Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Dört, Türkiye’de Eylülist darbe hem yenilmemiştir hem de aşıl­mamıştır. Eylülizm bütün kazançlarını asıl şimdi hasat etmeye başlıyor

    Türkiye solculuğunu demokratizme, Kemalizm’e ve parlamentarizme mahkûm etmek Eylülizm’in büyük başarısı olarak ortaya çıkıyor.

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 292, 293) kitabından birebir alınmıştır.

  • İkinci noktayı daha önemli buluyorum. Demokratlarla işbirliği aramak başkadır ve varsa demokrat adımları tamamlamak başkadır, demokrat olmak ise bambaşka olmalıdır. Birincisi yüce bir iş, İkincisi ise tam bir dejenerasyon ve kokuşmadır; bir sosya­listin demokratlaşması veya bir devrimci demokratın devrimci­liğini yitirmesi insanlığın en lanetli transformasyonlarından birisi sayılmalıdır. Bunu hiçbir insana yakıştıramadığım bir dejeneras­yon sayıyorum.

    Demokrasiyi savunmak burjuva devletini savunmaktır. Sf. 314

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 292, 293) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilim daha inatçıdır.

    Sanat daha patlayıcı oluyor.

    Her bilim adamının sanatçı olması gerekmiyor; ancak her büyük bilim adamında bir sanatçı dokusu olmalıdır. Büyük bilim adamı, bir dönüşün, bir buluşun habercisidir; bilimde ve sanatta, haberci haberini, küçük küçük ipuçlarından, yalnızca ayrıntılar­dan alıyor.     

    Büyük sanatçı, ayrıntılardaki büyük dönüşü sezebilendir. Büyük sanatçı ve büyük bilim adamı, bir büyük âşıktır; ipuçlarındaki büyük dönüşü göremeyenin büyük sevgiler için yeteneği olduğunu düşünemiyorum. Sf. 292

    Büyük devrimci, bir büyük bilim adamı, bir büyük sanatçı ve ke­sinlikle bir büyük âşık dokusu taşıyabilendir. Devrimcide, embriyonik halde, bilim adamı ve sanatçı özellikleri var; ayrıntıların di­yalektiğinden toplumsal savaşlara gidebiliyor. Sf. 293

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 292, 293) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her insan her eylemini ve en çok da eylemsizliğini, kendisini rahatlatan, zaman zaman tartışma ve düşünme zahmetinden kurtaran bir çekirdek düşünüşe dayandırmak gereğini duyuyor. Bu gereklilik, embriyonik biçimde, ideolojiyi anlatıyor.

    Fetiş, ilkelin ideolojisidir. Sf. 290

    İdeoloji en çok eylemsizlik için gerekiyor.

    Fakat toprak akıyor ve akarak geleceği biriktiriyor.

    Politika, akan toprakta geleceği kurma sanatıdır.

    Politika, en çok nostaljik yaklaşımlara düşmanlıkla gelişiyor. Sf. 291

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 290, 291) kitabından birebir alınmıştır.

  • Geleceği değiştirebilmek için önce geçmişi değiştirmek gereki­yor.

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 287) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tekelci dönemde, anlayabilmek için önce reddetmek gerektiğini düşünüyorum.      

    Parazit tekellerden tiksinmeden, bu düzeni anlamanın mümkün olmayacağına inanıyorum.

    Tekelci parazit düzenden tiksinti duymayanların açık devrimci partide bir yeri olmamalıdır.

    Yaşama sevincini yitirmemek gerek; sevgi, kardeşlik, eşitlik insanın yücelmesi, yaşama sevincinin kaynakları oluyorlar. Mutluluk, bunları gerçekleştirme durumudur: tekelci düzende mutluluğu yakalayabileceklerini sananların açık devrimci tarafta bir yerleri olacağı düşünülmemelidir. Tekelsi ahtapotların kollarında mutlu­luk devşirmeye çalışmak isteyenlerle açık devrimci parti iki ayrı dünya ve iki ayrı tarafı meydana getiriyorlar. Sf. 277

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 277) kitabından birebir alınmıştır.

  • İktidarın ilk gününde meta kategorisinin sona erdiği ilan edil­melidir. Sosyalist ülkelerde bu yapılmadı; metanın varlığı, ancak sosyalist ilkelerle değiştirildiği ileri sürüldü. Tersi yapılmalıdır; metanın sona erdiği ürünün geçerli olduğu ancak toplumdaki ka­pitalist köklerin tümü kurutulamadığı için bir süre kapitalist öğelerle bozulacağı anlatılmalıdır.

