Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Hâlbuki yakın tarihimizde bütün siyasî müdahaleler ordudan gelmiştir. 1876’da Sultan Aziz’in tahttan indirilmesi olayın­dan beri bu gelenek, Prensip gücünde bir şekle dayanmaktadır. Bu prensip, Türkiye’de ordunun, siyaset dışı olduğu ve buna her iktid­arın, ehemmiyetle dikkat etmesi esasıdır.

    Alıntı: İhtilâlin Mantığı – Şevket Süreyya Aydemir, (Remzi Kitabevi, 7. Baskı 2000 – Sf. 264) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aynı ay içinde, 27 Aralık’ta, başka bir tedbir ortaya atıldı. İktidar, yeni bir İçtüzük getiriyordu. Daha ilk bakışta görünüyordu ki bu içtüzük, Muhalefetin Meclis denetimini kısıtlayıcı hükümler taşımaktadır. Meselâ sözlü sorulara Bakanlar, artık cevap vermek zorunluğunda olmayacaklardı. Muhalefet Milletvekillerini hedef tutan bir ye­ni usul olarak da kürsüde konuşulan sözlerden beğenilmeyenler, tu­tanaklardan çıkarılabilecekti. Böylece Muhalefet direnişlerinin ileride, tarihî tetkikler için de malzeme olmak vasfı kaldırılıyordu. Milletvekilliği dokunulmazlıklarının kaldırılması bahsinde de, yeni ve elbette ki muhalefet aleyhine kullanılabilecek hükümler getiriliyordu. Mec­lis Başkanının bir Milletvekilini Meclisten çıkarma hakkı, 3 oturum yerine, 12 oturuma çıkarılıyordu vb… Sf. 262

    Alıntı: İhtilâlin Mantığı – Şevket Süreyya Aydemir, (Remzi Kitabevi, 7. Baskı 2000 – Sf. 262) kitabından birebir alınmıştır.

  • Meselâ tekrara hacet olmamakla beraber, başka partiye oy verildi diye Kırşehir vilâyetinin kaza haline getirilişi, daha sonra İnönü oy topluyor diye Malatya Vilâyetinin parçalanışı, bu arada sayılabilir. 12 Haziran 1957’de Kırşehir ilçesi, yeniden Vilâyet haline getirildi.

    Alıntı: İhtilâlin Mantığı – Şevket Süreyya Aydemir, (Remzi Kitabevi, 7. Baskı 2000 – Sf. 254) kitabından birebir alınmıştır.

  • İşte bu Kıbrıs davasına bağlanacaktır ki, 6 Eylül 1955’te, o güne kadar pek de adı duyulmayan “İs­tanbul Ekspres” gazetesi, Selanik’te Atatürk’ün doğduğu eve bir bomba atıldığı haberini heyecan uyarıcı manşetlerle yaydı. Evet, bu evin bahçesinde bir bomba patlamış, eve zararı dokunmamıştı. Bu olayın gerçek yönü ise, hiç bir zaman aydınlanamadı. Hatta Binadaki Türk Bekçi ile Selanik konsolosluğumuzdaki genç bir görevlimiz, Türkiye’de, sanıklık havası içinde yargılandılar. Ama sonra bu gö­revli, ülkede resmî vazifeler aldı ve bazı maddî imkânlara yol açıldı. Sf. 249, 250

    Alıntı: İhtilâlin Mantığı – Şevket Süreyya Aydemir, (Remzi Kitabevi, 7. Baskı 2000 – Sf. 249, 250) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Anayasaya aykırı bulunan kanunların süratle değiştirilme­sini, yerine demokratik kanunların kabulünü istiyoruz. Bu hu­susta Demokrat Parti Meclisi Grubu tarafından verilecek takrir kabul edilmediği takdirde, Meclis Grubunu Meclisten çekerek milletin sinesine dönmek kararını vermeye, Genel Merkezi sa­lahiyetli kılıyoruz. Bu takdirde CHP’yi kendi ve me­suliyetleri ile baş başa ve büyük hâkim milletle, karşı karşıya bırakıyoruz.” Sf. 159

    Alıntı: İhtilâlin Mantığı – Şevket Süreyya Aydemir, (Remzi Kitabevi, 7. Baskı 2000 – Sf. 159) kitabından birebir alınmıştır.

