Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Bunun için, ister Japonya’yı bile içine alan üstü örtülü biçimiyle kapitalist modelde, ister daha dolaysız biçimiyle sosyalist modelde görüldüğü gibi olsun, kitlesel çapta bir zorlamaya başvurmak bir zorunluluk olarak görünüyor. Sorunun acıklı yanı, ister sosyalistlerin ister kapitalistlerin yönetimi altında olsun, çağdaşlaşmanın en ağır bedelini yoksulların ödemeleridir. Bu bedeli ödetmeyi haklı gösterebilecek tek şey, buna başvurulmazsa durumlarının daha da kötüleşeceği gerçeğidir. Durum böyle olunca, karşı karşıya kalınan ikilem gerçekten acımasızdır. Bu ikilemle yüzleşme sorumluluğunu taşıyanlara karşı derin bir sempati besleyebiliriz. Böyle bir ikilemin varlığını yadsımaksa, hem aydın sorumluluğuna sığmaz, hem de siyasal sorumsuzluğun dik âlâsıdır. Sf. 478

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 478) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nehru çok güçlü bir siyasal önderdi. Önünde çok büyük bir manevra alanının bulunduğunu yadsımak saçma olur. Böyle olmasına karşın, sorunların en önemlisinde izlediği politika laf ebeliğinden ve yan çizmekten başka bir şey olmadı. Bir şeyler yapmak yerine yapıyor görünmek yoluna gitti. Sf. 474

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 474) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devrimler, önemsiz bölgesel düşüncelerle değil, tüm insanlığa seslenen büyük ideallerle yapılır. Sf. 450

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 450) kitabından birebir alınmıştır.

  • İki din arasındaki düşmanlık, kuşkusuz, Hindistan’ın uzun tarihi boyunca zaman zaman şiddete başvurulan biçimler almıştı. Bunlar daha çok, Müslüman yöneticilerin Hindu uyruklarını, zor yoluyla İslamlığa geçirme çabalarının sonucu olarak görünür. Yirminci yüzyıldaki dinsel çatışmalara ve fanatikliğin niteliği farklıdır. Bu hareketler daha çok yirminci yüzyıla özgü olduğu bilinen “yerlicilik” (nativizm) olgusuna benzemektedir. Dünyanın birçok bölgesinde, yerleşik kültür, halkın bir bölümünü tehdit eden bir biçimde aşınmaya başladığında, kendini tehdit altında duyan halk, geleneksel yaşam biçimine artan bir tutkuyla sarılarak ve onu yücelterek tepki gösterir. Söz konusu yüceltmenin genellikle, tarihsel gerçeklikle ancak yüzeysel bir bağlantısı vardır. Sf. 449

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 449) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ayrıca kast, hiyerarşik boyun eğmeyi güçlendiren bir sistemdi. Bir insana gündelik yaşamın binlerce küçük olayıyla haddini bildirirseniz, sonunda haddini bilen biri olur çıkar. Sf. 448

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 448) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hint köylüleri arasında devrimci bir gizilgüç (potansiyel) vardır. İkinci olarak, insanı alçaltıcı maddi koşullar, tek başlarına bir ayaklanmayı başlatamaz, ona neden olamazlar; ama ayaklanma yönündeki genel gizilgüce katkıları olur, o başka. Sf. 447

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 447) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zenginliğin gerisi topluluğundur ve topluluğun iyiliği için kullanılması gerekir. Sf.439

    “Benim gerçek inancım odur ki” diye ekledi, “devlet, kapitalizmi şiddet yoluyla ortadan kaldırırsa, kendisi şiddet şeytanının eline düşecek ve şiddetin üstesinden gelme başarısını hiçbir zaman gösteremeyecektir.” Sf. 440

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 439, 440) kitabından birebir alınmıştır.

  • Programının iki ana teması, bağımsızlık (Svarac) amacı ve bazen “pasif direnme” olarak da adlandırılan şiddete başvurmaksızın işbirliğinden kaçınma (Satyagraha) yöntemi, okumuş Batılıların çok iyi bildikleri şeylerdir. Sf. 438

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 428) kitabından birebir alınmıştır.

  • İngilizlerin Hindistan’da endüstrinin gelişmesine karşı çıkmış oldukları da doğruluk payı olan bir saptamadır. Sf. 411

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 411) kitabından birebir alınmıştır.

