Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Silikon Vadisi’nin etkili diğer girişimcileri de benzer hayalleri paylaşıyor. PayPal’in kurucularından Peter Thiel, yakın zamanda sonsuza kadar yaşamayı planladığını itiraf etti. “Bence ölümle yüzleşmenin üç yolu vardır,” diye açıklayan Thiel, “Kabullenebilirsiniz, inkâr edebilirsiniz ya da savaşabilirsiniz. Toplumumuzun ağırlıklı olarak kabullenen ya da inkâr edenlerden oluştuğunu düşünüyorum, ben savaşmayı tercih ediyorum.” Sf. 36

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 36) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2012’de Kurzweil, Google’da mühendislik yönetimine atandı ve Google bir yıl sonra “ölümü çözmeyi” hedefleyen Calico isimli küçük bir şirket kurdu. Google yakın zamanda bir başka ölümsüzlük savunucusu Bili Maris’i de Google Ventures yatırım fonlarını yönetmek üzere görevlendirdi. Ocak 2015 tarihli röportajda, “Bana 500 yaşına kadar yaşamak mümkün müdür diye sorarsanız, cevabım evettir,” diyen Maris, bu cesur sözlerini elbette çok miktarda nakitle de destekliyor. Sf. 36

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ölüme karşı mücadeleyi Amerikan futboluna benzeterek, “Birkaç sayı almaya değil, maçı kazanmaya çalışıyoruz,” diye açıklayan Morris, neden diye sorulduğundaysa, “Çünkü yaşamak ölmekten çok daha güzel,” cevabını veriyor. Sf. 36

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 36) kitabından birebir alınmıştır.

  • Modern bilim ve kültürse ölümü bambaşka açılardan değerlendirir. Ölüm doğaüstü bir gizem olarak düşünülmediği gibi hayatın anlamının kaynağı olarak da görülmez. Modern insan ölüme daha ziyade çözülebilecek ve çözmemiz gereken teknik bir sorun olarak bakar. Sf. 33

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanlığı hayatta kalma mücadelesinde yukarılara taşıdık. Şimdi artık insanları tanrı mertebesine yükseltmek için çalışıp Homo sapiens’i, Homo deus’a dönüştürebiliriz. Sf.32

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.

  • Terör özünde bir gösteridir. Teröristler korkutucu bir şiddet gösterisi düzenleyip hayal gücümüzü ele geçirerek ortaçağ misali bir keşmekeşe düştüğümüze inandırırlar bizi. Akabinde devletler bu terör tiyatrosuna bir güvenlik gösterisiyle tepki verme zorunluluğu duyar ve yabancı bir ülkeyi işgal etmek ya da tüm bir halka zulmetmek gibi muazzam güç gösterileri düzenler. Bu aşırı tepki, çoğu zaman bizim güvenliğimizi teröristlerden daha fazla tehlikeye atar. Sf. 30

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 30) kitabından birebir alınmıştır.

  • Anton Çehov’un meşhur sözündeki gibi ilk sahnede görünen silahın üçüncü sahnede patlaması kaçınılmazdır. Tarih boyunca kral ve imparatorlar yeni bir silah edindiklerinde, er ya da geç şeytana uyar ve o silahı kullanırlardı. Sf. 29

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilgi en önemli iktisadi kaynak hâline geldikçe savaşların kârlılığı da azaldı ve savaşlar, hâlâ eski usul hammadde ekonomileriyle yürüyen Ortadoğu ve Orta Afrika gibi belirli bölgelerle sınırlanmaya başladı. Sf. 27

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2012’de tüm dünyada ölen 56 milyon insandan yalnızca 620 bini (120 bin kadarı savaşlarda, 500 biniyse bireysel suçlarla) şiddet yüzünden hayatını kaybetti. Bunun yanında 800 bin kişi intihar ederken 1,5 milyonu da şeker hastalığından yitirdi yaşamını. Görünen o ki artık şeker, baruttan daha tehlikeli. Sf. 27

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.

  • Öyle ki insan türünü gelecekte tehlikeye atacak büyük salgınların, acımasız bir ideolojinin takipçisi insanların bizzat kendi elinden çıkması işten bile değil. Sf. 26

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 26) kitabından birebir alınmıştır.

