Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Aynı toplumsal tabaka içindeki çağdaşlaşma yanlılarıyla gelenekçileri bir arada tutan pek çok bağ vardı; bunlardan biri de, her iki kesimin de “aşağılık insanlar” olarak gördükleri alt tabakalar karşısında duydukları ortak korkuydu. Sf. 45

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.

  • …darbeyi önlemek için yapılan bütçe artışlarına rağmen ordu müdahale etti, tıpkı 1973’te Şilili Başkan Allende’ye yapıldığı gibi. Sivile çalışan denk derecelere kıyasla ordudaki daha büyük maaş artışları, sağlanan yan imkânlar ve ek donanımın satın alınmasına rağmen Ailende devrildi. Sf. 256

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 256) kitabından birebir alınmıştır.

  • Konsolide olmuş bir demokrasi olabilmek için bir ülkenin şunlara sahip olması şarttır:

    “bir devlet…işleyen bir devlet varsa, diğer beş bağlantılı ve karşılıklı güçlendirilmiş durumlar da mutlaka vardır veya demokrasinin konsolide olabilmesi için hazırlanmış olmalıdır. İlk olarak, özgür ve canlı sivil toplumun gelişimi için gerekli koşullar olmalıdır. İkincisi, nispeten özerk ve değerli siyasal toplum olmalıdır. Üçüncü olarak, hukukla bağlı kurallar olmalıdır… Dördüncüsü, kullanışlı bir devlet bürokrasisi olmalıdır… Beşincisi, kurumsallaşmış bir siyasal toplum olmalıdır,” Sf. 254

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 254) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ülkelerin, daha az demokratik hale geldiği ve demokratik rejimlerin askeri darbelerce iktidardan indirilip diktatörlüğe dönüldüğü pek çok örnek vardır.

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 252) kitabından birebir alınmıştır.

  • Demokrasiye götüren faktörlerle ilgili, “demokrasi bir kez oluşturulduğunda konsolide olur” geçerli varsayımı altında bazı temel öngörülerde bulunduk. Öyleyse demokratikleşme ne zaman ortaya çıkar? Önemli bir faktör de gruplararası eşitsizliği artırmak olabilir. Demokrasinin eşitsizliğin yeterince yüksek olduğu durumda ortaya çıktığını gösterdik ki bu durum hakkından mahrum edilenlerin iktidara kafa tutabilmesine yol açar, öte yandan eşitsizlik o kadar da yüksek değilse seçkinler baskı kullanmayı daha çekici bulurlar. Sf. 248

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 248) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1905 Haziranında, Potemkin zırhlısındaki denizciler, yemekte verilen çürük eti protesto ettiler. Karşılığında geminin kaptanı elebaşlarını vurulması emrini verdi. İdam mangası emri yerine getirmeyi reddetti ve mürettebata katılarak subayları denize attılar. Potemkin’deki isyan, ordu ve donanmanın diğer birimlerine yayıldı.

    Sanayi işçileri Rusya genelinde greve gittiler ve Ekim 1905’te demiryolu işçileri greve gitti, bu da Rusya’nın tamamında demiryolu ağını felç etti. Aynı ayın sonlarında Leon Troçki ve Menşevikler St. Petersburg Sovyeti’ni kurdular. Takip eden haftalar boyunca Rusya genelinde elliden fazla Sovyet kuruldu. Sf. 168

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 168) kitabından birebir alınmıştır.

  • Demokrasi dışı düzende siyasal gücü elinde bulunduranların karşı karşıya kalacağı en önemli baskı, siyasal güçten mahrum edilenlerin onu ele geçirmek için çaba gösterecek olmaları ya da siyaseti yönetenleri alaşağı edebilecek olmalarıdır. Sf. 146

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 146) kitabından birebir alınmıştır.

  • Genellikle, demokrasi dışı düzenlerde iktisat politikalarını şekillendiren iki özellik vardır: birincisi, iktidardaki grubun tercihleri ve ikincisi, bu grubun karşı karşıya kaldığı sınırlamalar. Her şey eşit iken, iktidardaki grup, seçkin, kendi faydasını maksimize edecek politikaları seçer. Bununla birlikte seçkinler, farklı sosyal grupların ya da grup içindeki diğer bireylerin onların yerini alması korkusuyla yaşarlar. Bu nedenle, demokrasi dışı düzenlerde önemli bir konu da hiçbir grubun rejimi devirecek kadar mutsuz olmamasının ya da iktidardaki grubun çıkarlarına zarar verebilecek siyasi ve ekonomik eylemlerin alınmasının önlenmesidir. Sf. 144

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 144) kitabından birebir alınmıştır.

