“İnsanlarla yaşamak zordur. Çünkü susmak zordur.” Nietzsche Sf. 33
Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.
“İnsanlarla yaşamak zordur. Çünkü susmak zordur.” Nietzsche Sf. 33
Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.
(Birgivi) El, göz, kulak, dil ve ayak gibi çeşitli organlarla işlenen günahlar dizisine ilginç eklemeler yaparak, adeta günlük yaşamı çekilmez hâle getirmektedir. Mendil kullanmaya karşı çıkmasının yanı sıra giyilecek elbiselerdeki sarı ve kırmızı renklerine dahi karışan Birgili, tutucu dünya görüşüyle adeta özdeşleşmekte, Anadolu’nun Gazali’si olmaya heveslenmektedir. Şarkı, raks ve semaları dine aykırı bulan Birgili’nin önünü yine dönemin ünlü Şeyhülislamı Ebussuud Efendi kesmiştir. Sf. 30, 31
Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.
Osmanlı’nın beylikten devlete geçişinde ve hatta daha sonraki süreçte dahi yararlandığı kadrolar, başta Aydınoğulları olmak üzere Karesi ve Saruhan kaynaklıdır.
Bunların da önemli bir bölümü Aydın Eli topraklarından akıp gelenlerdir. Ve bu akışta Tire önemli bir kaynaktır. Sf. 16
Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 16) kitabından birebir alınmıştır.
Menakıpname yazarının üzerine basarak, birden fazla yerde değinmek ve dikkati çekmek için anlatım aralarına aldığı “Ulu Türk” (Türk’ün Ulu’su) vurgusu bu oluşumlara özellikle eklenmelidir. Sf. 13
Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.
Tebliğlerdeki asıl keskin bakış “Yiyecek, giyecek, hayvan, arazi ve ürünler toplumun ortak malı olmalıdır.” ifadelerini kapsayan ideolojik söylemde yatmaktadır.
“Cennet, cehennem bu dünyadadır, ölümden sonra dirilme yoktur. Her ne kadar Kur’an’da böyle bir ifade varsa da onun anlamı başkadır” diyen Bedreddin, Sf. 10
Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.
“Saray, saltanat ve yeniçeriler zulmün eseridir. Hükümet, zaman-ı saadette olduğu gibi halkın içinden seçilmelidir.” ifadeleri, hanedana dönüktür ve Osmanlı yönetiminin “Halkın Yönetimi” olmadığı iddiası taşımaktadır. Bu nedenle başkaldırıda siyasal bir karakter vardır. Sf. 9
Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.
Yeni Cumhuriyet’in zaferi hiç de alçakgönüllü değil. Günde on kez bana yabancı, çıkarcı, Türk düşmanı diye sövüyorlar. Evde, Elise götüreceğimiz eşyaları ayırıyor.
Kovulmadığımızı, isteğimiz üzerine kendimize seçtiğimiz bir ülkeye gittiğimizi söylesem de kanmıyorum. Büyük sıçrayışa arzulu olan diğer Sefarad kardeşlerimizin aksine, kuşkusuz silahlı askerler bizi sınıra götürmüyor, ama bizleri geçim kaynaklarımızdan ederek, Türk vatandaşlığına geçmeye, adımızı Türkleştirmeye ve çocuklarımızı Türk okullarına göndermeye zorlayarak, Gazi bizi pekâlâ çıkışa doğru yönlendiriyor.
Osmanlı Yahudilerinin son züppeliği, kendilerini sürgün saymamaları olmuştur. Sf. 310
Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 310) kitabından birebir alınmıştır.
“Kız çocuk ne doğsun, ne de ölsün” Sf. 283
Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.
Bizde bir yasa vardır. Bunun Seferad cemaatine özgü olduğunu uzun süre düşünmüştüm ama bazı Aşkenaziler de uyguluyormuş. Halkımızın bütün yasaları gibi, soyu korumaya yönelik bir yasadır bu. Hayatta kalmak. 1492’de İspanya’dan ayrılmadan önce, atalarımız on iki yaşını aşkın bütün çocukları bir birleriyle evlendirmiş. Sadece kızları korumak için değil. Evlilik hiçbir zaman tecavüze engel olmamıştır. Gerçek amaç, soyu sürdürmekti.
Bu yasaya göre genç bir anne ölecek olursa, yerini bekâr bir kız kardeşi alır. Ölen kadının ailesi, uğradığı zararı karşılamak için kocaya yeni bir eş bulmak “zorundadır”. Ne de olsa çocuklarla birisinin ilgilenmesi gerekir. Hem böylece maddi çıkar sorunları çözümlenmiş olur. Aynı klanın içindeki bu nöbet değişikliğiyle, ölen kadının drahomasının bir yabancı kadın tarafından har vurup harman savrulması engellenmiş olur. Sf. 247
Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 247) kitabından birebir alınmıştır.
