Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Deliliği çok seviyorum, Selimiye Cezaevindeydim. Avukatım, tellerin öbür tarafından sordu; “Ne yapıyorsun?” Hapishanede normal mahkûmlar hep deli taklidi yapar. Ben akıllı insan taklidi yapıyorum dedim. Belki ben bütün ömrümce akıllı insan taklidi yapıyorum. Sf. 378 

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 378) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’nin bir sınaî – askerî kompleks tarafından yönetildiği..

    Bürokratı otoriteye dayanan canlı bir yaratık olarak tanımlıyorum, oradan aldığı otoriteyi yüceltir, otoriteyle bağları koptuğu zaman kendini sefil hisseder, kısaca tüm cinsler içinde hayali en az olanıdır ve asla inisiyatif sahibi değildir. Bu Cumhuriyetin ilk ve son otuz yıllarının herhangi bir hayale sahip olmamasının nedenidir. Sf. 358, 359

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 358, 359) kitabından birebir alınmıştır.

  • Chomsky ve meslektaşlarına tamamıyla katılıyorum; medya ifade özgürlüğünün önündeki engeldir ve işin kötüsü medya düşünceyi daha oluşum hâlindeyken boğup çarpıtmaktadır. Sf. 315

    Profesör Pierre Rosanvallon yaşadığımız çağı “tele demokratik” olarak isimlendiriyor ve temsili parlamenter sistemin çöktüğüne dikkat çektikten sonra … Parlamenter sistemin çözülmesiyle ya da mevcut siyasi sistemin işlevini yerine getirememesiyle doğan boşluğun, medya tarafından çarpık ve gayriahlaki bir biçimde doldurulduğunu söylüyor.

    … günümüz, batı dünyasında ortalama insanın aklı tamamıyla medyanın, basının ve televizyonun egemenliği altındadır. Medya “özgür” insanın özgürce düşünmesini engelliyor ve ben medya özgürlüğünün, ifade özgürlüğü olmadığını düşünüyorum. …

    CNN’in patronu olan Ted Turner’den .. “Kameralarımız tarafından çekilmeyen ve ekranlarımızdan gösterilmeyen hiçbir şeyin gerçekliği yoktur.”  Bu düşünceler, günümüzde yarım doğruları ifade etmenin en kendini beğenmiş, en küstah yoludur. Sf. 316, 317  

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 315 ile 317 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Beşikçi, bir düşün gerillasıdır.

    İsmail, bir mantık teröristidir.

    İsmail Beşikçi, bir güzellik bölücüsüdür.

    Ve bir ahlâk bombasıdır. Sf. 299

    Bir derviş olmuştur ve acı duymuyor. Türkiye Cumhuriyeti için ne büyük bir talihsizlik; İsmail Beşikçi hapishane acısı duymuyor. Hapise böylesine kolaylıkla girebilen bir insana ne yapılabilir?

    İsmail Beşikçi Türklüğün geleceğidir ve Türklüğün büyük onurudur.

    Ve Doktor Beşikçi, bir ordu Mandela’dır.   …..

    Ben Devlet Güvenlik Mahkemeleri kürsülerinde hep şunu söylüyorum; “Eğer bir gün Kürtler biz Türklerle yaşamayı gönülleriyle isterlerse, bu İsmail Beşikçi gibi Türkler olduğu içindir.”

    Bana göre Doktor Beşikçi, her hangi bir ülkeyi değil, Türklüğü bölerek işe başlıyor; çok yerinde buluyorum. Yenilenmek için önce bölmek zorunludur; felsefenin de eninde sonunda bölünmez “düşün” ü buluncaya kadar süren bu bölme işlemi olduğunu unutmamak gerekiyor. Türklüğün yeniden doğuşu için önce bölmek ve içindeki sağlıksız tüm parçaları çıkarmak zorunludur ve Beşikçi bu zorunluluğun beşiği oluyor.

