Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 5 Ekim 1919  

    İngilizlerin Samsun’u ekim ayının dördünde tümüyle bo­şalttıklarının müjdesi geldi. Sivas’ta şenlikler yapıldı. Olay her yana bildirildi. Gece halk büyük bir fener alayı düzenledi. Renkli kâğıtlar üzerinde “Kahrolsun işgal!’’, “Yaşasın Sivas Kongresi!”, “Yaşasın Mustafa Kemal Paşa, Rauf Bey!” gibi ulu­sal duyguları yansıtan yazılar okunuyordu. Sf. 91

    Alıntı: Hüsrev Gerede’nin Anıları (Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Devrimler) – Hüsrev Gerede, Hazırlayan: Sami Önal, (Literatür Yayıncılık, 2. Basım Kasım 2002 – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştır.

  • 24 Eylül 1919

    İngilizlerin İzmit, Eskişehir arasında 25.000 kişilik önemli bir kuvvet topladıklarını telgraf memurları bildirmişler. İngilizle­rin askeri durumları 10.000’den çok asker yığmalarına uygun değil. Bu 10.000 kişi aynı zamanda halkın güvenliğini de sağla­yacak. Elimizdeki doğru bilgilere göre, iki tugaydan fazla askeri güçleri de yoktur. İtilaf Devletleri’nin genel durumları İngilizler’in Anadolu’daki ulusal güçlerin üzerine asker göndermeleri­ne uygun değil. Fransız binbaşısı Lebon, ne olup bittiğini anla­mak amacıyla ziyarete gelmiş. Fransızlar Türklerin tam bağım­sızlıklarını istiyorlarmış. Amerikan yardımından kuşkulanı­yorlar.

    25 Eylül 1919

    Eskişehir’deki İngiliz generalinin gönderdiği subaylar içiş­lerimize asla karışmayacaklarına, ulusal direnişe karşı bir şey yapmayacaklarına dair açıkça ve resmen söz vermişler. Merzi­fon’daki İngiliz müfrezesini de Samsun’a çekmişler. Samsun’dakilerin de vapur beklediklerini söylüyorlar. Herhalde İngilizler kendi kamuoyları ve Amerika ile Avrupa’nın çelişen çıkarları karşısında bir istilâ hareketi yapacak durumda değil­ler. Sf. 85

    Alıntı: Hüsrev Gerede’nin Anıları (Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Devrimler) – Hüsrev Gerede, Hazırlayan: Sami Önal, (Literatür Yayıncılık, 2. Basım Kasım 2002 – Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Eylül 1919

    Mustafa Kemal Paşa Recep Zühtü’ye, Ali Galip’in öldürülmesini tembih etmiş. Rauf Bey şiddetle karşı çıktı. Yalnız yakalanıp getirilmesini, zorunluluk olmadıkça adam öldürülmemesi şartını öne sürdü. Ali Fuat Paşa’ya Konya ve Ankara valilerini tutuklayıp bir tarafta alıkoyması yazıldı. Bu eylem başarıyla sonuçlanırsa ülkemizi İngilizlere satan İstanbul Hüküme­ti beceriksizliği yüzünden düşecek, Sultan Hamit’in bir eşi olan Sultan Vahdettin de ulusal emellere yatkın bir kabineyi iş başına geçirmek zorunda kalacaktır. Sf. 76, 77

    Alıntı: Hüsrev Gerede’nin Anıları (Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Devrimler) – Hüsrev Gerede, Hazırlayan: Sami Önal, (Literatür Yayıncılık, 2. Basım Kasım 2002 – Sf. 76, 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Eylül 1919

    Rauf Bey, Refet Bey ve Selahattin Bey bir araya gelerek Mr. Brown ile manda konusunda görüş alış verişi yapacaklar. Bu manda düşüncesi. İstanbul’dan geldi. Ali Fuat Paşa’nın babası İsmail Fazıl Paşa bu konuya çok yatkın. Olayı, bir kişinin tıraş oluncaya dek kafasını berbere teslim etmesine benzetiyor. Durum çok kritik bir döneme giriyor. Sf. 76

    Alıntı: Hüsrev Gerede’nin Anıları (Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Devrimler) – Hüsrev Gerede, Hazırlayan: Sami Önal, (Literatür Yayıncılık, 2. Basım Kasım 2002 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.