  • İspanyol filolarının ilk kez görüldüğü Mart 1520’de Meksika 22 milyon insana ev sahipliği yapıyordu, Aralık ayına gelindiğindeyse sadece bu insanların 14 milyonu hayattaydı. Çiçek virüsü aslında sadece ilk darbeydi. İspanyol efendiler yerlileri sömürerek ceplerini doldurmakla meşgulken grip, kızamık ve diğer bulaşıcı hastalıklar Meksika’yı birer birer vurdu. 1580’e gelindiğinde nüfus 2 milyonun altına düşmüştü. Sf. 21

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsan türünün yarısının 2030 yılında aşırı kilolu olması bekleniyor. 2010’da kıtlık ve yetersiz beslenme yaklaşık bir milyon insanın canına mal olurken, veriler obezitenin tek başına üç milyon insanı öldürdüğünü gösteriyor. Sf. 18

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aynı dönüşüm pek çok ülkede yaşanmıştır ve bunun en dikkat çekici örneği Çin’dir. Kıtlık, Sarı İmparator döneminden Kızıl Komünistlere dek bin yıl boyunca Çin’deki tüm idarecilerin başına musallat olmuştur. Çin yakın bir tarihe kadar gıda kıtlığıyla özdeşleşmiş bir ülkeydi. Sf. 17

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli, (Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2017); Benzer coğrafyada yaşayan Türklerin, kıtlık nedeni ile ülkelerini terk ettikleri iddia ediliyor. Çinliler, bin yıllık kıtlığa rağmen neden ülkelerini terk etmemiş? Büyük Göç iddiası tutarlı değil.

  • Evrenin toplam enerjisi her zaman sıfır olmak zorundaysa ve bir cismi yaratmak enerji gerektiriyorsa, bütün evren hiçlikten nasıl yaratılmış olabilir? Çekim kuvveti gibi bir yasanın var olmasının nedeni budur. Çekim kuvveti çekme özelliğine sahip olduğundan, çekimsel enerji negatiftir: Yani çekim kuvvetiyle bağlanmış bir sistemi -Dünya ve Ay gibi- ayırmak için epeyce çaba harcanması gerekir. Bu negatif enerji, maddenin yaratılması için gereken pozitif enerjiyi dengeler, ama bu o kadar basit değildir. Örneğin Dünya’nın negatif çekim kuvveti, Dünya’yı oluşturan madde parçacıklarının pozitif enerjisinin milyarda birinden azdır. Yıldız gibi bir cismin negatif çekim enerjisi daha büyüktür ve yıldız ne kadar küçülürse (farklı parçacıkları birbirlerine daha da yaklaşır), negatif çekim kuvveti de o kadar büyür. Ancak maddenin pozitif enerjisinden daha büyük hale gelmeden önce, yıldız çökerek, bir kara deliğe dönüşür ve kara deliklerin enerjisi pozitiftir. Boş uzayın dengeli olmasının nedeni budur. Yıldızlar veya kara delikler gibi cisimler hiçlikten var olmazlar. Ancak evrenin tamamı hiçlikten var olabilir.

    Çekim kuvveti uzayı ve zamanı biçimlendirdiğinden, uzay-zamanın yerel olarak kararlı ama bütünsel olarak kararsız olmasına izin verir. Bütün evren ölçeğinde, maddenin pozitif enerjisi, negatif çekim enerjisi tarafından dengelenebilir, dolayısıyla evrenlerin yaratılışında bir sınırlama yoktur. Çekim kuvveti gibi bir yasa olduğu için evren kendini hiçlikten yaratabilir. Hiçlik yerine varlığın olmasının nedeni, evrenin var olmasının nedeni, bizim olmamızın nedeni bu kendiliğinden yaratımdır. Evreni canlandırması ve devam ettirmesi için Tanrı’nın yardımına ihtiyaç yoktur. Sf. 148

    Alıntı; Büyük Tasarım – Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow, Ç; Selma Öğünç, (Doğan Kitap,  14. Baskı Nisan 2015 – Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bazıları, kendinin farkında olma durumunun, insanlara özgü olduğunu savunur. Bu, insanların özgür iradeye: farklı davranış biçimleri arasında seçim yapma yeteneğine sahip olmalarını sağlar. Sf. 147

    Alıntı; Büyük Tasarım – Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow, Ç; Selma Öğünç, (Doğan Kitap,  14. Baskı Nisan 2015 – Sf. 147) kitabından birebir alınmıştır.

  • Verili bir zamanda evrenin daha sonra nasıl gelişeceğini belirleyen bir yasalar dizisi olmalıydı. Bu yasalar her yerde ve bütün zamanlarda geçerli olmalıydı, yoksa yasa olmazlardı. Herhangi bir istisna veya mucize olamazdı. Tanrılar veya şeytanlar evrenin işleyişine karışamazlardı.