    Kalıcı ve en güzel birlik, Türklüğün aşılmasından geçiyor.

    Kürtlüğün kendini buluşu yenidir; şu anda aşılmasını beklemenin erken bir istek olduğunu düşünüyorum. Ancak, kendisini aşmış Kürtlük ve Türklüğün birliğinin atomdan daha güçlü olacağına inanıyorum.

    Dr. Beşikçi bu inancımın canlı sağlamasıdır. Sf. 304 

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 299 ile 304 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kürt cephesine koştuk. Bu cephede insanlığın yeniden doğuşunu gördük.

    Yola çıkarken çoğumuz Türk’tük. Keşif kolunda sağ kalanlarımızın çoğu Kürt olduk. Sf. 297

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 297) kitabından birebir alınmıştır.

  • Korkmak, aklın büzülmesi ve ricat etmesidir.

    Ütopya, akıl ötesi bir akıl’dır.

    Korkak, reddi olmayandır.  

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 294) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eğer Livaneli ve Pekkan, bu ülkede, şarkıcı olabiliyorlarsa, para kazanabilmelerini ve popüler olmalarını bir kenara bırakıyorum, böyle bir ülkede müzik gırtlağı bir yana doğru dürüst müzik kulağı olduğundan kuşku duyuyorum. Sf. 291

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 291) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aydın, aklıyla mücadele eden yaratıktır. Aydın, akıl düzeninde bir serüven adamıdır. Sf. 287

    Aydını gözledikçe büyük acı duyuyorum; hep tekil olgulara takılıyor ve kalıyor. Olayları kümelere ya da türlere ayıramamak Türkiye aydınının bir karakteridir; hâlbuki bilim, Darwin’in çok yol açan çalışmasının adını bize hiçbir zaman unutturmaması gerekiyor, eninde sonunda türleri bulmaktadır. Tekil olan hiç bir şeyin, eğer insan nitelikleri ile bağlarını kurabildiğimiz ölçüde, Tanrı dâhil, bilimin alanına girmediğini Türkiye aydını bir türlü kavrayamıyor.

      Bilim, soyutlamadır. Sf. 289

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 287 ile 289 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • (İlhan Selçuk’un Demirel’i darbelerin demokratlaştırdığını iddia etmesi üzerine;)

    İlhan, kasaba gitseydi lop lop etlerin darbe indikçe pirzola olduklarını görürdü, ben darbenin bir demokrat – yetiştiren değil, pirzola yapan etkisi olduğunu biliyorum. İlhan Selçuk’un “Demokrat pirzola” ile “demokrat Demirel” düşüncelerini karıştırdığını sanıyorum. Sf. 283

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 275) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2023); İlhan Selçuk, Yüzbaşı Selahattin’in yüzlerce sayfalık hatıralarını sansürleyerek tarihi karartmış bir kişi.

  • Aydın, sürekli tutarsızlık kokusu alan yaratıktır. Tutarsızlıklara duyarsızlığı kalmayana aydın denemeyeceğini ileri sürüyorum.

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 281) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her yeni olanın “doğru” ve “ahlâklı” olduğu görüşünü reddediyorum.

    Aydın hareketinin ve solun artık çok ciddi bir ahlâk sorunu olduğunun kabul edilmesi gerektiğini ileri sürüyorum.

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 277) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kültür bir yaşam biçimidir ve eninde sonunda bir bellek demektir.

    Türklüğün belleği siliniyor, kültürü kazınıyor, kimliği yırtılıyor.

    Türklük, belki dünyada hiçbir kavimde görülmeyecek kolaylıkta sömürgeleşiyor.

    Peki, buna kim itiraz ediyor? Peki, kaç aydın bunun farkında görünüyor? Sf. 274, 275

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 274, 275) kitabından birebir alınmıştır.

  • İngilizce konuşulmayan hangi ülkede bir televizyon kanalının adı “star” diğeri “Show” olabiliyor. Hangi millet böylesine kolaylıkla sömürge hâline gelebiliyor?