    İktidarın ilk gününde pazar ilişkisinin sona erdiği duyurulmalı ve sona erdirilmelidir. Kırdaki pazar ilişkilerinin sürünerek sızdığı hesaba katılmalıdır.

    İktidarın ilk gününde bir disiplin olarak siyasal iktisat kitabı kapatılmalıdır. Siyasal iktisat tarih sahnesine burjuvazinin iktida­ra yükselmesinin yasalarını inceleyen bir bilim olarak çıkıyor; sos­yalizm ile birlikte sona eriyor. Sosyalizm ile birlikte siyasal ikti­sadın yerini kendisi bir bilim olan sosyalizm alıyor. Sosyalizmde, sosyalizmin siyasal iktisadi bir garabettir; Türkiye’de yeni ikti­darın böyle bir garabete son vereceğini düşünüyorum. Sf. 276

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 276) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kapitalist ülkeler ve emperyalist sistemle ilgili iki nokta var. Bunlardan birisi, Amerika Birleşik Devletleri’nin geliştirdiği ve “Seçmeli Caydırıcılık” olarak Türkçeye çevirdiğim Amerikan doktrini ile ilgilidir. Bu doktrin bir tek sonuca yöneliyor; artık, eninde sonunda ABD ile silahlı çatışmayı göze almadan Türkiye türünde ülkelerde bırakınız sosyalist, “kapitalist olmayan” veya Washington’a dost sayılmayan bir hükümet bile kurmak imkânsızlaşıyor. Sf. 266

    “Seçmeli Caydırıcılık” Doktrini ve Türkiye’de Amerikan varlığı ciddiye alınmalıdır, bunu ciddiye almayan bir mücadelenin ger­çekçi olabileceğini ve başarıya ulaşacağını sanmıyorum. Bu doktrinin keskinleştirdiği bir açıklık var, ABD’nin ilan ettiği silahlı çatışma kabul edilmeden, Türkiye’de hiç kimse Türkiye’yi bir adım ileriye götürebileceğini ciddiyetle ileri sürmemek durumundadır! Sf. 267

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 266, 267) kitabından birebir alınmıştır.

  •  Sosyalizm, eşitçiliği ve ortak çalışma ve tüketmeyi ön plana çıkarmak olarak anlaşılıyor. Böyle anlamak istiyorum.

    Eşitliği sadece mülkiyette veya mülkiyetsizlikte görmüyorum. Ücretlerde bir eşitleyici süreci sosyalizmin kuruluşunun vazgeçil­mez koşullarından birisi sayıyorum. 1920 yıllarında Ekim Devrim­cileri ücret eşitliğine son derece önem verdiler ve bunu gerçek­leştirmeyi çok doğal bir gerek saydılar. Ancak; 1930 yıllarının sanayileşme sorun ve zorlukları Sovyet düzeninde “ücret makasının açılmasına, düşük ve yüksek ücret arasındaki farkın, kapitalist ülkelerde bile savunulamaz bir boyuta çıkmasına neden oldu.

    Bunu tekrar düzeltmek ve sosyalist bir topluma yakışır bir hale getirmek görevi Brejniyef’e düştü; Brejniyef döneminde hem Sovyet yurttaşının tüketim kalıbı zenginleşerek arttı ve hem de ücretler arasında farklılık son derece makul bir düzeye indirildi. Sf. 239

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 239) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sosyalizmde insanlar giderek daha az çalışmalıdır. İnsanlar daha çok çalışacaksa, kapitalizmin ne kusuru var? Sosyalizmin amacı kapitalizmde çalışmayanları da çalıştırmak değil, tüm in­sanların çalışma süresini azaltmak ve sonunda insanların çalış­tıkları süreyi duymadıkları bir toplum düzeni kurmaktır, zorunlu çalışmaktan uzaklaşma ve kurtulma insanın tarihinde ve doğa­sında var. Sf. 233

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 233) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cennette insanlar çalışmıyorlar.

    Cennette insanların gelecek kaygıları bulunmuyor.

    Dinler, insanları cennet düşüncesiyle avutarak cenneti gerçekleştirme projelerinden uzaklaştırıyor. İnsanlar, yaşadıkları dünyada bir cennet yaratmak zorundadırlar.