  • Halk Partisi iktidarının 1930’dan sonraki İktisadî faaliyet tablosu hemen hemen bunlardan ibarettir. Kaldı ki, bu iktidarın İktisadî siyaset uygulamalarında, bazı çarklar da birbirleriyle çarpışıyordu, meselâ bir taraftan «Sanayii Teşvik Kanunları» çıkarılırken, diğer taraftan, bu gelişmeyi önlemek istercesine, akıl almaz kanun ve nizamname engelleri yaratılıyordu.

    Meselâ, «Muamele Vergisi Kanunu» motorsuz sanayiyi, motorlu sanayi, yani modern işletmeler aleyhine olarak koruyordu. Motorlu işletmeler yahut ancak 5 beygirden aşağı güçte ilkel işletmeler Vergiden muaftı. Motorlu ve fazla işçi kullanan işletmelere ise vergilendiriliyordu. Bu suretle, hatta motorlu sanayi de vergiden kurtulmak garip, gülünç denecek kombinezonlara başvuruyordu. Sf. 143

    Akıl almaz, ama sanayii ve yatırımları önleyen bir devlet tedbiri de «Sür prodüksiyon Nizamnamesi» denilen bir kısıtlama ve kayıtla­ma tedbiriydi. Bu Nizamnameye göre, bir sanayiin tesisinin kurulabil­mesi için, o sanayi sahasında memlekette, bir ihtiyaç fazlası üretim, yani Sür prodüksiyon olmaması lâzımdı. Bu durumu da, İktisat Ve­kâletinin Sanayi Umum Müdürlüğü tayin edecekti. Sanayi Umum Mü­dürlüğü, yani Sanayii geliştirme mesele ve muameleleri ile uğraşa­cak daire ise, gerçek bir perişanlık içindeydi. Ama nice tesis ve yatırım müracaatlarına, sanayide Sür prodüksiyon vardır diye, kesinlik­le karşı çıkılıyor, iş engelleniyordu. Görünüşe göre amaç, güya yatı­rımların gerçek ihtiyaçlara yöneltilmesiydi. Hâlbuki ortada, ne gerçek ihtiyacın ne gerçek olmayan ihtiyacın sistemli bir takip usul ve me­kanizması yoktu. Kaldı ki memlekette, küçük, büyük hiç bir sanayi ilanında, zaten Sür prodüksiyon yoktu. Gümrük rıhtımları, en basit sınai ihtiyaç maddelerinden, hatta kaput bezi, Amerikan bezi, basma gibi en harcıâlem dokuma türlerinden, daha nelere kadar, ithal edil­miş denklerle doluydu. Ve memleket aslında, tam bir mal açlığı içindeydi.

    Alıntı: İhtilâlin Mantığı – Şevket Süreyya Aydemir, (Remzi Kitabevi, 7. Baskı 2000 – Sf. 143 ile 145 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Lozan Konferansında istiklâlimiz imzalanmakla beraber, gümrük tarifelerinde, daha beş yıl koruyucu tarife uygulayamazdık. Sf. 141

    Nitekim İsmet Paşa’nın Lozan’da en büyük savaşı, sınır ve toprak meselelerin­de değil, yabancı sermaye davalarında oldu. Sf. 143

    Alıntı: İhtilâlin Mantığı – Şevket Süreyya Aydemir, (Remzi Kitabevi, 7. Baskı 2000 – Sf. 141 ile 143 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fransız sarraf­ları Lozan’da:

    “Alacaklarımızı kabul edip ödemezseniz, biz bu barış masasını derhal terk ederiz!” diye, sakallarını hiddetle titretiyorlardı. Evet, ödeniyordu. Öyle oluyordu ki, mesela 1930 yılı bütün gelir bütçemiz iki yüz küsur milyon lirayken, yabancı alacaklılar için bütçeye 49.000.000 lira konmuştu. Hâlbuki o yıl, bütün Maarif bütçemiz 3.500.000, bütün Bayındırlık bütçemiz 17.000.000 ve bütün Millî Savunma bütçemiz, ancak 30.000.000 liraydı.