    Bugün Türkiye’de kök salanın sadece köksüzlük olduğunu görmeyen gözler kör değilse nedir? Bugün Türklükten geriye ne kalıyor? Bu millete sürü – maymun diyecekler olursa fazla haksızlık mı yapmış olurlar?

    Bu sürü gençliğin, bu sürünen yaşlılığın giyiminde ve biçiminde Türk olan ne kaldı?

    Bunların sevinçleri de “Amerikanize” olmadı mı?

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 273) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsan, merakı frenlenemeyen yaratıktır. Tekelli düzenden, insanın merakını ortadan kaldırmak eğilimini içerdiği için de nefret ediyorum. Sf. 269

    Türkiye entelijansiyası kadar meraksız bir aydın kümesi var mıdır; sanmıyorum. Meraksızlıkta ölülere yaklaşıyorlar.

    En çok itiraz ettikleri zamanda bile, isyan etmiyorlar. En çok isyan ettikleri zamanda bile, düzenden ayrılamıyorlar. Sf. 270

    Serüvenci, ütopyalı, isyanı olan şairi olmayan bir ülkenin entelijansiyasından söz edilebilir mi? Sf. 273

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 269 ile 273 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çift dinlilik, inançsızlıktır. Paradoks olarak görülebilir; çift dinlilik düzenden yabancılaşma anlamına geliyor.

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 66) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Azap askerleri, asimile olmuş, dönmeler. Bu nedenle büyük fırsatlar peşine takılıyorlar. Fetihlerde, kuşatmalarda en önde azap askerleri var.)

    Azaplar; bütün inançlarını yitirmiş ve yozlaşmış insanlardır; hemen inkâr edebiliyorlar. Karşı taraftan ilk sert mukavemeti görünce, büyük bir panik içinde kaçıyorlar.

    Önlemlerinin alınmış olduğundan hiç kuşku duyulmamalıdır. Güvenilir çavuşlar, baltaları ellerinde, biraz arkada bekliyorlar.

    Kendimi geleceğin baltası olarak görüyorum.

    İlk dinine dönen ve ricat eden azapları kırıyorum.  

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 265) kitabından birebir alınmıştır.

  • …  Büyük dönüşümler, aydın bolluğuna değil, kırımına denk düşüyor.

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 262) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1961 yılında Vera Tulyakova’nın notlarına göre şunları söylüyor; “Ülkemden ayrılmakla hata ettim. Dağlara çıkmak ve çetecilik yapmak gerekirdi. Halkının geleceği için mücadele eden insanın halkıyla canlı bir bağ içinde olması gerekir. Bu gün gerçekçi olan tek yol budur. Öldürülürdük fakat ne çıkar bundan? Birkaç yüz şiir daha az yazılmış ne önemi var bunun? Ülke içinde mücadele etmek gerekir. Ben hata ettim. Buradan onlara yararlı olamadım.” Sf. 228 

    Nazım Hikmet; “Matematik, sibernetik, fizik, müzik tüm bunlar eninde sonunda, sadece, insanlar şiir okumayı öğrensinler ve anlasınlar diye gereklidir.” Doğrudur ve katılıyorum. ..  Yaşamın amacı, eninde sonunda şiir söylemek ve şiirsel yaşamaktır. Bunun sosyalizm olduğuna inanıyorum. Yaşamak bir derinliktir. Sf. 254

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 228 ile 254 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’de şiir neden tükendi?

    Şiir geleceğin gizemli umududur. Geleceğe umudunu yitirmiş topraklarda şiirin tükenmesini doğal ve kaçınılmaz olarak görüyorum. Sf.121

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 121) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ahlak karşı harekettir ve ahlaklı olmanın tek karşılığı var; “Ahlaklı davrandım” duygusu.

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 102) kitabından birebir alınmıştır.