  • Drake (1996) analizinde; emeğin, Arjantin, Brezilya, Uruguay, İspanya ve Portekiz diktatörlüklerindeki rolünü benzer biçimde tartışıyor, şöyle ki;

    diktatörlüklerin çoğu, sermaye ile ücretler arasındaki dağıtım mücadelesinden ortaya çıkmıştır... Diktatörlüklerin şafağında, işçi sınıfı militanlığı mülk sahiplerini korkutmaya başlamıştı, bu nedenle de liberal demokrasi terk edildi. Kârlarını, gücünü ve meşruiyetini kaybeden ekonominin seçkinleri askerlerce kurtarıldı… Bu sağ kanat, asker kökenli hükümetler, kapitalizmi halkçılıktan, sosyalizmden ya da komünizmden aşağı sınıflardan gelen talepleri bastırmak yoluyla korudular. Özel sektörü kamu sektörüne, zengini işçilere, sermaye birikimini yeniden dağıtıma, hiyerarşiyi eşitliğe tercih ettiler,” Sf. 95

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 95) kitabından birebir alınmıştır.

  • Schumpeter’in (1942) tanımını benimsemiştir, ona göre demokrasi

    … bireylerin, halkın oyunu alabilmek için gerçekleştirilen rekabetçi mücadele aracılığıyla karar alma gücü kazanmalarını sağlayan siyasal zemini hazırlayan kurumsal düzenlemedir, Sf. 71

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • Siyasal kurumlar ile demokratik konsolidasyon (pekişme) arasındaki bağa işaret eden bir başka örnek; başkanlık demokrasisi, parlamenter demokrasiye göre daha dengesiz olabilir iddiasıdır (Linz, 1978, 1994). Bu düşünce bizim çerçevemizde karşılık buluyor çünkü yasama, yürütme ve yargı ile lobicilik, seçkinlerin radikal politika önerilerini engellemesine olanak sağlayabilir, oysa doğrudan seçilmiş bir başkanın toplumda çoğunluğun taleplerini temsili daha muhtemeldir ve bu nedenle de daha popülist olmak durumundadır. Dolayısıyla başkanlık sistemleri seçkinlerin çıkarını daha fazla tehdit eder ve bu nedenle de daha fazla darbeye neden olur. Sf. 57

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devrimlerin doğası bu kitabın odak noktası olmasa da, devrimlerin oluş sıklığı açısından bu fikirlerde saklı ilginç anlamlar vardır. Örneğin, bu düşünceler neden devrimlerin çoğunun -örneğin, Rusya, Meksika, Çin, Vietnam, Bolivya ve Nikaragua- öncelikle tarım toplumlarında olduğunu açıklayabilir. Bizim önerimiz, bunun toprak sahibi seçkinlerin baskıyı tavize tercih etmelerinden kaynaklandığı yönündedir ve baskı başarısız olduğunda devrim onun yerini alır. Seçkinlerin yatırımlarını sermayeden yana yaptıkları kentleşmiş ve endüstrileşmiş toplumların çoğunda taviz tercih edilir ve devrimlerin görülme sıklığı azalır. Sf. 55

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.

  • Diktatoryal rejimler toplumsal muhalefet ile çökertilirler, demokrasiler ise benimsedikleri radikal, popülist ve sürdürülemez politikalar ile askeri darbeleri davet ettiklerinden çökerler. Sf. 28

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 28) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir diğer hassas soru ekonomik büyüme ve demokrasi arasındaki ilişkiyle ilgili olandır. Bu ilişkinin ilk bölümü, demokrasinin, Martin Seymour Lipset’in modernleşme hipotezinde ortaya koyulduğu şekliyle, ülkeler daha hızlı büyüdüğünde, ortaya çıkmasının daha muhtemel olup olmadığıdır. Hâlihazırda 2005’te biz bu hipotezi sorguladık ki o zamanlar inanılırlığı hayli yaygındı. Şimdi bu konsensüs çöktüğüne göre, hızlı büyüyen ülkelerin demokratikleşmelerinin daha muhtemel olmadığı kanısı genel kabul gördü. Daha eğitimli ülkelerin demokrasinin inşası ve korunması konusunda daha olasılıklı oldukları durumu da geçerliliğini yitirdi. Sf. 13

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu kitap, demokrasinin oluşumu ile konsolidasyonuna yönelik bir çerçeve geliştiriyor. Farklı sosyal gruplar, siyasal güç ve kaynakların paylaşım şeklinden dolayı, farklı siyasal kurumları tercih ediyor. Bu nedenle, demokrasi vatandaşların çoğunluğunun tercihi iken seçkinlerin karşı olduğu bir yönetim biçimidir. Vatandaşlar, toplumsal huzursuzluk ve devrim ile tehdit edebildiğinde, diktatörlük kalıcı değildir. Buna karşılık baskının maliyeti yüksek ve imtiyazlar ile ilgili verilen sözler inandırıcı değilse, seçkinler demokrasinin oluşturulmasına mecbur kalabilirler. Demokratikleşme ile seçkinler, toplumsal istikrarı sağlayarak, güvenilir bir biçimde siyasal gücü vatandaşlara aktarabilirler. Demokrasi, seçkinlerin onu alaşağı etmek yönünde güçlü teşvik yoksa konsolide olabilir. Bu süreçler (1) sivil toplumun gücü (2) siyasal kurumların yapıları, (3) siyasi ve ekonomik krizlerin doğası, (4) ekonomik eşitsizliğin düzeyi, (5) ekonominin yapısı ve (6) küreselleşmenin biçimi ve kapsamına bağlıdır. Sf. 1

    Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,  1. Basım Kasım 2016 – Sf. 1) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fethullahçılar, cemaate ait en az 25 milyar dolarlık mal varlığı, milyarlarca dolarlık ciro, yüz milyonlarca dolarlık himmet geliri ile hemen herkesi ve her şeyi satın alabilecek dev bir organizasyona dönüşmüştür. Sf. 284

    Alıntı; Köstebek – Necip Hablemitoğlu, (Pozitif Yayınları,  Nisan 2008 – Sf. 284) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnanıyorum ki, Devletin istihbarat birimlerine sızmış, kadrolaşmış fethullahçı unsurların temizlenmesi, kesinlikle zor değildir. Bunun için önce, Ulusal Güvenlik Konseptinde değişiklik yapılması ve dış istihbarat servisleriyle ilişkileri çerçevesinde, Fethullahçıların kontr-espiyonaj kapsamına dahil edilmesi gerekmektedir. Ardından da, siyasal erkin tam desteğini arkasına alan bir planlı istihbarat operasyonu gerçekleştirmek yeterlidir. Sf. 282

    Alıntı; Köstebek – Necip Hablemitoğlu, (Pozitif Yayınları,  Nisan 2008 – Sf. 282) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu durumdan hoşnut olmayan, hocaefendinin (!) bir an önce Türkiye’ye getirilmesinin sağlanması için radikal mücadele başlatılmasından yana olanlar da var ki bunların esas ağırlığını fethullahçı istihbaratçılar oluşturuyor. Bu grubun mücadelede silaha ve teröre bulaşma ya da taşeron kullanma riski her zaman için söz konusu. Bunların yapacakları bir hata, verecekleri bir açık, zaten takiyye ile idare edilen cemaatin sonu olacak ve saadet zinciri kendiliğinden parçalanacaktır. Paranın girdiği yerden idealin, hem de uğruna can verilecek idealin çıktığı varsayımı dikkate alındığında, Cumhuriyetimizin gelmiş geçmiş en tehlikeli şeriatçı yapılanmasının dağıtılmasının hiç de zor olmadığına kanaat getirdim. Yeter ki, siyasal erk bunu samimiyetle istesin, geçmişte olduğu gibi istiyor görünmesin… Sf. 281

    Alıntı; Köstebek – Necip Hablemitoğlu, (Pozitif Yayınları,  Nisan 2008 – Sf. 281) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’deki cemaati yönetip yönlendirenlerin, Fethullah Gülen’in Türkiye’ye dönmesinden büyük zarar görecek olmaları nedeniyle, cemaate -sınırlı zarar verme riskini göze alarak “hasım”larının geri dönmeyi önleyecek çalışmalarına el altından, her türlü lojistik destek vermeye hazır olduklarını gözlemledim. Fethullahçılar arasında, hocaefendinin (!) nasılsa bir daha Türkiye’ye dönemez varsayımından hareketle başlatılan varislik çekişmesinde, dolayısıyla sessiz post kavgasında, hocaefendinin (!) söylemlerinin, yazdıklarının ya da Risale-i Nur içeriklerinin değil, herhangi bir örgütte görülebilecek her türlü ihtirasın, ihanetin, kandırmanın, sömürmenin ve adam harcamanın burada da geçerli olduğunu; mistisizmin yerini çoktan vahşi kapitalizmin katı kurallarına terk ettiğini keyifle izledim. Sf. 280, 281

    Alıntı; Köstebek – Necip Hablemitoğlu, (Pozitif Yayınları,  Nisan 2008 – Sf. 280, 281) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, yardımcısı Osman Ak ve gizli çalışmayı yürüten diğer görevliler 8 Haziranda görevden alındı. Rastlantıya bakın, Fethullah Gülene devlet tarafından verilen koruma görevlisi Başkomiserin Amerika’daki görev süresi de 12 Haziranda bir ay uzatıldı. Bakıyorsunuz bir yandan Fethullah Gülen grubu ile ilgili çok gizli çalışmalar yürütülüyor, araştırmalar yapılıyor, bir yandan da devletin Amerika’da bile Fethullah Gülen’i koruduğu ortaya çıkıyor.

    Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral ve ekibini ‘yok etmek’ için ciddi bir planın uygulamaya konulduğu ortaya çıkıyor. Emniyet örgütüne de açık açık ‘Fethullah Hoca’ya uzanan eller kırılır’ mesajı veriliyor olsa gerek. Sf. 275

    Alıntı; Köstebek – Necip Hablemitoğlu, (Pozitif Yayınları,  Nisan 2008 – Sf. 275) kitabından birebir alınmıştır.