    Alıntı: İhtilâlin Mantığı – Şevket Süreyya Aydemir, (Remzi Kitabevi, 7. Baskı 2000 – Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.

  • Rusya’nın, denebilir ki, ancak 1.000 yıllık bir tarihi vardır. Meselâ Moskova’nın kuruluşunun tarihi, ancak 850 yıllık bir geçmişe iner. Ünlü Rus tarihçisi Pakrovski’ göre, Moskova’nın adı bile Fincedir. Sf. 75

    Alıntı: İhtilâlin Mantığı – Şevket Süreyya Aydemir, (Remzi Kitabevi, 7. Baskı 2000 – Sf. 75) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yeniçeriliğin kaldırılmasından (1826) sonra ise, 1274 (1858) Arazi Kanunu ile toprakta şahsi mülkiyet sistemi kabul edilerek, ona göre bir tapu tesciline başlandı. Sf. 55

    Alıntı: İhtilâlin Mantığı – Şevket Süreyya Aydemir, (Remzi Kitabevi, 7. Baskı 2000 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.

  • İşte İslâm tarihinde bu neticeye çıkan yol, İslam’ın kuruluş ve yayılış devrinde, bir sıra darbelerden, ihtilâllerden geçer. Ömer’den sonra halife olan Osman, Medine’de, 656 Haziranında, şehirde meydan alan bir ayaklanma ve evine yapılan baskın sırasında öldürüldü. Sf. 52

    Şam’da merkezîleşen Emevî saltanatı, milâdî 750’nci yıla ka­dar sürdü. O tarihte yıkıldı. 750’nci yılda saltanat, Emevîlerden Hâşimî soyuna geçti. Bağdat, yeni Abbasî devletinin merkezi, oldu. Emevî hanedanından intikam ise o kadar kanlı oldu ki, hayattaki Emevîler tamamen öldürüldükten başka, Emevî Halifelerinin Şam’daki mezar­ları da açılarak, kemikleri dağıtıldı. Yakıldı: Ayaklar altında çiğ­nendi. Sf. 53 (Bir Halifeninki müstesna)

    Alıntı: İhtilâlin Mantığı – Şevket Süreyya Aydemir, (Remzi Kitabevi, 7. Baskı 2000 – Sf. 52, 53) kitabından birebir alınmıştır.

  • İç savaş sınıf savaşıdır. Sınıf bakışını, keskinleştiriyor.

    Dış savaş ulusal savaştır. Sınıf bakışını köreltiyor.

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 426) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aşırı anti-emperyalist vurgunun kapitalizm hedefini gizlemesi, Kemalizm’in büyük katkısıdır. Kemalizm, en çok bu rengiyle, sınıf bilincinin gelişmesini yavaşlatmıştır. Sf. 376

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 376) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hepsi bu ka­dar; her yılgın mücadele alanını terk etmek için bir gerekçe arıyor;

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 352, 353) kitabından birebir alınmıştır.

  • Paylaşım, sosyalizmin ilk ve temel ilkesidir. Açık Devrimci Parti paylaşımcı yaşam biçimini tanıtma, propaganda etme ve yayma görevini üstlenmelidir. Demokrasiyi, kararın alınmasında ve uygu­lanmasında paylaşım olarak ele almak daha yaratıcı sonuçlara kapı açabiliyor. Sf. 352

    Topluma hizmet, başkasının iyiliği için çalışmak, toplumdaki en yüksek değer olmalıdır. Başkasına bir yarar götürebilmekten en büyük mutluluğu duyabilen insanları yaratma temel amaç sayıl­malıdır; sosyalizmi kurarken de devrimci yaşam bunu gerektiriyor.

