Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • BAKKAL’IN NOTU (1998): Ümit Burnu’nun bulunuşu ve Amerika’nın Aztek ve İnka medeniyetlerinin altınlarının bulunuşu, zaten değerli maden darlığı çeken Osmanlının ekonomisini çok olumsuz yönde etkilemiş. 1460 ile 1560 yılları arasında birçok ürünün fiyatı % 200 artmış. Avrupalılar yoğun bir biçimde yüksek paralar ödeyerek Türkiye’den hammadde almaya başlarlar. Her türlü ürüne talep boldur ve Akçe’deki altın oranı, altın ve gümüş darlığından sürekli düşüyor. Avrupa altın bolluğu yaşıyor. Sf. 30-33 Devlet 16 yy sonlarında “satışı yasak ürünler” listesi yayınlar. Buğday, yiyecek, canlı hayvan, deri, yün, balmumu, zift… Sf. 33 Ve büyük parasal sıkıntı var. 1527 yılı gelirleri; 277.246.782 akçe Giderler; 200.126.343 akçe. 1546 yılı geliri; 183.088.000 Gider; 189.657.000 akçe.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu’nun İktisadi Tarihi – M. Belin, (Gündoğdu Yayıncılık – Sf. 13, 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • Menderes, Köprülü’nün yerine Fatin Rüştü Zorlu’yu Dışişleri Bakanı yaparken, Washington’ın yazılı iznini alma gereği duymuştur, yazarken utanıyorum.  

    Alıntı: Aydınlık Zindan – Bilgesu Erenus ve Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Şubat 2000 – Sf. 278) kitabından birebir alınmıştır.

  • Filozof, düşüncenin en hızlı güç olduğuna inanandır. Sf. 272

    Alıntı: Aydınlık Zindan – Bilgesu Erenus ve Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Şubat 2000 – Sf. 272) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mütareke döneminde bir gazeteci Mustafa Kemal Paşa ile mülakât yaparken “Çanakkale’deki büyük başarınızı biliyoruz.” Yollu söz edince, Paşa, “Aman ne demek, o, Cevat Paşa Hazretlerinin başarısıdır.” Diyor. Sf. 145

    Alıntı: Aydınlık Zindan – Bilgesu Erenus ve Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Şubat 2000 – Sf. 145) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tekstil işçileri, banka çalışanları, telefon operatörleri hep kadın! Neden? Bu işler pek “tedious” sıkıcı bunaltıcı işler, yaratıcılık ve itiraz istemiyor. Sf. 176

    Alıntı: Aydınlık Zindan – Bilgesu Erenus ve Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Şubat 2000 – Sf. 176) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kâtip te yazıcıdır, ancak yazar, diline tutulmuş bir yazıcıdır.

    Yazmak, önünde sonunda, güzel ve üstelik her zaman daha güzel yazma tutkusudur. Dilimiz daha güzel yazılmaya eğilimlidir. Sf. 122

    Alıntı: Aydınlık Zindan – Bilgesu Erenus ve Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Şubat 2000 – Sf. 122) kitabından birebir alınmıştır.

  • Akıl düzleminde rastlantının yeri yoktur.

    Alıntı: Aydınlık Zindan – Bilgesu Erenus ve Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Şubat 2000 – Sf. 117) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanın ölmesi, kendisini bir daha görmemesidir.

    Alıntı: Aydınlık Zindan – Bilgesu Erenus ve Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Şubat 2000 – Sf. 112) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eylem olmasa, zamanı ve ölüm olmasa yaşamı kavramamız mümkün değildir. Sf. 111

    Alıntı: Aydınlık Zindan – Bilgesu Erenus ve Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Şubat 2000 – Sf. 111) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Osman’ın) Babası Ertoğrul, amcası; Tundar, Oğlu Orhan, Orhan’ın oğlu Murat. Sf. 39

    Alıntı: Aydınlık Zindan – Bilgesu Erenus ve Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Şubat 2000 – Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Yalçın Küçük Sultanahmet Cezaevinde. Bir mafya babası; “maşallah, maşallah, Hoca’m çok güzel hapis yatıyor.” Diyor.)

