Devletin küçülmesi yerine devletin dağıtılması, çok daha anlamlıdır.
Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Devletin küçülmesi yerine devletin dağıtılması, çok daha anlamlıdır.
Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.
Doğa ve toplum, redondant, fuzuli, olanı kabul etmeme eğilimindedir.
Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.
Tüccarla birlikte dinselliğin ön plana çıkışı Orta Çağ işaretleridir.
Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.
“Lord” sözcüğü, ekmek “loaf” kelimesinden geliyor; efendi, ekmek veren durumundadır buna “fief” diyoruz. … vassal ise oğul anlamındadır.
Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 28) kitabından birebir alınmıştır.
.. devlet beni mahkûm ettiği kanun maddelerini ya ilga etti (ortadan kaldırdı) ya da işlemez hâle getirecek değişiklikler yaptı; bütün bunları benden özür dileme olarak görüyorum.
Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.
Bilim, sadece şaşırma fakültesi olanların disiplinidir.
Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.
Yalnız “bozmak için bozulmak gerekir” teoremimizin burada da işlediğini teşhis edebiliyoruz; çünkü sadece cahiller, sürü imâl edebilirler ve dolayısıyla, profesörlerin öğrencilerinden daha câhil oldukları bir yüksek aşamadayız.
Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük – (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.
Selanik’te çıkan Yeni Asır Gazetesi, Osmanlı Meclisi Mebusan’ında sosyalist mebus olarak bulunmuş Vlahof Efendi’nindir. Burada sosyalist partinin yapacaklarını anlatıyor;
1- Her yurttaşa seçim hakkı tanınacak.
2- Toplantılar, dernekler, grevler serbest olacak.
3- On dört yaşına kadar kız ve erkek çocuklar fabrikalara değil okullara gidecek.
4- İşçilerin günlük çalışma saatleri kanunla sınırlanacak.
5- İdam cezası kaldırılacak, Harp Divanları sadece askerî davalara bakacak.
Alıntı: Şeyh Bedrettin ve Türkiye’de Sosyalizm Hareketleri – Abdurrahman Cerrahoğlu, (Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır.
17 Teşrinisani 1326 (1910)’da Divanı Harbi Örfi Sosyalist Partisini kapatıyor.
Alıntı: Şeyh Bedrettin ve Türkiye’de Sosyalizm Hareketleri – Abdurrahman Cerrahoğlu, (Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.
“İlk sosyalist yayın 1910 yılının başlarında kurulan “İştirak” (katılım, kolektiftik) dergisidir. Bunun imtiyaz (ayrıcalıklı) sahibi ve Mesul Müdürü “Serbest İzmir Gazetesi” sahibi ve Mesul (sorumlu) Müdürü Hüseyin Hilmi idi. Sosyalist Partinin kuruluşundan birkaç ay önce çıkmaya başlayan bu derginin başlığının altında “Biri yer, biri bakar, kıyamet ondan kopar.” Atasözü ve “Sosyalizm efkârının (fikirlerinin) mürevvici (yayıcısı, propaganda yapıcısı)” yazıyordu. Sf. 67
İştirak‘ten sonra 1910 yılı içerisine üç sosyalist gazete daha çıkmıştı; Hamit Suphi’nin “Medeniyet”, İsmail Faik’in “İnsaniyet” ve Namık Hasan’ın “Sosyalist” Gazeteleri.
Medeniyet 5 Ekim’de, İnsaniyet 28 Kasım’da çıkmaya başladı, İkisinin de başlığının altında “Sosyalist Fırkasının Naşiri Efkârı” (Sosyalist Partinin Fikirlerini Yayar) cümlesi dizili idi. Sf. 67
Alıntı: Şeyh Bedrettin ve Türkiye’de Sosyalizm Hareketleri – Abdurrahman Cerrahoğlu, (Sf. 67) kitabından birebir alınmıştır.
Ahmet Rasim’e göre Şeyh Bedrettin İslamlıkla Hristiyanlığı birleştirip böylece ortaya yeni bir din atmak istiyordu.
Tarihçi Ahmet Raşid’e göre; “Osmanlı liberallerinin kafilebaşı saymak gerekir.”
Besim Nihat Kaygusuz, “Şeyh Bedrettin Simavnevi” adlı eserinde “Tarih sahnesine 400 yıl önce gelmiş bir sosyalisttir.
Alıntı: Şeyh Bedrettin ve Türkiye’de Sosyalizm Hareketleri – Abdurrahman Cerrahoğlu, (Sf. 44, 45) kitabından birebir alınmıştır.
İkinci Meşrutiyet’in (1908) Osmanlı Sosyalistlerinden “Nakûsû Adem” şairi Baba Rıfkı’ya göre “Tarihi Ebül Faruk” yazarı Murad Bey en iyi tarihçidir ve Şeyh Bedrettin’in eserlerinde yüksek fikirler vardır.
Alıntı: Şeyh Bedrettin ve Türkiye’de Sosyalizm Hareketleri – Abdurrahman Cerrahoğlu, (Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.
Bedrettin esas vaazlarına göre;
a) Hangi dine mensup olursa olsun bütün insanlar kardeştirler.
b) Bir yanda göz kamaştırıcı servet yığınları bir yanda kapkara yoksulluk olamaz.
c)Bütün insanlar din ve mezhep ayrılığı gözetilmeksizin bir tutulmalı, her şey, kadınlar müstesna, ortaya konmalıdır.
Servet ve mahsulâtı arziye (yerden çıkan ürünler) cümlenin müşterek malıdır. İnsanlar müsavidir (aynı seviyededir, eşittir). Yalnız nikâhlı kadınlardan başka dünyada her şey müşterek olmalı. .. Kendi aklının muhiti dairesinde herkes evâmiri İlahiyeyi (ilahi emirleri) kabul eder.
