Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Amerika’da okudum ve yaşadım, ama hep tiksindim. … ben Amerikan halkını da pek sevemiyorum. Ortalama Amerikalı bana kuş beyinli ve pek ilkel geliyor.   Benim yaşantımda Amerikan karşıtlığı temeldir.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 218) kitabından birebir alınmıştır.

  • ..En ağır nitelemelerden birisini, Trotskiy, bir mektubunda Lenin’i “Rusya işçi sınıfındaki geriliğin profesyonel istismarcısı” olarak niteliyor.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 105) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir; Misakı Milli Türkiye’de bitmiştir.  

    İki; Demokrasi bitmiştir. % 26 ile hükûmet kurma hesaplarının yapıldığı bir Türkiye’de, milletvekillerinin nerede ise tombala kurallarıyla belli olduğu bir ülkede, demokrasiden bahsedilemez.  

    Üç; CHP bitmiştir. Bir acizler topluluğudur.   

    Dört; Partiler bitmiştir.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 199) kitabından birebir alınmıştır.

  • Korkak ile cimri arasında yakın bağ kuruyorum. Özel mülkiyetin başlangıcında korkaklık görüyorum. Cimrilik, korkudan gelen bir mülkiyet tutkusudur. Ben de korkak olmayan bir tek cimri insan görmedim. Ben daha cesur insanlar arasında bir tek cimriye rastlamadım.   

    Yalancı, güven duymayan adamdır.

    Güvensizlik doğru söylememenin motorudur. Güçsüz ise haindir. …Güçlü güçsüzleşince hain oluyor.  

    Yenmeyen, başaramayan ne kadar bilgili olursa olsun kendisine güven duyamaz. 

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 196, 197) kitabından birebir alınmıştır.

  • Reddetmeyen, gelişemez.   

    Bizler Avrupalı gibi giyinmekle doğru mu yaptık? Bu soruyu soruyorum.    Burada yaşayan Türk ve Kürt kardeşlerime sesleniyorum; giysilerinizi değiştirmeyin. Puşilerinizi, şalvarlarınızı çıkarmayın, stilize edin. Güzelleştirin. Ancak öz biçimini korumaktan çekinmeyin.   Bu benim yeni görüşümdür.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 192) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yargının hassaslaşmak özgürlüğü yoktur. Hassaslaşmak ölçüyü kaçırmak olarak gerçekleşiyor. Yargı hep ölçü içinde olmak zorundadır.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 184) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kürtçe Hint – Avrupa dil gurubuna giriyor. Farsça, Arapça vb. birçok dil de bu guruba giriyor. Dolayısıyla bir kelimenin Kürtçe mi, Farsça mı ya da Arapça mı olduğunu rahatlıkla söyleyemiyoruz.  

     Arapça, Farsça, Ermenice vb. dillerde Kürtçe kelimeler olduğu gibi, Kürtçeye de bu dillerden geçmiş kelimeler vardır.   1856 – 1860 yıllarında Ermeniler Kürtçe alfabeyi yazmıştır. 

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 178, 179) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ordixan Celil, Leningrad Üniversitesinde Kürt Akademisi Başkanıdır. Kürdoloji bölümü 28. Şubat 1950 yılında kuruldu. Kürt dili ve edebiyatı üzerine çalışıyor.   

    Ordixan; .. Ermenistan’da birçok Kürtçe eser yayımlıyorlar. Kürtçe kitapların basımı 1936 – 1937 yıllarına, Stalin dönemindeki Kürt dili ve edebiyatı üzerindeki çalışmaların durdurulmasına kadar sürer. Bu .. Sovyetlerdeki diğer küçük azınlıklara karşı da uygulandı. ..1940 yılında Latin harfleri Kiril harflerine dönüştürüldü. Ermenilerin ve Gürcülerin harfleri olduğu gibi kaldı.  1 Ocak 1955 yılında Erivan’da Kürt Radyosunun çalışmaları ve yayını başladı.”  

    Cemile Celil; “Ben 23 yıldır müzisyen olarak Erivan radyosunda Kürtçe yayınlar bölümünde çalışıyorum. Kürt halk türkülerini derlediğim zaman büyük anketör Margarit Birotçyan da yardımcı oldu.” 