    Alıntı: Aydınlık Zindan – Bilgesu Erenus ve Yalçın Küçük – (Akış Yayıncılık 1. Baskı Şubat 2000 – Sf. 13, 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • 27 Ocak tarihli Ankara DGM duruşmasında 1995 seçimlerinden hemen önce, zamanın Başbakanı Tansu Çiller’in emriyle MİT’in Öcalan’ın üzerine gönderdiği suikast timlerinin Mesut Yılmaz tarafından haber verildiğini ve boşa çıkarıldığını açıklamıştım.

    Alıntı: Aydınlık Zindan – Bilgesu Erenus ve Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Şubat 2000 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

  • Marks “eğer görüntü ile öz aynı olsaydı, bilim olmazdı” diyor.

    Alıntı: Aydınlık Zindan – Bilgesu Erenus ve Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Şubat 2000 – Sf. 13, 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • Rıza’nın kendisine Hânedan adı olarak aldığı “Pehlevî” sözcüğü, eski İran dillerinden birisinin adıdır ve buna İranca’nın atası demek te mümkündür. Rıza, dilin atasını soyadı yaparken, Kemal Paşa milletin atasını ad olarak almıştır. Sf. 51

    Alıntı: Bakış – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Ekim 1996 – Sf. 13, 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Murat ise, Arapça sözcükten gelmekle birlikte, pek çok Arap isimleri sözlüğünde yer almıyor ve buna karşın Ermeni çocuk isimleri sözlüğünde önemli bir yer tutuyor. Sf. 49

    Alıntı: Bakış – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Ekim 1996 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Düşünmek, fark üzerine kafa işletmektir.

    Alıntı: Aydınlık Zindan – Bilgesu Erenus ve Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Şubat 2000 – Sf. 110) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sümerlerin dili bitişimli dil, Türkçe de bitişimli dil. “Yemek” İngilizcede “eat”, Fransızcada ”manger” sözcükleriyle ifade ediliyor; “yedirmek” ise, İngilizcede “make eat” ve Fransızcada “faire manger” olarak anlatılabiliyor. Türkçede sözcüğün içine “dir” morfem’i birleştirilerek yeni bir anlam elde etmek, bu dillerin özelliğidir. Türkçede “yedirtmek” Fransızca “faire faire manger” İngilizcede ise çok zor ifade ediliyor.

    Bu bitişimli dil benzerliği Sümerlerin Türk oldukları iddialarını doğurmuş, oysa başka diller de var.

    Alıntı: Bakış – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Ekim 1996 – Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.

  • Butros Gali, Hristiyan ve Mısırlı, Birleşmiş Milletler Genel sekreterliği yapmış, bundan önce de Mısır’da Bakanlık yapmıştır ve babası veya dedesi ise Başbakanlık görevinde bulunmuştur. Bütün bunlar sözde lâik olmayan Mısır’da gerçekleşiyor. Peki, Cumhuriyet tarihinde bir Hristiyan’ın Türkiye’de bakanlık yaptığı görülmüş müdür? İki; Baas Suriye ve Irak’ta iktidardadır ve Baas’ın önde gelen kurucusu Hristiyan Mişel Eflak’tır. Kurucusu Hristiyan olan bir partiyi Cumhuriyet Türkiye’sinde iktidarda düşünmenin imkânı var mıdır? Üç; Şu anda bile Saddam’ın yardımcılarından birisi Hristiyan’dır ve Suriye ordusunda Ermeni subay ve erler çoktur. Bunları Türkiye’de düşünmek mümkün müdür? Sf. 41

    Alıntı: Bakış – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Ekim 1996 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şu “Anadolu Atatürk” Liseleri maskaralığına kesinlikle son vermekten yanayım; ancak sömürgelerde “ulusal dili” yok edecek kadar bir emperyalist ülkenin dili öğretilir, buna isyan etmek zorundayız.

    Dilini sevmeyen halkını sevmeyendir.

    Diline titiz olmayan, inancıma göre, halkından kopuk bir soysuzdur. Sf.14

    Orta öğretimde yardımcı ve zorunlu ders olarak, Arapçanın ve Farsçanın öğretilmesini çok yararlı ve gerekli buluyorum, bunu “tarihimizden kopmamak türü bir göstermelik nedenle değil dilimizi daha iyi konuşabilmek için yararlı buluyorum. Sf.14 

    Alıntı: Bakış – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Ekim 1996 – Sf. 13, 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanın, insanı mükemmelleştirme mücadelesi bittiği zaman insan bitiyor. Sf. 393

    Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 393) kitabından birebir alınmıştır.