    Asillerin angaryasından kaçıp surların dışında bir küçük tezgâh kurarak geçimini sağlayan yeni “kentli” için, bunlara daha son­ra burjuva deniliyor, feodalin kırbacının uzanamadığı evi ve tezgâhı bir tür cennet oluyor. Sf. 231

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük, Çelik Bilgin (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 231) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eski Amerikalılar çalışmazlar; çünkü çalışmak, bayağı ve banal bir iş oluyor. Eski Atinalılar için yaşam, felsefe ve politika yapmak, sohbet etmek, dolaşmak, sevişmek, yemek ve şarap içmektir; iş yapmak, kentli olmayanlara ve kölelere düşüyor. İş yapmanın aşağılık bir uğraş olmaktan çıkışı kapitalizmin doğuşu ile başlıyor. Emek harcamanın ve emeğin kutsallaştırılması, burjuvazinin Calvin’den aldığı bir örtüdür; kapitalizm, emeği fetişleştiriyor.

    Çalışmayı kutsal ilan eden solcular, Türkiye’de sosyalizmin değil kapitalizmin bir dürtüsünü dile getirmiş oluyorlar. Sf. 230

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ayrıca kişilerin olduğu kadar toplumların yaşamında da, tüketim furyası, bir yandan bekleyen sorunlara uzak kalma alışkanlığını ve diğer yandan da çalışma hızının ve isteğinin yavaşlaması sonucunu da beraberinde getiriyor. Bu dönemde üretimin artış hızında önemli düşüşler kaydediliyor. Sf. 244

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 244) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Şu ’pratik‘ denilen insanların aklına gülerim. Bir in­san öküz olmayı seçerse, insanlığın acılarına sırtını dönebilir ve kendi postunun derdine düşebilir. An­cak ben, en azından el yazması biçiminde de olsa, kitabımı tümüyle bitirmeden göçüp gidecek ol­saydım kendimi gerçekten alık sayardım.”

    Marx’tan Meyer’e, 30 Nisan 1867 Marx – Engels, Seçme Mektuplar, s, 193

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 214) kitabından birebir alınmıştır.

  • Köylülük, kapitalizmin gübreliğidir.

    Buharin, bir sosyalizmde kapitalist restorasyonun ideoloğu olarak ölmüştür. 

    Çalışmanın ürünü ile harcanan emek arasında birebir ilişki kurmaya çalışmak, başında, küçük mülk sahibi köylülüğün ahlakıdır, kapitalizmin temel ilkesidir ve emek değer yararının özüdür. Bunlara karşı çok titiz olmak gerekiyor. Sf. 211

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 211) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ben demokrasinin zamanını doldurduğunu açıkça yazıyorum. Sf. 177

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir noktanın altını çizmek istiyorum; önemli olan hareket değil hareketin hızındaki değişmedir. Bu, Galileo’dan beri biliniyor ya da bunun bilinmesi gerekiyor. Aynı biçimde, önemli olan sapmadır; sapmalar, düzlükten daha düşündürücü ve aydınlatıcı oluyor. Sf. 173

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 173) kitabından birebir alınmıştır.

  • Istakozlar arasında tercih, yarıştırılarak yapılıyor. İstanbul’da oligarkların yalılarında, canlı ıstakozlar yarıştırılıyor; besili olan arkada kalıyor ve seçiliyor. Hemen sıcak suya atılıyor; haşlandıktan sonra oligarkların güzide misafirleri, basının bürokratlarına, ikrâm ediliyor. Sf. 160

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 160) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’de, dün ve bugün, Kapital’i, başından sonuna kadar değil okuyanların, okumaya teşebbüs edenlerin sayısının bile beşi bul­madığına inanıyorum; hâlâ, Kapital’in henüz aşılmamış üstün aydın yeteneğini, becerisini, ustalığını, Türkiye araştırmalarına katma sorunuyla karşı karşıya bulunduğumuzu düşünüyorum. Sf. 148

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsan ahlakının en sarsılmaz deneklerinden birisi cinsel ahlak oluyor ve insan, önce kendi vücudunda gerçekleşiyor. Karşı cinsle bütünleşme, cinsel birleşme, insanın büyümesidir ve büyük bir özgürlük kapısı oluyor. Özgürlüğün olduğu her yerde ahlak vardır ve eylem olmayan yerde özgürlük yoktur, ahlak, eylemde davranış ilkeleri oluyor. Cinsel birleşme, insanın ilk büyük özgürlük kapısı olduğu için mutlaka bir ahlakı da içermek ve kesinlikle sevgi ile donatılmak durumundadır. Sevgi, her zaman, insanoğlunun, özgürlük sınırlarını zorlayan bir eylemi oluyor.

    Sevgisiz insan özgürlüksüz olabiliyor. Sf. 137, 138

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 137, 138) kitabından birebir alınmıştır.