Kadınlar ancak özel durumlarda sinagoga giderdi, üstelik balkonda yer alırdı, basit seyirciler olarak: Tanrıyla kelam erkek işiydi. Sf. 237
Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 237) kitabından birebir alınmıştır.
Cemaatin yeni güçlü adamı Emmanuel Carasso, Savaş zengini ve yanlış ata oynayarak bizi mahvetmeye hazır. .. Türkler uyanınca – ister istemez uyanacaklar- ortalık kan gölüne dönecek.
Düşündükçe, nankörlük ettiğimize daha çok inanıyorum Sultan Bayezid biz kabul etti ve ibadet özgürlüğü tanıdı. Kuşkusuz bizde ona matbaayı, İspanya’nın ışıklarını, tıbbi ve askeri donanımını getirdik. Ancak hiçbir baskı görmeden, Ortaçağ juderia’larımızı yeniden kurarak, cemaatimizi zenginlerin yönetmeye ehil olduklarına inanarak, her türlü dış etkiden korunarak, atalarımızın örneğini titizce uygulayarak yaşadık, Alliance bize tek kurtuluş yolunu, Batı’ya dönüşü gösterene kadar yoksullaştık, düşkünleştik. Sf. 229
Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 229) kitabından birebir alınmıştır.
Bizde bir şey yiyip içmek önce reddedilir, sonra kabul edilir. Sf. 151
Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 151) kitabından birebir alınmıştır.
Ben de onlara değer biçmiştim Yahudi düşmanlarının başında Rumlar geliyordu en pozcular Fransızlar en hor görenler Türkler, en yakınlık gösterenler Ermenilerdi. Sf. 132, 133
Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 132, 133) kitabından birebir alınmıştır.
Türkler Yahudilere hiç zulmetmemiş olsa da, Yunanlılar bizi sevmiyordu. Sf. 121, 122
Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 121, 122) kitabından birebir alınmıştır.
Sultanın dini nedenlerle uzun süre ertelediği elektriklendirme projesi tamamlandı, tramvayları artık atlar çekmiyordu. Yaz günleri Haliç tezekten çok çamur kokuyordu. Paris’teki gibi “metro” adı verilen bir tünel, Galata’yı Pera’ya, yani yoksul halkı Avrupalı seçkinlere bağlıyordu. Delikanlılar ilk otomobillere gönül veriyordu. Bizler domuz, tavşan ya da kabuklu deniz hayvanlarına hâlâ el sürmediğimiz halde, kaşer et (dinî kurallara göre kesilmiş et) yeme zorunluluğuna artık uyulmuyordu. Kasapların grevi birçok ailenin yasalara sıkı sıkıya uyma alışkanlığını bozmuştu. Dikiş makineleri giderek yaygınlaşıyordu, elektriğin kalitesi artıyor, giderek geç yatıyorduk. Modern semtlerde, hamamların yerini özel banyolar almaya başlamıştı, Hasköy’de kanalizasyonların durumu böyle bir lükse izin vermiyordu. Buna tek üzülen bendim, çünkü Türk hamamı bütün kadınlar için bir şenlikti, Sf. 101, 102
Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 101, 102) kitabından birebir alınmıştır.
Henüz gençtim, Yahudi dininin, kadını her türlü süsten vazgeçmeye zorlaması, beni daha o yaşta isyan ettiriyordu; erkeklerin kösnül isteklerini uyandırmamak için çirkinliği bir erdem gibi beslemek; saçlarını gizlemek, teninin her santimetrekaresini örtmek; ancak görev icabı ve soyunu sürdürmek için kocasıyla ilişkiye girerken onun da zevk almaması için yeterince itici olmak. Sf. 114
Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (2006); Türkiye Müslümanları Yahudilerin yüz yıl önce yaşadıkları gericiliği yaşıyorlar.
Başka yerlerde olduğu gibi, hamamda da biz bize olurduk. Müslüman kadınlar perşembe yıkanırdı, Yahudiler cuma ve Hıristiyanlar cumartesi. Kuşkusuz Ortodokslar ve Katoliklerle karşılaşmaktan kaçınmak için saatleri de aralarında pay ediyorlardı. Orada da Ermeniler yalnız kalıyor olmalıydı. Sf. 81, 82
Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 81, 82) kitabından birebir alınmıştır.
Abravanel pek yakışıklı değildi, benden azıcık uzun boyluydu, yüzü fazla yuvarlaktı, burnu iri, ağzı kız ağzı gibi ufacıktı, ama iyi niyetli bir merakla parıldayan gözlerini severdim. İttihat ve Terakki’nin lise komitesinde, Vitali’yle birlikte militanlık yapıyordu. Sf. 78
Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 78) kitabından birebir alınmıştır.
Yahudilerin bilgiden başka vatanları yoktur diyordu, Sf. 76
Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.
Rum tercümanların yerini Yahudiler alıyordu. Bir sonraki komploya kadar. Sf. 74
Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 74) kitabından birebir alınmıştır.