Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Endonezya’nın stratejik ülke kabul edilmesinin birincil nedenlerinden biri Başkan Suharto’dur. Görüşlerinden ödün vermeyen bir antikomünist olarak ün yapmıştı Suharto ve politikalarını uygulamaya koyarken en üst düzeyde acımasızlığa başvurmaktan çekinmiyordu. 1965 yılında ordunun başkumandanı olarak komünist yanlısı bir darbeyi ezdi, bunu izleyen kan banyosunda üç yüz bin ila beş yüz bin insan hayatını kaybetti ki, bu vahşet Adolf Hitler, Josef Stalin ve Mao Tse-Tung’unkilerle birlikte yüzyılın en büyük siyasi güdümlü kitle katliamları arasına girdi. Bir milyon kadar insan da hapse ve toplama kamplarına atıldı. Bu ölüm ve tutuklama dalgasının sonrasında Suharto, 1968 yılında başkan olarak yönetimi ele aldı.

    Ben 1971 yılında Endonezya’ya ulaştığımda; Birleşik Devletler’in dış politikası açık ve netti: Komünizmi engelle, Başkan’ı destekle. Suharto’nun Washington’a aynı İran Şahı gibi hizmet etmesini bekliyorduk. Sf. 13, 14

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları 2 (Şirketokrasi ve Ondan Kurtulmanın Yolları) – John Perkins, Çeviri; Cihat Taşçıoğlu, (A.P.R.İ.L. Yayınları,  10. Baskı Mart 2015 – Sf. 13, 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir imparatorluk hükümet ve iletişim organları (günümüzde medya) üzerinde denetime sahip, gücü halk tarafından seçilerek eline geçirmemiş, halkın iradesi erişiminde olmayan ve iktidar süresi ve koşulları yasalarca belirlenmemiş bir imparator ya da hükümdarın buyruğu altındadır. Bu koşul ilk bakışta Birleşik Devletler’i öteki imparatorluklardan ayrı yere koyar, ama bu bir yanılsamadır. Sözünü ettiğimiz imparatorluk tıpkı bir hükümdar gibi ve eşgüdüm içinde davranan bir grup insanın denetimi altındadır. Bunlar hükümetle iş dünyası arasında ‘döner kapı’ gibi iki yana da açılarak çalışan bir sistem oluşturmuştur. Siyasi kampanyaları ve medyayı fonlar aracılığıyla finanse ettiklerinden, seçimle gelinen görevlere yerleşen kişileri ve bize verilen bilgileri denetim altında tutarlar. Bu insanlar (yani şirketokrasiyi oluşturanlar) ülkeye Beyaz Saray ya da Kongre’yi kimin kimin denetimi altında tuttuğundan bağımsız olarak hükümet edenlerdir ve hükümet süreleri ve koşulları yasalarca belirlenmemiştir. Sf. 7

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları 2 (Şirketokrasi ve Ondan Kurtulmanın Yolları) – John Perkins, Çeviri; Cihat Taşçıoğlu, (A.P.R.İ.L. Yayınları,  10. Baskı Mart 2015 – Sf. 7) kitabından birebir alınmıştır.

  • Birleşik Devletler dünya nüfusunun %5’ten azına sahiptir, ama dünya kaynaklarının %25’ten fazlasını tüketir. Bu büyük ölçüde başka ülkelerin ve öncelikle gelişmekte olanların sömürülmesiyle gerçekleştirilir.

    Birleşik Devletler dünyanın en büyük ve en sofistike donanımlı ordusunu besler. Her ne kadar imparatorluğu (ekonomik tetikçilerin de katılımıyla) ekonomi temelli olsa da, dünya liderleri başka yaptırımların yetersiz kaldığı anda (Irak’ta olduğu gibi) ordunun devreye gireceğini bilir.

    İngiliz dili ve Amerikan kültürü dünyayı domine eder.

    Birleşik Devletler her ne kadar ülkeleri doğrudan vergilendirmezse ve dolar ulusal para birimlerinin yerine resmen geçirilmezse de, şirketokrasi gizli bir vergi sistemi dayatır ve dolar dünya ticaretinin standart para birimi haline gelmiştir. Sf. 6, 7

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları 2 (Şirketokrasi ve Ondan Kurtulmanın Yolları) – John Perkins, Çeviri; Cihat Taşçıoğlu, (A.P.R.İ.L. Yayınları,  10. Baskı Mart 2015 – Sf. 6, 7) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlk kitabımı yazdıktan sonra yaptığım konuşmalarda, dinleyicilerimi çoğu insanın yanlış anladığı bir noktayı açıklayarak uyarma gereği duydum: Dünya Bankası gerçekte ‘dünyanın bankası’ değil A.B.D.’nin bankasıdır. Tıpkı onun en yakın çalışma arkadaşı konumunda olan kardeş kuruluşu IMF gibi. Yönetim kurullarındaki yirmi dört yöneticiden sekizi birer ülkenin temsilcisidir: A.B.D., Japonya, Almanya, Fransa, Britanya, Suudi Arabistan, Çin ve Rusya. Öteki 184 üye ülke geri kalan on altı yönetici tarafından temsil edilir. Birleşik Devletler, IMF’de belirleyici oyun %17’sini, Dünya Bankasındaysa %16’sım elinde bulundurur; onu IMF’de yaklaşık %6 ve Dünya Bankası’nda %8 ile Japonya izler. Birleşik Devletler ayrıca kararları veto etme yetkisine sahiptir ve Dünya Bankası başkanını da A.B.D. başkanı atar. Sf. 5

    Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları 2 (Şirketokrasi ve Ondan Kurtulmanın Yolları) – John Perkins, Çeviri; Cihat Taşçıoğlu, (A.P.R.İ.L. Yayınları,  10. Baskı Mart 2015 – Sf. 5) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devrimler temizlerler.

    Pislikleri kazırlar. Kirleri aklarlar.

    Sonra kapitalistler tekrar kirletirler. Devri daimdir. Sf. 84

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 84) kitabından birebir alınmıştır.

  • İstanbul gençliği, 28 Nisan, tabu 1960, “isyan” başlattılar ve başkaldırı da diyebiliriz. Ölümüz vardı. Haberdardık. 29 Nisan 1960 günü, biz başladık. “Dost ve kardeş fakülteler”, öyle diyorduk, Hukuk ve Siyasal, yan yanaydık, harekete geçtik. Polis bizi sardı ve tabii ordu vardı. Sarıldık. Sf.82

    Birden ateş başladı. Fakülte binasına ateş ediyorlardı. Özgen Acar, Cumhuriyet’teki Özgen, ve bir öğrenci, ön saflarda savunmaları idare ediyorlardı. Özgen ile yurtta yataklarımız yan yanaydı. Çok ateş ettiler ve sonra durdular. İçeriye girdiler. Ateşi kestikleri an ben “kaçtım”, beni alacaklarından emindim. Önce gecekondularda saklandım, sonra İskenderun’a kaçtım. Orhan dayım chp ilçe başkanı idi, beni Kırıkhan dağlarına kaçırdı. Sf. 83

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 83) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1951 yılında ilkokullarda söylediğimiz bir marşımız dahi oldu: “Güney’e, Kuzey’e, şimdi de Kore’ye attık kemendi”, Kore’de komünistlere karşı savaşmak için Amerika’nın yanında savaşa girdik. Çok şehit verdik. Sf. 70

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 70) kitabından birebir alınmıştır.

  • Truman’ın bu açıklamasından hemen sonra, yine 1947 yılında, Nisan ayında, bir Amerikan donanması İstanbul’a gelmişti ve Cumhurbaşkanı İsmet Paşa’yı ziyaret etmek istediler. Paşa, sanki “zahmet etmesinler,” dedi, Amerikan subaylarının kendisini ile görüşmesi için İstanbul’a gittiler. Paşa’nın bu hali, Amerika’nın vasal’ı, yeni deyimlerle, “vale” olmayı kabul ettiğini gösteriyordu. Sf. 69

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 69) kitabından birebir alınmıştır.

  • Erdal İnönü, şaka yapmıyor, ayrıca yapmasına da gerek yok, çünkü kendisi bir şaka adem’dir.

    Nedensiz mi? Cani medyanın bu Ünlü Politikacımız’a espri zekâsı yüklemesi nedensiz değildir. Eğer babası cumhurbaşkanlığı yapmasa, bir ortaokulda fizik öğretmeni olurdu. Sf. 66

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 66) kitabından birebir alınmıştır.

  • Manusa: [Manisa şehrinin adından?] Kalın, çizgili pamuklu dokuma. Eskiden köylü elbiselerinin tercih edilen kumaşıydı ve Arapkir bu dokumasıyla ünlüydü. Sf.136

    Alıntı; Kapandı Kirve kapıları – Hagop Mintzuri, Çeviri; Nurhan Küçükkürkçüyan, (Aras Yayınevi Basım ? – Sf. 136) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ey Solcu,

    “Trafik Canavarı” ya da “Enflasyon Canavarı”, emekçi halkımızın sırtındaki sülük oligarkları kamufle etmek için, tekellerin tellaklarının buldukları sözlerdir. Her gün bir endeks örneği kıvrılan, bunların yalanlarıdır.

    Ey Solcu, toplumsal ve sınıfsal olayları, hayvanlarla açıklayanların kendileri hayvandır. Üstelik hayvanların en iğrenci, hamamböcekleridirler.

    Ey Solcu, solculuk akıl ve sevgi düzlemlerini birlikte yükseltmektir. Sf. 64

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gelinlik tutmak: Dil saklamak. Köy yerinde yeni gelinler, kocaları dışında aile büyükleriyle, bir saygı ifadesi olarak konuşmaz, çok gerektiğinde aracı kullanır veya başıyla, eliyle cevaplar verir, bazen pek hafiften tek kelime söylerdi. Bu suskunluk uzun yıllar sürebilirdi. Büyükler bir hediye vererek gelinin konuşmasına izin verirlerdi. Bu gelenek, Müslüman, Hıristiyan, herkes için ortaktı. Sf.135

    Alıntı; Kapandı Kirve kapıları – Hagop Mintzuri, Çeviri; Nurhan Küçükkürkçüyan, (Aras Yayınevi Basım ? – Sf. 135) kitabından birebir alınmıştır.