  • 14 Ağustos 1919

    Mustafa Kemal Paşa’nın evinde toplanıldı. Kirpi-i Natüvan im­zasıyla Kalem gazetesinde mizah yazıları yazan ünlü yazar Re­fik Halit, Hürriyet ve İtilaf Fırkasına girerek İttihat ve Terakki karşıtı birkaç yazı yazmış. Sabah’ın başyazarlığını Ali Ke­mal’den sonra üstlenen Refik Halit bu arada Posta Telgraf Ge­nel Müdürlüğü’ne de atanmıştı. Kaptan Rauf Bey’in anlattığına göre, bu vatansız ve namussuz adam, bir söyleşi sırasında karşısındaki kişiye “Biz, İngiliz zırhlıları Boğaz’da iken rahat otu­rabiliriz. Onlar gidince ben de birlikte giderim.Demiş. Sf. 67, 68

    Alıntı: Hüsrev Gerede’nin Anıları (Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Devrimler) – Hüsrev Gerede, Hazırlayan: Sami Önal, (Literatür Yayıncılık, 2. Basım Kasım 2002 – Sf. 67, 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ülkenin kurtul­ması için kendi canımızı düşünmenin sırası değildi. Posta Mü­dürü, Kirpi-i Natüvan (zayıf veya beceriksiz çingene) takma adıyla tanınan ünlü mizah yazarı Refik Halit kalemi ile ününü koruyacak yerde mevki hırsına kapılarak politika yapmaya, hatta İttihatçılara özenerek komiteciliğe (teşkilatçılığa) yeltenmeye başlamış. Tanık ve belgelere dayanarak öğ­rendiğimize göre Refik Halit, Konya’nın ünlü rüşvetçi valisi Cemal Bey’e “Mustafa Kemal Paşa’nın icabına bakıldı. İstan­bul’a getirilecek. Mersinli Cemal Paşa hazretlerinin hakkında yapılacak işlem de tutuklamadır.” demiş. Sf. 51

    Alıntı: Hüsrev Gerede’nin Anıları (Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Devrimler) – Hüsrev Gerede, Hazırlayan: Sami Önal, (Literatür Yayıncılık, 2. Basım Kasım 2002 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1Temmuz 1919 Harbiye Nâzırı Ferit Paşa’dan Mustafa Kemal Paşa’ya uzun bir şifre var. Padişahımız efendimizle görüş alış-verişi yapmışlar, resmen memuriyet görevinin uzatılması olanağı yokmuş, hava değişimi isteyin diyor.

    2 Temmuz 1919 .. Padişahtan da Mustafa Kemal Paşa’ya hava değişimi alması hakkında bir şifre gelmiş, Ferit Paşa’ya olumlu cevap verildi. Sf. 46

    Alıntı: Hüsrev Gerede’nin Anıları (Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Devrimler) – Hüsrev Gerede, Hazırlayan: Sami Önal, (Literatür Yayıncılık, 2. Basım Kasım 2002 – Sf. 46) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mustafa Kemal Paşa üç gün sonra Sadarete uğradığında Ferit Paşa resmen görüşemediğini itiraf etmiş. Fakat İngilizlere “Mustafa Kemal Paşa sizin şikâyet ettiğiniz konuları göz önüne alacaktır.” dediğini, onların da her türlü ilişkilerde yardımcı ol­maya söz verdiklerini söylemiş. Padişah da Mustafa Kemal Paşa’nın doğruluğundan emin olduğunu belirtmiş. Yunanlıların İzmir’i işgalinden, İngilizlerin kendisine karşı cephe aldıkla­rı anlamını çıkaran Padişah “İnşallah millet sesini yükseltir de memleket emniyet bulur.” demiş.

    Padişahın başka bir korkusu da Bolşeviklerle ilgiliymiş. Bolşeviklerin gelmeleri durumunda İtilaf Devletleri’nin ülkemizi tümüyle işgal edeceklerinden korkuyormuş. Mustafa Kemal Paşa da tam tersini öne sürerek, Bolşeviklerle anlaşabilmenin ülke yararına olabileceğini söylemiş. Bu sözlerden Padişahın Mustafa Kemal Paşa’yı iyi niyet ve güvenle görevlendirmiş olduğu anlamını çıkardık. Bunun yanında Sultan Vahdettin’in hükü­mete güveninin sağlam olmadığı, millete dayanarak Hilafet makamı ile Saltanatı kurtarma ümidi taşıdığı anlaşılıyordu. Sf. 48

    Alıntı: Hüsrev Gerede’nin Anıları (Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Devrimler) – Hüsrev Gerede, Hazırlayan: Sami Önal, (Literatür Yayıncılık, 2. Basım Kasım 2002 – Sf. 48) kitabından birebir alınmıştır.