    En büyük devrimciliğin, insanın inandığı değerlerde devrimcilik olduğuna inanılmalıdır.

    Kolektivitenin yaratıcılığına inanmak, sosyalist olmak için bir vazgeçilmez gerek oluyor. Birlikte düşünmek, birlikte uygulamak, birlikte üretmek, birlikte tüketmek, birlikte eğlenmek; bunlar olma­dan sosyalizm düşünülemiyor. Sosyalizm için kollektivite üretimi arttırmanın bile önünde bir hedef olarak duruyor.

    İnsan, bütün güzelliklere layıktır, insan, artan ölçüde güzellik­lere layıktır. Üretimi arttırmak hedefi yalnızca buradan çıkıyor. Sosyalizmde üretimi değil, çalışanın verimliliğini arttırmak temel ilke oluyor; insanoğlu artan ölçüde boş zamana layıktır.

    Kapitalizmde çalışmak, bir işkence ve bir sömürüdür. Sosya­lizm, sömürüden kurtuluştur. Sf. 353

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük, Çelik Bilgin (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 353) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aklın geri vitesi vardır.

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 346, 347) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kuantum fiziği üzerindeki çalışmalar, şimdiye kadar bütün düşünce düzenlerinde var olduğu kabul edilen gözlem ile gözleyenin bağımsızlığı ilkesini sona erdirdi. Mikrop, mikroskobu ve gözlem gözü etkiliyor; yepyeni bir durum ortaya çıkıyor. Sf. 346

    Gözlemin gözleyen aygıtı etkilemesi, olgunun aklı etkilemesi anlamına da geliyor. Aydınlanma çağının çok gerilerde kalması, te­kellerin tüm haber ağları ile eğitimi tekellerine almaları, insan aklının bağımsız gözlem yapma imkânını ortadan kaldırıyor. Sf. 346

    İdeolojik mücadelenin alanına, gözleyen aygıtın, insan aklının, bağımsızlığını sağlamak da giriyor.

    Tekellerin işgalinde bağımsızlığını yitirmiş insan aklı, sınıf içgüdüsüyle yakalanabilecekleri bile ortadan kaldırma alanında büyük mesafeler kazanıyor.

    İnsan aklına bağımsızlığını kazandırmada, sınıfsal bakış açısını doğruya açık tek kapı olarak yeniden geçerli kılmada, yapılacak işlerin başında netleşme ve ayrışma geliyor. Burada ise aydının önemi hemen belirginleşiyor.

    Kurulu düzen, aynı zamanda, insan aklında kuruludur. Aydın, aklındaki düzenin en çok bilincinde olan kimsedir. Sf. 347

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 346, 347) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanlar bugün yirminci yüzyılın başına göre çok daha fazla gözleriyle değil akıllarıyla görüyorlar. Akıl ise, Lenin’in zama­nına göre çok daha fazla ideolojik özellikler taşıyor. Mikelanj, aklıyla resim yaptığını yazıyordu, ideoloji, artık her sıradan insanın aklına yapılmış bir resimdir.

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 346) kitabından birebir alınmıştır.

  • İstiklal Mahkemeleri’nin ilk önemli kararı, Mayıs 1921 tarihinde ve aynı celsede Çerkez Ethem ve kardeşlerinin gıyaplarında idama ve Halk İştirakiyyun Partisi yöneticileri Tokat Milletvekili Nazım ile Binbaşı ve Baytar Hacıoğlu Salih ve arkadaşlarının uzun yıllar hapse mahkûm edilmeleridir. Birbiriyle ilgisiz görünen iki hasım grup aynı tarihte mahkûm edildiler. Sf. 340

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 340) kitabından birebir alınmıştır.

  • Demokrat milliyetçidir. Enternasyonalist olamaz. Sf. 349

    Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük, Çelik Bilgin (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 349) kitabından birebir alınmıştır.