  • Baharat ya da çivit satın almak isteyen birinin, onu akla yakın bir fiyatla alabilmesinin tek yolu, orada, malı fiyatların düştüğü hasat zamanında pazarlık yaparak alabilecek ve bir gemi gelinceye dek depolayacak bir adamını bırakmasıydı. İngilizler, bu tür nedenlerle kurdukları depo ve kalelerden, ülkenin daha içlerine uzanıp çivit, haşhaş, jüt satın aldılar ve bunların ticaretini yapabilmek için fiyatları denetlemeye başladılar. Yerel otoritelerin davranışları düzensiz ve nasıl olacağı önceden kestirilemeyen bir nitelikte olduğu için, gerçek iktidarın kimi öğelerini ele geçirme eğilimi de belirdi. Sf. 405

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 405) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her şeyi kast’ın yoluna koyduğu köyde gerçekten yapacağı bir şey olmadığından, hükümet, özellikle yağmacı bir kuruluş olarak görülmüş olmalı. Düzeni korumak için hükümete gerek yoktu. Sulama sistemlerinin bakımındaki rolü, Marx’ın izniyle, son derece önemsizdi. Sulama işleri de büyük ölçüde yerel olaylardı. Merkezi devlet konusunda Çin ile Hindistan arasındaki yapısal farklılık son derece çarpıcıdır. Sf. 401

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 401) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir Kuzey Hindistan atasözü, “bu dünyada üç kan emici vardır” diye başlar, “pire, tahtakurusu ve Brahman” diye sona erer. Sf. 397

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 397) kitabından birebir alınmıştır.

  • Son “Büyük Mogul” olan (1707’de ölen) Evrenzib’in bir mektubundan, gezgin Bernier’nin bulup sakladığı bir parçayı aktarır: “Bir Omrah (soylu) ya da zengin bir tacir, son nefesini verir vermez, hatta bazen yaşam kıvılcımı uçup gitmeden önce kasalarını mühürlemeyi, hane halkı hizmetçilerini ya da görevlilerini, tüm mülkü, hatta en küçük mücevhere dek, eksiksiz olarak açıklayana kadar hapiste tutmayı ve dövmeyi adet edinmiş bulunuyoruz. Bu uygulamanın yararlı yanlarının bulunduğuna kuşku yok; ama haksız ve acımasız olduğunu yadsıyabilir miyiz?” Sf. 384

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 384) kitabından birebir alınmıştır.

  • Servet biriktirmenin tehlikesi ve onu vasiyetle başkalarına geçirme yolunun önüne konan engeller, gösterişe yönelik harcamalara büyük bir hız kazandırdı. “Yığma” değil “savurma” zamanın egemen özelliğiydi. Hindistan’ı gezenleri bugün bile şaşırtan ve Mogul dönemi Hindistan’ını gören Avrupalı gezginlerde derin izler bırakan sefilliğin bağrından yükselen görkemin temelinde bu olgu yatsa gerek. İmparator’un görkemi, saray çevresinin kendisini izleyeceği örneği oluşturdu. Saray debdebesi, zenginlik kaynaklarının imparatorun adamlarının elinde birikmesi gibi istenmeyen bir sonucun engellenmesine yardımcı olan bir yöntemdi; bununla birlikte, ileride göreceğimiz gibi, yönetici açısından bazı bahtsız sonuçlar da doğurdu. Saraylılar, ahırları için evlerinin (belki mücevher dışında) herhangi bir giderinden fazla para harcadılar. Spor ve kumar başını aldı yürüdü. İnsan emeğinin bolluğu, varlığını çağımıza dek sürdüren bir geleneğe, çok sayıda hizmetçi beslemeye yol açtı. Sıradan bir filin dört bakıcısı vardı ve bu sayı, imparatorun kullanması için seçilen hayvanlarda yediye kadar çıkıyordu. Son imparatorlardan biri, kendisine armağan olarak İngiltere’den getirilen köpeklerden her birine dört bakıcı ayırmıştı. Sf. 382

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 382) kitabından birebir alınmıştır.