  • Canik Mutasarrıfı Deli Hamit Bey, İstanbul’dan gelen iki ki­şiden aldığı bilgiye dayanarak İngilizlerin Kahire’den kovul­duklarını, Fransız gemilerinin İstanbul’u ayaklanma halinde terk ettiklerini, İmam Yahya, Seyyid İdris ve İbni Reşid’in Mekke’ye karşı savaşa başladıklarım bildiriyor. Sf. 49

    Alıntı: Hüsrev Gerede’nin Anıları (Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Devrimler) – Hüsrev Gerede, Hazırlayan: Sami Önal, (Literatür Yayıncılık, 2. Basım Kasım 2002 – Sf. 48) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mustafa Kemal Paşa, Karabekir Paşa Komutasındaki 15. Kolordu ile Sivas’taki 3. Kolorduya doğrudan doğruya emir verme ve komuta etmek yetkisine sahipti. 

    Alıntı: Hüsrev Gerede’nin Anıları (Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Devrimler) – Hüsrev Gerede, Hazırlayan: Sami Önal, (Literatür Yayıncılık, 2. Basım Kasım 2002 – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.

  • Judaica’ya (Yahudi Ansiklopedisine)  göre, Bayezid’in oğlu Yavuz Selim, Yahudileri daha çok yönetime yaklaştırmıştı. Yahudiler ondan çok yararlanmıştı, Yahudilere çok iyi davrandığını, Judaica, özellikle kaydetmektedir. İslam’dan çıkış olmamasına karşın zorla Müslüman olduğunu söyleyenlerin Yahudiliğe dönmelerine izin verdiği anlaşılmaktadır. Yavuz Selim yeni Sinagogların yapılmasına da müsaade etmişti; .. Yahudi Cemaati ile Saray arasındaki ilişkileri düzenlemek için “Kâhya Dairesi” ihdas etmişti. Vergi toplamada artık Yahudiler stratejik bir konumdadırlar. Kripto Yahudiler ve Sabatayistler arasında “Yavuz” adının çekiciliğini buna bağlayabilir miyiz? Sf. 460

    Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 460) kitabından birebir alınmıştır.

  • Selahattin Kürt Prensidir ve Eyyubi Dinastisi’nin (hanedanlığının) kurucusu olarak bilinmektedir. .. Yahudi kaynaklarına göre ise Selahattin hem kurtarmış ve hem de dünyanın her yanından Yahudileri Kudüs’te yaşamaya davet etmişti. Nitekim Selahattin’in davetinden yirmi beş yıl sonra 1216 yılında Kudüs’ü ziyaret eden El – Harisi burada Mağrip ve Fransa’dan gelen cemaatler gördüğünü kaydetmektedir. .. bazı kaynaklar Selahattin’in Sarayında Yahudi doktor ve bilim adamları bulunduğunu da haber vermektedir. Sf. 459

    Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 459) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bayezid, sadece Yahudileri kabul etmekle kalmıyor ve aynı zamanda, Romanyot ve Seferad Yahudiler’in, İstanbul’da iktidarının kapılarını da açıyordu. Bayezid’e göre Ferdinand aptal ve kendisi akıllıdır ve bu akılla ki, 1481 -1512 tarihleri arasında, Yahudiler, hem Saray’da ve hem de dışında büyük bir güç olmaya başladılar. Sf. 457

    Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük – (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 457) kitabından birebir alınmıştır.

  • Profesör Avram Galante, Muğla – Gümüşlü yöresinde Yahudilerin oturdukları “Çıfıt Kalesi” denilen bir tepe olduğundan söz etmektedir ve Türkçe bu sözcüklerin yanında “Chateau Juif” ibaresini koyuyor ki “cıfıt = Juif = Yahudi” eşitliğini buluyoruz. .. Ayrıca Hamursuz Dağı’nı da not etmektedir.