  • Örnek olsun, trafik canavarının tatil ve bayram hakkı vardır; bunun için, pek çok zaman, ülkemizde kan gölü yükselince, “trafik canavarı tatil yapmadı” türünden haberler veriliyor. Halkımız tatil hakkı elinden alınan canavara acımaya hazırlanıyor. Sf. 63

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2024); Seksenli yıllarda trafik kazalarındaki ölü ve yaralı sayılarında dünyanın en kötüleri arasındaydık. Denetleme, yol alt yapısı, teneke kutu misali otomobiller ve sürücü yetersizlikleri gibi unsurlar yüzünden trafik kazalarında her saat başı bir insanımızı kaybediyorduk. Karayolları Genel Müdürlüğü bu sorunu çözmek için Trafik Şube Müdürlüğüne bir akademisyeni getirdi, akademisyen çok önemli tedbirler içeren raporlar hazırladı ancak Trafik Şube Müdürlüğü’nün bağlı olduğu Bakım Dairesi’nin yöneticisi bu akademisyenin çözümlerini uygulamaya çalışacağına onun görevine son verip Emniyet Genel Müdürlüğü’nün trafik dairesindeki yetersiz insanlarla birlikte trafik kazalarının engellenmesi için flaş bir çözüm ürettiler; Türkiye çapında yollara “Trafik Canavarı Olmayın” gibi saçma sapan ifadeler bulunan yüzlerce tabela koydular. Trafik kazalarına sebep olan, denetleme, yol ve araç sorunlarını “canavar” metaforuyla gözden kaçırdılar.

  • Tanrı’yı içeriyor. Tek Tanrılı dinlerde ise, Tanrı’da iyilik, güzellik, bilgi ve kudreti, sonsuzlaştırarak kavramlaştırıyor; her yerde hazır ve nazır Tanrı, her şeyi bilebilen bir Yüce İnsan’dır. İnsanı, işte böyle tanrısallaştırmak, son derece insani bir eğilimdir; Disney’ın icadı çizgi filmler ise, insanlığa taban tabana zıt bir eğilimi sergiliyor. Sf. 63

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dil, insanoğlunun mucizevi bir soyutlamasıdır. Bir halk ne kadar soyutlayabiliyorsa ve bir dil ne kadar nüans verebiliyorsa, o dil o kadar güzeldir. Kir ise güzel’in düşmanıdır. Kir’de hiçbir nüans yoktur. Sf. 53

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 53) kitabından birebir alınmıştır.

  • Benim her zaman tekrarladığım değerlendirmeme göre, bu acımasızlıktan, birinci derecede sorumlu olan Demirel’dir ve ben Demirel’in, bu üç fidanın koparılmasından büyük mutluluk duyduğundan hiç kuşku duymuyorum! Demirel, bir acımasızdır.

    Demirel’in uzun başbakanlıkları döneminde hiçbir af yasası çıkmamıştır. Vergi kaçakçıları, orman katilleri affedilmiş, hapishanedekilerle ilgili bütün af girişimlerine, Demirel iktidarları, en insafsız biçimde muhalefet etmiştir. Demirel, hiçbir dilde, af sözcüğünü bilmeyen, kalbi af karşısında taş, bir baba’dır. Sf. 51

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğrusu şudur: Ülkemiz, çok hızlı bir aptallaşma süreci içindedir.

    İnsanlarımız hızla aptallaştırılıyor.

    İnsanlarımız, ışık hızıyla, kirletiliyor.

    Aptallaştırılan insanlar kir içinde yaşamaktan rahatsız olmuyorlar.

    Aptallaştırılan insanlarımız, kirlerinden pek mutlular ve sadece daha çok kir istiyorlar. Sf. 46

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 46) kitabından birebir alınmıştır.

  • Von Clausewitz’in bu mükemmel teorisini, benim “kir” teorim çerçevesinde yeniden formüle edecek olursam, bir savaşı bitirebilmek için, hasmımızı, belki daha “pis” ve belki daha “onur kırıcı” duruma getirmemiz ve savaşa son verildiğinde, bu pis ve onur kırıcı durumun biteceğini anlatmamız yeterlidir. Sf. 37

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 37) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İnsanı kafasından yakaladınız mı, kol ve bacak kolay gelir.” Gramsci Sf. 29

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • Roman insanı yazar. Romanda karakter olacak; bunların hiçbirinde karakter yoktur. Roman bitmiştir, çünkü roman insan üzerinedir. İnsanı merak eden bir insanın yazdığı, insanı merak edenlerin okuduğu bir eserdir. İnsana merak yoksa roman da yoktur. Sf. 8

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.