Fikir ve vicdan bir ahengi tabiat mahsulüdür (tabiat düzeninin bir ürünüdür).
Hükümet de zulüm ve tegallüb (zorbalık) mahsulüdür (ürünüdür).
Heyeti idare zamanı saadette (mutlu zamanlarda) olduğu gibi, millet tarafından intihâb olunmalı (seçilmeli).
Saray, saltanat, muharebe, asker hep zulümdür.
Tekkeler, dervişler, ulema, onlar da hep zulüm ve tegallüb (zorbalık) eserleridir. Sf. 25, 26
Alıntı: Şeyh Bedrettin ve Türkiye’de Sosyalizm Hareketleri – Abdurrahman Cerrahoğlu, (Sf. 25, 26) kitabından birebir alınmıştır.
(Tarihi Ebu Faruk kitabının yazarı Murad Bey’in Bedrettin hakkındaki görüşleri:) “Meslek (siyasi yolu, ideolojisi) ve iddiaları, asır uleması (o devrin bilginleri) ile müverrihleri (tarihçileri) tarafından küfür ve irtidâd (dinden çıkma) ile tavsif olunmuştur. (sıfatlandırılmıştır)”
Alıntı: Şeyh Bedrettin ve Türkiye’de Sosyalizm Hareketleri – Abdurrahman Cerrahoğlu, (Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.
“Tarihî Ebu Faruk” kitabının yazarı Dağıstanlı Murad Bey, ilginç bir kişilik, “Osmanlı tarihi yazılmamıştır.” Diyor ve ekliyor;
“… Bedrettin İslâm dininin karşılaştığı bu belayı gören ve yüreği sızlayan ulu bir düşünürdür ve Osmanlı inkılabının ilk yol göstericisi O’ dur. O’nun adı Osmanlı İnkılabını hazırlayan militanlar defterinin başında gelir.”
Alıntı: Şeyh Bedrettin ve Türkiye’de Sosyalizm Hareketleri – Abdurrahman Cerrahoğlu, (Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.
Halk İngiliz Sefiri (Büyükelçisi) Sir G. Lawtern’in arabasının hayvanlarını sökerek, arabayı ta sefarethaneye kadar bizzat çektiler.
Alıntı: Hatıralarım – Ali Haydar Mithat, (Sf. 198) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (2004): Mithat Paşa’nın oğlu Ali Haydar Mithat: Meşrutiyetten sonra halk İngilizlere büyük itibar etmiş, bunda Abdülhamit’in Almanya yanlısı oluşu önemli idi diyor.
1859’da Amerika’da, Pennsylyania’da, işsiz bir serüvenci ilk petrol yatağını buluyordu ve petrol, kapitalist ekonomiye girerek hızlandırıcı ve maliyet düşürücü rolüne başlıyordu. Petrolün, hem sabit enerji kaynağına bağlılığı zayıflattığını ve hem de işletme ölçeğinin büyümesini hızlandırdığını biliyoruz.
Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 303) kitabından birebir alınmıştır.
Nâzım Hikmet’in büyük dedesi Konstantin Borjenski’yi, -alias Mustafa Celalettin Paşa- Türkoloji’nin kurucusu saymak mümkün mü? Türkist Yusuf Akçura’nın yazımına bakacak olursak, böyle düşünmemiz gerekmektedir.
“Bu Leh asilzadesinin en büyük hırs ve hevesi savaştı. Daha pek gençken, birinci vatanını kurtarmak emeliyle 1848 İhtilali’ne bir Leh ihtilalcisi sıfatıyla katıldığı gibi, ikinci vatanını korumak amacıyla da 1850’den 1876’ya kadar devam eden birçok savaşa Türk subayı sıfatıyla girmiş, bir kaç defa yaralanmış ve nihayet 1876’da Karadağ Savaşı’nda, askeri kolordu komutanı rütbesine sahipken, karnından aldığı bir yarayla şehit olmuştur. Sipoz’daki cami avlusunda gömülüdür.”
Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 293) kitabından birebir alınmıştır.
Andrey Gromiko, Moskova’da Başkan Kennedy’nin katledildiğini duyduğu zaman kısa bir zaman önce, Washington büyükelçiliğinden ayrılırken veda ziyaretine gittiği Kennedy ile Beyaz Saray’da çalışma odasında yaptığı konuşmayı hatırlıyordu: Kennedy müstakbel Sovyet Dışişleri Bakanı’nın kulağına ilişkilerin iyileşmesini isten Amerikan gücü fısıldıyordu, birisi, endüstriyel-askerî kompleks idi ve Kennedy bunu pek önemsiyordu. Asıl önemsediği “garip millet” dediği ve Gromiko’nun, he meant Jewish lobby, olarak açıkladığı Amerika’daki güçlü Yahudi partisinin entrikalarıydı; Bunlar Araplar ile Sovyet politikasını özdeşleştiriyorlar ve bu nedenle, Kennedy’nin açıkladığı doktrine düşmanlık besliyorlardı. Kennedy, Küba krizinden altı ay geçmeden 1963 Haziran ayında, Amerikan üniversitesinde yaptığı konuşma ile Sovyet düzenini de kabul edilebilir bir sistem olarak tanımlıyordu. Ben o sırada, Amerika’da Yale Üniversitesi’nde graduate öğrenciydim, bu konuşmanın, Amerika’yı nasıl sarstığını biliyorum; katledilmesini, yepyeni bir sayfa açabilecek bu konuşmaya bağlayan Gromiko’ya kesinlikle katılıyorum. Sf. 303
Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 303) kitabından birebir alınmıştır.