    Galante, çocukluğunda Bodrum’da yaşıyordu ve burada ilkokul çocukları için İbrani okullar vardı, orada okuyordu, mahalle çocukları hep İbrani konuşuyorlardı. Sf. 452

    Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 452) kitabından birebir alınmıştır.

  • Of’tan veya başka bir yerden yükselen mafya liderlerinin bir bölümünün Sabatayist oldukları kesindir. Sf. 435

    Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 435) kitabından birebir alınmıştır.

  • Temelleri, Şemsi Efendi ile Halil Vehbi Efendi tarafından atılan bu okullar sisteminin,.. tamamen Terakki Vakfı arşivlerine dayanan bu çalışmada asıl kurucuların Kapanî,  Derviş ve İpekçi ailelerine mensup zenginler olduğu gösteriliyor. .. Lozan Anlaşması sonrasındaki Mübadele sonucu Terakki Okullarına Trabzon’da yer verildiği anlaşılmaktadır; bu imkânsızdır, .. sadece Mübadillere mülk veriliyor. .. Bunun için ilk başvurunun 1929 yılında yapıldığı görülmektedir.

    Başlı başına bir doktora çalışması olabilecek bir “yolsuzlukla” karşı karşıyayız. İstanbul’daki bir okula, bütün mübadiller için yapılmasından beş yıl sonra, Trabzon’da mülk verilmesi projesini anlayabilmek zor görünüyor, İskân Genel Müdürlüğünün dışında, Trabzon Valisinin bu yolsuzluğa aklının ermediği ve müdahil olmak istemediğini görüyoruz. Sonunda Dâhiliye Vekâletinin emirlerini yerine getirmeyen Vali Ankara’ya Bakanlık emrine alınmış, Trabzon İskân Müdürü de işten el çektirilmiştir. Sf. 427, 429

    Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 427 ile 429 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cumhuriyet Halk Fırkasında Sabatayist olmayanlar da vardı, fakat Serbest Fırka, hemen hemen tümüyle Sabatayistlere dayanıyordu. Fethi Okyar ile Nuri Conker’in en üst yöneticiler, Sabatayist olduklarını tespit edebiliyoruz. Sf. 426

    Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 426) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cahit’in anılarına göre Paşa, çok güzel Cahit’i çok beğeniyor ve bu kez düğünü kendisi yapmaya karar veriyor ve arkasından ansızın Antalya’yı terk ediyor. Cahit’in bunula ilgili açıklamaları inandırıcılıktan uzaktır; Çünkü Milli Emniyet görevlileri Antalya’da dönen dedikoduları ona anlatmışlardı, güya Mustafa Kemal Paşa, Antalya’nın üç güzel kızını, Cahit’i, Konya güzelini ve bir de Afife’yi alıp götürecekmiş.” Yollu yazıyor ki, çok şaşırtıcıdır. Sf. 410

    Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 410) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gidenlere “Rum” diyorduk ve gelenleri “Müslüman” sayıyorduk; beş yüz bine yakın göçmen kaydediliyor. İçlerinden ne kadarının Sabatayist olduğunu bilmiyoruz; fakat Elen Hükümetinin bildirdiğinden kuşku duyamayız, en çok bunları göndermek istedikleri kesindir. Şunu söyleyebiliriz ne oradakiler gelmek istiyor ne de buradakiler gitmek istiyordu, bunu iki taraf açısından da bir “mecburî iskân” sayabiliriz. .. Türkiye’den zengin Rumların gidişidir,

    Nereye mi dağıldılar, “diaspora” denmektedir ve “dağılım” anlamında Elen’ce bir sözcüktür, bu sorunun cevabını artık çok basite indirgeyebiliyoruz. Mübadiller özellikle bunlar içinde Sabatayistler, göç eden zengin Rumlar nerede yaşıyorlarsa, oralara dağıtıldılar; bu, analiz için bir anahtar değerindedir. Sf. 407

    Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 407) kitabından birebir alınmıştır.

  • Husumet Elenler ile Yahudi kavmi arasındaydı, İzmirli Türkler işbirlikçiydi; tarihsel olarak “Gâvur İzmir” değerlendirmesi bu konuma denk düşüyordu, Yahudi halk, ancak Türk ordusu, Afyon’da zafer kazanarak İzmir’e yaklaşırken harekete geçti. Sf. 404

    Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 404) kitabından birebir alınmıştır.