  • Batı’nın etkisi altına girmesinden önce Hindistan’ı ele geçiren bir dizi fatihin sonuncusu, Büyük Moğol önderi Cengiz Han’ın izleyicilerinden büyük bir kola verilen adla “Mogullar” idi. On altıncı yüzyılın başlarında, Mogulların ilk öncüleri Hindistan’ı istila etti. Mogullar erklerinin doruğuna Kraliçe I. Elizabeth ile aynı çağda yaşamış olan Ekber (1556-1605) yönetimi zamanında ulaştılar; daha sonraki yöneticiler de denetimleri altındaki toprakları genişlettiler. Açıklamalarımızı başlatabileceğimiz uygun bir tarih olan on altıncı yüzyılın sonunda, bu İslam hanedanı, Hindistan Yarımadası’nda, Bombay’ın biraz kuzeyinden geçirilecek doğu-batı yönündeki bir çizgiye dek yayılmıştı ve Hindistan topraklarının aslan payını elinde tutuyordu. Bu çizginin güneyinde kalan Hindu krallıkları bağımsızlıklarını korudular. Mogullar yönetimlerini Hindu koşullarına uyarladıklarından, Hindular ile aralarında, olsa olsa Mogul topraklarının daha iyi yönetilmesi dışında pek bir fark kalmadı.

    İyi bilinen bir betimlemeye göre, geleneksel Hindistan siyasal sisteminin temel özellikleri, ülkeyi yöneten bir egemen, tahtı destekleyen bir ordu ve her ikisinin giderlerini karşılayan bir köylülüktü. Hint toplumunun gerçeğe uygun bir biçimde kavranabilmesi için bu üçlüye bir de kast kavramının eklenmesi gerekir. Şimdilik kast sistemini, halkın, erkeklerin, din adamlığı, savaşçılık, zanaatçılık, çiftçilik gibi toplumsal işlevlerden birinde uzmanlaştığı kalıtsal ve endogam (içten evlenen) gruplar biçiminde örgütlenmesi olarak tanımlayabiliriz. Dinsel anlamda murdarlık (kirlenme) ile ilgili inançlar, toplumun, kuramda bu birinden ötekine geçilmesi olanaksız, hiyerarşik olarak sıralanmış kompartımanlara ayrılmışlığını sürdüren yaptırımı oluşturuyordu. Sf. 378, 379

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 378, 379) kitabından birebir alınmıştır.

  • “köylü susam gibidir; ne kadar sıkarsan o kadar fazla verir” Sf. 297

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 297) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir ayaklanmanın ciddi bir tehdit oluşturabilmesi için, hareketin hükümet denetiminden kurtarılmış, bağımsız bir toprak parçası üzerinde üslenmesi ve bu toprağın sürekli genişletilmesi gerekir. Böyle bir üssün ele geçirilmesi ise, bu topraklar üzerinde bulunan bütün köylerin, eski bağlılıklarını bırakıp tüm olarak saf değiştirmelerini gerektirir. Çin’de bu, içlerinde o yerde yaşayan gentry’nin de bulunduğu, bölgenin tanınmış kimselerinin köylülere daha iyi koşullar önermeleri yanı sıra, ayaklananlarla işbirliğine razı edilmeleri anlamına geldi. Sf. 267

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 267) kitabından birebir alınmıştır.

  • Durum, kısaca “mülkiyet yoksa aile de olmaz, din de olmaz” sözüyle dile getirilebilir mi? Böyle bir deyiş fazla ileri gitmek olur. Sf. 264

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 264) kitabından birebir alınmıştır.

  • Avrupa faşizmiyle olan benzerlikler daha çok Çang Kay-şek’in ya da onun öğreti ağırlıklı açıklamalarını kaleme alanların birbirinden farklı öğeleri bir araya getirme kalıbından ve birini ya da diğerini vurgulama eğilimlerinden kaynaklanmaktadır. Sf. 248

    1943’te Çang, Çinlilerin çoğunun, Sun Yat-sen’in derin felsefi önermesi olan “anlamak güçtür; yapmak kolaydır” sözünde yatan gerçek bilgeliği kavrayamadıklarını ve hâlâ “anlamak kolaydır, yapmak güçtür” diye düşündüklerini ileri sürdü. Sf. 248

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 248) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yerli komünistlerden ve Sovyetlerden alınan önemli bir destek sayesinde Komintang, Güney’deki üssünden başlayarak 1927 sonunda Çin’in büyük bir bölümünü denetimine geçirdi. O tarihe kadar başarısını daha çok köylüler ve işçiler arasındaki hoşnutsuzluk dalgalarını iyi kullanmasına ve bunları körüklemesine borçluydu. Sf. 237

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 237) kitabından birebir alınmıştır.