    Bilimsel determinizm ilk ortaya atıldığında bilinen yasalar yalnızca Newton’ın hareket ve çekim yasalarıydı. Bu yasaların Einstein’ın genel görelilik kuramında nasıl genişletildiğini, evrenin diğer özelliklerini yöneten diğer yasaların nasıl keşfedildiğini anlattık.

    Doğanın yasaları bize evrenin nasıl davrandığını anlatır, ama niçin öyle davrandığını anlatmaz; kitabın başında şu soruları sormuştuk:

    Niçin hiçlik değil de varlık var?

    Niçin varız?

    Niçin başka yasalar değil de bu bildiğimiz yasalar var?

    Bazıları bu sorulara yanıt olarak, Tanrı öyle tercih ettiği için evreni bu şekilde yarattı diyebilir. Evreni kimin veya neyin yarattığını sormak mantıklıdır, ancak yanıt Tanrı ise, Tanrı’yı kim yarattı diye sormak gerekecektir. Bu bakış açısına göre yaratıcıya ihtiyaç duymayan bir varlık söz konusudur ve bu varlık Tanrı’dır. Bu, Tanrı’nın varlığı ile ilgili ilk-neden tartışması olarak bilinir. Bize göre yine de bu soruları tümüyle bilimsel alan içinde, herhangi bir ilahi varlığa başvurmadan yanıtlamak mümkündür. Sf. 141, 142

    Alıntı; Büyük Tasarım – Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow, Ç; Selma Öğünç, (Doğan Kitap,  14. Baskı Nisan 2015 – Sf. 141, 142) kitabından birebir alınmıştır.

  • Einstein bir defasında asistanı Ernst Straus’a “Evreni yaratırken Tanrı’nın başka bir seçeneği var mıydı?” sorusunu sormuştu. 16. yüzyılın sonlarında Kepler, Tanrı’nın evreni bazı mükemmel matematik ilkelerine göre yarattığına inanmıştı. Newton, göklere uygulanan yasaların yeryüzünde de uygulandığını görmüş ve bu mükemmel yasaları ifade edebilmek için denklemler geliştirmişti; bu yasalar 18. yüzyıl bilimcileri arasında neredeyse dini bir coşku uyandırmış, bu yasaları Tanrı’nın bir matematikçi olduğunu göstermek amacıyla kullanmışlardır. Sf. 137

    Alıntı; Büyük Tasarım – Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow, Ç; Selma Öğünç, (Doğan Kitap,  14. Baskı Nisan 2015 – Sf. 137) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çinliler Hsia hanedanlığı sırasında (MÖ yak. 2205-1782) kozmik evrenin aniden değiştiğini anlatır. Gökyüzünde on güneş belirir. Yeryüzündeki insanlar aşırı sıcaklardan çok zarar görürler ve imparator ünlü bir okçuya bu güneşleri vurmasını emreder. Okçuya ödül olarak ölümsüzlük hapı verilir ama karısı hapı çalar. Bu suçu yüzünden kadın Ay’a sürgün edilir. Sf. 125

    Alıntı; Büyük Tasarım – Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow, Ç; Selma Öğünç, (Doğan Kitap,  14. Baskı Nisan 2015 – Sf. 125) kitabından birebir alınmıştır.

  • Önümüzde olası evrenlerden oluşan uçsuz bucaksız bir manzara var. Yine de, bir sonraki bölümde göreceğimiz gibi, içinde bizimki gibi yaşam olan evrenler çok nadir. Biz yaşamın olası olduğu bir evrende yaşıyoruz, ama evren azıcık farklı olsaydı bizim gibi canlılar var olamazdı. Böyle bir ince ayardan ne anlamalıyız? Yoksa bu evrenin iyiliksever bir yaratıcı tarafından tasarlandığına mı kanıt? Ya da bilim başka bir açıklama mı sunuyor bize? Sf. 121

    Alıntı; Büyük Tasarım – Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow, Ç; Selma Öğünç, (Doğan Kitap,  14. Baskı Nisan 2015 – Sf. 121) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yüzlerce yıl önce insanlar Dünya’nın eşsiz olduğuna, evrenin merkezinde durduğuna inanıyorlardı. Bugün galaksimizde yüzlerce milyar yıldız olduğunu, bunların büyük çoğunluğunun bir gezegen sistemine sahip olduğunu ve yüzlerce milyar galaksi olduğunu biliyoruz. Sf. 120

    Alıntı; Büyük Tasarım – Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow, Ç; Selma Öğünç, (Doğan Kitap,  14. Baskı Nisan 2015 – Sf. 120) kitabından birebir alınmıştır.