney Araplarında ‘’İl” klâsik Arapçada “Allah” Bu kelimeler, çoğu vakit en üstün tanrının adıydı. Sf. 14
Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.