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 174) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sanık olmak, özgürlük alanını genişletmenin yollarından birisidir. Berat etmek, alanı genişletmek anlamına geliyor. 

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 160) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsan, mücadele eden yaratıktır. Mücadele etmeyene sürü deniyor. 

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 153) kitabından birebir alınmıştır.

  • 27 Mayısta ilk açıklanan listede Dışişleri Bakanı Amiral Fahri Korutürk olarak gösteriliyor ve Korutürk o zamanlar Amerika’ca pek tanınmıyordu. Altı saat içinde ilan edilen liste değişti ve bir Amerikan uşağı olarak kendisini kanıtlamış olan Selim Sarper bakan yapıldı.

    12 Mart, Dışişleri Bakanı’nı NATO’dan getirdi ve 12 Eylül de henüz başbakan belli değil iken, zamanında Sovyet Devlet Başkanı Podgorniy’in “Amerikan casusu” diye bağırdığı İlker Türkmen’in Dışişleri Bakanlığı ilan edildi.    Devri demokraside Amerikancı olmayan tek dışişleri bakanı Mesut Yılmaz olarak gözüküyor ancak, ne yazık, Türkiyeci değil Almancıdır.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 146, 147) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nazım Hikmet’in bir nitelemesi var; çok beğeniyorum. Bir cehaleti anlatmak için, bazen “bir profesör kadar cahil” diyor. Bundan böyle “Tansu kadar cahil” deneceğini sanıyorum.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu düzen, Türk gericiliğinin düzenidir; hiçbir bağlılık taşımıyorum. Yıkılacaktır; bir an önce yıkılması için çalışıyorum.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 142) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilim, en küçük ile en büyüğü birlikte düşünebilmektir. Limit ve türevi matematiğe hediye eden Liebnitz ile birlikte Newton oluyor. Newton’un bilimi, düşünülebilecek en küçük ile kozmostaki cisimlerin hareketi türünden düşünülemeyecek kadar en büyüğü bir arada almaya dayanıyor. Marks’ta böyleydi; fabrika teknolojisindeki minimal değişmelerle, insanlığın tarihsel gelişmesi Marks’ta, bir arada yer alıyor. 

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 141) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sultan Yavuz Selim ile Kürt feodallerinin Çaldıran’dan önce yaptıkları anlaşma; .. Osmanlı üst egemenliğini kabul ediyorlar ve bunun karşılığında, feodal iktidarlarını kabul ettiriyorlar. Vergi vermiyorlar ve asker göndermiyorlar.  

    Mahmut, Hamit (İkinci Abdülhamit), Mustafa Kemal bu düzeni değiştirmeye çalışıyor. 

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 120) kitabından birebir alınmıştır.

  • Politika güç yaratmak ve şiddete egemen olmaktır. Gerisi ihanettir.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 112) kitabından birebir alınmıştır.

  • En çok tekrarladığım teorem, insan aklının yanılmaya çok yakın olduğudur.

    .. İnsan aklı en çok kendisine karşı tarafsız olamıyor. 

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 111) kitabından birebir alınmıştır.

  • İdeolojisiz toplum yönetilemiyor.  Fetiş, ilkelin ideolojisidir.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 110) kitabından birebir alınmıştır.

  • … eğer tampon ön Kafkasya’da bugünkü Azeri, Ermeni, Gürcü devletlerinin federasyonunda realize edilebilseydi, Türkiye’nin sınırı çok daha başka ve oldukça daha küçük olabilecekti.    

    Bağımsız Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’ın bolşevize edilmeleriyle, Sakarya Zaferi eş tarihlidir; Artık tampon Türkiye Cumhuriyeti, Kürdistan’ı ve İzmir’i içine alabilecek bir biçimde genişletebiliyordu. 

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 110) kitabından birebir alınmıştır.

  • Apo Kürt insanını değiştirmek için Kürt alanında bir iç savaşı kaçınılmaz görüyor.  Savaşlar yol açıcıdır ve tarihi hızlandırıyorlar. Hızlanma ayrışma ve bütünleşmedir. Nükleer enerji, çekirdeğin parçalanmasından doğar. Bölünme şiddettir. 

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 108) kitabından birebir alınmıştır.